Anahtar kelimeler: Yenişehir Geçenin Transferi Şubesi Teminen Rücuen Bankacılığı Rızası Bilgisi İnternet

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Banka müşterilerinden ... tarafından, adı geçenin müvekkili bankanın Yenişehir Şubesi nezdindeki hesabından bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerce internet bankacılığı kullanılarak ve adı geçenin kullanımında olan ve müvekkil Banka sisteminde de adı geçen adına kayıtlı bulunan ... numarası kullanılmak suretiyle para transferi yapılması sebebiyle uğradığı zararın tazminini teminen müvekkili banka aleyhine Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili banka tarafından söz konusu takibe itiraz edilmesi üzerine Ankara 11. Tüketici Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, Ankara 11. Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde ███████ Esas - █████████ Karar ve 15.11.2018 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile Ankara 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmet iptaline, takip tarihi itibariyle 190.050,00TL asıl alacak, 1.274,92TL faiz olmak üzere toplam 191.324,92TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının Bankamızdan alınarak davacı ...'ya verilmesine karar verildiğini, taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara BAM 21. H.D. ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ve 18.03.2020 tarihli kararı ile, istinaf başvurumuzun esastan reddine karar verildiğini, karar hakkında temyiz kanun yoluna başvurulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas - █████████ Karar, 31.03.2022 tarihli ilamı ile hükmün onanmasına kesin olarak karar verildiğini, kararın kesinleşmesinin akabinde davacı tarafça başlatılan icra takibi kapsamında Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına, 15.05.2022 tarihinde 441.202,09-TL ödenmek zorunda kalındığını, müvekkili bankanın bu icra takibi (Ankara 9. İcra Müdürlüğü... Esas) sebebiyle toplamda 450.811,40TL'lik bir maddi zarara uğradığını, aynı zamanda Ankara 5. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, söz konusu takip kapsamında da yine yukarıda yer verilen düzenlemeler gereğince alacaklı vekili tarafından ödenecek stopaj ile KDV'nin yarısının vekil eden banka tarafından kesilerek vergi dairesine yatırılması hususunda yasal zorunluluk getirildiğinden takip konusu vekalet ücretinden %8 KDV ayrıştırılarak stopaj matrahı belirlenmiş ve bu tutar üzerinden de %20 stopaj miktarı olan 831,48TL ile 5/10 KDV tevkifatı miktarı olan 166,30TL mahsup edilerek bakiye borç miktarı olan 3.811,41TL icra dosyasına, kesinti yapılan stopaj miktarı ile KDV tevkifatı müvekkili banka tarafından, icra dosyası alacaklısının vekili adına ilgili vergi dairesine yatırıldığını, müvekkil bankanın bu icra takibi sebebiyle toplamda 4.809,19TL'lik bir maddi zarara uğradığını, bahsi geçen dolandırıcılık eylemlerinin gerçekleşmesine Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. sebebiyet verdiğini, müvekkili banka tarafından tazminat ödemesi yapılmasına sebep olan dolandırıcılık eyleminin, para transfer işleminin gerçekleşmesine olanak sağlayan ... sim kartının gerçek hat kullanıcısı yerine yetkisiz kişilere teslim edilmesi üzerine gerçekleştirildiğini, bir diğer deyişle, sahte belge ile yapılan başvuru neticesinde yetkisiz kişilere teslim edilen sim-kart sebebiyle bankacılık işlemlerinin gerçekleştirilebildiğini, davalı tarafından sim-kart yetkisiz kişilere verilmemiş olsa idi, müvekkili banka telefon numarası kontrolü yapacak ve sistemde kayıtlı numara ile eşleşmeyen numaradan yapılmak istenen transfer işlemlerini gerçekleştirmeyeceğini, ... şirketlerinin bankalar gibi imtiyazlı şirketler olduğunu dolayısıyla bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna bağlı olarak kamu adına ve kamu yararına lisanslı olarak işlem yaptığını, davalı ... şirketi sim kart değişikliği yaparken kimlik kontrolü yapmak konusunda objektif özen yükümlülüğüne tabi olduğunu, bu sebeple bile, davalı ... şirketi sim kart değişikliği yaparken kimlik kontrolü yapmak konusunda yeterli ve gerekli güvenlik önlemlerini almayarak ağır kusurlu olduğunu, davalıya, banka zararının ödenmesi talebi ile Kartal 12. Noterliğinin 28.07.