Anahtar kelimeler: İledavalı Logo Patent Enstitüsü Emtia Münhasıran Sinai İbareli Unvanının Sınıflarındaki

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA DOSYASI
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi BaĢkanlığı'nda ilk defa ...tarihinde tescil edilen ... marka tescil numaralı "..." markasının Logo ile birlikte tescilli olup "..." markasının ve unvanının hak sahibi olduğunu, Müvekkilin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil no'lu"..." ibareli markasının ... ve .... sınıflarındaki emtia ve hizmetlerde tescilli olup “... münhasıran hak sahibi olduğunu, Müvekkiline ait ...” ibareli marka ileDavalı tarafından kullanılan ...” ibareli markanın iltibas düzeyinde benzer olduğunu, tüketici nezdinde karıĢtırılma ihtimali söz konusu olduğunu, söz konusu karıĢtırılmasonucu müvekkilinin zarara uğradığını, davalının müvekkilinin popülerliğini kullanmak suretiyle ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin davacı ile benzer hizmetlerde ve aynı ilde faaliyet gösterdiğinibeyan ederek ve Davalıya ait ... numaralı “...” ve ... baĢvuru numaralı “... ” ibareli markaların hükümsüzlüğü ile terkini, Müvekkiline ait marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile Şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın reddinin gerektiği ifade edilmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... adına kayıtlı bulunan ... başvuru numaralı “...” markasının iptaline ve hükümsüzlüğüne ilişkin taleplerinin olduğunu, davalı ... adına tescilli ... başvuru tarih ve ... numaralı “...” ibareli markanın 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26. maddesi gereği ve aynı kanunun 9. maddesinde belirtilen markanın tescilli olduğu 28. ve 41. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından SMK’da öngörüldüğü şekilde ciddi ve kesintisiz kullanılmaması sebebiyle iptaline ve sicilden terkinine, Davalı ... adına tescilli ... başvuru tarih ve .... numaralı “...” ibareli markanın SMK’nın 25. maddesi hükmü gereği hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliği için karşı tarafa tebligat veya duruşma yapılmaksızın markanın üçüncü kişilere devredilmesinin ve devrin sicile kaydedilmesinin engellenmesi hususunda; SMK’ nın 159. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun (“HMK”) 389. ve devamındaki hükümler gözetilerek, takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tedbir kararının türkpatent’e bildirilmesini, mahkememiz nezdinde görülecek işbu davanın, yine mahkememiz nezdinde .... sayı ile görülen dava ile ivedilikle birleştirilmesi ve yargılamanın ... 1. fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi nezdinde görülen... e. sayılı dosya kapsamında yürütülmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Taraf vekillerince sunulan uzman raporları dosyaya alınmış, taraf vekillerinin bu konuya ilişkin beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır.
Dosya kapsamında müteaddit kere bilirkişi kök ve ek raporları aldırılmış alınan raporlara ilişkin taraf vekillerinin bu konuya ilişkin beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır.
Davacı / Birleşen Dosya Davalısı Vekillerinin 01.04.2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; HMK m. 176 ve devamı uyarınca işbu ıslah dilekçelerinin kabulüne, dava dilekçesinde şimdilik 10.000,00 TL olarak talep edilmiş bulunan maddi tazminat istemimizin ıslahen 142.395,30 TL’ye çıkarıldığının kabulüne, buna göre 132.395,30 TL’lik artırımın dava değerine eklenmesine, davalıdan tahsiline karar verilecek 142.395,30 TL maddi tazminatın tamamına 03.06.2022 dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, dava dilekçelerinde talep edilmiş bulunan 50.000,00 TL manevi tazminat istemimizin aynen korunmasına ve bu talep hakkında da önceki istemimiz doğrultusunda karar verilmesine, dava dilekçelerinde ve sonraki beyanlarında yer alan marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i, ref’i, hükümsüzlük ve sair tüm taleplerimiz hakkında önceki istemleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmalığın;
Asıl Davanın Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ihtiyati tedbire hükmedilmesi iddiları kapsamında ayrıca davalı adına ... ve ... nolu markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini şimdilik 10000 TL maddi, 50.000 manevi tazminatın davalıdan tahsili hükmün ilanı taleplerine ilişkin olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
Birleşen davanın, marka hükümsüzlüğü ile iptali istemine ilişkindir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
Davalı yanın, husumete ilişkin cevap dilekçesinde itirazı var olup, mahkememizce öncelikle bu hususta değerlendirme yapılmıştır.
