Anahtar kelimeler: İnciten Küçümseyen Tavır Köşe Haysiyetine Prof Mesnetsiz Aşağılayan Onur Manevî

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas-████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.10.2022 tarihinde yayımlanan "Bir mühendislik şirketi: ..." başlıklı köşe yazısı ile hem müvekkilimiz Prof. Dr. ...'ı küçümseyen, aşağılayan, inciten, kişilik haklarını ihlal eden hem de müvekkili şirket ...'ün ticari itibarı, ekonomik saygınlığı, adı, onur ve haysiyetine yönelik haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı tavır, beyan ve iddialarda bulunulduğunu, saldırı sebebiyle 100.000 TL manevî tazminatın, dava konusu köşe yazısının yayınlandığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalının 19.10.2022 tarihinde yayınlanan "Bir mühendislik şirketi: ..." başlıklı köşe yazısının Habertürk Gazetesi, haberturk.com.tr, @fatihaltayli Twitter sosyal medya hesabı, fatihaltayli.com.tr başta olmak üzere tüm süreli ve süresiz yayın yapan mecralardan kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "Davanın reddine," karar verilmiştir.
Kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████████ Esas ████████ karar sayılı ilamı ile; "İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı, █████/2023 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiş, Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda;
İlk Derece Mahkemesince; "Davaya konu paylaşımlarda geçen söz ve ifadelerin bütün halinde değerlendirildiğinde, dava konusu yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, haberde yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşıldığı ayrıca davalının davacı vekilinin beyanından da yazıdaki yer alan suçlama ile ilgili takipsizlik kararı da verildiği anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Kişilik haklarına yönelik saldırının önlenmesi davasıdır.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir.
İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir.
Somut olaya gelince; Dava konusu "Bir mühendislik şirketi: ..." başlıklı köşe yazısında; "Türk siyasetinin “Ölçme ve değerlendirme” bölümünde ilginç bir kişi, enteresan bir kurum var. Kurumun adı ..., kişi .... Bir dönem ... parti’ye oldukça yakın bir araştırmacı idi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası fetö ile bağlantılı olmak suçlaması ile gözaltına alındı. Daha sonra “muhalif” olarak görülmeye ve ... partililer tarafından oldukça sert ifadelerle eleştirilmeye başlandı. “Anket yapmıyor, algı yapıyor” suçlamaları ile karşı karşıya kaldı. Bir röportajında söylediği “Öncelikle karşı tarafın kaybedebileceğine inandırmamız gerekiyor” cümlesi “Algı mimarlığı” yaptığı iddialarına dayanak oldu. Ancak son zamanlarda ... partililerin ...’ın “algı” yaratması ile ilgili şikayetleri kesilmeye başladı. Ben ise ...’a hala büyük bir şüphe ile bakıyorum. Bu şüphemin sebebi ...’ın algı yaratmadaki hedef değişikliği değil. ...’ın peş peşe yayınladığı daha doğrusu “bahsettiği” anketler. ... araştırmanın “ziraatçi” patronu neredeyse günde iki kere son derece sofistike sorular ve detaylı yanıtlarla anket sonuçları açıklıyor. Sorular o kadar detaylı ve incelikli ki Türkiye’de bu soruları yanıtlayabilecek akademisyen sayısı bile sınırlıdır muhtemelen. Ama soran ... oldu mu, bu sorular hızla yanıtlanmış oluyor ve aynı hızla da bu denli detaylı bir şekilde bu yanıtlar değerlendiriliyor. Ardından da ... tarafından açıklanıyor. ...’ın anket sonucu açıklamalarına bakınca “Bu şirketin en az 2000 anketörü var ve bunlar her gün sokakta anket yapıyorlar” diye düşünüyor insan. Dünyanın en büyük ve yaygın anket şirketleri bile bu kadar düzenli ve geniş anket yapamazlar. ...’un 500 düzenli anketörü var, onlar bile bu kadarını yapamıyorlar. ..., dünyanın en büyük araştırma şirketi Gallup’un global olarak yaptığı anketlerden fazlasını Türkiye’de tek başına bir günlük olarak yapıyor gibi bir durum var ortada. Bana sorarsanız ortada ...’un yaptığı bir anket falan yok. Masa başı siyaset mühendisliğini “anketçilik” olarak sunuyor. Kendi fikirlerini “anket sonucu” diye pazarlıyor. Günlük köşe yazılarını “anket süsü” olarak bize iteliyor. Hiç kimse bu kadar detaylı, bu kadar sofistike, bu kadar incelikli sorularla oluşturulmuş anketleri bu kadar sık ve bu kadar düzenli biçimde yapamaz. Çok açık ki, ... tamamen siyasi mühendislik yapıyor, algı oluşturmak için "araştırma şirketi” adını kullanıyor. Bana sorarsanız kendisinden ve şirketinden mümkün olduğunca uzak durmak, yayınladığı “sözde anketleri” asla ciddiye almamak, hatta bunlardan bahsetmemek bile lazım. En ufak bir güvenilirliği yok. Araştırma adı arasına saklanmış son derece profesyonel bir siyaset mühendisi. Muhtemelen aslında matematikçi ya da istatistikçi olmadığı ve ziraatçı olduğu için, ne ekerse ne biçeceğini iyi biliyor. Tarlayı kendi yüksek verimine uygun biçimde sürüyor. Ha şimdi bazıları “Adam artık ... parti’ye yanaştı diye bunu yazıyorsun” diyecektir. Bunu diyenlere yanıtım şu olur. En en muhalif olduğu dönemde ben bu zatı ...’e çıkarmadım, referans almadım. Çünkü hiçbir zaman güvenemedim. Şimdi bu yazıyı okuyunca bana bir sürü sözde belge ve evrak gönderir. Oysa ben ona “Kılıfın yok” demiyorum ki, "Minare nerede" diyorum." denildiği görülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Yazının eleştiri niteliğinde olduğu, nitelemelerin yazarın kişisel değer yargısı olduğu, ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerli olduğu, bunların, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağı gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2025 günlü kararına yönelik davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.230,80 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 498,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan TL'nin mahsubuyla bakiye TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!