Anahtar kelimeler: Sürüncemede Manisa Bam Senette Amacının İmzanın Yazim Ara Menfi Sunulan

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI
: ████████ Esas
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit /İhtiyati Tedbir
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından sunulan senette yer alan imzanın davacıya ait olmadığının ispatlandığını, davacının amacının icra takibini sürüncemede bırakmak olmadığını, icra takip dosyasına maaşından haksız tahsilat yapılması olduğunu, sahtelik konusunda HMK 209/1'deki düzenlemenin İİK 72 karşısında özel hüküm teşkil etmesi nedeniyle HMK 209/1 maddesinin uygulanması gerektiğini, sahtelik iddiası içeren işbu icra takibi sonrası açılan menfi tespit davasında ATK raporu dikkate alınarak, senedin müvekkilin imzasını taşımadığı, müvekkilin borçlu olmadığı gözetilerek, HMK.'nun 209/1 deki özel hüküm gözetilerek ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkilin maaşından icra dosyasına maaş haczi yapılmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "...,İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, özel hüküm niteliğindeki İİK’nun 72’nci maddesinin 3’üncü fıkrası hükmü uygulanacaktır. Özel hüküm bulunması nedeniyle, genel düzenleme niteliğindeki HMK’nun 209’uncu maddesine dayalı olarak takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. (Emsal niteliğindeki Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2013 tarihli ve █████████ esas - ██████████ karar sayılı ilamı aynı mahiyettedir).
Tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili, Akhisar İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasındaki takibin dayanağı █████/2023 düzenleme, █████/2023 ödeme tarihli, 1.500.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, sahtecilik suretiyle sahte bir senet tanzim edildiğini beyan ederek HMK'nun 209. maddesi gereğince ATK raporu da dikkate alınarak icra takibinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, davanın, İİK'nun 72/3 maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu, İİK.72/3.maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği ve davada İİK hükümlerinin uygulanması gerektiği, özel hüküm bulunması nedeniyle genel düzenleme niteliğindeki HMK’nun 209’uncu maddesine dayalı olarak takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasada aranan gerekli koşulların bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin HMK 209/1 maddesi gereğince icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davacı vekilinin █████/2026 tarihli HMK 209/1 maddesi gereğince icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Verilen kararın hukuk ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, HMK 209/1 maddesinde yer alan; " Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz " hükmü gereği ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulması, maaş haciz işleminin durdurulmasının mümkün olduğunu, her ne kadar İİK 72 Maddesinde takip sonrası açılan menfi tespitte durma kararı verilemeyeceği düşünülse de, Sahtelik konusunda HMK 209/1 'deki düzenlemenin İİK 72karşısında özel hüküm teşkil etmesi nedeniyle HMK209/1 maddesinin uygulanmasının gerektiğini, sahtelik iddiası söz konusu olmayan icra takibi sonrası açılan menfi tespit davalarında İİK 72 maddesinin uygulandığını ancak işbu davanın sahtelik iddiası içerdiği için özel hüküm HMK 209/1'in uygulanmasına öncelik verilmesinin gerektiğini, kanun koyucunun sahtelik iddiasına bir ciddiyet atfettiğini ve özel bir düzenleme getirerek sahtelik şüphesi altındaki bir senedin hiç bir işleme esas alınmamasını, incelemenin sonuna kadar tüm tüm işlemlerin olduğu yerde durdurulmasını, yeni bir işlem yapılmamasını sağlamaya çalıştığını, dosya içine alınan Adli Tıp Raporu ile de bu durumun sahtelik iddiası, iddia şüphe olmaktan çıktığını, dava dilekçelerindeki iddialarının senet üzerindeki yazı ve imzaların davacı müvekkiline ait olmadığı iddialarının ispat olunduğunu beyanla yerel mahkemece verilen ara kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.HMK'nın 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.HMK'nın 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.
İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
HMK'nın 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.
Yüksek yargı kararlarında belirtildiği üzere; Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih, ████████ Esas sayılı dosyasında "Davacı vekilinin █████/2026 tarihli HMK 209/1 maddesi gereğince icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!