Yapılan incelemede, mütecaviz olan davalı kullanımların dayanağı olan markaların davalı yan adına tescilli olduğu, davalı vekili her ne kadar bahsi geçen markaların lisans sözleşmesi kapsamında dava dışı şirketler marifetiyle kullanıldığını iddia etmiş ise de, bizatihi davalı vekilinin sunduğu cevap dilekçesinden de anlaşılacağı üzere dava dışı şirketlerin kurucusunun davalı olduğu ve yine cevap dilekçesi " müvekkil ile ilgili açıklamalar" kısmının 1 ve 2. Maddesinde de davalı yanın mütecaviz kullanımlara ilişkin faaliyetlerinin varlığının sabit olduğu, cevap dilekçesinde "Müvekkil ve müvekkilin yetkilisi bulunduğu şirketler, ..., ... ve ... başta olmak üzere geniş bir mekân yelpazesi içerisinde yaz okulları, doğaya kaçış seyahatleri, açık hava atölyeleri, kayak akademileri, özel dersler, online atölyeler, kitap kulüpleri, doğum günü etkinlikleri ve çocuk şenlikleri düzenlemekte olup her geçen gün aktivitelerini çeşitlendirmekte, katılımcı sayısını
fazlalaştırarak bilinirliğini arttırmaktadır." geçen ibarenin de esasen davalının bahse konu faaliyetleri dava dışı şirketler ile iştirak halinde gerçekleştirdiğinin göstergesi olduğu, dosya kapsamına alınan raporların mali inceleme kısmına yansıyan bir takım faturalarda davalı isminin yer aldığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olan markasal kullanımların davalı yan ve davalı yanın kurucusu ve hali ile organik bağlantısı olan şirketler marifeti ile yapıldığı, anılı sebeplerle davalı yana husumet tevcihinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla husumet itirazının reddine karar verilmiştir.
Davacı yan adına tescilli marka ile davalı adına tescilli olan ... ve ...tescilli markaların dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları ile karşılaştırmaları yapılmış olup, alınan raporlar ile davacı markası ile davalı yanın yukarıda anılı markalarının benzer olduğu, markaların birbirinin alternatifi gibi algılanma durumunun olabileceği, nitekim davacı yan adına kayıtlı ... markası ile davalı yan adına tescilli ... markalarının kelime unsurları yönünden yan yana metin üzerinde karşılaştırılması yapıldığında dahi bilirkişi incelemesi yapılmaksızın anlaşılır düzeyde benzerlik saptanmakta olup, davacı markasının birebire yakın aynısının( ... ibaresini y eklenmesi) davalı markalarında kullanılarak yanına ayırt ediciliği bulunmayan( ..) gibi ibareler kullanılmak suretiyle benzerliğin husule geldiği bunun yanında taraflara ait kelime ve şekilden oluşan markalar baskın unsurlar da dikkate alınmak suretiyle bir bütün halinde karşılaştırıldığında da şekil unsurlarındaki özellikle renk unsuru üzerinde husule gelen görsel benzerliğin de karıştırılmaya elverişli mahiyet taşıdığı, hülasa markalar arasında büyük oranda benzerlik bulunduğu, birbirinin alternatifi gibi algılanabileceği, hedef kitle üzerinde kafa karışıklığı yaratacağı hususu alınan raporların tamamında isabet ve istikrar ile belirlenmiş olup bu hususta niza bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtili benzerliğin yanında davalı yan adına tescilli markalardaki mal ve hizmet sınıfının aynısının davacının önceki tarihli markasında da yer aldığı, bunun yanında taraf faaliyet alanlarının aynı ve yüksek düzeyde benzerlik ihtiva ettiği, her iki taraf markalarının da çocuklara yönelik "eğitim ve öğretim hizmetleri" ile "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" kapsamında telakki edilecek mahiyette faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile taraf faaliyetlerinin farklı olduğunu beyan etmiş ve buna ilişkin olarak cevap dilekçesinde aşağıda geçen beyanı yazıya dökmüş ise de;" Bu kapsamda, Davacı’nın faaliyet alanları incelendiğinde Davacı’nın “...” ibareli markası ile çocuklara yönelik olarak yüzme ve jimnastik eğitimleri verdiği ve yaz kampı aktiviteleri düzenlediği görülmektedir. Öte yandan Müvekkil’in ise Müvekkil’e ilişkin açıklamalarımızda da detaylıca değinildiği üzere çocuklara yönelik yaz okulları, açık hava atölyeleri, özel dersler, online atölyeler, doğum günü etkinlikleri ve şenlikler düzenlediği görülmektedir. Nitekim, Müvekkil’in sağladığı hizmetlerde en önce dikkat çeken ve belki de en önemli farklılık Müvekkil’in aktivitelerinin yalnızca spor faaliyetlerini değil aynı zamanda sanatsal aktiviteleri de kapsaması olduğu açıkça görülmektedir." bizatihi davalı vekilinin tarafların faaliyet alanlarına dair verdiği bilgiler dahi tarafların faaliyet alanlarının aynı ve yüksek derecede benzer olduğunun net göstergesi olup, hülasa taraf faaliyetlerinin çocukların gelişimine yönelik "eğitim ve öğretim hizmetleri" ile "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" kapsamında olduğu sabit olup, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları da taraf faaliyetlerinin benzer mahiyette ve aynı amaca hizmet eder nitelikte olduğunu tartışmaya açık olmayacak şekilde saptamış olup, bu hususta niza bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtili açıklamalar; marka hakkına tecavüz, hükümsüzlük ve tazminat istemli asıl dava kapsamındaki temel değerlendirmeler içermekte olup, davalı yanın sunduğu bir takım savunma argümanları mevcut olup, her biri ayrı başlıklar altında aşağıda analiz edilmiştir.
GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ SAVUNMASI
Hukukumuzda esas marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Ana kural budur ve bu durumda tescil, kurucu etkiyi haizdir. Ancak bu kurala körü körüne bağlı kalınmamış, eğer birisi markasını tescil ettirmese bile Türkiye’de kullanım yoluyla ayırt edici ve maruf hale getirmişse, yani kullanım yoluyla hak elde etmişse, sonradan yapılacak başvurularına bu kişinin itiraz etme hakkı vardır. Çünkü önceki kişi, Türkiye’de yatırım yaparak markayı kullanmak suretiyle ayırt edici ve maruf hale getirmiştir. Yasa koruyucu markayı Türkiye’de eylemli bir şekilde kullanan kişinin yaptığı yatırımını boşa gitmesini istememiştir. Uygulamada buna marka hukukunda gerçek hak sahipliği denmektedir.
Somut olayda gerçek hak sahipliğinden söz edilebilmesi için Davalının markasını Türkiye’de ihdas ( kurmak/ ayırt edici hale getirmek/ markalaştırmak) ve istimal ( kullanmak) suretiyle ayırt edici ve MARUF HALE getirmesi şarttır. Yasanın deyimiyle de markaya yatırım yaparak tescilsiz işaret üzerinde HAK ELDE edilmelidir (SMK 6/3). Marka hukukunda marufiyetin gerçekleşmesi için davalının markasına Türkiye’de yatırım yaparak tanıtması , onu rakiplerden ayırt edici kılması ve ürünlerini / hizmetlerini bu ibareyi ilgili çevrede bilinir kılması gerekir. Bir mal ve hizmeti tanıtmak yani bilinir (maruf) kılmak ona yatırım yapmayı gerektirir. Bunun için marka yoğun bir şekilde kullanılmalıdır. Yargıtay kararlarında bu hususa şöyle işaret edilmiştir:
"... Gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaretin üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde , o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt İçinde ve mahalli yerlerden daha geniş bir coğrafyada, nizasız fasılasız ve yoğun bir şekilde
kullanılmış olması gerekir." 11.HD. 13.02.2019 ,E. ..., K....Marufiyet kriteri, ciddi kullanım kavramıyla karıştırılmamalıdır. “Tescilli markayı kullanma yükümlülüğü için aranan ciddi kullanım, markanın ilgili sektörde Pazar payı yaratmak amacıyla gerçekten/cidden kullanımına işaret eder. Ciddi kullanım göstermelik kullanımın zıddına işaret eder. Oysa marufiyet ciddi kullanımdan daha ileri bir seviyededir.
