Anahtar kelimeler: Rota Uytacirlere Kkartlarından Akın Masası Osman Kurumsal Tan Kadıköy Müflis

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı Müflis Rota A.Ş. iflas idaresi adına iflas masası temsilcisi Osman Akın dava dilekçesinde; Davacı şirketin ...'tan kullandığı krediler sebebiyle banka tarafından hesabın kat edildiğini, Kadıköy 15.Noterliği nezdinde hazırlanan █████/2010 tarihli ve ... yevmiye nolu kat ihtarının müvekkili şirkete mevzuata aykırı tebliğ edildiğini, bilahare şirket hakkında İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını; ödeme emrinin de aynı şekilde mevzuata aykırı tebliğ edildiğini; her iki tebligatında şirket yetkilisine yapılmadığını, tebligat anında şirket yetkilinini kim olduğunu ve hangi sebeple şirkette bulunmadığı sorulmaksızın ve esasen şirket çalışanı olmayan bir şahsa tebligat yapıldığını; oysa kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmemesi halinde banka alacağının muaccel olmayacağını, takip şartının gerçekleşmeyeceğini; bunun süresiz şikayete tabi olduğunu, icra memurları tarafından da nazara alınması gerektiğini; kaldı ki başlatılan icra takibinin de ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini; bununda icra memurluğunca nazara alınması gerektiğini; hukuka aykırı olarak gerçekleşen kat ihtarının tebliği ve ödeme emrinin tebliğini bilmelerine rağmen icra takip işlemlerinin devam ettirildiğini, dosyalara alacaklı bankanın bildirdiği harici ödemelerin nazara alınmadığını, bunlar için tahsil harcı karşılamayan davalı bankanın sanki hiç ödeme yapılmamış gibi müvekkili şirket aleyhine taşkın hacizlere sebebiyet verdiğini, açtıkları tüm ihalenin feshi davalarında usulüne aykırı olarak aleyhlerine kesinleştiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihalenin feshi kararının ihale alacaklısı olan ... Anonim Şirketi'nin kanun yollarına başvurmasıyla ortadan haksız yere kaldırıldığını bunun sahte bir hukuki mütalaa ile sağlandığını, bu yollarla müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğratıldığını belirterek; kusurlu eylemleriyle bu zarara sebep olan icra müdürlükleri görevlileri ... ile Adalet Bakanlığı aleyhine ve dosyamızın davalıları aleyhine açtığı davada fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000.000,00 TL maddi tazminat, 3.000.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı banka ve banka çalışanları/ banka vekilleri cevap dilekçesinde; Davanın müflis şirket yetkilisi ...'nın etkisinde kalan iflas idare memuru tarafından açıldığını, amacın şirketi tasfiye sürecini uzatmak olduğunu, bankanın alacağının doğduğunu, kat ihtarının şirketin kredi sözleşmelerindeki adresine gönderildiğini, usulünce gerçekleştirildiğini, ödeme emrinin tebliğinde de usulsüzlük bulunmadığını; esasen bu iddiaların icra mahkemelerine yapılan şikayetlerle, icra takibi sonunda gerçekleşen ihale sebebiyle açılan ''ihalenin feshi'' davalarıyla ileriye sürüldüğünü, mahkemelerce tartışıldığını, davacının tüm iddialarının aksine açılan bu davaların tamamında davacı iddialarının gerçek olmadığının ortaya çıktığını; buna rağmen açılan iş bu maddi ve manevi tazminat davasının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket ... Anonim Şirketi, ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin ihale alacaklısı olduğunu, o ihalenin feshi için açılan davada, taşınmazın KDV den muaf olup olmayacağını tartışıldığını, mahkemenin müvekkili şirket aleyhine verdiği ihalenin feshi kararının kanun yolunda bozularak kaldırıldığını, o dosyaya sunulan hukuki mütalaadan dolayı şirket yetkilisi ve iki avukatının aleyhine de dava açıldığını; mütalaanın saklı olmadığını, sadece bir hukuki görüş olduğunu, buna dayanılarak maddi ve manevi tazminat istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin profesör olduğunu, kendisine yapılan başvuru üzerine ihaleye konu taşınmazın KDV den istisna olmadığına dair mütalaa hazırladığını ve kendi görüşünü bildirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Davalı ... A.Ş'nin kredi borçlarından dolayı davacı şirketin kredi hesabını kat ettiği, kat ihtarını bir şekilde tebliğ ettirdiği bilahare İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı, icra takibi devam ederken davacı şirketin iflasına karar verilmesi üzerine bankanın İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında kayıt kabul davası açtığı, esasen davacı iflas idaresi tarafından da ikame edilen icra takibinin iptali yönündeki şikayet davalarının İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ ve ████████ Esas sayılı dosyaları ve İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyalarıyla davaların görüldüğü; bu davalarda davacı tarafın ''haricen yapılan ödemelerin icra takibinde dikkate alınmadığı'' iddiası da dahil olmak üzere takibin şekli ve başlangıcı yönünden de yapılan ve bu davaya konu olan işlemlere ilişkin iddialarında tartışılığı ve davacı aleyhine sonuçlandığı,
Davacı müflis şirketin Kocaeli'deki taşınmazın satışından sonra İstanbul 24.İcra Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasıyla ihale sonrasında yapılan dağıtıma ilişkin sıra cetveline şikayet davasının reddedildiği,
İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında da sıra cetveline itiraz davası açıldığı, bu davada davacı vekilinin dayanmış bulunduğu ilk raporun mahkemece hükme esas alınamayacağı tespit edilerek bir başka rapor alınmasına karar verildiği; ancak iş bu davanın sıra cetveline ilişkin olduğu davamızın dayandırıldığı hukuka aykırı kat ihtarı , ödeme emri tebliğleri; bunlara rağmen icra takiplerinin devam edilip şirket mallarına konan haciz ve şirket malının ihaleyle satışına ilişkin olmadığı, bunların sebeplerinden farklı olduğu, haricen yapılan ödemelerden kaynaklanan ve ihaleye konu taşınmazın KDV'den müstesna olup olmadığı ile alakalı dosya olmadığı görülmüş,
