Anahtar kelimeler: Bam Sakarya İşçilik İzmir Giderilmesi Altına Takip Adliye Giderilmesini Bölge

(BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR)I. BAŞVURUBaşvurucu ... vekili dilekçesinde; Sakarya BAM 3. Hukuk Dairesinin 09.04.2025 gün, ████████ E.-████████ K., İzmir BAM 5. Hukuk Dairesinin 02.02.2018 gün, ████████ E.-████████ K. sayılı ve Sakarya BAM 3. Hukuk Dairesinin 13.05.2022 gün, █████████ E.-████████ K. sayılı karar arasındaki uyuşmazlığın 5235 Sayılı Kanunun 35/3. maddesi gereğince uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.II. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLARA. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 09.04.2025 Tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar Sayılı KararıDavacının alacağının Sakarya 1. İş Mahkemesinin 30.10.2020 tarihli ████████-████████ E.K. sayılı dosyasında hüküm altına alınan işçilik alacağına dayandığı, alacağın tahsili için .... İcra Dairesinin █████████ E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, iptali istenen tasarrufun 10.09.2019 tarihli olup borcun doğum tarihinden sonra yapıldığı, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu, davalının aciz halinde bulunduğu, davanın 5 yıllık süresi içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından devir tarihi itibariyle belirlenen rayiç bedeli arasında misli fark bulunmadığı, davalılar arasında gerçekleştirilen taşınmaz devrine ilişkin tasarruf işleminin gerçek bir devir olduğu, davacıyı zarara uğratmak ve alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile yapılan bir devir olmadığı, davacı tarafın muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı da gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 02.02.2018 Tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar Sayılı KararıBirleşen 2 dava yönünden bazı tasarrufların borçtan önce yapıldığı, senedin düzenlenme sebeplerinin de araştırılmadığı anlaşılmıştır.devredilen taşınmazın rayiç bedeli ile tapudaki satış bedeli arasında misli fark bulunması ve her şeyden önce bu devir ticari bir ilişkiye dayanan devir olduğundan borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması tasarrufun iptaline esas oluşturmaktadır...İİK'nın m.280'de mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler borçlunun içinde bulunduğu mali durumunu ve zarar vermek kastını işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hükme bağlanmıştır. Burada kesin ispatın aranmadığı, bilecek durumda olduğunu gösteren emarelerin bulunmasının yeterli olduğu açıktır. Bu durumda davalı borçlular arasındaki ticari ilişki ve aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle de davalı ... Şirketinin, borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerdendir. Mahkemece de davalı borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle İİK'nın m. 280/1 gereğince karar verilmiştir" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak istinaf başvurusunun kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 13.05.2022 Tarihli ve █████████ Esas, 2022/ 770 Karar Sayılı KararıKocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2021 tarih ve ███████-████████ E.K. sayılı kararının yapılan istinaf incelemesi neticesinde; ''...Dava, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın m. 278/3-2 uyarınca akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama hükmünde olup iptale tabidir. Yargıtay uygulaması gereği malın değeri ile satış bedeli arasında mislini aşan fark bulunması anılan madde kapsamında değerlendirilmektedir. Ayrıca tapudaki satış bedelinin gerçeği yansıtmadığı ve bunun dışında ayrıca ödeme yapıldığının aynı kuvvette deliller ile kanıtlanması gerekir. Bu konuda dinlenen tanıkların ifadelerine değer verilemeyeceği de Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 02.06.1998 tarih, █████████-2344 E.K.) Somut uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazlardaki payların satış tarihi itibariyle toplam değeri bilirkişi raporu ile 97.066,66 TL olarak tespit edilmiştir. Tapudaki satış belgelerine göre ise payların toplam satış değeri 10.000,00 TL olup miktarlar arasında mislini aşan fark bulunmaktadır. Haricen ödeme yapıldığı iddiası ise aynı kuvvetteki belgeler ile kanıtlanamamıştır. Satış bedelleri ile taşınmazların değeri arasındaki mislini aşan farkın tasarrufun iptali sonucu doğurmayacağı yönündeki mahkeme kararının gerekçesi hukuka aykırıdır." gerekçesiyle "İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın m.353/1-b-2 uyarınca kaldırılmasına, Davanın Kabulü İle, davaya konu tasarrufların iptaline, davacıya takip dosyasındaki alacak ve ferilerinin tahsili bakımından anılan taşınmazlar üzerinden haciz ve satış yetkisi tanınmasına..." denilmek suretiyle kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır.III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARISomut olay değerlendirildiğinde; incelenen