Çünkü marufiyetten söz edilebilmesi için tescilsiz işaret, sektöründe bilinir (maruf) hale getirilmelidir. Türk pazarında işarete yatırım yapılarak marka hukuku anlamında işaret ayırt edici ve maruf hale getirilmeli, yani işaret üzerinde hak elde edilmelidir.(SMK 6/3). Marufiyet bakamından, marka hukuku anlamında tanınmışlık düzeyinde yatırım da beklemez. Yapılan incelemede davacı yan adını tescilli markanın, davalı yanın markalarına göre eski tarihli olduğu, davacı yan markası için 26.05.2016 tarihinde başvuru yaptığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtili Yargıtay kararı da nazara alındığında Gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu
işaretin üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde , o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Bu durumda davalı yanın ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve mahalli yerlerden daha geniş bir coğrafyada, nizasız fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir. Bunun yanında tescilli markayı kullanma yükümlülüğü için aranan ciddi kullanım, markanın ilgili sektörde pazar payı yaratmak amacıyla gerçekten/cidden kullanımına işaret eder. Ciddi kullanım göstermelik kullanımın zıddına işaret eder. Oysa marufiyet ciddi kullanımdan daha ileri bir seviyededir. Çünkü marufiyetten söz edilebilmesi için tescilsiz işaret, sektöründe bilinir (maruf) hale getirilmelidir. Türk pazarında işarete yatırım yapılarak marka hukuku anlamında işaret ayırt edici ve maruf hale getirilmeli, yani işaret üzerinde hak elde edilmelidir.(SMK 6/3).Somut olay yukarıda belirtili açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davalı yanın davacı adına tescilli markanın başvuru tarihinden önce markasına ilişkin bir takım kullanımları mevcut ise de, bahsi geçen kullanımların yukarıda belirtili marufiyet unsuruna sağlamaya elverişli olmadığı nitekim davalı tarafın 2013-2017 arasında iddia ettiği kullanımın, ekonomik ve markasal kullanım düzeyine ulaşmadığı, marka hukukunda “önceye dayalı kullanım” savunmasının soyut logo tasarımı, kartvizit hazırlığı veya tekil sosyal medya paylaşımı ile değil; belirli bir ekonomik ve ticari yoğunlukla ortaya konulması gerektiği, evvelce alınan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacı ile alınan son heyet raporunun bu ayrımı yerinde tespitler ile yaptığı, davalı tarafın önceye dayalı hak sahipliği savunmasının “fikir aşaması / hazırlık aşaması / münferit paylaşım” düzeyinde kaldığı, mali yönden davalının 2019 öncesinde vergi mükellefiyeti ve fatura temelli ticari kullanım ortaya koyamadığı,
2013 sonu – 2014 başındaki e-posta yazışmalarının yalnızca fikir geliştirme / tasarım / kartvizit / işbirliği arayışı niteliğinde olduğu, ... ile yazışmaların somut bir hizmet sunumuna dönüşmediği, vergileşme ticari hayata geçiş, mükellefiyet oluşturma ve fatura düzenleme noktasında gelir elde etme durumunun 2019 ve sonrasında husule geldiği, tüm bu hususlar nazara alındığında davalı yanın önceye dayalı hak sahipliğine imkan tanıyacak kullanımının bulunmadığı, yukarıda da belirtiliği üzere marufiyet için Türk pazarında işarete yatırım yapılarak marka hukuku anlamında işaret ayırt edici ve maruf hale getirilmeli, yani işaret üzerinde hak elde edilmelidir. Ancak davalı yanın vergileşme ticari hayata geçiş, mükellefiyet oluşturma ve fatura düzenleme noktasında gelirin ilk oluştuğu tarih 17.03.2019 tarihi olup, öncesine ait ticari vesika olarak GİB nezdinde bir mükellefiyet tesis edilmemiştir.
Dolayısı ile 2019 yılı öncesine ait bir ticari kazançtan mali mevzuat çerçevesinde söz edilemeyecektir.
2019 yılı öncesi mükellefiyeti olmayan, resmi olarak ticari hayata geçmeyen tarafın Türk pazarında işarete yatırım yapılarak marka hukuku anlamında işareti ayırt edici ve maruf hale getirmesi , yani işaret üzerinde hak elde etmesi mümkün olmayıp, bu durum en son alınan heyet raporu ile kapsamlı ve denetime uygun analizler ile usul ve yasaya uygun olarak tespit edilmiştir.
Her ne kadar en son alınan ek raporda mail ekinde bulunan dosyaların mail adresi üzerinde inceleme yapılarak neler olduğunun kesinlik kazanacağı sonucuna ulaşılmış ise de, davalı tarafça delil listesi ile sunulan anılı mail ile ekleri evvelce dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında incelenmiş olup söz konusu mail içeriği ile eklerinden ve davalı/birleşen dava dosyası davacısının dosyaya sunduğu dilekçelerden söz konusu mailin içeriğinde davalı/ birleşen dava dosyası davacısının fikir paylaşımı yaptığı, markasını ticari bir kullanıma geçirmediği, söz konusu yazışmaların neticesinde herhangi bir faaliyet gerçekleştiğinin ispatlanmadığı, faaliyetin gerçekleştiği iddia edilse dahi dosyaya bu iddiasını destekleyecek şekilde ekonomik gelir elde ettiğini ispatlayacak bir delil sunulmadığı sabittir. Nitekim anılı dönemde davalı birleşen dosya davacısının markası tescilli olmadığı gibi, ticari işletmesi, vergi mükellefiyeti de söz konusu olmadığı dolayası ile sunulu mail yazışmalarının marufiyet için yukarıda belirtili kriteri taşıyacak nitelikte olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında davacı yanın önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
ZAYIF MARKA SAVUNMASI Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında zayıf marka kapsamında inceleme ihtiva eden tüm bilirkişi raporlarında davacı markasının zayıf marka olmadığı usul ve yasaya uygun olarak belirlenmiş, bu konuda çelişki arz edecek bir durum oluşmamıştır.
