Anahtar kelimeler: Konsept Unvanıyla İlerisinde Depolanması Hükümkarar Unvan İltibas Metre Yıllardır Lisans

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM/KARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin kendisine ait "... ..." markasını yıllardır lisans kapsamındaki ... ürünlerinin muhafazası ve ticari amaçla depolanması alanında kullandığını, davalının ise, 2023 yılında aynı ticari unvan ve konsept ile müvekkil şirketin yaklaşık 500 metre ilerisinde, iltibas oluşturacak şekilde "...... ... A.Ş." ticaret unvanıyla aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalı şirkete müvekkilin marka hakkına yönelik tecavüzün durdurulması için ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin cevabi yazısında; iltibas oluşturacak herhangi bir durum olmadığından bahisle taleplerinin reddedildiğini, davalı şirketin, ticaret unvanını tescil ettirmesi akabinde gerekli olan silo inşaat çalışmalarına başladığını, akabinde davalı şirket ile iletişime geçmek isteyen yazılım şirketleri, silo yapım firmaları, işletme ruhsat işlemleriyle ilgilenen kurumlar ve diğer şahışların müvekkil şirketi aradıklarını, daha aktif olarak ... faaliyetlerine başlamayan davalı şirketin ticaret unvanı ile müvekkil şirkete ait markanın karıştırıldığını, müvekkil şirketin, ...'da ... faaliyetleri gösteren ilk ve tek şirket olma unvanına sahip olduğunu, "... ... ” markası ile kategorisinde tescil edildiğini, davacının bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullanarak bölgesinde bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, davalının da aynı alanda faaliyet göstererek, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareye müvekkilin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde davalının "... ... ..." ibaresini ticaret unvanında bilerek ve iltibas amacıyla kullandığını ileri sürerek davalının, müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine (iltibas konusu ibarelerin ticaret unvanından çıkarılmasına, sicilden terkinine), tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, belirsiz alacak davası niteliğinde doğmuş ve doğabilecek zararlara karşılık 10.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin içeriğinde 1.000.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminat talep edilmişken netice-talep kısmında sadece 10.000,00 TL (belirsiz alacak davası) maddi tazminat istendiği, "..." kısaltmasının ‘’... ... Şirketi’’ isminden geldiğini, ticari faaliyete yönelik olarak yapılan bu kısaltmanın sadece davacı şirkete özgülenemeyeceğini, Türkiye’de ticaret unvanında "..." kısaltması olan onlarca ... şirketinin bulunduğunu, davacı şirketin iddia ettiği gibi "... ..." markasına müvekkil şirket tarafından hukuki ve etik açıdan herhangi bir tecavüz bulunmadığını, müvekkili şirketin %99,97 hissesinin, ... ilçesinde yaklaşık 31 yıldır faaliyet gösteren ... ... Un ... ... ve ... A.Ş.'ye ait olduğunu, haliyle müvekkili şirketin unvanının da ...... ... A.Ş. İbarelerinden meydana geldiğini savunarak tüm taleplerinin öncelikle usulden ve aksi halde esastan reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde yapılan keşif sırasında tespit edilen markasal kullanımların karşılaştırılması sonucunda, işyerinde tespit edilen markasal unsurların tescilli markalar ile ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek düzeyde benzer görülmediği, davacı tarafından kullanılan markanın esas unsurunun "... ..." ibaresinden oluştuğu, genel kabul olarak, coğrafi yer adlarının ayırt edici niteliğinin ya hiç bulunmadığı ya da düşük olduğu, "..." ibaresinin ise ilgili sektörde ... ürünlerin depolanmasıyla iştigal eden ve geçerli bir lisansa sahip ... şirketi ifade eden kısaltma şeklinde kullanıldığı, tanımlayıcı bir ibare niteliği taşıdığı, bu bağlamda "... ..." ibaresinin bütün olarak ayırt edici niteliğinin düşük seviyede olduğu, davalının ticaret unvanının ise "... ... ..." çekirdek unsurundan oluştuğu, unvandaki "... ... ... ... Şirketi" ibaresinin tali unsur niteliği taşıdığı, davalının ticaret unvanı çekirdek unsurunda bulunan "..." ibaresinin ise ayırt edici gücünün yüksek olduğu ve ticaret unvanının çekirdek unsurunda yer alan ayırt ediciliği yüksek bu kelime unsurunun işaretleri farklılaştırmaya yettiği, bu anlamda şikayete konu ticaret unvanı ve itiraz gerekçesi marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda iltibas oluşturacak düzeyde işaret aynılık veya benzerlik görülmediği, davacının başvurusuna esas olan tescilli markanın tescilli olduğu sınıfın, davalı taraf işletmenin faaliyet gösterdiği "... Depolanması" alanı ile aynı hizmet türüne sahip olduğu, raporda belirtilen işbu mal ve hizmetler yönünden taraf işaretlerin biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle oluşan belirgin farklılıklar göz önüne alındığında aynı olmadığı ve hitap ettiği tüketici kesiminde iltibasa düşürecek derecede karıştırma/benzerlik ihtimali bulunmadığı, davacının markasına tecavüzün ve haksız rekabetin sabit olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda davacının tescilli markası "... ..." ile davalıya ait "... ... ..." ticaret unvanı arasında iltibasa düşürecek derecede karıştırma/benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, tarafların sadece faaliyet alanları aynı olmakla birlikte faaliyet alanına konu mal ve hizmetler yönünden taraf işaretlerinin biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak bıraktıkları izlenimlerin farklı olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime açık, hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, markaya tecavüzün ,haksız rekabetin meni, maddi tazminat istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının tescilli markası ile davalının ticaret unvanı arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik olup olmadığı noktasındadır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7. maddesi ile marka tescilinden doğan haklar, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise hangi hallerde işaretin ticaret alanında kullanımının yasaklanacağı hususları düzenlenmiş olup, maddede yer alan "d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması" hükümleri yasaklama sebebi olarak sayılmıştır. Yine SMK'nın 29. maddesi ile marka hakkına tecavüz sayılan haller belirtilmiş olup, yukarıda bahsi geçen 7. maddede yer alan biçimlerde kullanım marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir.Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince "... "... A.Ş." ibaresinin kısaltması olduğu ve söz konusu ibarenin bu niteliği itibarı ile zayıf olduğu, davalının ticaret unvanında yer alan "..." kelimesi ile ayırt ediciliğin sağlandığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, ... ibaresinin davacının tescilli markasında yer aldığı, davalının ise unvanında ... A.Ş.'nin kısaltması olduğu belirtilen ... ibaresine ... kelimesinden sonra yer verip araya "... ..." kelime grubunu ekleyip tekrardan aynı ibarenin açılımını yapmak sureti ile ticaret unvanını "...... ... A.Ş." olarak aldığı anlaşılmıştır.Her iki şirketin aynı bölgede ve yakın bir şekilde aynı ticari faaliyet alanında faaliyetlerini sürdürdüğü ve davalının ... ibaresine yukarıda belirtilen şekilde unvanında yer verdiği hususları göz önüne alınarak, SMK'nın 7. maddesi üçüncü fıkrasının d, e bentleri ile 29/a hükmünde yer alan düzenlemeler nazara alındığında, davalının ticaret unvanı kullanımının dürüstlük kuralına aykırı ve ticari etki yaratacak şekilde olduğu, artık markanın zayıflığından- kısaltma içerdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektirmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.