Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Rücuen İlişkili Katip Adana Üye Hmk

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
:
ÜYE
:
ÜYE
:
KATİP
:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ Karar
DAVACI
: ... SİGORTA ŞİRKETİ [
VEKİLİ
: Av.
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av.
İLİŞKİLİ KİŞİ
: ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.05.2024 tarih ███████ Esas ████████ Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.10.2011 tarihinde mülkiyeti ... adına kayıtlı bulunan ve davacının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı (ZMMS) olduğu ... plakalı aracın tamir için bırakıldığı ... isimli tamirci sevk ve idaresinde iken yapmış olduğu trafik kazası neticesinde sürücü ...' ın vefat ettiğini, ZMMS poliçesi gereği sürücünün desteğinden yoksun kalanlara .... ATM' nin ████████ E. Sayılı dosyası gereğince davacı tarafından toplam 93.558,84. TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesinin yapıldığını, bu ödemenin Güvence hesabından rücuen tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının (yasanın emredici hükmü ile sorumlu olmadığı halde yapmış olduğu ödemeden dolayı) taraf sıfatı bulunduğu kabul edilse dahi davacının rücu hakkı zamanaşımına uğradığını, KTK' nın 109. Maddesi gereğince Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğradığını, Davacıya sigortalı araç sebebi ile ödenen tazminatın ödeme tarihi ve en geç davacı tarafından açılan rücu davasında yapılan yargılama sırasında rücu edilecek kimseyi öğrendiği varsayılması gerektiğini, Hal böyle olunca KTK 109. Maddedeki iki yıllık zamanaşımı süresinin çok önceden dolmuş olduğunu görüleceğini belirterek davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 30.11.2021 TARİHLİ KARARI: ...'a ödeme █████/2015 tarihinde yapılmış olup davanın ise 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra █████/2021 tarihinde açıldığı, davalı tarafın süresi içerisinde zamanaşımı savunmasında bulunduğu, bu nedenle davacı tarafından █████/2015 tarihinde dava dışı ...'a destek nedeni ile 93.558,84 TL ödemenin rücuen ödenmesine ilişkin kısmının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 19.12.2023 TARİHLİ KALDIRMA KARARI ÖZETİ: .... Tüketici Mahkemesinin █████████ Esas ███████ Karar sayılı dosyasında verilen aracın tamir bakım onarım için teslim edilmesi nedeni ile işletenin sorumlu olmaması nedeni ile davanın reddine ilişkin verilen kararın kesinleştiği tarih olan 14.07.2020 tarihi itibarı ile davacı sigorta şirketinin rücu edilecek kişi olarak ... olduğunu öğrendiğini kabul etmek gerekir. Dolayısıyla davacı tarafından rücu edilecek kişinin ... olduğunun kesin olarak 14.07.2020 gününde öğrenilmiş olması nedeni ile bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin başladığı kabul edilmelidir. Eldeki davanın 29.06.2021 gününde açıldığı dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açılmış olduğu kanaatine varılmakla davalının zamanaşımı savunmasının reddi ile işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları kapsamında delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde zamanaşımı süresinin ödeme tarihi olan 15.08.2015 tarihinden başlatılarak 2 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince kabulü ile, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarih ve ████████ esas, ████████ karar sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerektiği belirtilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 21.05.2024 TARİHLİ KARARI: Davacı tarafından talep edilmesine, talebi yerine getirilmediği için kanun yolunda hükmün bozulmasına rağmen davayı sigortalısına ihbar etmeyerek, ödemekle yükümlü olmadığı bir ödeme yapan davacı sigortacının ödemesi “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” mahiyetinde olup, poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapılması nedeniyle davacı sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamayacağından davanın reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Söz konusu ödemede hatır ödemesinden bahsedilebilmesinin mümkün olmadığını, kabul etmemekle birlikte hatır ödemesinden bahsedilse dahi ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararda davanın reddi yerine genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek davanın karara bağlanması gerektiğini, kararın usule ve esasa aykırı olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında hak sahiplerine ödenen bedelin rücuen tazmini talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Dosyamız davacısı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında kendisi aleyhinde açılan destekten yoksun kalma tazminat davasında sigortalanan ... plaka sayılı aracın sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu tespit etmiş, bu kapsamda aracın işleteni ruhsat sahibi konumunda bulunan dava dışı 3.kişi ... isimli kişiye davanın ihbarını talep etmiştir. Mahkemesince bu ihbar talebi yerine getirilmemiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile dava dışı ...'a davanın ihbar edilmemiş olmasının hatalı olduğu belirtilerek bu hususta bozma sebebi olarak kabul edilmiştir. Anılan dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgelere bakıldığında söz konusu aracın tamir, bakım onarım için bir servise verilmiş olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge ya da bu yönde bir savunma bulunmadığı görülmüştür. Bu kapsamda dosyamız davacısının kendisi hakkında açılan tazminat davasında ... plaka sayılı aracın tamir bakım onarım için servise bırakılıp bırakılmadığı hususunda bilgi sahibi olmadığı, bunu tespit edemediği görülmüştür.