Yapılan incelemede; ... ibaresinin ingilizce gymnastics, latince gymnasium'dan gelmekte olduğu anlamı spor yapılan yer olduğu ... ve ... ibaresinin taraf markalarının spor hizmetleri haricinde kalan hizmet sınıfları ile tanımlayıcılığının bulunmadığı hususunda hiçbir ihtilaf olmamakla birlikte, bu ibarelerin spor hizmetleri ile ilgisinin değerlendirilmesinin gerektiği, ... ibaresi Nice .... Sınıf “spor hizmetleri” kapsamında tanımlayıcı ve zayıf marka konumunda iken taraf markalarında yer alan ... ibaresinin tek başına tanımlayıcılık ifade etmediği ve yine yanında kullanılan ... ibaresi tek başına zayıf olduğu değerlendirilse dahi tek başına zayıf marka olmadığı değerlendirilen .. ibaresi ile birlikte kullanıldığı, iş bu kelime gruplarırın davacı markasında yer alan görsel efektler ile birlikte kullanımı ile oluşan davacı markasının zayıf marka olmadığı, davacı yanın kullandığı... kelime grubu markaları ve yine üzere gerek tasarımsal unsurlar gerekse görsel olarak eklenen ibareler ile davacı markasının zayıf marka statüsünde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
SESSİZ KALMA YOLU İLE HAK KAYBI SAVUNMASI
“Uzun süre sessiz kalma yolu ile hak kaybından” bahsedilebilmesi için mevcut olması gereken 4 koşuldan biri Haberdar Olma Koşulu olup marka hakkı ihlal edilen ya da markası ile benzer bir marka tescile konu edilmiş olan kişi ya da firma bahse konu eylemden haberdar ise diğer koşulların gerçekleşmesi halinde uzun sure sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğrayabilir.
Somut olay incelendiğinde; asıl davanın ikame edildiği tarihin █████/2022 olduğu, yapılan tetkikte davalı yanın markasına yönelik marufiyet kazandıracak mahiyetteki kullanımlarının 2019 yılında başladığı, öncesindeki kullanımların yukarıda da ayırıntısı ile ele alındığı üzere davalı yanın vergileşme ticari hayata geçiş, mükellefiyet oluşturma ve fatura düzenleme noktasında gelirin ilk oluştuğu tarih
17.03.2019 tarihi olup, öncesine ait ticari vesika olarak GİB nezdinde bir mükellefiyet tesis edilmemiştir.
Dolayısı ile 2019 yılı öncesine ait bir ticari kazanç mali mevzuat çerçevesinde söz edilemeyeceği bu durumda davalı yanın markasal kullanımlarını davacının bilmesi gerekeceği tarihin 2019 yılı olduğu, bir an için davalı yanın dayanak markalarından en eski tarihli olan ... numaralı markanın bülten ilanı sürecinde davacı yanın markayı ve buna bağlı markasal kullanımları öğrendiği varsayımında da( bir takım yüksek mahkeme kararlarında sessiz kalma yolu ile hak kaybı başlangıcının bu tarihe göre esas alınması gerektiği ifade edilmektedir.) ilgili markanın başvuru tarihinin 2018 yılına dayandığı, gerek davalı markasının ticari hayatta varlığını resmiyet kazandıracak, markasını maruf hale getirecek vergileşme ticari hayata geçiş, mükellefiyet oluşturma ve fatura düzenleme noktasında faaliyet başlangıç tarihleri gerekse de ilk markasının tescil tarihi nazara alındığında dava tarihine kadar 3-4 yıllık sürece tekabül eden bir dönem bulunmakta olup, bu durumda sessiz kalma yolu ile hak kaybı için gerek tecavüz gerekse de hükümsüzlük davası kapsamında yüksek mahkeme kararları ile teamül haline gelen 5 yıllık sürenin dolmadığı, çelişkilerin giderilmesi adına alınan en son raporda da sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluşmadığı hususunun net bir şekilde tespitinin yapıldığı bu noktada bilirkişilerce tespit yapılmasa dahi hukuki değerlendirme mahiyetinde olması hasebiyle mahkememizce yukarıda değerlendirildiği anlaşılmakla bu yöndeki savunma yerinde bulunmamıştır.