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde ödeme talebinde bulunulduğunu, ihtarnamenin davalıya 01.08.2022 tarihinde tebliğ edilmiş ancak verilen süre sonunda herhangi bir ödeme yapılmadığını, bir sonuç elde edilemediğini belirterek açıklanan sebeplerle; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, yukarıda açıklanan sebeplerle davalı ... Şirketince düzenlenen sim-kartın kopyalanması sonucu müşteriye ödenmek zorunda kalınan 455.620,59TL'nin ödeme tarihlerinden, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın konusu hakkında, Kocaeli 1.Tüketici Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosyası ile karar verildiğini, davada müvekkili şirketin taraf sıfatı olmadığını, dava konusu olayda haksız fiil niteliğinde eylemi olup kasten bankaya zarar veren kişinin kim olduğu ceza yargılamasının konusu olduğunu, bu itibarla davacı bankaya zarar veren kişiler ortada iken dava konusu olayda herhangi bir eylemi olmayan müvekkili şirketin iş bu davada davalı olması hukuken mümkün olmadığını, davacı bankanın, internet bankacılığı sisteminin güvenliği için yeterli güvenlik önlemlerini almadığını, internet bankacılığı kullanmaya teşvik ettiği müşterisine gerekli güvenlik önlemlerini zorunlu kullanım olarak sunmadığını, müşterisinin güvensiz bir ortamda internet bankacılığı işlemleri yapmasına sebep olduğunu, davanın esasa girilmeden sıfat yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı sebebiyle de davanın reddi gerekli olduğunu, bankacılık işlemlerinin tarafları ve menfaat sağlayıcıları mudi ve banka olduğunu, yasal ve sözleşmesel yükümlülükler bu tarafların üzerinde olduğunu, bankacılık işlemlerinin şubeden değil de, telefon/internet ortamında yapılmış olması bu menfaat ve yükümlülük paylaşımını değiştirmediğini, müvekkili şirketin internet bankacılığı işlemlerinin güvenliği konusunda ne banka müşterisine, ne de bankaya karşı, yasal veya sözleşmesel olarak herhangi bir taahhüdü ya da yükümlülüğü olmadığını, ... hatlarının bankacılık işlemlerinde kullanılması tamamen müvekkili şirketin iradesi dışında bir durum olduğunu, davacının, iddialarını somutlaştıramadığını, ispat edemediğini, davacının huzurdaki davayı açmasında herhangi bir hukuki menfaati bulunmadığını belirterek açıklanan sebeplerle; davanın kesin hükmün varlığı sebebiyle reddine, taraf sıfatı yokluğundan reddine, zaman aşımından reddine aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Bilirkişi heyetinin 20.01.2025 tarihli raporunda özetle, "Davacının müşterisi ... adına sahte/geçersiz kimlik fotokopisi ile sim kart çıkartıldığı, bu şekilde kimlik bilgileri de ele geçirilen müşterinin internet bankacılığına giriş yapıldığı, aslı ibraz edilmediği halde hem sahte hem de geçersiz kimlik fotokopisi ile sim kart değişikliği yapılmasının davalı şirketin kusuru olarak kabul edilmesi gerektiği, dolandırıcılık eyleminin gerçekleştiği tarihlerde yürürlükte olan Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ'de tanımlandığı şekliyle, kısa mesaj servisi ile tek kullanımlık parola gönderimi yapılmasının ilgili dönemde yürürlükte olan mevzuat kapsamında tanımlanan bir kimlik doğrulama bileşeni olduğu, dava dosyasına sunulan belgeler ile dosyaya eklenen diğer dava dosyaları incelememizde davacı banka tarafından başlatılan takipler için toplam 455.620,59 TL ödeme yaptığı, davalının fiilinin TBK m. 49 anlamında haksız fiil teşkil ettiği..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere, davalı tarafından gönderilen bilgi ve belgelere göre, müşterisi ... adına 2 kez sim kart değişikliği yapıldığı görülmektedir. 08.10.2016 ve 11.11.2016 tarihlerinde yapılan sim kart değişikliklerine bakıldığında 2 farklı nüfus cüzdanı fotokopisi kullanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla yalnızca 1 ay arayla yapılan iki sim kart değişikliği işlemleri sırasında 2 farklı nüfus cüzdan fotokopisi kullanılması, bunlardan birisinin sahte veya geçersiz olabileceğini hemen ilk anda akla getirmektedir. Buna göre 08.10.2016 tarihinde yapılan sim kart değişikliği sırasında fotokopisi sunulan nüfus cüzdanının 17.12.2008 tarihli, 11.11.2016 tarihinde yapılan sim kart değişikliğinde fotokopisi sunulan nüfus cüzdanının ise 25.07.2013 tarihli olduğunun görülmesi, bunlardan birinin sahte veya geçersiz olduğunu göstermektedir. Fotokopilere bakıldığında, 25.07.2013 değişim tarihli kimlik fotokopisinin üzerinde ''aslı görülmüştür'' damgası varken, 17.12.2008 değişim tarihli kimlik fotokopisinde ise böyle bir ibare olmadığı görülmektedir. Öte yandan 2012 tarihli abonelik sözleşmesi ekinde bulunan 17.12.2008 değişim tarihli kimlik fotokopisindeki fotoğrafın ise sim kart değişikliği sırasında sunulan kimlik fotokopisindeki fotoğrafla aynı olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, 08.10.2016 tarihli sim kart değişikliği sırasında sunulan kimlik fotokopisinin hem geçersiz tarihli hem de sahte olduğu anlaşılmış olmaktadır. Bu durum, aslı ibraz edilmediği halde hem sahte hem de geçersiz kimlik fotokopisi ile sim kart değişikliği yapıldığını göstermektedir. Bu ise davalı şirketin kusuru olarak kabul edilmesi gereken bir işlemdir. Davacının müşterisi ... adına sahte/geçersiz kimlik fotokopisi ile sim kart çıkartıldığı, bu şekilde kimlik bilgileri de ele geçirilen müşterinin internet bankacılığına giriş yapıldığı anlaşılmıştır.