kararlardan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 02.02.2018 tarihli, ████████-████████ E.K. sayılı kararı 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca verilmiş bir kaldırma kararı olup, anılan madde uyarınca verilen kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesince farklı bir karar verilmesi mümkün olduğundan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin ████████-████████ E.K. sayılı kararının 5235 sayılı Kanunun m. 35/3. fıkrası kapsamındadeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 09.04.2025 tarihli, ████████-████████ E.K. sayılı kararı ile 13.05.2022 tarihli, █████████-████████ E.K. sayılı kararı ise aynı Bölge Adliye Mahkemesi'nin aynı dairesinin kararları olduğundan 5235 sayılı Kanunun m.35/3. fıkrası kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın giderilmesi sayılı yazıları ve eklerinin karar ekinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oy birliğiyle karar verilmiştir.IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇEBölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir.5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan düzenlemeye göre; “Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek” Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu ve Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinin ikinci fıkrası ise şu şekildedir: "...(Değişik fıkra: █████/2017–KHK-██████ md.; Aynen kabul:1/2/2018-███████md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir...”Adli yargı alanındaki içtihatların birleştirilmesi görevi, esas olarak Yargıtay'ın kararları aracılığıyla yerine getirilir. Çünkü, Yargıtay'ın asli görevi, bir kuralın anlamı konusunda ülke genelinde yorum birliği ve içtihat birliğini sağlamaktır(..., ..., "İçtihat Uyuşmazlığı Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali", Çalışma ve Toplum, C.3, S.78, 2023, s.1999).5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Yargıtay'a verilen görevlerden birisi de bölge adliye mahkemelerinin kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkindir. Söz konusu Kanun hükmüne göre, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi başkanlar kurulunca, Yargıtayın ilgili hukuk dairesinden bu konuda bir karar verilmesi istenir.Bilindiği gibi Kanun'un 35. maddesinin ilk şeklinde, Yargıtay Birinci Başkanlığından uyuşmazlığın giderilmesi hakkında bir karar verilmesinin isteneceği öngörülmüşken, 20.11.2017 tarihli 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (aynen kabul:01.02.2018-███████) 92. maddesi ile yapılan değişiklikle birlikte uyuşmazlığın giderilmesine yönelik istemlerin hukuk davalarında ilgili hukuk dairesine iletileceği hükme bağlanmıştır. Böylece, bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulunca uyuşmazlığın giderilmesine yönelik taleplerin Yargıtay Birinci Başkanlığı yerine ilgili hukuk dairesine iletilmesi kural hâline gelmiştir.Sonuç olarak yukarıda yer verilen yasal düzenlemeye göre hukuk davalarında bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulunun uyuşmazlığın giderilmesi talepleri bakımından karar verme yetkisi, Yargıtayın ilgili hukuk dairesine ait olup bu yetkinin kapsamı, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk veya Ceza Dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar ya da bu mahkeme ile başka bir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk veya veya Ceza Dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar ile sınırlıdır.Kanun koyucu, 2797 sayılı Kanun'dan farklı olarak 5235 sayılı Kanun'da, aynı Bölge Adliye Mahkemesinin aynı dairesinin farklı yöndeki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi yönünde bir seçeneğe yer vermemiştir. Kanunun açık hükmü karşısında, aynı Bölge adliye Mahkemesinin aynı dairesinin farklı yöndeki kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesince giderilmesi mümkün değildir.Başvurucunun talebine konu kararlar bu çerçevede incelendiğinde, diğer daire kararları ile arasında uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 02.02.2018 Tarihli ve ████████ E.-████████ Karar sayılı kararının, İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair bir karar olduğu, dolayısıyla yargılamanın henüz derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu kararın, esasa ya da usule ilişkin nihai ve kesin nitelikteki bir karar olarak kabulü mümkün değildir. Açıklanan sebeple İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 02.02.2018 tarihli kararı ile başvuru konusu diğer kararlar arasında uyuşmazlığın giderilmesi mümkün değildir.Başvurucunun dilekçesinde belirtmiş olduğu Bölge Adliye Mahkemesi Daireleri kararları arasında 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.V. KARAR1.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 22.05.2025 tarihli ve 2025/5 Karar sayılı kararına istinaden iletilen mevcut talep yönünden Uyuşmazlığın Giderilmesine Yer Olmadığına,2.Dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.