Anahtar kelimeler: Kıymete Tecil Dolaşıma Aleyhlerine Zımnen Muhteviyatı Kıymetinin Fazladan Gözetim İthalatta
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
:... Bakanlığı adına... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
:... İletişim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhlerine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı adına tescilli ... tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kıymetinin, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'de öngörülen birim kıymete yükseltilmesi suretiyle ihtirazi kayıtla beyan edilerek ödenen gümrük ve katma değer vergilerine karşı yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, eşyanın satış bedelinin faturada gösterilen kıymet olduğu, davalı idarece, davacı tarafından beyan edilen uyuşmazlık konusu beyanname eki faturadaki kıymetin gerçeği yansıtmadığı konusunda herhangi bir kıymet araştırmasının yapılmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu; fazla ödenen tutarın, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 216. maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte iadesinin icap ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve fazla ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine, yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 20.900,00 TL tutarındaki vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu kararın gözetim kıymet uygulamasına isabet eden kıymet üzerinden hesaplanan vergilerin iadesine ilişkin hüküm fıkrasının hukuka uygun olduğu ve istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın söz konusu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı; dosya içeriği belge ve dilekçelerin incelenmesinden, verilen beyanname muhteviyatı eşya için 2007/1 sayılı İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğ uyarınca gözetim kıymet uygulamasının mevcut olduğunun anlaşıldığı, ancak davacı tarafından kendi iradesiyle bu tutarın çok üzerinde kıymet beyanında bulunulduğu ileri sürülmüş ise de, basiretli bir tacir olduğu kabul edilen davacının kendi iradesiyle eşyanın satış bedelinin üzerine çıkacak şekilde belli bir tutarı yurt dışı gider olarak beyannameye eklemesinin ve bu tutar üzerinden vergi ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gümrük işlemleri sırasında beyan edilen kıymetin kabul edilmemesi nedeniyle ihtirazi kayıtla beyanname verildiğinin açık olması nedeniyle ilgili Tebliğ ile belirlenen gözetim kıymeti aşan tutar esas alınarak hesaplanan vergilerde hukuka uygunluk bulunmadığı; ayrıca, 4458 sayılı Kanun'un 216. maddesine göre vergilerin 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faiziyle iade edilmesine ilişkin yasal değişikliğin █████/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, ancak, █████/2023 tarih ve 32159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7451 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle "6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi" ibaresinin "kanuni faiz" şeklinde değiştirildiği, olayda dava konusu serbest dolaşıma giriş beyannamesinin █████/2023 tarihinden sonra tescil edildiği göz önünde bulundurulduğunda, iadesi gereken vergiler ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iade edilebileceğinden, faiz talebinin kanuni faiz oranını aşan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan faizin fer'i nitelikte bir alacak olması ve asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin icap ettiği gerekçesiyle istinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu işlemin iptali ile söz konusu vergilerin kanuni faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddine; istinaf başvurusunun kısmen de kabulüyle faiz isteminin yasal faizi aşan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra davanın bu yönden reddine, yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına ve davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idarece, Mahkeme kararı uyarınca vergilerin iadesine karar verildiği, dava kısmen reddedildiği halde davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığa konu davada, avukatla temsil edilen davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmamakla birlikte bu hususun, 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca düzeltilmesi mümkün yanlışlık kapsamında bulunması sebebiyle temyiz edilen kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan bölge idare mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ve fazladan ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.
Temyiz isteminin davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son paragrafında, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınarak avukatlık ücretine hükmedileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, █████/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının birinci bölümünün 4/(b) bendinde, yargı yerlerinde, İcra ve İflas Dairelerinde yapılan veya konusu para olsa veya para ile değerlendirilebilse bile maktu ücrete bağlı hukuki yardımlara ödenecek duruşmalı dava ve işler için maktu vekâlet ücreti belirlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Vergi Dava Dairesince, davacının faiz isteminin yasal faizi aşan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesine ve dolayısıyla davacının talebinin kısmen reddi suretiyle haklılık oranının değişmesine rağmen davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşıldığından, vergi dava dairesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı idare vekili lehine duruşmalı işler için maktu vekalet ücreti olan 20.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığa konu davada, avukatla temsil edilen davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmamakla birlikte yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan bu hususun, 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca düzeltilmesi mümkün yanlışlık kapsamında bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptal ve iadeye ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
2. Kararın vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasına "karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Bilindiği üzere, devletlerin kendi varlıklarını idame ettirebilmeleri, ürettiği malların ve sunduğu hizmetlerin devamı, birtakım kamusal faaliyetlerde bulunmasını gerektirmekte ve bu faaliyetler için duyulan finansman ihtiyacı da vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerden sağlanmaktadır.