Bankacı bilirkişi tarafından yapılan tespitte ise;
Dolandırıcılık eyleminin gerçekleştiği tarihlerde yürürlükte olan Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ” de kimlik doğrulama başlıklı;
Madde 27 - (1) Banka, sunmakta olduğu internet bankacılığı hizmetleri için, bu hizmetlerin arz ettiği risk seviyelerine uygun ve güvenilir bir kimlik doğrulama mekanizması tesis eder. Müşterilerin, kurulan kimlik doğrulama mekanizmasından geçmeden hizmetlerden yararlanmasına müsaade etmeyecek bir yapı banka tarafından kurulur.
(4) Müşterilere uygulanan kimlik doğrulama mekanizması birbirinden bağımsız en az iki bileşenden oluşur. Bu iki bileşen; müşterinin "bi üşterinin "sahip olduğu" veya müşterinin “biyometrik bir karakteristiği olan" unsur sınıflarından farklı it olmak üzere seçilir. Müşterinin "bildiği" unsur olarak parola/değişken parola bilgisi gibi bileşenler, "sahip olduğu" unsur olarak tek kullanımlık parola üretim cihazı, kısa mesaj servisi ile sağlanan tek kullanımlık parola gibi bileşenler kullanılabilir. Bileşenler tamamen müşterinin şahsına özgü olmalı ve bunlar sunulmadan kimlik doğrulama gerçekleştirilememeli, hizmetlere erişim sağlanamamalıdır.
Dolayısıyla, kısa mesaj servisi ile tek kullanımlık parola gönderimi yapılmasının ilgili dönemde yürürlükte olan mevzuat kapsamında tanımlanan bir kimlik doğrulama bileşeni olduğu anlaşılmış olmaktadır. Şeklinde belirtilmiştir.
Ankara 11. Tüketici Mahkemesi'nin ███████ esas - █████████ karar ve 15.11.2018 tarihli ilamı ile; dava dışı ...'nun yurt dışında bulunduğu sırada telefon kartının kopyalandığı, bu sebeple bankanın da sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davadışı ... tarafından davacı banka aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takip tarihi itibariyle 190.050,00 TL asıl alacak, 1.274,92 TL faiz olmak üzere toplam 191.324,92 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Anılan karar BAM ve Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.
Yukarıdaki tüm tespitler neticesinde davalının kusurlu olduğu ve dava dışı müşteriye davacı tarafından yapılan ödemeyi davacının davalıdan rücu edebileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davanın kısmen kabulü ile; 3.811,41-TL'nin 20.05.2022 tarihinden, 441.202,09-TL'nin 15.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, huzurdaki davada müvekkilinin husumet ehliyeti ve kusurunun bulunmadığını,Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, somut olayda tazminat şartlarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Davacı bankanın dava dışı müşterisinin hesabından bilgisi dışında alınan paranın müşterisine ödenmesi sonrası davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Davacının başvurusu yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak █████/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, dava açılış tarihi itibariyle kesinlik sınırı 17.830,00 TL'ye çıkartılmıştır.
Bu durumda, davacının istinaf talebine konu olan 10.607,09 TL miktar itibariyle kesin olup, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır.
Buna göre, maddi tazminat talebinin reddine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesindeki davanın açıldığı tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.
Davalının başvurusu yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.
Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 21/1/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplama ve kusur oranınına yönelik tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE,
2-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2025 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 30.398,87 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 7.599,72 TL'nin mahsubuyla bakiye 22.799,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafın istinaf talebi incelenmediğinden yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
9-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!