Asıl dava kapsamındaki iddia ve savunma argümanları ayrıntısı ile yukarıda ele alınmış olup, belirtili açıklamalar muvacehesinde;
Davalı yanın tecavüz kapsamında olan faaliyet alanlarının yukarıda da ayrıntısı ile ele alındığı üzere davacı yanın tescilli markasının koruma kapsamında olduğu, davacı markasının zayıf marka olmadığı, gerçek hak sahibinin davacı olduğu, davalı yanın faaliyetlerin davacı markası ile iltibas ve karıştırma oluşturacak marka ismi ile ve aynı ve benzer mahiyet teşkil eden faaliyet alanlarında gerçekleştirildiği, sessiz kalma yolu ile hak kaybının somut olay özelinde sağlanmadığı, tüm bu hususların yukarıda da ayrıntısı ile ele alındığı üzere marka hakkına tecavüz kapsamında olduğu anlaşılmakla marka hakkına yapılan tecavüzün tespitine, men’ine ve ref’ine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davalı yanın hükümsüzlüğe konu markalarının davacının tescilli markasından sonraki tarihli olduğu, davalı yanın tescilli markalarındaki emtia sınıflarının aynısının davacının eski tarihli markasında da mevcut olduğu, davacı markasının zayıf marka olmadığı, gerçek hak sahibinin davacı olduğu, sessiz kalma yolu ile hak kaybının somut olay özelinde sağlanmadığı, yukarıda da ayrıntısı ile ele alındığı üzere markaların hükümsüzlüğü için koşulların oluştuğu anlaşılmakla Davalı adına kayıtlı... ve.. markalarının hükümsüzlüğüne( davacı vekili dilekçesinde hükümsüzlük istemini sehven iptal olarak belirtmiş olup, bu husus mahkememizce resen nazara alınmıştır.) ve kararın kesinleşmesi sicilden terkinine, kararın kesinleşmesi ile sicilden terkin işlemi için TPMK'ya müzekkere yazılmasına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Husule gelen yukarıda ayrıntısı ile ele alınan tecavüz eylemlerinin davalı yanın kusurlu eylemleri ile oluştuğu hususun dosya kapsamına alınan raporlar ve deliller ile sabit olup, davalı yanın eylemleri sebebi ile davacı yanda oluşan manevi zararın giderilmesi gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, tecavüz eylemlerinin gerçekleşme şekli ve sürekliliği, eylemlerin başladığı tarih nazara alındığında 40.000,00 TL manevi tazminat miktarı somut olay kapsamında mahkememizce uygun bulunmuş, bu miktar üzerinden aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili maddi tazminat talebinde bulunmuş olup, husule gelen yukarıda ayrıntısı ile ele alınan tecavüz eylemlerinin davalı yanın kusurlu eylemleri ile oluştuğu hususun dosya kapsamına alınan raporlar ve deliller ile sabit olup, davalı yanın eylemleri sebebi ile davacı yanda oluşan maddi zararın giderilmesi gerektiği, davacı yanın seçimlik hakkını SMK 151/2-b maddesi kapsamında kullandığı, seçimlik hakkın kullanılması ile birlikte bu hakkını tükettiği dolayası ile SMK 151/2-c maddesi kapsamında talepte bulunmasının mümkün olmadığı, bu konuda davalı savunmasının yerinde olduğu, dosya kapsamına alınan en son hazırlanan heyet raporu öncesinde b maddesi kapsamında hesaplamanın bulunmadığı, dosya kapsamına alınan en son tanzim olunan heyet raporu ile b maddesi kapsamında davacının talep edeceği maddi tazminatın 142.395,30 TL olarak belirlendiği, yapılan hesaplamanın yerinde olduğu ancak eksik olduğu zira hesaplamada 2022 yılının dava tarihine kadar olan bölüm ile 2019 yılı öncesinin dahil edilemediği ancak hesaplanan miktara yönelik davacı yanın itirazının bulunmadığı hatta kök rapora karşı sunulan beyan dilekçesi ile hesaplamayı kabul ettiği bu miktar üzerinden ıslah işlemi yaptığı görülmekle bu konuda davalı lehine oluşan kazanılmış hak durumu nazara alınarak 142.395,30 TL maddi tazminata hükmedilmiş, ikame edilen davanın kısmi dava mahiyetinde olması sebebi ile faiz başlangıçlarında dava ve ıslah tarihine göre ayrım yapılmış faiz türüne ilişkin talep de nazara alınarak davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile SMK 151/2-b maddesi kapsamında 142.395,30 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL olan kısmına dava tarihi olan 03.06.2022, bakiye kalan kısmına ise ıslah tarihi olan █████/2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Husule gelen tecavüz eylemleri sebebi ile davacı yanın ilan isteminde hukuki yarar var olduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
Birleşen dava, asıl davada davacı olan tarafın dayanak markasının hükümsüzlüğü ve iptali istemine ilişkin açıldığı;
