Anahtar kelimeler: Konusuticari Özetidavacı Unvanıyla Unvanın Anonim Ardından Kurulduğunu Dönüştürülerek Anadolu Yapılıp

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
:███████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
:Ticari Unvanın Korunması
Taraflar arasındaki ticari unvanın korunması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin █████/2012 tarihinde ilk olarak “... ... ve Ticaret ... Şirketi” unvanıyla kurulduğunu, ardından █████/2018 tarihinde tür değişikliği yapılıp Anonim Şirket'e dönüştürülerek faaliyetlerine "... ... Anonim Şirketi" olarak aynı şekilde devam ettirildiğini ve halen bu ticari unvanla ticari hayatına devam ettiğini, müvekkili şirket ile aynı faaliyette bulunan davalı şirketin ise “... ... ... Şirketi” ticaret unvanı altında █████/2018 tarihinde tescil edildiğini, bu unvanın ticari dürüstlüğe aykırı ve müvekkili şirkete ait bulunan ticaret unvanıyla karışıklığa neden olacak şekilde kullanıldığını, ayrıca müvekkili şirkete ait olan “... ... Anonim Şirketi” adlı ticaret unvanındaki kılavuz sözcük olan “...” ibaresini aynı zamanda “https://....com.tr” adlı alan adında da kullanmakta olduğunu, davalı tarafa ait internet alan adının ise ... olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirketin ticaret unvanındaki “...” ibaresiyle neredeyse aynı olan “...” ibaresini ... adlı alan adında da kullanmak suretiyle de ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullanmakta olduğunu, bu hususta davalı şirkete Ankara .. Noterliğinden ... yevmiye nolu █████/2021 tarihli ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnamenin muhataba █████/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 45 günden fazla süre geçmesine rağmen davalı şirket tarafından ihlali ortadan kaldırmaya yönelik herhangi bir işlem yapılmadığını, davalı şirketin haksız olan bu eylemlerinin TTK'daki haksız rekabet fiilini oluşturduğunu iddia ederek davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin unvanından çıkarılmasına ve bu ibarenin ticaret sicilinden terkini ile bu şekilde gerçekleştirilecek unvan değişikliğinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesine, bu ibarenin ya da buna benzer şekilde karışıklığa neden olabilecek ibarelerin, davalı şirket ticaret unvanında bundan sonra kullanılmasının yasaklanmasına, davalı tarafa ait ... adlı internet alan adına erişimin engellenmesi ile bu alan adının iptaline ya da bu alan adından “...” ibaresinin çıkarılmasına, tecavüzün sonucu olan maddi durumun davalı şirketçe ortadan kaldırılmasına, üzerinde bu şekilde “...” ibaresinin de yer aldığı ticaret unvanının yazılı olduğu her türlü evrak, ticari doküman veya reklam ve sair amaçlı belge ve ürünlerin imha edilmesina, web sayfalarından kaldırılmasına ve bu kullanımlarının sonlandırılmasına, web sayfalarında buna uygun değişikliklerin yapılmasına ve talep konusu edilen hususların da ülke genelinde yayınlanan gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi olduğunu, öncelikle dosyada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, Müvekkili şirketin ticaret unvanın "..." değil "..." olduğunu, unvanın şirketin kurucusu olan "..."nin soyismi sebebiyle "..." şeklinde oluşturulduğunu, "..." markası, henüz logo oluşum aşamasında olduğu için 22.05.2018 tarihinde unvandaki yazı kısmının tescili için Türk Patent Kurumuna başvurulduğunu ve 24.10.2018 tarihinde marka olarak tescil edildiğini, şirketin logosu tasarlandıktan sonra tekrardan hem yazı hem de logo tasarımını kapsayacak şekilde █████/2018 tarihinde ... başvuru numarası ile Türk Patent Kurumu tarafından █████/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 10 yıl süreyle tescil edildiğini, unvanda "..." harfi kelimenin ortasında yer almasına rağmen büyük yazılarak "..." soyadına dikkat çekilmek istendiğini, ayrıca marka tescilinde de "..." kısmının yeşil, "..." kısmı da lacivert renkte tescil edildiğini, ilana çıkan marka ismi ve logosu için 2 aylık sürelerde dava açma ve delillerini ileri sürme hakkı bulunan davacının bu süreleri geçirdikten sonra dava açtığını, sadece İstanbul'da dahi "..." sözcüğü ile başlayan elliyi aşkın ticari müessese bulunurken unvan karışıklığı iddiasınun hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı tarafın marka tescili yaptırdıklarını da iddia ve ispat edemediğini, Marka tescili yapılmamışsa unvan konulu işbu davada "marka" izlenimi yaratılarak 6769 sayılı SMK 26. Maddede bulunan 5 yıllık hak kaybı süresinden faydalanma imkanının bulunmadığını, davacı şirketin unvanında "..." ibaresi yer alan diğer şirketlere dava açmamış ve sadece müvekkile dava açmış olmasının ticari itibarı zedelemek amaçlı, TMK 2. Maddeye uygun olmayan bir tutum olduğunu, davacının davayı müvekkili şirketin kuruluş yılından 4 yıl sonra açmış olmasının da iddiaları ile örtüşmediğini, uzun süreli sessiz kalma nedeniyle hak kaybı oluştuğunu, davacı tarafın benzer ürünler üzerinde faaliyet gösterildiğini iddia ettiğini, bu durumda kendilerinin ne tür ürünler üzerinde çalıştıklarını ve müvekkili şirketin üzerinde çalıştığı hangi ürünlerde, hangi emtia gruplarında çakışma olduğunu ispat etmek durumunda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davacı tarafın ticaret unvanınında "..." ibaresi, davalı tarafın ticaret unvanında "..." ibaresinin yer aldığı, unvanların birbirlerine benzediği, ancak tam olarak aynı olmadığı, unvanların sonraki kısımlarının ise oldukça farklı olduğu ve ilk bakışta farklılığın göze çarptığının anlaşıldığı, davacının unvanındaki ortak ek olan "..." kelimesinden sonra ''.... A.