Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Çuval Gaziosmanpaşa Satımdan Firmanın Ödemediğini Kötüniyetli Takibi Aldığını

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın müvekkilden çuval satın aldığını, ancak ücretini ödemediğini, faturaların tahsili için başlatılan icra takibine de kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, bu sebeple Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usullüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı yanca cevap dilekçesi sunulmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık;taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlendiği iddia edilen faturalardan kaynaklı olarak Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası celbedilerek incelendiğinde, davacı, davalıdan olduğunu iddia ettiği 5 adet irsaliye fatura tutarı olan 13.186,50 TL asıl alacağını, fatura tarihlerinden takip tarihine kadarki günler için yıllık %19,5 avans faizi üzerinden hesapladığı toplam 3.387,66 TL işlemiş faiziyle birlikte toplam 16.574,16 TL olarak tahsil etmek için başlatılan ilamsız takibe davalı borçlunun süresinde itirazı üzerine takibin durdurulmuş olduğu, icra dosyası içeriğine göre borçlu tarafından tebliğ için gider avansı yatırılıp itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğundan davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüştür.Öncelikle tarafların gerçek kişi konumunda oldukları da gözetilerek, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, başka bir anlatımla somut olay bakımından Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur. İşbu davanın, TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açık olmakla, nispi ticari dava bakımından, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar uyarınca taraflar arasında temel ilişki karşısında davacı ... ile davalı ... ' ın gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı, esnaf olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığının araştırılması için İstanbul Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve ... (KARTAL) gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı, esnaf olup olmadığı, basit usul, işletme usulü veya bilanço usullerinden hangisine göre defter tutup tutmadığının araştırılması müzekkere cevabında ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti amacıyla taraflar arasında temel ilişkinin başlangıç tarihi olan 2017-2018 ve 2019 Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu ve işletme hesap özetlerinin teminin müzekkere cevabında eklenerek Sakarya Vergi Dairesi Müdürlüğüne, müzekkereler yazılmış; her iki tarafın da bilanço esasına göre defter tutan tacir konumunda olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından ticari defterlere delil olarak dayanıldığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlendiği iddia edilen faturalardan kaynaklı olduğundan ticari defterlerin delil niteliği ve tacirler arası fatura tanzim delil niteliği hakkında mevzuat düzenlemeleri uyarınca uyuşmazlığın tahlili gereklidir.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.222/4).Dosyanın re'sen seçilecek mali bilirkişiye tevdi ile, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu malların davalı yana teslimine dair kaydın bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla davacı şirketin davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek;Dosya Mali Müşavir Bilirkişisi ...'a tevdi edilmiştir.Davacının sunmuş olduğu yasal ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalı ...'a ait hesapların 120.01 no.lu cari hesap kodunda takip edildiği, davalıya satışı yapılan ürünler için davalı adına tanzim edilen fatura tutarlarının bu hesaba borç, davalı tarafından yapılan ödemelerin ise bu hesaba alacak kaydedildiği, ilgili hesabın 15.01.2020 takip tarihinde 33.212,91 TL borç bakiyesi verdiği, başka bir anlatımla davacının kendi yasal ticari defter kayıtlarına göre davalıdan bu tutar kadar alacaklı gözüktüğü tespit edilmiş, davacının, takibe konu ettiği 20.04.2017 tarih, ... no.lu ve 1.180 TL tutarlı irsaliyeli fatura kaydından sonra davalı tarafından 30.07.2017 tarihinde yapılan 8.000 TL ödeme sonrasında davalının, davacıdan 3.731,70 TL alacaklı hale geldiği görüldüğünden, davacının davalıdan, davaya konu edilen 1.180 TL için borçlu olmadığı, takibe ve davaya konu edilen 31.10.2017 tarih, ... no.lu ve 3.260 TL tutarlı irsaliyeli faturanın kaydından sonra davalı tarafından 30.12.2017 tarihinde yapılan 10.000 TL ödeme sonrası davalının, davacıdan 391,70 TL alacaklı hale geldiği görüldüğünden davacının, davalıdan davaya konu edilen 3.260 TL için borçlu olmadığı, gibi takibe ve davaya konu edilen yukarıdaki 5 adet irsaliyeli fatura üzerinde yapılan incelemede, tüm faturalar üzerinde teslim eden kısmında sadece, birbirine benzeyen ve aynı elin ürünü olabileceği imzanın yer aldığı, herhangi bir ismin veya kaşenin yer almadığı, 5 adet irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında ise hiçbir isim ve imzanın yer almadığı yönünde 20.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda kanaat bildirilmiştir.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK md. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Diğer yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 21/2. