Anahtar kelimeler: Fertlerini Kurarak Çıkma Süredir Hissedarı Hissedarlarından Alanda Eşinin Yazildiği Vermediğini

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davalı .....'un diğer davalı şirketin ortakları olduğunu, müvekkilin %51 hissedarı olduğunu, davalı .....'un şirketin hissedarlarından biri olduğunu, şirket yetkilisinin davacı olduğunu, şirketin uzun süredir kâr yapmadığını, davalının şirkete hiç bir destek vermediğini, davalının eşinin müvekkilini ve aile fertlerini ölüm ile tehdit ettiğini, davalının ticari alanda şirket kurarak müvekkil şirketin müşterilerini aldığını, haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini ve müvekkilin de ortağı olduğu ......'nin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, ortaklıktaki sorunların diğer ortaktan kaynaklandığını ve müvekkilinin bu sorunların oluşmasında kusurlu olmadığını, davalının tahsil yetkisi olmamasına rağmen elden paralar tahsil ettiğini, Davalı .....' a karşı şirkete olan borçlarından dolayı Bakırköy ...... İcra Dairesi .....esas sayılı dosya ile Şirketten almış olduğu paralara istinaden cari hesap ekstresinde görünen alacağa ilişkin açılan icra dosyasına itiraz etmiş olup, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... esas sayılı dosyadan İtiraz İptal Davası açıldığını, müvekkil ile davalı .....'un ...... ortaklığın feshine karar verilmesine bunun mümkün olmaması halinde davalı .....'un payının hesaplanarak ......'den haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına, dava sürecinde tedbir taleplerinin değerlendirilerek davalı ortağın yetkisinin tedbiren kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap/karşı dava dilekçesinde özetle; Davacının şirketin tek müdürü olup münferiden temsil yetkisini haiz bulundurduğunu, davacı sahip olduğu bu yetkisi vasıtasıyla günümüze kadar şirket nezdinde birçok usulsüzlük yaptığını, şirket defter kayıtlarının gerçeğe aykırı olarak tutulduğunu, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. Sayılı dosyasında ise şirketin aslında hiç yapmamış olduğu bir ticari satışın tahsilatını müvekkilimin yapmış olduğu iddia edilerek, proforma fatura bedeli müvekkilden talep edildiğini, davacının şahsi harcamalarını şirket üzerinden yaptığını, usul ve yasaya aykırı şekilde 27.12.2024 tarihli bir genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, davacı tarafça eldeki davaya haklı sebep oluşturmak adına mağduriyet algısı yaratılmaya çalışıldığını, müvekkilimin ortağı olduğu şirkete ait sözleşmede, ortaklar için herhangi bir rekabet yasağı hükmü bulunmadığını, davacının müvekkilin geçimini başka bir şirkette çalışarak sağladığından haberdar olduğunu, müvekkilin müdür olarak görevlendirildiği 17.10.2023 tarihinden beri davacı tarafça herhangi bir şekilde bu duruma karşı çıkılmadığını, feshin son aşamada tercih edilmesi gereken bir vasıta olduğunu, bu nedenle atıf maddenin lafzında da belirtildiği üzere şirketin salahiyeti için fesih yoluna gidilmemeli, şirket yönetimi ve kötü niyetli ortağın ortaklıktan çıkarılması gerektiğini beyanla davanın reddine, karşı davanın kabulü ile TTK 636/3. maddesi uyarınca fesih yerine diğer ortak .....'ın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi Heyeti'nin ..... tarihli raporlarında özetle;"Asıl Dava Bakımından; Şirket ortağı .....’