Anahtar kelimeler: Sızmaları Sabaha Heyelan Regülatörü Patladığını Hes Sızıntılarının Yatağını İşletimi Borularının

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Davalı Şirketin İşletimi Esnasında Meydana Gelen Heyelan Nedeniyle Tarım Arazisinde Oluşan Zararın Tahsili
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kurulu ... Regülatörü ve HES tesisinin su iletim hatlarında yıllardır mevcut su sızmaları sonucunda █████/2022 tarihinde sabaha karşı 03:00 civarında heyelan meydana geldiğini, söz konusu su sızıntılarının günler öncesinden davalı şirkete mahalle muhtarı tarafından bildirildiğini, heyelan nedeniyle çevredeki su borularının patladığını, gelen toprağın çay yatağını tıkadığını, su taşkınları oluştuğunu ve çok sayıda vatandaşın taşınmazının zarar gördüğünü, daha fazla zarar görülmesin diye çay yatağının akışının değiştirildiğini, aynı yerde heyelanın meydana geldiği yerde ise müvekkilinin alabalık üretim çiftliği, organik üretim yapılan tarla ve bahçeleri ile atalarından kalma su değirmeni işletmeciliğinin bulunduğunu, heyelan nedeniyle müvekkilinin arazisinin sular altında kaldığını, değirmene su taşıyan boruların kırıldığını, 1.600 kg buğdayın ziyan olduğunu, havuzlarda bulunan 20.000'den fazla yetişkin balık ve yavru balığın telef olduğunu, işletmenin 10 gün kadar kapalı kaldığını, bu nedenlerle tesiste müşteri kaybı olduğunu, davalı şirketin onarım ve zarar tazmin sözü verdiğini ancak yerine getirmediğini, HES şirketi olma kapsamında davalı şirket ile ... arasında imzalanan anlaşmaya göre oluşabilecek tüm zararlardan davalı şirketin sorumlu olacağının belirtildiğini, davalı kusursuz sayılsa bile hem tehlike sorumluluğu hem de komşuluk hukukuna dayanan sorumluluklarının mevcut olduğunu, müvekkilinin elim bir kaza sonucu yatağa bağımlı hale geldiğini, heyelanın meydana geldiği yerdeki işletmeyi 30 yıldır bizzat kendisinin işlettiğini, manevi anlamda işletmenin müvekkili için paha biçilemez olduğunu, ancak yaşanan olaylardan dolayı müvekkilinin derinden üzüntü duyduğunu, dava konusu olaydan sonra müvekkilinin her gün diken üstünde yaşadığını, gece gündüz bu sıkıntı ile yaşamanın psikolojisini ve fiziki sağlığını bozduğunu belirterek şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazın dava dışı... ile ...'a ait olduğunu, taşınmazlara ilişkin zararları için davacı tarafça dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu heyelanın etkilerini en aza indirmeye çalıştığını, olayın hemen ardından sahada aktif bir şekilde çalışma yaptıklarını, tesisin yapımı ve imalatının ...'nin kontrolünde yapıldığını, imar planları ve bu planlar için gereken ön çalışmaların idari kurumlarca zamanında yapılmadığını, heyelan yaşanan bölgenin gevşek zemin yapısı zamanında yapılmayan/hazırlanmayan daha çok şekilsel bir eksikliği gidermek için hazırlanan çeşitli çalışmalarda fark edilemediğini, patlatma yöntemiyle tünel açıldığını, yol genişletilmesi ve yeni yol açma çalışmaları sırasında gerekli önlemlerin alınmadığını, zaten gevşek olan arazinin yapısı daha gevşek hale getirildiğini, heyelan olayında müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığını, zararın meydana gelmesinde ...'nin sorumluluğunun bulunduğunu, eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, davaya konu olayın kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığını, davacının manevi tazminat talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat için 543.150,00-TL ve manevi tazminat için 30.000,00-TL olarak belirlemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde,"Davalının sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirmeden sonra, davacının taşınmazlarında ve alabalık tesisinde meydana gelen zararın tespiti yönünden yapılan değerlendirmede ise, yine bu raporda "... ada ... parseldeki taşınmazda 3.106,78 TL tutarında ürün zararı, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda 4.186,29 TL tutarında ürün zararı, ... ada ve 49 parseldeki alabalık tesisinde meydana gelen zararın ise 410.