Hükümsüzlük istemli dava yönünden, yukarıda ayrıntısı ile ele alındığı üzere birleşen dava dosyası davacısı yanın markalarının birleşen dava dosyası davalısının tescilli markasından sonraki tarihli olduğu, birleşen dava dosyası davacı yanın tescilli markalarındaki emtia sınıflarının aynısının birleşen dava dosyası davalının önceki tarihli markasında da mevcut olduğu, birleşen dava dosyası davalı markasının zayıf marka olmadığı, gerçek hak sahibinin yukarıda ayrıntılı ele alındığı üzere birleşen dava dosyası davalısı olduğu, birleşen dava dosyası davalı yanın tescilli markalarındaki emtia sınıflarının aynısının iltibas ve karıştırma oluşturacak marka ismi ile birleşen dava dosyası davacısı adına tescilli markalarda da mevcut olduğu , asıl dava kapsamında sessiz kalma yolu ile hak kaybının somut olay özelinde sağlanmadığı, birleşen dava dosyası davalısının markasının tescilinin kötüniyete dayanmadığı bu hususu ispatlar mahiyette delil olmadığı anlaşılmakla birleşen dava kapsamındaki hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı aksine birleşen dava davacısının markalarının hükümsüz kılınması gerektiği yukarıda ayrıntısı ile değerlendirilmiş, anılı sebeplerle hükümsüzlük davasının reddine karar verilmiştir.
İptal istemi yönünden; dosya kapsamında bu kapsamda ilk inceleme █████/2023 tarihli bilirkişi raporu ile yapılmış olup, alınan rapor ile son derece kapsamlı ve ayrıntılı incelemeler yapılmış ve davacı/birleşen dava davalısı markasının “eğitim ve öğretim hizmetleri. spor, kültür ve eğlence hizmetleri” kapsamında etkin, kesintisiz, ciddi ve yoğun kullanımının olduğu net bir şekilde tespit edilmiş olup, alınan raporun yerinde olduğu, en son alınan heyet raporunda her ne kadar kullanmama nedenine dayalı iptal istemi kapsamında ayrı başlık altında değerlendirme olmamış ise de, █████/2023 tarihli rapor ile paralel tespitlerin var olduğu, en son alınan █████/2025 tarihli heyet raporunun 70. Sayfasında açıkça tespit edildiği üzere ile davacı/birleşen davalı markasının 29.04.2015 tarihinden itibaren “çocuklara yönelik yaz kış kampları, yaratıcı drama ve tiyatro, bahçeler, oyun parkları, kapalı mekanlar da dahil olmak üzere oyunlar, oyun grupları oluşturma, yılbaşı, doğum günü gibi eğlence parti etkinlikleri, aletli ve aletsiz spor etkinlikleri, sağlık kulübü, kondisyon, tenis, satranç, müzik, basketbol, okçuluk, judo, futbol, voleybol gibi takım oyunları, havuz hizmeti ve yüzme eğitimi, jimnastik eğitimi, sportif ve kültürel geziler, salon sporları vb. Kategoriler” şeklinde kullanımlarının varlığı saptanmış ve bu tespitin dayanağı olan mali veriler ise raporun ilgili bölümlerinde detaylandırılmıştır. █████/2025 tarihli raporda belirtili kullanımlar █████/2023 tarihli rapor ile belirtilen “eğitim ve öğretim hizmetleri. spor, kültür ve eğlence hizmetleri” kapsamında olan hizmetler olup, dosya kapsamına alınan raporlar ile davacı/birleşen dava davalısının eğitim ve öğretim hizmetleri. spor, kültür ve eğlence hizmetleri” kapsamında etkin, kesintisiz, ciddi ve yoğun kullanımının olduğu, haricinde kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden kullanımının olmadığı var ise de bu kullanımların ciddi ve kesintisiz mahiyette olmadığı nitekim █████/2025 tarihli raporda da tespiti yapılan kullanımların haricinde davacı/birleşen dava dosyası davalısının faaliyetinin olmadığı açıkça belirlenmiş, alınan rapora karşı davacı/ birleşen dava davalısının bu yöndeki tespitlere karşı itirazı olmamıştır. Anılı sebeplerle marka iptali davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, ... sayılı markanın tescilli olduğu "eğitim ve öğretim hizmetleri" ile "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" yönünden davanın REDDİNE, bakiye kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden ilgili markanın iptali ile sicilden terkinine, kararın kesinleşmesi ile sicilden terkin işlemi için TPMK'ya müzekkere yazılmasına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzünün tespitine, men’ine ve ref’ine,
-Davalı adına kayıtlı ... ve ... markalarının hükümsüzlüğüne ve kararın kesinleşmesi sicilden terkinine, kararın kesinleşmesi ile sicilden terkin işlemi için TPMK'ya müzekkere yazılmasına,
-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile SMK 151/2-b maddesi kapsamında 142.395,30 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL olan kısmına dava tarihi olan 03.06.2022, bakiye kalan kısmına ise ıslah tarihi olan █████/2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
