Anahtar kelimeler: Ajansı Faktöring Finansman Haber Sitesinde Finansal Gizlilik Servis Kiralama İnternet

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas-████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman ŞirketleriKanunundan Kaynaklanan (Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı taraf tarafından kendi internet sitesinde yapılan ve haber ajansı olarak diğer haber kuruluşlarına servis edilen yayınlarda hakkında gizlilik kararı bulunan, soruşturmaları devam eden ve ceza yargılaması devam eden bir kısım banka eski personeli hakkında haber yapılırken, soruşturma ve kovuşturmaya konu eylemlerle ilgili mağdur olan müvekkil banka ünvanı, logosu, görselleri, fotoğrafları açık şekilde kullanıldığını, banka görseli ve unvanının açıkça kullanıldığı bir haberin haber etiketinde Bataklık ibaresi kullanıldığını, Bataklık haber etiketi ile yapılan aramalarda ilk sırada banka unvan ve görselinin de yer aldığı haber içeriğine yer verildiğini, ajans olarak servis edilen banka unvanının açıkça kullanıldığı haberlerde Yine ... Yine Skandal, Banka ... Sakladı, ...'a Suç Duyurusu ifadeleriyle banka hedef alındığını, tüm haber içeriklerinde banka unvanı, logosu veya şube fotoğrafları paylaşılarak banka itibarsızlaştırıldığını, basın ahlakı ve hukuk kurallarına aykırı biçimde yayınlar yapıldığını, itibarı Bankacılık Kanunu kapsamında özel olarak koruma altına alınmış olan müvekkili bankanın itibarını zedeleyici yayınlar sebebiyle müvekkil banka itibarı zedelendiğini, manevi tazminat talepleri ile birlikte itibari Bankacılık Kanunu ile koruma altına alınmış olan müvekkil banka itibarının zedelenmesi sebebiyle saldırıyı kınayan karar da verilerek söz konusu kararın yayımlanmasına hükmedilmesini talep ettiklerini, sonuç olarak yukarıda açıklanan sebeplerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile şimdilik 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiliyle taraflarına ödenmesine, manevi tazminat taleplerine ek olarak saldırıyı kınayan karar verilmesini, verilecek bu kararın en yüksek tirajlı gazeteler ile davalının internet sitesi ama girişi üzerinden ilk haber olarak en az bir hafta süreyle en görülür şekilde yayımlanmasına masraflarının davalı taraftan karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının şirket olarak aktif dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın husumet yönünden reddine, öncelikle tarafların tacir olmaları sebebiyle görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddine, mahkemece görevli olunduğu karar verilirse de müvekkil şirket adresinin Bağcılar ilçesinde bulunması sebebiyle yetki itirazının kabulü ile dosyanın Bakırköy Adliyesine gönderilmesine, davaya konu edilen haberlerin basın özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığının ve kişilik haklarına saldırı içermediğinin kabulü ile davanın esastan reddine, davacının talep etmiş olduğu kınama kararı talebinin reddine, arar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Haberlerin bir bütün olarak incelenmesinde; Davacı bankanın hakkında ceza davası açılan eski personelleri ile ilgili haber yapılırken haber etiketinde “bataklık” ibaresinin kullanılmış olması, haberlerde banka adı , şube görüntülerinin kullanılması, bankanın Bornova şube müdürü hakkındaki haberlerde savcılık tarafından şüpheli çalışanın eşyalarına el konulması amacıyla görevlendirilen polislerin şubeye giriş görüntülerinin kullanılmış olması ve davacının sunduğu diğer haberlerde bankanın logosu ve görsellerinin kullanılmış olmasının, haberlerde davacı bankanın ünvanının kullanılmış olmasının, haberlerde adı geçen kişilerin davacı bankanın eski çalışanı oldukları konusunda çekişme olmadığı gözönüne alındığında davacı bankanın hedef alındığı iddiasını ispatlamadığı , haberlerin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, davaya konu haberlerin davacının kişilik haklarına yönelik saldırı mahiyetinde bulunmadığı, Yargıtay, AYM ve AİHM'nin istikrar bulmuş içtihatlarına göre de ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek , mahkeme gerekçesinin yetersiz olduğunu, değerlendirmenin yerinde olmadığını, dava konusu haberlerin doğrudan müvekkili bankanın itibarına yönelik saldırı olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Basın yolu ile kişilik haklarına yönelik saldırı sebebiyle manevi tazminat davasıdır.