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile toplamda 543.150,00 TL tutarında talepte bulunmuş ise de, mahkememizce talebin 417.793,07 TL tutarındaki kısmı kabul edilmiştir. Zira davacı bilirkişi raporunda belirtilen ve tespit edilemeyip öngörülemeyen zararları da talebine dahil etmiştir. Davacının maddi zararının ispat edilmesi için meydana gelen zararın tam ve kesin olarak ortaya konulması gerekir. Bilirkişi raporunda yapılan keşif neticesinde net olarak ortaya çıkan zararın toplamda 417.793,07 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda belirtilen öngörülemeyen giderler olabileceği ve davacının zararının artabileceğine ilişkin değerlendirmeler farazi değerlendirmeler olduğundan, öngörülemeyen giderlere yönelik taleplerin reddine, Davacının manevi tazminat talebine yönelik yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2018 tarihli ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davacının heyelan nedeniyle taşınmazlarında ve alabalık tesisinde meydana gelen zararın davacının iç huzurunu bozacak nitelikte bir olgu olmaması, ayrıca manevi tazminat koşullarını düzenleyen TBK'nin 58. maddesine göre davalının bu eyleminin kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak da kabul edilemeyeceği değerlendirildiğinden, manevi tazminat davasını da reddi" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında birçok bilirkişi raporu alındığını ve tüm raporların farklılık göstermediğini, kendilerinin ise bilirkişi raporları doğrultusunda davalarını ıslah ettiklerini, bilirkişi raporları hazırlanırken sadece taşınmazda kalan delillerin değerlendirildiğini, yine raporda suyun alıp götürmesi sebebi ile öngörülemeyecek zararların oluşmuş olabileceğinin belirtildiğini, ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, dava dilekçesinde belirtilen zararlarının bazılarının raporda değinilmediğini, 21.12.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda ise bu hesaplanmayan zararların öngörülemeyen zararlar kapsamında değerlendirilerek zararın 543.180.-TL'ye ulaşıldığının bildirildiğini, dosya kapsamı ile davalı tarafın kusurunun belirlendiğini, ancak yinede davalı lehine olacak şekilde vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkilinin yaşananlar nedeniyle derin elem ve acı yaşadığını, bu hususunda dosya kapsamı ve hayatın olağan durumu ile sabit olduğunu, ancak mahkemece manevi tazminatlarının reddine dair karar verildiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması isteme ile istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece aktif husumet ehliyetine yönelik olan itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı tarafında ikrar ettiğin üzere ... ada ... parsel, ... ada ... parselin dava dışı ...'a ait olduğunu, ayrıca yine zamanaşımı itirazlarınında dikkate alınmadığını, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili firma tarafından tüm ilgili hukuki işlemlerin yapıldığını, gerekli izinlerin alındığını, bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin dosya kapsamına sunulduğunu, tesise ait uygulamaya esas projelerin bir bölümünün ... tarafından doğrudan, bir bölümü de ... tarafından yetkilendirilen müşavir firma tarafından gerçekleştirildiğini, imalat işlerinin kontrol edilmesinin de aynı şekilde yapıldığını, tüm aşamaların ... kontrolünde yapıldığını, tüm bu hususların mahkemece değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerleşik Yargıtay kararlarına uygun olmadığını ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, davalı şirketin işletiminde olan Hidro Elektrik Santralinin işletimi esnasında meydana gelen heyelan nedeniyle tarım arazisinde oluşan zararın tahsiline ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 52.maddesine göre; Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını isteyebilir. Yargıtay 4. HD.'nin ██████████ E., █████████ K. sayılı ilamında da dile getirildiği üzere tazminat sorumluluğunun kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Gerçek zararda ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise zarar verenin tazminat borcu da o miktarda olmalıdır.
TBK.71.maddesine göre; Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır. Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır. Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.
