Anahtar kelimeler: Yıllarca Murise Kardeş Zemin Babası Geriye İntikal Bakırköy İli Bölüm

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 16. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının kardeş olduğunu, tarafların babası ... .......... █████/2019 tarihinde öldüğünü, geriye mirasçıları olarak davacı ve davalının kaldığını, murise ait taşınmazların mirasçılara intikal ettiğini, intikal eden taşınmazlardan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 00... parsel, zemin kat, 33 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın yıllarca davalı tarafından bedelsiz olarak kullanıldığını ve davacıya herhangi bir kira ödemediğini, taşınmazın miras yolu intikali sonrasında da söz konusu taşınmazdan sadece davalı tarafın faydalandığını, taraflar arasında miras ile intikal eden taşınmazlar yönünden ortaklığın giderilmesi talebi ile Bakırköy 6. SHM'nin █████████ esas sayılı dosyası ile izalei şüyu davası açıldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, dava konusu taşınmaza davalı tarafından gerçekleştirilen el atmanın önlenmesine, şimdilik 49.000-TL ecrimisil bedelinin ilişkin olduğu ayın sonundan itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kötüniyetli olarak davayı açtığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazda haksız işgalde bulunmadığını, taşınmazda aile işletmesini devam ettirdiğini, davalının babasının ölümünden itibaren her ay için muhtemel kira bedelinin yarısını davacıya ödemeyi teklif ettiğini ancak davacının bu ödemeleri reddettiğini, bunun üzerine murisin ölümünden günümüze kadar olan tüm kira bedellerinin PTT aracılığı ile davacıya bizzat teslim edilmek üzere gönderildiğini, davacı tarafından alınmayan bedellerin PTT kasasında muhafaza edildiğini, davacının haksız işgal tazminatı istemesinin yasal şartlarının işbu davada bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili, dava konusu taşınmazın davacıya babasından miras yolu ile intikal ettiğini, davalının rıza dışında dava konusu taşınmazı kullandığını belirtmiş ve davalı ise cevap dilekçesi ile taşınmazdaki kullanımın muris ile sağlığında yapılan kira sözleşmesine dayalı olduğunu savunmuş olmakla, dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelerden görüldüğü üzere muris ile davalı arasındaki uzun süreli kira sözleşmesinin davacı tarafın bilgisinde olduğu, davalının dava konusu taşınmazı kira sözleşmesine istinaden kullandığı, kiraya verenin ölümü halinde kira sözleşmesi sona ermeyip, mirasçıların kendiliğinden sözleşmenin tarafı haline geleceği, bu itibarla, davalı ile muris arasındaki kira sözleşmesinin murisin ölümünün ardından mirasçıları ile devam edeceği (aynı yönde bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/6 55... /1085 Karar sayılı ilâmı) ve dosya içerisinde sözleşmenin başka şekilde yasal olarak sona erdirildiğine ilişkin delil de bulunmadığı belirtilerek haksız işgal halinin ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın murise kira bedeli ödemediğini, kira bedeli olduğunu savunduğu bedelin sembolik bedeller olduğunu, tanık beyanlarıyla davanın ispatlandığı ileri sürülerek kararın bozulması talep edilmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190. maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."6100 sayılı HMK'nın 189. maddesinin üçüncü fıkrası "...Kanun'un belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz..." hükmünü amirdir. Aynı Kanun'un 200 üncü maddesinin birinci fıkrası "...senetle ispat..." ve aynı maddenin ikinci fıkrasında da “...senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği...” hususları düzenlenmektedir. Yine, aynı Kanun'un 201 inci maddesinde de; "...Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibin beşyüz liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz...." denilmekte; 203. maddesinde de; "...senetle ispat zorunluluğunun istisnaları..." düzenlenmiş ve hangi hallerde tanık dinlenebileceği belirtilmiştirDava konusu yerin davalı tarafından kullanıldığı noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasında kira sözleşmesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Geçerli bir sözleşmenin varlığı halinde buna değer verileceği ve davalının taşınmazı tasarrufunun haksızlığından söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.Özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla, gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni ( üstü kapalı ) olarak da vücuda getirilebilir. Yeter ki taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim bu kural l8.03.l942 tarihli ve 37/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır.Ne var ki; kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibarıyla bir hukuki işlem (muamele) dir.HMK'nın 200. maddesine göre hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu düzenlemeye göre, bu miktarın üzerindeki sözleşmeler hakkında tanık dinlenmesine olanak yoktur. Kira sözleşmesinin varlığı, ancak yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir.Somut olayda, davacı, davalı ile kardeş olduklarını, davaya konu dükkanın muris babalarından kaldığını ve davalının tek başına haksız işgalci olarak taşınmazı kullandığını iddia etmiş, davalı ise ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğü savunmasında, muris babası ile arasında davaya konu taşınmaz için kira sözleşmesi bulunduğunu, murisin ölümü sonrası kira bedelinin davacıya ödenmek istendiği halde davacının ödemeleri kabul etmediğini belirtmiştir.Bu durumda, kira sözleşmesinin varlığını ispat yükü davalı tarafa düşmektedir. Ancak davalı taraf, muris babası ile arasında kira ilişkisi olduğunu, dosya kapsamında toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları gözetildiğinde yöntemine uygun şekilde ispatlayamamıştır. Bu durumda, davacının payına vaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepleri hakkında değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen karar doğru görülmemiştir.VI KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YYapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.