ın ..... tarihi itibariyle Şirketten 4.624.838,85 TL alacaklı olduğu görülse de somut ve destekleyici belgelerin sunulması gerektiği halde, bu alacağın takip edildiği hesaba ilişkin hesap ekstresi ve ortak alacağını oluşturan banka dekontu vb. gibi tevsik edici belgelerin dosyaya sunulmadığı, Yazışmalardan ziyade somut ve destekleyici belgelerin sunulması gerektiği halde, Davalının ticari alanda şirket kurarak müvekkil şirketin müşterilerini aldığı, ......' nin zarara uğramasına sebebiyet verdiği yönünde değerlendirilebilecek somut bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, Yazışmalardan ziyade somut ve destekleyici belgelerin sunulması gerektiği halde, Davalının tahsil yetkisi olmamasına rağmen elden paralar tahsil ettiği yönünde değerlendirilebilecek somut bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, Şirket ortağı .....’un 31.12.2024 tarihi itibariyle Şirkete 472.610,69 TL borçlu olduğu ve 30.06.2025 tarihli detay mizandan 30.06.2025 tarihi itibariyle 462.815,79 TL (472.610,69 TL – 9.794,90 TL) borçlu olduğu, hesap ekstresinin dosyaya sunulduğu görülse de somut ve destekleyici belgelerin sunulması gerektiği halde, ortak borcunu oluşturan banka dekontu vb. gibi tevsik edici belgelerin dosyaya sunulmadığı, Asıl dava bakımından haklı sebeplerin oluşmadığı, Bununla birlikte Mahkeme tarafından aksi kanaate varılması halinde; Sayın Mahkeme tarafından dosyada mevcut eksikliklerin tamamlanması ve sonrasında ortaklıktan çıkarma yönünde karar verilmesi ihtimalinde, ayrılma akçesinin hesaplanabilmesi için rayiç değerlere ihtiyaç duyulacağı, bu nedenle dosyaya Makine Mühendisi bir Bilirkişi atanmasının yerinde olacağı, Karşı Dava Bakımından; Karşı dava bakımından haklı sebeplerin oluştuğu, ancak şirketin feshinin en son çare olmasından dolayı duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme karar verilmesi gerektiği, Mahkeme tarafından uygun görülmesi halinde, .....’ye (Yeni unvanı .....) müzekkere yazılarak .....vergi kimlik numaralı .....’ne ait banka hesaplarının ve 2023 – 2024 – 2025 yılları hesap ekstrelerinin dosyaya istenmesi neticesinde inceleme yapılabileceği, Mahkeme tarafından dosyada mevcut eksikliklerin tamamlanması yönünde ve sonrasında ortaklıktan çıkarma yönünde karar verilmesi ihtimalinde, ayrılma akçesinin hesaplanabilmesi için rayiç değerlere ihtiyaç duyulacağı, bu nedenle dosyaya Makine Mühendisi bir Bilirkişi atanmasının yerinde olacağı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
Bilirkişi Heyeti'nin .....tarihli Ek raporlarında özetle; ".....'un ortaklıktan çıkma payının 30.06.2025 tarihli rayiç bilanço verilerine göre 2.802.403,38 TL olduğu, diğer hususlar hakkında kök rapordaki görüşlerini korudukları" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
DELİLLER VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; 6102 sayılı TTK'nun 636/3 madde ve fıkrası uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; TTK 636.madde uyarınca davacının ileri sürdüğü şirketin fesih ve tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı, davalı şirkete tedbiren kayyım atanması şartlarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... sicil nosunda kayıtlı .....'nin ..... adresinde sicilde kain olduğu anlaşılmıştır.
Feshi istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında (.....) olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Dava dilekçesi ekinde, şirketler ile ilgili ticaret sicil gazetesi ilanları, vekâletnameler, İto kayıtları, 10.03.2021 tarihli tedbir talepli dilekçesi sunulmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, gelen yazı cevapları ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;
TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir. Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak ..... doktrininde bugün hakim olan ve ....... doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır. Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.
TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.
Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler. Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir. Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir. Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir.