Türk Borçlar Kanunu md. 71/2 hükmüne göre, tehlikeli faaliyet ölçütü, ya “işletmenin mahiyeti” ya da “işletmenin faaliyetinde kullanılan “malzeme”, “araç” veya “güçler” esasına dayanmaktadır. Bir işletmenin mahiyeti dolayısıyla tehlike arz eden işletme olarak kabul edilebilmesi için, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zarar doğurmaya elverişli olması gerekir. Nükleer, hidroelektrik santraller, yüksek hızlı demiryolu işletmeleri, teleferik işletmeleri, kimyasal madde üreten, depolayan, dağıtan işletmeler, patlayıcı madde üreten fabrikalar ve depoları, maden işletmeleri, biyokimyasal veya genetik yapısı değiştirilmiş ürünler üreten işletmeler mahiyetleri dolayısıyla tehlike arz eden işletmelere örnek olarak gösterilebilir.( Yrd.Doç.Dr...., Prof. Dr. ...’a ..., s.1185)
TBK'nun 50. maddesi uyarınca, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra bir menfaat karşılığı olmayan, zarar görenin zararın artmasına sebep olduğu yada zarar doğuran fiile rıza gösterdiği hallerde Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan hakkaniyet indirimi yaparak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminatı belirleyecektir. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. maddelerinde düzenlenmiştir. (Yargıtay 4. HD., ██████████ E., ██████████ K.)
Diğer taraftan kusur kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli öğelerdendir (Yargıtay 4. HD., █████████ E., █████████ K). Hukukumuzda hakkaniyet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde düzenlenmiş olup, bazı şartların ve çözümlerin önceden saptanmasının doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bırakıldığı hâllerde etkisini gösteren, belli somut olayların özelliklerine uygun karar verilmesini emreden kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre hâkimin, tazminatı belirlerken durumun gereğini ve belirtilen maddede örnek olarak sayılan özel indirim sebeplerini de göz önünde tutması gerekmektedir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. ( Yargıtay 20.Hukuk Dairesi, E.█████████, K.█████████, T.09.06.2016 )
Somut olay değerlendirildiğinde; davalının işletim hakkına sahip olduğu ''Hidro Elektrik Tesisi'' nin bulunduğu alanda heyelan meydana geldiği, tesiste su sızması bulunduğu, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, heyelanın oluşmasında davalı şirketin kusurlu olduğu, davalının ayrıca TBK 71.madde kapsamında tehlike sorumluluğunun bulunduğu, heyelan nedeniyle tarım arazilerinin zarar gördüğü, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
1-Mahkemece ... ada, ... parsel sayılı ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden oluşan zararın da tazminine karar verilmiş ise de bu taşınmazların davacı adına kayıtlı olmadığı, taşınmazların kullanım hakkının davacıya ait olduğuna dair delil bulunması halinde bu delillerin de tartışılarak davacının ne şekilde taşınmazlarla ilgili kişisel hakkının bulunduğu belirlendikten sonra bu taşınmazlar yönünden oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde ''kazanç kaybı'' talebinde de bulunmasına rağmen bu talep yönünden araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece davacının olay tarihinin 5 yıl öncesinden itibaren ticari defterleri, vergi kayıtları, BA-BS formları getirtilerek; mali müşavir, ziraat mühendisi ve sektör bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, davacının işletmesinin olaydan ne şekilde etkilendiği, yeniden faaliyete geçmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise faaliyete başlayacağı makul sürenin de belirlenerek, yetişkin balık temin ederek faaliyetine devam edip edemeyeceği araştırılarak davacının olaya bağlı olarak kazanç kaybı olup olmadığı varsa zarar miktarının belirlenmesi için rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir
3-Her ne kadar mahkemece davacının beyanı esas alınarak 20000 adet balığın zarar gördüğü gerekçesiyle tazminata hükmedilmiş ise de bu zararın somut bir tespite dayanmadığı anlaşıldığından, mahkemece davacıya ait işletmenin önceye dayalı faturaları da incelenerek, işletme tarafından ne kadarlık balık alımının yapıldığının ve tesiste olay tarihi itibarıyla zarar görmesi muhtemel ortalama balık miktarının belirlenmesi, bu belirlemeye göre zarar miktarının hesaplanması, bu hususta 2 numaralı bent kapsamında oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılması, balık miktarının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmaması halinde TBK 50.maddesine göre zarar miktarının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf başvurusunda davacı taraftan alınan 427,60-TL harç ile, davalı taraftan alınan toplam 7.669,36-TL harcın (7.241,76 nispi harç + 427,60-TL maktu harç) talep halinde ilgili tarafa iadesine,
4-İstinaf incelemesi esnasında yapılan yargılama giderlerinin yeniden yapılacak yargılamada ele alınmasına,
5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13.02.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!