Dosyamız davacısı tarafından ödemiş olduğu tazminatın işletene dolayısı ile kendi sigortalısına rücusu amacı ile bu kez .... Tüketici Mahkemesinin █████████ Esas ███████ Karar sayılı dosyasında rücu tazminatı isteminde bulunulmuştur. Söz konusu dosyada davacı sigorta şirketine sigortalanan ... plaka sayılı aracın kaza anında sürücü belgesiz kişiye kullandırılmış olması nedeni ile poliçe genel şartları hükümlerine göre kendi sigortalısı olan araç işleteni ...'tan rücusunu talep etmiştir. Ne var ki, anılan dosyada davalı işleten savunmasında kaza anından önce aracı tamir bakım onarım için tamirciye bıraktığını, tamirhanede bulunan ve tazminat ödenmesine sebebiyet veren ...'ın aracı test için trafikte kullandığı sırada kazanın meydana geldiğini ve sürücü İbrahim'in bu sırada vefat ettiğini, kendisinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda KTK 104/1 maddesi gereğince işletenin aracı tamir bakım onarım için tamirciye bıraktığı, kazanın da bu süreçte meydana geldiği kabul edilerek işletenin herhangi bir sorumluluğunun olmadığı kabul edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı dosyamız davacısı tarafından temyiz yasa yoluna başvurulmuş, ne var ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ve karar 14.07.2020 tarihi itibarı ile kesinleşmiştir. Buna göre, davacı sigorta şirketinin tazminat ödemesine sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kazadan hemen önce tamir için dava dışı iş yerine teslim edildiği hususu kesinleşmiştir.
2918 sayılı KTK 104/1 ve 2 maddesi " Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım – satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.
Yukarıda yazılı teşebbüs sahipleri kendilerine bırakılan motorlu araçların tümünü kapsamak üzere esasları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilecek bir zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaya ve denetimlerde bu sigortanın yapıldığını belgelemeye mecburdurlar." şeklindedir
Söz konusu hükme göre, aracın tamir bakım onarım için bırakılması ve kazanın bu sırada meydana gelmesi durumunda işletenin ve işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin sorumluluğunda olmayacağı bellidir. Her ne kadar davacının öncesinde aracın tamir bakım onarım için servise bırakıldığı hususunda dosyada hiçbir bilgi ve beyan bulunmadığından haberdar olmaması sebebiyle ödeme yapmış olduğu açık ise de Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile dava dışı ...'a davanın ihbar edilmemiş olmasının hatalı olduğu belirtilerek bu hususta bozma sebebi olarak kabul edilmiş olup mahkemesince bu bozma ilamına uyulup uyulmaması ve ihbar olunanın beyanları beklenmeksizin ödeme yapılmış olduğu görülmektedir. Diğer yandan söz konusu iş yerleri tamir bakım onarım için kendisine bırakılan aracın meydana getireceği zararların karşılanması amacı ile zorunlu olarak sigorta yaptırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Eldeki dosyada dava dışı işletenin aracını onarım için bırakmış olduğu iş yerinin yaptırmakla yükümlü olduğu sigortayı yaptırmadığı bellidir. Bu noktada davacının davalı Güvence Hesabından zorunlu olan sigorta poliçesinin yaptırılmamış olması nedeni ile tazminat talep etmesinde bir yanlışlık bulunmamakla birlikte; davacı vekili BK'nın 162.maddesi gereğince halefiyet hakkı kazanılmamış ise de alacağın temliki hükümlerine göre davanın karara bağlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Sigortalı aracın KTK 104. Madde metninde düzenlenen zorunlu sigortanın bulunmadığı bir tamirhaneye bırakılmış olması nedeni ile davalıya karşı talepte bulunduğundan sigortalı aracın bir tamirhaneye bırakıldığı vakıasının kesin olduğu, buna göre de davacının işletenin ve dolayısı ile sigortacı olan kendisinin sorumlu olmadığı bir tazminatı ödemiş olduğu, böyle bir durumda kanun gereğince poliçe teminatı kapsamında olmayan bir tazminatın ödenmesi halinde yapılan bu ödeme dolayısı ile sigorta şirketinin halefiyet hakkının doğmayacağı ve davacıya rücu hakkı vermeyeceği anlaşılmaktadır. Davacı vekili her ne kadar TTK gereğince halefiyet hakkı doğmasa da alacağın temliki söz konusu olduğu sürece BK' nun genel hükümlerine göre sigorta şirketinin talep hakkından bahsedilebileceğini savunmuş ise de, davacı tarafça alacağın temlikine dair dosyaya herhangi bir belge sunulmamış olup dosyada mevcut "ibraname-feregatname-sulh sözleşmesi" başlıklı belge incelendiğinde hak sahine yapılan ödeme dolayısı ile alacağın devir alındığına dair bir ifade yer almadığından davanın reddine dair kurulan hüküm yerinde görülmüş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy çokluğu ile karar verildi. █████/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
-- MUHALEFET ŞERHİ --
Dava, davacının kazaya karışan aracın ZMMS poliçesinin olması sebebiyle ile yaptığı ödemelerin davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi kapsamında olması sebebiyle rücu edemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde,