Somut olay bakımından Sayın mahkemenin “Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve taraflara ait ticari defter ve kayıtlarının incelenerek terditli olarak davalı şirketin haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yapılmasına” yönündeki görevlendirmesi kapsamında, davalı şirket merkezinde yapılan inceleme ve tespitler ile dosya kapsamında mevcut belge bilgilere göre yapılan inceleme ve tespitlere göre; davacı pay sahibinin şirkette %51 oranında sermayeye sahip olduğu ve davacının ve haklı sebeple fesih dava açma hakkı bulunduğu davacının ileri sürdüğü haklı sebepler Dosya kapsamından; Davalı .......’un, 02.03.2023 tarihinde, Gül Aktaş tarafından
kurulmuş ........ unvanlı şirkete
17.10.2023 tarihinde (münferiden temsile yetkili) müdür olarak atandığı, bahse konu şirketin
tek pay sahibinin ....... olduğu görülmüş ayrıca Bilirkişinin incelemelerinden, Yeminli Mali Müşavir Özel
Amaçlı Raporu’na ve 2024 yılı mali verilerine göre Şirketin zarar ettiği anlaşılmıştır. Ancak
bu tek başına fesih için yeterli değildir. Davacı vekili, Davalı .......'a karşı, şirkete olan borçlarından dolayı, Bakırköy .......
İcra Dairesinin .......E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, Davalı .......’un icra dosyasına itiraz ettiğini, bunun üzerine kendisine karşı Bakırköy ........ Asliye
Ticaret Mahkemesinin ....... E. sayılı dosyası tahtında itirazın iptali davası açıldığı davacı tarafın yetkisiz tahsil hususunda ileriye sürdüğü iddialar hakkındaki dava Bakırköy ........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E. Sayılı dosyasında görülmüş olup yarıca mahkememizde dinlenen tanık beyanları da dikkate alınarak çıkma yönünden davacının talebi yerinde görülmüş ortakların aralarındaki ortaklığı bitirmek iradesi ve davalar savaşının haklı sebep olarak kabul edilmesi halinde şirketin aktif olarak faaliyetlerine devam ettiği, çalışanları bulunduğu ve haklı sebeple fesih davasında şirketin feshinin ultima ratio yani son çare olduğu da dikkate alınarak duruma uygun düşen bir çözüme ve bu bağlamda davacının terditli talebi doğrultusunda ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebileceği kanaatine ulaşılmılmıştır.
Davalı şirketin bilirkişi raporu ile değerlendirilen ekonomik yapısı ve mali varlığı gözetildiğinde, şirketin feshinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı açıktır. Davacının fesih ile elde edeceği sonuca çıkma ile de ulaşabileceği değerlendirilmiş, davalı şirketin ekonomiye katkısını sürdürmeye devam etmesi hakkaniyete uygun bulunmuştur. Bu sebeple, alternatif çözüm olarak davacının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesinin yerinde olacağı kanaatine varılmış ve bu alternatif çözüm yönteminin taraflar lehine olacağı değerlendirmesi yapılmıştır.
Bilirkişi Heyet üyesi teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor Mahkememize sunulmuş olup; bilirkişi raporunun ve tespit edilen değerlerin en yakın tarihe göre gerçek değer olarak kabul edilebileceği, bilirkişiler tarafından değer tespitine yönelik piyasa araştırması yapıldığı ve emsaller rapora eklendiği, raporun bu suretle gerekçeli, denetime elverişli usul ve yasaya uygun olduğu, yine mali veriler ve iktisat biliminin değerlemelere ilişkin usul ve esaslarına uygun olduğu anlaşılmış, bilirkişi raporundaki mali veriler hükme esas alınarak Mahkememiz karar tarihine en yakın tespit edilen davalı şirketin rayiç değer özkaynaklarına göre davacının payı oranında tespit edilen .......'un ortaklıktan çıkma payının 30.06.2025 tarihli rayiç Bilanço verilerine göre 2.802.403,38 TL olduğu tespit edilmiş olup TL çıkma payının karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının bu şekilde davalı şirketten çıkarılmasına, davacının davalı şirketin feshi ve tasfiyesine dair taleplerinin ise reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİNE ;
-Davacının davalı şirketin feshi ve tasfiyesi taleplerinin REDDİ ile,
-TTK. 531.maddesi uyarınca davacının .......sicil numaralı .......'nden ÇIKARILMASINA,
-Karar tarihine en yakın tespit edilen davacı için 2.802.403,38 TL çıkma payının karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının davalının ortaklıktan çıkarılması talebinin aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 116,6-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,8- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 44.630,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan .......
¸e-imzalıdır
Üye .......
¸e-imzalıdır
Üye .......
¸e-imzalıdır
Katip .......
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!