Türk vergi sisteminin en temel özelliği Anayasa'nın 73. maddesinde; "Herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü oldukları, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı olduğu, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kuruluna (6771 sayılı Kanunun 16.maddesiyle bu ibare Cumhurbaşkanına olarak değiştirilmiştir) verilebileceği" şeklinde belirlenerek hüküm altına alınmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3/16.maddesinde; gümrük beyanı, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutulması talebinde bulunulması olarak tanımlamış, (18/6/2009 gün ve 5911 sayılı Kanunun 13.md.le değişik) 61/3.maddesinde; (...) tescil edilmiş (…) beyanname, ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlayacağı ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulacağı, hükme bağlanmış, Gümrük Yönetmeliğinin, beyanın bağlayıcılığı başlıklı 113.maddesinde de, beyannamede imzası bulunan kişilerin cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğu ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından sorumlu olacağı,..., beyanın bağlayıcı olması nedeniyle beyannamenin başkasına devredilemeyeceği, eşyanın başkalarına satılmasının da beyan sahiplerini yükümlülüklerinden kurtarmayacağı açıklaması yapılmıştır.
Vergi sistemimizde vergi türleri açısından esas itibariyle tarhiyat/tahakkuk, kendi kanunlarında öngörülen zamanda ve yine kanunlarında belirtilen şekilde, mükelleflerce tespit edilmek suretiyle kanunen vermek zorunda oldukları yazılı beyanlarda gösterilen matrahlar üzerinden yapılmakta, bu şekilde yapılan beyan da, bir anlamda mükellefin itirafı ve taahhüt niteliğinde sayıldığından, beyannamelerde gösterilen matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh olunan vergilere karşı da esasen dava açılamamaktadır. Zira, beyana dayalı vergilendirmelerde mükellefe güven asıl olup, bu usulde her mükellef kendi özgür iradesiyle vergi matrahını bizzat kendisi belirler ve beyan eder. Mükelleflerce kanuni süresinde verilen beyannamelerde gösterilen matrah ve bu matrahlar üzerinden tarhedilen vergilere dava açamamaları söz konusu beyanların özgür iradeyle verildiği kabulüne dayanmaktadır.
Ancak, her ne kadar gerek GK’da ve gerekse VUK kapsamındaki vergi kanunlarında, belirtilen kabulün aksi bir düzenleme bulunmasa da, beyannamenin ihtirazi kayıtla verilmesi durumlarında İYUK hükümlerinin geçerli olacağı, Danıştay'ın öteden beri gelen; idare ile mükellefler arasında yorum, uygulama ve anlayış farklılıklarına binaen yükümlülerce tereddütlü bu konulara hasren kanuni süresinde verilen beyannamelere "ihtirazi kayıt" konulabileceği ve bu beyanlar üzerinden salınan vergilere (GK açısından önce itiraz edilmesi üzerine tesis edilen menfi işleme) karşı da dava açılabileceği, yolundaki içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Türk Dil Kurumu'na göre ihtiraz; "çekince" olarak, çekince ise "herhangi bir konuda ilerisini düşünerek çekinmeyi gerektiren bir sebep veya durum" şeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre "ihtirazı kayıt" imzalanarak verilen yazılı beyandaki çekincelerin ifade şekli olmaktadır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemeleri Kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi konusundaki Danıştay VDDK'nın E:2023/6, K:2024/1 sayılı kararında, "ihtirazi kayıt; uygulamada, beyanın bağlayıcılığını etkisiz kılmak ve hak arama yollarına başvuru hakkını saklı tutmak amacıyla beyannameye konulan ve beyanın serbest irade ürünü olmadığını gösteren açıklama" olduğu belirtilmiş, bir kısım akademik çevrelerce de ihtirazi kayıt; "mükelleflerce kanuni gerekçe gösterilerek beyan edilen matrah veya matrah kısmı üzerinden tarh edilen vergiye dava hakkının saklı tutulması yolundaki beyannameye yazılı nota" (Kızılot) şeklinde veya "belli bir kısım hakların kullanma hakkını saklı tutmak isteyen kişinin bu konudaki beyanı" (Şener) olarak ifade edilmiştir.