-Davalı tarafın husumet itirazının reddine,
2-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ████████ ESAS SAYILI DAVA YÖNÜNDEN
-Marka hükümsüzlüğü davasının REDDİNE,
-Marka iptali davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, ██████████ sayılı markanın tescilli olduğu "eğitim ve öğretim hizmetleri" ile "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" yönünden davanın REDDİNE, bakiye kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden ilgili markanın iptali ile sicilden terkinine, kararın kesinleşmesi ile sicilden terkin işlemi için TPMK'ya müzekkere yazılmasına,
3-Asıl dava kapsamında davanın kabulüne konu kısım üzerinden alınması gereken 12.459,42 TL karar ve ilam harcından asıl dava yönünden peşin alınan 80,70 TL peşin harç ile ıslah harcı olarak alınan 2.260,98 TL harcın toplamı olan 2.341,68 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 10.117,74 TL karar ve ilam harcının asıl dava davalısından tahsili ile hazineye irat kaydına, asıl dava kapsamında davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcı tutarına mahsubu yapılan davacının peşin ve ıslah harcı olarak yatırdığı toplam 2.341,68 TL'nin asıl dava davalısından tahsili ile asıl dava davacısına ödenmesine,
4-Asıl dava kapsamında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabule konu kısım üzerinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
- Marka hakkına tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL,
-Marka hükümsüzlüğü davası yönünden 55.000,00 TL
-Maddi tazminat istemi yönünden 55.000,00 TL,
-Manevi tazminat istemi yönünden 40.000,00 TL olmak üzere toplam 205.000,00 TL vekalet ücretinin asıl dava davalısından tahsili ile asıl dava davacısına ödenmesine,
5-Asıl dava kapsamında manevi tazminat isteminin bir kısmı ( 10.000,00 TL) yönünden ret kararı verilmiş olup, Anayasa Mahkemesi'nin ███████ esas sayılı dosyası kapsamında vermiş olduğu karar nazara alınarak redde konu manevi tazminat istemi yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Asıl dava kapsamında davacı/ birleşen davalı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, tebligat ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 31.102,70 TL yargılama giderinin asıl dava davalısından tahsili ile asıl dava davacısına ödenmesine,( asıl davada redde konu kısım talep edilen manevi tazminat miktarının bir kısmına ilişkin olup, manevi tazminat istemli davalar yönünden Anayasa Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verdiği karar nazara alınarak dava tam kabul gibi değerlendirilerek yargılama giderlerinin tamamının davalıdan tahsiline karar verilmiştir)
7-Birleşen dava kapsamında kabule konu kısım üzerinden birleşen dava davalısından alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL karar ve ilam harcının birleşen dava davalısından tahsili ile hazineye irat kaydına. Birleşen dava davalısından alınması gereken karar ve ilam harcı tutarına mahsubu yapılan birleşen dava davacısının peşin harç olarak yatırdığı 179,90 TL'nin birleşen dava davalısından tahsili ile birleşen dava dosyası davacısına ödenmesine,
8-Birleşen dava kapsamında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabule konu olan( iptal davasının kabule konu kısmı) kısım üzerinden hesaplanan maktu 55.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dava davalısından tahsili ile birleşen dava dosyası davacısına ödenmesine,
9-Birleşen dava kapsamında davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden redde konu olan;
İptal davasının redde konu kısmı üzerinden hesaplanan maktu 55.000,00 TL,
Redde konu marka hükümsüzlüğü davası yönünden maktu 55.000,00 TL olmak üzere 110.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dava dosyası davacısından tahsili ile birleşen dava dosyası davalısına ödenmesine,
10-Birleşen dava kapsamında davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 60.764,90 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranlara nazara alınarak takdiren 1/3'ü olan 20.254,96 TL olan kısmının birleşen dava davalısından tahsili ile birleşen dava dosyası davacısına ödenmesine, bakiye kısmının birleşen dava davacısı üzerinde bırakılmasına,
11-Asıl ve birleşen dava kapsamında arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!