Anahtar kelimeler: Kasada Uzaktan Kiracısı Akrabalık Usdnin Firmaya Makineleri Fiilden Muhafaza Çeşitli

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı banka tarafından dava dışı... hakkında başlatılan icra takibi kapsamında müvekkili firmaya ait iş yerine haksız şekilde haciz yapıldığını, haciz sırasında müvekkili firmaya ait çeşitli iş makineleri ile kasada bulunan 1.000 USD’nin muhafaza altına alındığını, borçlu ile müvekkilinin yalnızca uzaktan akrabalık ilişkisi bulunduğunu, iş yerinin müvekkilinin kiracısı olduğunu ve tüm faturaların müvekkili firma adına olduğunu, buna rağmen haciz işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bu durumdan sağlık sorunları yaşadığını, yapılan istihkak başvurusu sonucunda icra müdürlüğü tarafından haczin kaldırılmasına ve paranın iadesine karar verildiğini, haciz işleminden kaynaklı olarak müvekkilinin vekil tutmak zorunda kaldığını ve bu sebeple 15.000 TL maddi zarara uğradığını, iş yerinde yapılan haciz sebebiyle müvekkilinden yeni sipariş alınmadığını, işlerin düştüğünü, çalışanların işten ayrıldığını ve maaşların ödenemediğini, bu olayın müvekkilinde telafisi güç manevi zararlar doğurduğunu, tüm bu sebeplerle 15.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 65.000 TL’nin haksız haciz tarihi olan 08.08.2023’ten itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, icra hukuk mahkemelerinin kararlarının genel mahkemeler bakımından bağlayıcılığı olmadığını, bu sebeple haksız haciz iddiasının ispat edilemediğini, ayrıca davacının taleplerine karşı zamanaşımı definde bulunduklarını, müvekkili bankanın yasal hakkını kullanarak ihtiyati haciz kararı doğrultusunda haciz işlemi yaptırdığını, işlemlerde herhangi bir haksızlık ya da kusur bulunmadığını, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu ve davacının takip borçlusuyla muvazaalı biçimde hareket ettiğini, yapılan işlemlerin bu sebeple meşru olduğunu, davacının maddi zarara uğradığını iddia etse de buna bizzat kendisinin sebep olduğunu, istihkak iddiasına konu haciz kararının kendilerine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu sebeple yasal sürede istihkak davası açamadıklarını, ayrıca davacının istihkak iddiasını ispatlayacak güçlü ve kesin bir delil sunmadığını, kira sözleşmesi ve faturaların yasal karinenin aksini ispata yeterli olmadığını, manevi tazminat talebinin ise hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu, müvekkili bankanın kötü niyetli veya ağır kusurlu bir davranışının bulunmadığını, bu sebeple manevi zarardan da sorumlu tutulamayacağını belirterek öncelikle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın usulden reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...İcra Hukuku Alanında Uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 07.04.2025 tarihli raporda; somut olayda, dava dosyasına sunulan 08.08.2023 tarihli haciz tutanağından, dava dışı borçlunun borcu sebebiyle davacı üçüncü kişiye ait mahalde haciz gerçekleştirildiği, üçüncü kişiye ait mahalde evrak araştırması yapıldığı ancak herhangi bir evrak bulunamadığı, buna rağmen alacaklı vekilinin ısrarı üzerine haciz işleminin gerçekleştirildiği göz önüne alındığında, dava konusu haciz işleminin “haksız haciz” niteliği taşıdığı, haksız haciz sebebiyle maddi tazminata hükmedilmesi için kusur şartı aranmadığı, ayrıca dava dosyasından, üçüncü kişinin, haksız haciz sebebiyle vekiline 15.000,00 TL ödediği anlaşılmakta olup, bu tutarın üçüncü kişinin uğradığı maddi zarar olarak değerlendirilebileceği, haksız haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunması ve haciz işleminin üçüncü kişinin kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek nitelikte olması gerektiği, manevi tazminat talebi bakımından, alacaklı vekilinin hukuki imkânlar çerçevesinde hakkını elde etmeye çalıştığı göz önüne alınabilecek olsa da, kusurun varlığının hukuki bir sorun olması itibariyle tamamiyle Sayın Mahkemenize ait olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır....Genel açıklamalardan sonra somut olay yukarıda ayrıntılarıyla açıklanmış olunmakla, tarafların iddia ve savunmaları, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; davacı tarafça icra dosyası kapsamında istihkak iddiasının ileri sürüldüğü, davalı tarafça istihkak iddiası ile ilgili dava açılmadığının bildirildiği görülmekle 2004 sayılı İİK 99. Madde kapsamında iddia kabul edilmiş sayılacağı, dava dosyasından, davacının icra dosyasında gerek istihkak iddiası ve gerekse diğer tüm işlemleri vekili aracılığı ile takip ettiği ve vekiline fatura karşılığı 15.000,00 TL danışmanlık hizmeti ödediği, haksız haciz uygulaması sebebiyle uğranılan maddi zararın davalıdan talep edilebileceği, davacı şirketin iş yerlerinde uygulanan hacizler ve eşyaların muhafaza altına alınması işlemlerinin davacı yönünden manevi zarar oluşturacağı, tüm bu hususlar gözetildiğinde yapılan hacizlerin haksız, davalı tarafın kusurlu olduğu, kişinin ekonomik itibar ve onurunun TBK 58. Maddedeki korumadan faydalanması gerektiğinden davalının manevi tazminat sorumluluğu doğduğu kanaatine varıldığı, tarafların sosyal durumları, paranın alım gücü, olayın meydana geliş şekli v.b. hususlar gözetilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile;15.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, 25.0000-TL manevi tazminatın █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Haksız fiilin unsurlarından hukuka aykırı fiil ve kusur şartının somut olayda mevcut olmadığını, yapılan haczin haksız olmadığını,bilirkişinin davacı ile borçlu arasındaki organik bağı ve muvazaa olgusunu değerlendirmediğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız hacizden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin ██████████ E. - █████████ K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin ██████████ E. - ████████ K. Sayılı ilamı).Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Yargıtay 4 HD'nin █████████ E. -██████████ K. Sayılı emsal ilamı).Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davacıya ait işyerinde evrak araştırması yapıldığı ancak herhangi bir evrak bulunamadığı, dosya içeriğinden ispat yükü üzerine düşen davalının muvazaa ve organik bağ iddiasını ispat edemedeği, davalı tarafın ağır kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.█████/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2025 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 683,10 TL'nin mahsubuyla bakiye 2.049,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026