Yine, Otomasyonlu Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin 39/3. maddesinde; mükelleflerce, kanuni gerekçe gösterilerek beyan edilen matrah veya matrah kısmı üzerinden tarhedilen vergiye, dava hakkının saklı tutulması yolunda beyannameye yazılan şerh olarak değerlendirilmiştir. Tüm bu aktarımlara göre ihtirazi kayıt; yükümlülerin beyan ettikleri verginin ya tamamı ya da ihtirazi kayıt konulan kısmı için dava açma hakkının kazanılmasının ön şartı olmaktadır.
Şu halde, 2577 sayılı Kanun'un 27/4. maddesinde zikredilen "ihtirazı kaydın" genel anlamı ve konulması gerekçesi yanında, gerek yargısal ve gerek doktrinel anlayış birlikte değerlendirildiğinde; esasen, mükelleflerin, kendi beyanlarına karşı dava açma imkanlarının bulunmadığı ancak, tereddütlü olup idare ile anlaşmazlığa düşüldüğü zamanlarda ve kanuni beyanname verme süresi içinde olmak kaydıyla verilen beyannameler üzerine konulan ihtirazi kayıt ile dava açma (itiraz) süresi içinde, ilgililerin isterlerse (GK'nu açısından itirazın reddi üzerine) dava açma haklarının olacağı, ancak, beyanname verme (Yasal) süresi geçtikten sonra ve beyanname verme zorunluluğu yok iken, aynı zamanda iradelerini sakatlayacak şekilde idarenin fatura tutarları üzerinde beyan gerektiği konusunda yaptırım öngören bir yazısı yada yazılı uygulaması da olmadığı halde, mükelleflerin kendi özgür iradeleriyle matrah beyan etmeleri durumunda ise, yükümlülerce zaten serbest bir şekilde irade ortaya konulduğu, ayrıca bu iradenin gerçeği yansıtmadığının iddia edilmesinin kendi içinde çelişki oluşturacağı dolayısıyla, serbest iradeyle verilen beyana ihtirazi kayıt konulması ve bilahare dava konusu edilmesi, yukarıda açıklanan hukuki duruma uygun olmayacaktır.
Hal böyle olunca, Gümrük (Malî) İdaresinin baskısı altında verilen beyanname üzerinden tarh/tahakkuk ettirilen vergiler, mükellefin özgür iradesi ile değil, baskılanmış ve değişik yaptırımlara maruz olunacağı idarece belirtilerek sakatlanmış iradesinin sonucu verilen beyanname olduğundan, "ihtirazi kayıt" konularak verilen beyanname üzerinden tarh/tahakkuk ettirilen vergilere karşı süresi içinde (itiraz) dava açılmak kaydıyla yargı denetimine tabi tutulması "hukuk devleti" olmanın bir sonucu olarak "hukuki güvenlik ilkesinin" de bir gereğidir.
Olayda, yükümlü davacının, ithale konu eşyanın Gözetim Tebliğleri'nde belirtilen kıymetten fazlası tutarı eşyanın fatura bedeline ilaveten "ihtirazi kayıt" konularak "yurt dışı gider" olarak beyanı üzerine, adına yapılan tahakkuka karşı yaptığı itirazın reddi üzerine iptali istemli açılan davanın, gözetim farkından kaynaklanan kısmının hukuka uygunluk denetimine tabi tutularak esasının incelenmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Ancak, yükümlü tarafından, gözetim farkının üzerinde "yurt dışı gider" adı altında beyan ettiği tutarın, yükümlünün serbest iradesi ürünü olmadığının kabul edilmesinin de, yine yukarıda yapılan açıklamalar anlamında izahtan varestedir. Zira, idarenin yazılı her hangi bir yaptırım tehdidi olmaksızın, normal koşullarda yükümlünün gözetim farkı üzerindeki "yurt dışı gider" beyanı, serbest iradesine bağlı bulunmaktadır. Oluşan serbest iradeye ihtirazi kayıt konulması, yukarıda açıklandığı üzere kendi içinde çelişki oluşturacağından ve daha da önemlisi, bizzat kendi serbest iradesinin ürünü beyanname üzerinden tahakkuk ettirilecek vergiye karşı dolaylı olarak, itiraz ve akabinde dava açılabilmesi sonucunu beraberinde getireceğinden, böylesi tahakkuk eden verginin, "beyanın bağlayıcılığı" ilkesine aykırı bir şekilde hukuki irdelemesinin yapılması, hem belirtilen hukuki ilkeye ve hem de "hakkaniyete" uygun olmayacaktır.