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK. m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, davalı tarafa aittir. TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK m. 222 uyarınca ispatlamış olur.Somut ihtilafta, davacı tarafından takibe dayanak yapılan adet faturada da teslim alan kısmında herhangi bir imza bulunmamakta olup, takip konusu faturaların davalı tarafa tebliğ edildiği davacı tarafça ispatlanmış değildir. Davacının delil olarak sunmuş olduğu ambar tesellüm fişleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede; fişlerin, davacı tarafından .... Şti.ne teslim edilen emtia için .... Şti. tarafından tanzim edilerek bir suretinin davacıya verilen bir belge olduğu, tanzim edilen ambar tesellüm fişinin malı alacak olan kısmında, davalının isminin ve adresinin yer aldığı, malı gönderen kısmında ise davacının adı ve adresinin yer aldığı ancak; ambar tesellüm fişlerinin bazılarının malın cinsi ve kilosu kısımlarında sadece “boş çuval” “paket malzeme”, “çuval malzeme” “10 balya malzeme” ibarelerinin yer almakla, irsaliyeli faturalarda yer alan miktarlara ilişkin bir açıklamanın ambar tesellüm fişlerinde yer almaması nedeniyle miktar eşleştirmesi de yapılamadığından takip konusu faturalarda ticari satım konusu malzemelerin davalıya teslim edildiğine ilişkin fatura içeriğini tasdik eden nitelikleri tespit edilememiştir. Davalının cevap dilekçesi sunmayarak taraflar arasındaki ticari satım ilişkisini inkar ettiği de dikkate alınarak, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, ticari ilişki davacı tarafından ispat edilemediği kanaati ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin firma boş çuval imalat ve satışı yaptığını,davalıya satmış olduğu boş çuvalları kargo firması aracılığıyla gönderdiğini, davalı firmanın da teslim aldığını, kargo teslim fişlerinde boş çuval yazdığından bu durumun bilirkişi ve mahkemece anlaşılamadığını,bu nedenle kargo teslim fişlerine itibar edilmediğini, gerekçeli karara aynen alınan bilirkişi raporunun 5.sayfasında '' takibe ve davaya konu edilen 5 adet irsaliyeli fatura üzerinde yapılan incelemede, tüm faturalar üzerinde teslim eden kısmında sadece, birbirine benzeyen ve aynı elin ürünü olabileceği kanaatine vardığımız imzanın yer aldığı, herhangi bir ismin veya kaşenin yer almadığı, 5 adet irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında ise hiçbir isim ve imzanın yer almadığı görülmüştür. ( Teslim eden bölümünde aynı elin ürünü olması tahmini doğru olsa bile bu teslim edilmediği anlamına gelmez. Müvekkil firma çalışanı olmayan ambar firmasına ait aynı kişi tarafından tanzim edilmiş olabilir. Teslim alanında aynı kişi olması muhtemeldir. Çünkü davalı firma çalışanı aynı kişi olabilir.) (Davacının delil olarak sunmuş olduğu ambar tesellüm fişleri üzerinde yapılan incelemede; fişlerin, davacı tarafından .... Şti.ne teslim edilen emtia için .... Şti. tarafından tanzim edilerek bir suretinin davacıya verilen bir belge olduğu, tanzim edilen ambar tesellüm fişinin malı alacak olan kısmında, davalının isminin ve adresinin yer aldığı, malı gönderen kısmında ise davacının adı ve adresinin yer aldığı görülmüştür.'' denildiğini, eğer dosyaya sunulan kargo fişlerinin sahteliği şüphesi bulunmakta ise ilgili kargo firmasına ilgili durumun sorulması gerektiğini, ambar tesellüm fişlerinin bazılarının malın cinsi ve kilosu kısımlarında sadece “boş çuval” “paket malzeme”, “çuval malzeme” “10 balya malzeme” ibarelerinin yer aldığını, irsaliyeli faturalarda yer alan miktarlara ilişkin bir açıklamanın ambar tesellüm fişlerinde yer almaması nedeniyle miktar eşleştirmesi de yapıladığını, davacının boş çuval ticareti yazdığından tesellüm fişlerine yazılması gerekenin yazıldığını, hatalı yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan Gaziosmanpaşa 6.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.180,00 TL fatura, 484,78 TL işlemiş faiz, 2.360,00 TL fatura, 843,49 TL işlemiş faiz, 7.316,00 TL fatura, 1.754,94 TL işlemiş faiz, 1.534,00 TL fatura, 204,88 işlemiş faiz, 796,50 TL fatura, 99,57 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.574,16 TL alacak yönünden 15.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 14.04.2017 tarihli, 1.180,00 TL tutarlı, ... sıra nolu fatura, 31.10.2017 tarihli, 2.360,00 TL tutarlı,... sıra nolu fatura, 22.09.2018 tarihli, 7.316,00 TL tutarlı, ... sıra nolu fatura, 09.04.2019 tarihli, 1.534,00 TL tutarlı,... sıra nolu fatura, 25.04.2019 tarihli, 796,50 TL tutarlı, ... sıra nolu faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 24.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 27.01.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, davalıyla olan ticari ilişki sebebiyle fatura alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı, davaya cevap vermemiş ve bu şekilde HMK'nın 128. maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiştir.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura tek başına alacağın varlığının kanıtı olamaz. Faturada yazılı malların teslim edildiğini ispat yükü, satıcı olan davacı taraftadır. Fatura konusu mal bedellerinden davalıyı sorumlu tutmak için faturaların tebliği ve malların tesliminin kanıtlanması gerekir.Mahkemece, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için dosyayı bilirkişiye tevdi edilerek rapor almıştır. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacı defterlerinde davalı adına yer alan hesabın 15.01.2020 takip tarihinde 33.212,91 TL borç bakiyesi verdiği, ancak davacının, takibe konu ettiği 5 adet irsaliyeli faturalar üzerinde teslim eden kısmında imza yer aldığı, herhangi bir ismin veya kaşenin yer almadığı, teslim alan kısmında ise hiçbir isim ve imzanın yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacının mal tesliminin kanıtlanmadığı, bu şekilde davacının alacağını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafından kargo teslim fişleri sunulmuş ise de, bunlardan da malların davalıya teslim edildiği hususunda bir isim ve imzanın yer almadığı görülmektedir.Bu nedenlerle mahkemece, davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, davacının tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.05.2026KANUN YOLU
:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.