Ş.' ibareleri bulunduğu halde davalının unvanındaki ortak kelime “...” ibaresinden sonra “... Şti.” ibarelerinin yer aldığı, davalının unvanındaki ek ile davacının unvanındaki ek tam olarak aynı olmamakla birlikte unvanın asıl unsurunun da bariz bir şekilde farklı olduğu, her iki tarafın unvanında, karışıklığa yer vermeyecek ve tacirlerin birbirinden ayırdedilmesini sağlayacak kadar farklı ilavelerin bulunduğu, █████/2004 tarihli 28913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ’in 5/3.maddesine göre, daha önce tescil edilmiş olan unvanın eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanının tescil edilebileceği düzenlemesi bulunduğu, somut olayda ... ibaresinden sonra davacının unvanında, .... A.Ş. bulunduğu halde, davalının unvanında ... kelimesinden sonra .... İbarelerinin geldiği, bu nedenle tarafların unvanlarının aynı olduğundan ya da iltibas yarattığından ve davalının, davacının unvanını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Tescilin, ticaret unvanı üzerinde hak kazanılmasının bir şartı olmadığını, tescilsiz kullanılan ticaret unvanlarının da mevcut olduğunu, ticaret unvanının tescil edilmesinin, ticaret unvanı üzerinde tekel bir kullanma ve TTK m. 52 hükmündeki özel korumadan faydalanma hakkı sağladığını, tescil edilmemiş ticaret unvanlarının ise haksız rekabet hükümlerine göre korunduğunu, somut olayda müvekkili şirketin de davalı tarafın da aynı bölgede faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin tescilli ticaret ünvanının hemen hemen aynısının davalı tarafça kullanıldığını, yerel mahkemece bu hususların incelenmediğini, kaldı ki bu hususların ortaya konulabilmesinin ancak bilirkişi marifetiyle mümkün olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin taleplerine olumlu yanıt verilmeden doğrudan davanın reddi yönünde hüküm kurulduğunu, sırf bu nedenle dahi eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından kararın gerekçesinde davalının unvanında, TTK.45.maddesinin ve TSY'nin 44.maddesi anlamında, müvekkil şirketin unvanıyla karışıklığı önleyecek yeterlilikte ilaveler içerdiği İfadesinin bile başlı başına bozma gerekçesi olduğunu, zira müvekkili şirketin ticaret ünvanının ek kısmı “...” iken davalının ticaret ünvanının ek kısmının ise “...” olduğunu, başka ilave de bulunmadığını, Bu bakımdan aradaki iltibası önleyecek nasıl ilaveler eklendiğinin yerel mahkemece ortaya konulmadığını,dolayısıyla gerekçenin çelişkili olduğunu iddia ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, TTK'nın 52. maddesi gereği ticaret unvanının korunması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davacı şirketin ticaret unvanı ile benzerlik gösterip göstermediği, iltibasa neden olup olmadığı, ticaret unvanının korunması talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirketin █████/2012 tarihinde "... Şirketi" unvanı ile tescil edildiği, █████/2018 tarihinde tür değişikliği yaparak "... ... Şirketi" unvanını aldığı, davalı şirketin ise █████/2018 tarihinde tescil edildiği, davacı şirket vekili tarafından her iki firmanın iştigal alanlarının benzerlik taşıdığı, araştırmalar sonucunda davalı firmanın müvekkili firmaya ait ticaret unvanının kılavuz sözcüğü niteliğinde olan "..." ibaresi ile internet satış platformlarında satış yaptığının tespit edildiği, müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklı haklarının ihlal edildiği, TTK'nın 50. maddesi gereğince usulen tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu, ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğu iddia edilerek, iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların unvanlarının aynı olduğundan ya da iltibas yarattığından ve davalının, davacının unvanını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TTK'nın 39. maddesinde, ticaret unvanı düzenlenmiştir. Aynı yasanın 50. maddesinde ise ticaret unvanının korunması üst başlığı ile ilke başlığı altında, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanının kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ifade edilmiştir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, ... şirketler ile anonim şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm, TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenlemeye göre, “(1) Anonim, ... ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', '... şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz. ”Bu hükme göre anonim ve ... şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (anonim şirket/... şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1.maddesinde, “Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.” şeklinde ifade edilmiştir.Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükme göre; “Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.”Davacı şirketin yukarıda yer verildiği üzere davalı şirketten daha önceden ticaret sicil kaydının tescil edildiği anlaşılmaktadır. Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının ''... ... Şirketi" olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare ''... Şirket'', şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise ''...'' ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı ''...'' ibarelerinden oluşmakta olup ''... '' ibaresi ise ek olarak seçilmiştir. Davalı şirketin ticaret unvanı ise '' ... ... ... Şirketi" dir. Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ''... Şirketi'' kısmı ve işletme konusunu gösteren ''..." ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise ''..." ibaresidir. Bir diğer deyişle, tarafların unvanlarında yer alan ''... '' ve ''... '' ibarelerinin ek kısım oldukları görülmektedir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Mahkeme tarafından her ne kadar yasa maddeleri değerlendirilmiş ise de belirtilen hususlarda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi buna yönelik bilirkişi incelemesi de yaptırılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda verilen kararın istinaf incelemesine elverişli bir karar olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!