Her ne kadar davacı taraf mahkememizden dava ile ilgili bilirkişi raporu alınmasını talep etmiş ise de; davadaki düğüm noktasının yukarıda süreci anlatılan iş ve işlemlerden davacı şirketi kasten ya da kusurlu olarak zarara uğratılıp uğratılmadığının tespiti ile ilgili olduğu; bunu tamamen hukuki bir değerlendirme kapsamında kalacağı, hukuki değerlendirme yönünden de bilirkişi raporu alınamayacağı; ancak mahkememizce yapılan hukuki değerlendirme sonunda davacı şirketin gerçekten haksız olarak zarara uğratıldığı kanaatine varılsa, o zaman zararın miktarı yönünden bilirkişi incelemesine gerek bulunduğu değerlendirilmiş,
Esasen bankanın hesap katının usulünce tebliğ edilmediğiyle başlayan davacı iddialarının, söz konusu usulsüzlüğün icra ödeme emrinin tebliği ile devam etmesine rağmen icra takibinin yürütülmeye devam edişi, bu icra takibinin kesinleşmiş kabul edilerek yapılan hacizler, yapılan ihalelerin geçersiz olduğu, kaldı ki haricen yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilmesine rağmen tahsil harcının alacaklı banka tarafından yatırılmayarak icra borcundan mahsup ettirilmemesi, ihalenin feshi sebepleri varken, ihaleye konu taşınmazın KDV'den müstesna olmadığı yönündeki sahte ve haksız mütalaa ile karar alınması eylemlerinin hepsinin; şikayet türü davalarla, ihalenin feshi davalarıyla ve menfi tespit davasıyla dava konusu edildiği; davaların hep davacı aleyhine sonuçlandığı; dava konusu edilen eylemlerin yeniden bir başka davayla ele alınamayacağı, kat ihtarının, ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olup - olmadığının, harici ödemelerin dosya borcundan düşülüp düşülmediği, düşülmemesi sebebiyle davacının zarar görüp görmediğinin, ihaleye konu taşınmazın ihalesinin feshi gerekip gerekmediği, fesih edilmemesi sebebiyle davacı şirketin zarar görüp görmediği ''bir başka yargılama olan'' mahkememizdeki yargılamada ele alınamayacağı; çünkü bunların tamamının daha önce mahkemelerde tartışılan, dava konusu edilen ve hükme bağlanan davalarla görüşüldüğü; iş bu davanın türü bir başka dava olsa da sebepleri yargılamaya konu olmuş ve olumlu hiçbir netice çıkmamış hususlarda davacı lehine bir karar vermenin mümkün olmadığı değerlendirilerek davanın reddine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Eksik incelemeyle karar verildiğini, davalılarca gerçekleştirilen hukuka aykırı eylem ve işlemler neticesinde müflis şirketin bir taşınmazının ederinin çok altında satıldığını, diğer taşınmazı için de aynı takip dosyasından satış işlemlerine devam edilmekte olduğunu, zararın tespiti hususunda bilirkişi raporu düzenlettirilmediğini, İİK 150/1 maddesi gereğince davacı müflis şirkete yapılan tebligatların usulsüz olduğunu ve süresiz şikayete tabi olduğunu belirterek yönündeki kararını da dikkate almamış olup yerel mahkeme kararının kaldırılması gereklidir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Haksız fiil iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”.
Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir.
Aynı kanunun 50. maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Somut olayda; Diğer davalıların ise davacıya yönelik haksız bir fiil gerçekleştirdiği ve maddi ve manevi zarara sebep olduğu iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince kamu düzenine göre yapılan istinaf incelemesine göre;
Davalılar ...'in avukat oldukları ve müvekkilleri adına vekil sıfatı ile hareket ederek işlem yaptıkları anlaşıldığından sorumluluklarına gidilmesi mümkün değildir. Davalı ... ihalenin feshi davasına sunulan uzman görüşünü hazırlayan akademisyen, davalı ... vergi dairesi çalışanı olup davalılar ... ise alacaklı banka çalışanları olduklarından ve icra takibine taraf olmadıklarından kendilerine husumet düşmemektedir. Taraf sıfatı dava şartlarındandır.
Bu durumda, davalılar ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilmesi gerekirken adı geçen davalılar yönünden de yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin usulen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacının istinaf talebinin usulen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince gerekçe yönünden kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; Davacı tarafından davalılar ... Bank A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının esastan reddine, Davacı tarafından davalılar ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının, 6100 Sayılı HMK'nın 114/(1)-d. ve 115/(2). maddeleri gereğince davalıların pasif husumet yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2024 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda;
2-Davacı tarafından davalılar ... Bank A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının ESASTAN REDDİNE,
3-Davacı tarafından davalılar ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının, 6100 Sayılı HMK'nın 114/(1)-d. ve 115/(2). maddeleri gereğince davalıların pasif husumet yokluğu sebebiyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin alınan 68,310,00 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 67.578,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(4). maddesine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ... Bank A.Ş.'ye verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 10. ve 13/(1). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ... Bank A.Ş.'ye verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 7/(1). ve 13/(1). maddelerine göre 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle kendisini vekille temsil ettiren davalılar ...'a verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi usulen kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!