Tüm bu açıklamalardan dolayı, davacı tarafından ithal edilen eşya için faturadaki kıymete ek, Gözetim Tebliğleri'nde belirtilen gözetim kıymeti farkı kadar kısmın "ihtirazi kayıt" konularak "yurt dışı gider"; yükümlünün özgür iradesiyle değil, idarenin Gözetim Tebliği'ne istinaden beyan edildiğinden, ihtilafın bu kısmının esası incelenerek hukuka aykırı olduğundan dolayı iptali yolundaki değerlendirmeye katılmakla birlikte, yükümlünün, gözetim kıymetini aşan beyandaki kısım için aynı değerlendirme yapılamayacağından, ihtilafın bu kısmının incelenmeksizin reddi gerektiği dolayısıyla, temyize konu vergi dairesi kararının belirtilen kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına bu yönden katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY
:
Dava konusu olayda, ithal edilen eşyanın kıymeti, ithalatçı tarafından ticaret politikası önlemi olan gözetim uygulamasından kaçınmak amacıyla mükellefin kendi iradesiyle arttırılmıştır. Dış ticaret önlemleriyle ilgili gözetim belgesi temin etme yükümlülüğünden kaçınmak ve buna dair yasal düzenlemeleri etkisiz kılmak yönündeki bu amacı hukuk düzeninin korumayacağı açıktır.
Yükümlünün kendisini beyanı artırmaya zorladığı öne sürülen husus dış ticaret mevzuatıyla ilgili yasal düzenlemelerden ibaret olup, faturada yazılı gümrük kıymetini beyan ederek gözetim belgesi temin etme yerine bu yasal yükümlülüğü bertaraf etme gayesiyle ihtirazi kayıtla beyan yükseltilmektedir. Bu suretle, dava sürecinde gözetim belgesi temin edilmeden malın ithali sağlanmakta ve sonuç olarak hem düşük kıymet üzerinden ithalat hem de gözetim belgesi alma külfetinden kurtulma gibi gözetimle ilgili yasal düzenlemelerin aşılması ve uygulanmadan devre dışı bırakılması sonucuna yol açılmaktadır.
Belirtilen bağlamda, mükellefin tamamen kendi özgür iradesiyle ve dış ticaret önlemleri kapsamında öngörülen yasal ödevleri yerine getirmeme gayesiyle faturada yazılı ve gözetim belgesi gerektiren kıymeti sanki belgeye tabi değilmiş gibi yükseltme davranışının, gümrük idaresine atfedilebilir bir yönü bulunmamakta ve bu husus mükellefin kendi seçim ve tercihinden ibaret kalmaktadır. Zira yüksek kıymet üzerinden beyanda bulunmak suretiyle gözetim belgesi ibrazı ödevinden kaçınma gibi bir seçenekten yararlanılmaktadır. Bu nedenle, davanın salt Gümrük Kanunundaki kıymetle ilgili hükümler üzerinden çözümlenmesi maddi ve hukuki gerçeklikle ilgili bütünlüğün göz ardı edilmesine ve dış ticaret mevzuatına ilişkin bir kısım hükümlerin fiilen uygulanamaz hale gelmesine sebebiyet verecektir.
Öte yandan, yapılan itiraz başvurusu bir yönüyle 211. maddede öngörülen sürelerde yapıldığı gibi, maddede yer alan "tahakkukun kaldırılması" ve "ödenen verginin geri ödenmesi" taleplerini de içerdiğinden, taleplerin değerlendirilmesinde anılan maddede yer alan kısıtlamaların dikkate alınmaması gümrük idaresi açısından mümkün bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, eşyanın kıymetinin, Gözetim Tebliği'ndeki kıymete eşitlenecek tutarda yurt dışı gider kalemine ihtirazi kayıtla beyanda bulunmak suretiyle artırılması nedeniyle tahakkuka yapılan itirazın reddi işleminin iptali ve gözetime isabet eden verginin faiziyle birlikte iadesine ilişkin açılan davada, yükümlünün kendi beyanı ile gümrük kıymetini artırmasının dış ticaret önlemlerine tabi eşya dolayısıyla yasal düzenlemelere göre ibraz etmek zorunda olduğu belgeleri temin etmeden ithalat yapmasının önünü açtığı, uyuşmazlığın salt kıymet ihtilafı gibi ele alınmasının söz konusu yasal düzenlemeleri işlevsiz bıraktığı, bu nedenle dünya piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlarla yapılan ithalatların izlenmesini sağlayan önlemlerin etkisizleştirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla anılan maddede yapılan yasal değişikliğin dava konusu işlemi de kapsadığı, ayrıca davacı tarafından kendi hür iradesiyle eşyanın satış ve gözetim bedelinden fazla beyanda bulunması suretiyle açılan davanın yasal dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile, Daire kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!