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; Dava konusu; "İzmir'deki '...' vakasının baş şüphelisi: Çırpındıkça daha da bataklığa saplandım" Başlıklı haberin " İzmir'de yüksek kar vaadiyle iş ve spor dünyasından 300 milyon lira dolandırdığı ileri sürülen, intihar girişiminde bulunan, sonra da psikiyatri servisine yatırılan ... Bornova Şube Müdürü ....'nün (48), ifadesi ortaya çıktı. ...., "Borçlarım vardı, çıkmaza girdim. Ödemek için böyle bir yola başvurdum. Çırpındıkça daha da bataklığa saplandım. Tüm işlemler bankacılık faaliyetleri çerçevesinde yapılmıştır. Suçsuzum" dedi.... Bornova Şubesi'nde, yeni bir ... vakası yaşandı. Olay dönemi Karşıyaka Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyesi ve Karşıyaka Altyapı Basketbol Şube Başkanı olan ... Bornova Şube Müdürü ...., iddiaya göre, yüksek kar vaadiyle fon ve altın alıp değerlendirmek üzere kulübün 3 yöneticisi ile 7 iş insanından yaklaşık 300 milyon TL topladı. Ancak, topladığı paraları fona yatırmayan, altın da almayan ....'nün parayı döviz bürosu sahibi Serkan ...’e gönderdiği ileri sürüldü. İddiaya göre; ...., para topladığı kişilere zaman zaman ihtiyaçları kadar para gönderdi ancak bir süre sonra iş insanları dolandırıldıklarını anladı. Mağdurlar durumu polis ekiplerine bildirip, .... hakkında şikayetçi oldu.Yemek yemeyi reddediyor Polis olayla ilgili çalışma başlatırken, yüzlerce kişiyi benzer şekilde dolandırdığı ileri sürülen .... hakkında, 27 Haziran'da gözaltı kararı çıkarıldı. Yakalama çalışması başlatan polis ekipleri, ....'nün evinde çok sayıda ilaç içip intihar girişiminde bulunduğunu belirledi. Ekipler, ....'nün, intihar teşebbüsünün ardından pişman olup gittiği İzmir Şehir Hastanesi'nde tedaviye alındığını saptadı. Hayati tehlikesi bulunmayan ....'nün başında, polis beklemeye başladı. Yemek yemeyi reddeden ....'nün, doktorlara göre ifade verecek durumda olmadığı belirtildi. Daha sonra ...., psikiyatri servisine yatırıldı. Operasyon kapsamında ayrıca banka personeli E.Y. ile döviz bürosu çalışanı A.A. da ifadesine başvurulmak üzere gözaltına alınıp emniyete götürüldü. Döviz bürosu sahibi tutuklandı ....'nün paraları gönderdiği öne sürülen döviz bürosunun sahibi Serkan ... (48), emniyetteki işlemlerinin ardından 28 Haziran'da adliyeye sevk edildi. ...'in ifadesinde, "...., bana para getirdi. Ben ise o paraları altına ve dövize çevirdim. Sonrasında da kendisine iade ettim. Suçlamaları kabul etmiyorum" dediği öğrenildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, ...'i tutukladı. Yüklü mevduat sahipleri hedef alınmış Polis ekipleri ayrıca döviz bürosunda, ... Bornova Şubesi'nde ve belirlenen bazı adreslerde aynı gün arama yaptı. Ayrıca .... ile tutuklanan döviz bürosu sahibi S.Ç.'nin mal varlıklarına el konulduğu öğrenildi. Öte yandan ....'nün, özellikle ...'ta yüklü miktarda mevduata olanları gözüne kestirip hedef aldığı, temas grup dolandırıcılık ağının içerisine düşürdüğü öne sürüldü.Emniyetteki işlemlerinin ardından banka personeli E.Y. ile döviz bürosu çalışanı A.A. adliyeye sevk edildi. Her iki şüphelinin de ifadesinde suçlamaları kabul etmediği, bir personel olarak rutin görevlerini yaptıklarını, herhangi bir usulsüzlüğe karışmadıklarını söylediği öğrenildi. Nöbetçi sulh ceza hakimliği E.Y. ve A.A.'yı yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bıraktı.'Suçsuzum' Hastanede tedavisi süren ...'nün, doktorların uygun görmesi üzerine ifadesi alınabildi. .... ifadesinde, "Borçlarım vardı, çıkmaza girdim. Ödemek için böyle bir yola başvurdum. Mağdurların paralarını da hep bir önceki mağdurun taleplerini karşılamak için kullandım. Faiz ve dolar kurundaki dalgalanmalardan dolayı işin içinden çıkamadım. Çırpındıkça daha da bataklığa saplandım. Yaptığım tüm işlemler bankacılık faaliyetleri çerçevesinde usulüne uygun yapılmıştır. Suçsuzum dedi." şeklinde olduğu Görülmüştür.
Haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı banka çalışanının adliyeye yansıyan eylemlerine ilişkin adli vakıa haberi olduğu, davacı bankanın yine bir çalışanının ülke gündeminde geniş yankı uyandıran faaliyetlerinin de hatırlatıldığı, haberin davacı banka çalışanlarının bankacılık görünümünde faaliyetleri ile ilgili olması sebebiyle davacı bankanın da haberin konusu olduğu, bu bağlamda davacı bankanın isim ve görsellerinin haberde yer almasının doğrudan haberle ilgili olması sebebiyle ölçülü ve orantılı olduğu, dava konusu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde doğrudan davacı bankanın kişilik haklarına yönelik saldırı olarak nitelendirilebilecek hiç bir ifadeye yer verilmediği, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlulu olduğu, haberinde bu ilke kapsamında yapıldığı, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davanın reddi yönünde verilen karar doğrudur
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!