Anahtar kelimeler: Darlığından İstemli Vadeli İleriye Yoğunluğu Şubesinde Ötürü Mevduat Ret Bankanın
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: (Kapatılan) Ankara 14. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2012 yılında davalı bankanın ... Şubesi'nde TL vadeli mevduat ve USD hesabı açtırdığını, TL vadeli mevduat hesabına 2016 yılı Aralık ayı başına kadar reel faiz oranları uygulandığını, 13.12.2016 tarihinden itibaren uygulanan %8,40 oranındaki faizin %5,10’a indirildiğini, USD hesabının da 04.05.2017 tarihinde davalı bankaca bloke edildiğini, müvekkilinin söz konusu durumu 2019 yılı Ocak ayında hesaplarını incelediğinde öğrenerek davalı bankaya 10.01.2019 tarihinde faizden doğan hak kaybının giderilmesi için başvurduğunu, bankaca talebinin reddedildiğini, davalı bankanın müvekkiline bilgi vermeden elde edeceği kârı aşağılara çekmesinin dürüstlük kuralına uymadığını, faiz oranlarında artış olduğunda bu artışın da yapılmadığını, davalının özen yükümlüğünü ihlal ederek müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla TL mevduatı için 13.12.2016 tarihinden, USD mevduatı için 04.05.2017 tarihinden itibaren TL’ye çevrilerek mevduatına uygulanmayan değişen oranlarda faizlerden doğan ve uygulanmayan getiriden şimdilik 500,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle 11.12.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; TL mevduat hesabı yönünden; 67.600,29 TL faiz kaybının, 13.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte, USD mevduat hesabı yönünden; 941,95 USD faiz kaybının 04.05.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının TL vadeli hesabına 10.08.2017 tarihli sözlü talimatıyla bloke konulduğunu, bu durum ses kaydıyla sabit olup blokenin kaldırılması yönünde bir talimatı bulunmadığını, davacının hesabı açtırdıktan sonra banka şubesine gelmediğini, vadeli mevduatının bu şekilde bağlandığını bilmemesinin iyiniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını, davacının 10.08.2017 tarihinde internet bankacılığı da açtırdığını, tüm işlemlerini internet bankacılığından takip edebildiğini, USD hesabına faiz işletilmesi talebiyle ilgili olarak; davacının tayin ettiği vekili aracılığıyla 04.05.2017 tarihinde hesabın açıldığını, hesabın vadeye bağlanması yönünde talimat bulunmamasına rağmen Merkez Bankası tarafından öngörülen faiz oranları üzerinden sistemsel olarak faiz işletildiğini, davacının bir hak kaybı olmadığını, tüm bunlardan sonra blokelerin davacının yazılı talimatıyla çözüldüğünü, davacının talebiyle bu tutarın 11.01.2019 tarihinde bankanın belirlediği ve Merkez Bankasının ilan ettiği faiz oranlarına uygun şekilde vadeli mevduat olarak bağlandığını, davacının dilediği banka ile çalışma serbestisi olduğunu, müvekkili bankayı faiz oranı konusunda zorlayamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın faiz oranlarında artış olduğunda davacının TL vadeli mevduat hesabındaki vade temdit işlemlerinde faiz oranlarında artış yapmaması sonucu davacının vadeli TL mevduat hesabından dolayı 29.03.2019 tarihi itibarıyla toplam 67.600,29 TL faiz kaybı oluşacağının tespit edildiği, davalı bankaca dosyaya sunulan oranlar üzerinden vadeli TL hesabının temdit edilmesi gerektiği, 29.03.2019 tarihi itibarıyla 67.600,29 TL tespit edilen faiz kaybına ilişkin olarak davacının yasal faiz talebinin yerinde olduğu, davalı bankanın faiz oranlarında artış olduğunda davacının USD vadeli mevduat hesabındaki vade temdit işlemlerinde faiz oranlarında artış yapmaması sonucu davacının vadeli USD mevduat hesabından dolayı 08.10.2019 tarihi itibarıyla toplam 941,95 USD faiz kaybı olacağının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 67.600,29 TL'nin ve 941,95 USD'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, banka uygulamasının ve faiz oranlarının yerinde olduğuna yönelik savunmasını kanıtlayamadığı, özen kurumu olan bankanın, mudisi tarafından kendisine işletilmesi amacıyla tevdi edilen paraya faiz artışlarını yansıtmayıp aksine düşüşleri uygulayarak mudinin zararına yol açması nedeniyle kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe doğan zararı karşılamakla yükümlü olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!