Davacı şirkete ... numaralı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesiyle sigortalı olan ... adına kayıtlı ... plakalı araç ehliyetsiz sürücü ... sevk ve idaresindeyken 23.10.2011 tarihinde trafik kazasına karışmış, kaza sonucu ...'ın vefat ettiği, dosyamız davacısı, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında kendisi aleyhinde açılan destekten yoksun kalma tazminat davasında sigortalanan ... plaka sayılı aracın sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu tespit etmiş, bu kapsamda aracın işleteni ruhsat sahibi konumunda bulunan dava dışı 3.kişi ... isimli kişiye davanın ihbarını talep etmiş, hatta, mahkemesince bu ihbar talebi yerine getirilmediğinden Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile dava dışı ...'a davanın ihbar edilmemiş olmasının hatalı olduğu belirtilerek bu hususta bozma kararı verilmiş, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında bozma sonrası ilk duruşmada "Davacı vekili tarafından sunulan █████/2015 tarihli dilekçede davalı şirket ile yapılan görüşmeler sonucu tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri ve tüm ferileri ile birlikte -taraflarına ödendiği, davanın konusuz kaldığı belirtilerek konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmesinin talep edildiği anlaşıldı." tespiti yapılmış ve bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, "konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına," karar verilmiştir. Karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir.
Davacı ... Sigorta A.Ş, kendisi aleyhinde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında açılan maddi tazminat davasında yapılan yargılama sırasında, ölenin desteğinden mahrum kaldığını ileri süren zarar gören 3.kişinin zararını 93.558,84 TL olarak 11.08.2015 gününde ödemiş ve anılan dosyanın davacısı ile ibraname sulh sözleşmesi imzalamıştır.
Bu açıklamalara göre davacı, kendisine karşı açılan destek tazminatı sebebiyle ödediği miktarın rücuunu talep etmektedir. Mahkemece verilen ilk tazminat kararı Yargıtayca davacının zarardan sorumlu olmaması gibi bir sebeple bozulmamış, yargılama sırasında ödeme yapılarak sulh olunması suretiyle dayanak dosya kesinleşmiştir.
Dosya kapsamında mevcut olan ve davacı aleyhinde açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında aracın tamir bakım onarım için servise bırakıldığı hususunda hiçbir bilgi ve beyan bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı sigorta şirketinin bu durumu bilmesi ve buna göre savunma yapması mümkün değildir. Kaldı ki, anılan dosyada işletene ihbar talebinde bulunulmuş, mahkeme tarafından işletene dava ihbar edilmemiştir. Bu yönü ile davacı sigorta şirketinin işletenden bu bilgiyi alması mümkün olmamıştır. Davacı sigorta şirketi tarafından, aracın sürücü belgesiz kişiye kullandırılmış olduğu düşüncesi ile ve bu durumdan dava dışı işletenin sorumlu olduğu kanaati ile .... Tüketici mahkemesinde rücu istemli dava açılmış ve bu davada davacı sigorta şirketi aracın tamir bakım onarım için servise teslim edildiğini öğrenmiştir. Ancak anılan dosyada davalının buna ilişkin savunmasının doğrulanması ve kesinleşmesi gerekmektedir. Zira anılan dosya davalısı olan işletenin bu savunmasının gerçeği yansıtmaması durumunda davacı sigorta şirketinin işleten olan davalıdan ödemiş olduğu tazminatın rücusunu talep etme olanağı bulunacaktır.
Dava konusu ödeme .... Tüketici Mahkemesi'nin █████████ E. ███████ K. Sayılı dava dosyasına binaen yapılmıştır. Bu sebeple söz konusu ödemenin hatır ödemesi olduğunun kabulü mümkün değildir.
İstinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere, " Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapılması durumu ise öğreti ve uygulamada “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” olarak adlandırılmaktadır. Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz. Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinden değil,mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 162 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava ret olunmayarak, genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır (Ulaş, s. 264). Tüm bu hususlar mahkemece re’sen araştırılmalıdır ... şeklinde belirtmiş olduğu üzere davanın reddi yerine genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek davanın karara bağlanması gerekmektedir. Yani mahkemenin sebepsiz zenginleşme kapsamında davacının davasını değerlendirmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirdi.
Açıklanan sebeplerle, genel hükümler (sebepsiz zenginleşme) gereği ödemekle yükümlü olmadığı btutarı ödeme yapan davacı sigortacının ödemesinin “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” olarak kabulünün mümkün olayacağı, bu nedenle davacının talep edebileceği alacak belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken reddine dair kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmıyorum.
¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!