Anahtar kelimeler: Kaybından Müzakere Eylemden Kar Heyetince Avans Anadolu Başvuran Fazlaya Faiziyle

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ40. HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: 3/7/2025NUMARASI
: ████████ (E) - ████████ (K)DAVANIN KONUSU
: Maddi TazminatKARAR TARİHİ
: 7/5/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, kâr kaybından kaynaklanan 5.636,82 TL maddi tazminatın davanın açıldığı 27/9/2016 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle; gerek dava, gerekse de cevaba cevap dilekçelerinde hiçbir biçimde tozlanma sebebiyle taşındığını ileri sürmeyen ve taşınma masraflarının da talep edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, eski bilirkişi raporunda da, bilirkişilerin davacının iddialarının aksine çalışan sayısında büyük farklar ve değişimler olmadığını açıkça belirttiğini, 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomik alanda etkilerinin görüldüğünü, kaldı ki davacının uğradığı herhangi bir zararın söz konusu olmamakla birlikte, hükmedilen minimum seviyede kâr kaybının ticari yaşamın olağan akışında sıklıkla karşılaşılabilecek nitelikte olduğunu; şirketin iş yeri değişikliğini tamamen keyfi biçimde yaptığını, aynı sokakta yalnızca bir kaç bina ileriye ve hatta E-5 karayolu ve metro inşaatına daha yakın adrese taşındığını, davacı dışında müvekkiline başka hiçbir esnafta böyle bir yakınma gelmediğini, müvekkilinin hukuka aykırı eylemi bulunmadığı gibi oluşan zarar ile müvekkilinin eylemi arasında uygun nedensellik bağının da bulunmadığını, metro yapım işine 5/5/2016 günü başlayan müvekkillerinin davanın açıldığı 27/9/2016 gününe kadar taş kırma işlemi yapmadıklarını, kusursuz olan müvekkillerinin üstlendikleri edimi ifa ederken tüm önlemleri aldıklarını, davanın açılmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2'nci maddesinde yer verilen dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Bilirkişiler kurulu tarafından, davalı tanıkların anlatımları, metro istasyonu inşaatının yapıldığı yer dava dosyasına sunulan görüntüler, fotoğraf ve CD içerikleri değerlendirilerek düzenlenen 27/6/2018 tarihli raporda, davalılar ...Ticaret AŞ, ... AŞ, Kalyon İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ firmalarının ... istasyonu yapım işinde faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan toz halindeki emisyonları kontrol altına almadıkları; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden ve hava kirlenmeleri sebebiyle, çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk ilişkilerine önemli zararlar verdikleri; olumsuz etkileri gidermeye ve bu etkilerin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik yeterli önlemler almadıkları; davacı iş yerinin toz altında kalmasına, müşterilerinin rahatsız olmasına ve davacı firmanın zararına neden oldukları; davalı şirketlerin metro inşaatı faaliyetleriyle davacı iş yerinin zarara uğraması arasında nedensellik bağının bulunduğu, zararın oluşumunda davalı firmaların müştereken tam kusurlu oldukları; dava konusu olayda alabileceği herhangi bir önlem olmayan davacının kusurunun bulunmadığı bildirilmiş; muhasebe ve finans uzmanı bilirkişi tarafından davacı tarafından ibraz edilen envanter defteri, yevmiye defteri ve defteri kebir incelenerek düzenlenen raporda ise, davacı şirketin çalışan sayısı önceki yıllarla karşılaştırılarak, Haziran, Temmuz ve Ağustos dönemlerinde toplam 5.636,82 TL olduğunun bildirilmesi, böylece davacı şirketin zararının, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan 27/6/2018 tarihli bilirkişiler kurulu raporu ile muhasebe ve finans uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; davaya konu zararın, davalı şirketlerin faaliyetlerinden kaynaklandığı kabul edilerek, maddi tazminata hükmolunmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 932 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar tarafından peşin ödenen 1.846,20 TL karar ve ilam harcından mahsubuna; istenmesi durumunda bakiye 914,20 TL karar ve ilam harcının davalılara eşit biçimde geri verilmesine,3-Davalıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.7/5/2026