Anahtar kelimeler: İşlet Devret Yap Tabela Bam Reklam Akabinde Başkan Yazim Katip

T.C. ..... BAM ...... HUKUK DAİRESİ

T.C.
.....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ..../....
KARAR NO
: ..../....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ......
NUMARASI
: ..../....-.../...
DAVACI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ... -
DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: ......
KARAR YAZIM TARİHİ
: ..........
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında 01.10.2017 tarihinde ilk sözleşme olan "Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret Sözleşmesi" düzenlendiğini, sözleşmenin akabinde iş sahibi tarafından davacıya işe başlaması talimatı verildiği ve davacının işe başlayarak reklam panolarının tüm üretimlerini tamamladığını, sonrasında izinleri tamamlamaya çalışan davalının zaman kazanmak ve davacıyı oyalamak için zeyilname imzalamayı teklif ettiğini ve taraflar arasında "Zeyilname ve ön sözleşme" isimli dokümanın 17.04.2018 tarihinde imzalandığını, taraflar arasında düzenlenen Zeyilnameninin hiç bir surette borç yenileme olmayıp ilk protokole ek niteliğinde bir anlaşma niteliğinde olduğunu, tabelaların yerleştirilmesi ile ilgili olarak alınması gereken tüm izinlerin işveren tarafından alınacağının kararlaştırılmış olduğunu, davacının da basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olan davalı şirketin izinleri alacağına güvenerek tüm üretim ve montajları çok zor koşullarda yaptığını ancak davalının izinleri alamadığını, izinleri alma sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, izinleri alamadığını dahi davacıya bildirmediğini, belirterek davacının hak ettiği ödemenin sadece bir kısmını yaparak sonrasında idare ile sorun yaşamamak için bütün reklam panolarını yükleniciye haber dahi vermeden söküp deposuna kaldırdığını, █████/2018 tarihli faturanın █████/2018 tarihli zeyilname ve ön sözleşmenin imzasından sonra kesilmiş ve davalı tarafından buna istinaden davalı tarağından 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, belirterek şimdilik uğranılan fiili zarar için 20.000,00 TL, yoksun kalınan kar için 10.000 TL, olmak üzere 30.000,00 TL'nin 11.03.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
█████/2021 havale tarihli bedel ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde 20.000,00 TL fiili zarar ve 10.000,00 TL yoksun kalının kar olmak üzere toplamda 30.000,00 TL olan taleplerini bilirkişi raporları uyarınca 37.760,00 TL’ye arttırdıklarını, 30.000,00 TL’nin dava tarihinden bakiye 7.760,00 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında önce 01.10.2017 tarihli "Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret Sözleşmesi" düzenlendiğini, daha sonra 17.04.2018 tarihli "Zeyilname ve ön sözleşme" imzalandığını, 17.04.2018 tarihli sözleşmede "görsel ekipmanın üretim ve kiralanması hususundaki 01.10.2017 tarihli sözleşmesini feshetmiş ve alınacak izinler doğrulusunda ön anlaşmaya varmışlardır" maddesi bulunduğunu, tarafların bu ikinci akitle 01.10.2017 tarihli sözleşmeyi açıkça fesih ettikleri ve ön sözleşmedeki kira miktarları ve diğer hususların yeniden düzenlendiğini, 17.04.2018 tarihli sözleşmenin 2.maddesinde : "işveren izinlerin alınmasını takiben en geç 1 hafta içinde yükleniciye yer teslimi yapacaktır, Yüklenici işverenden yer teslimini almadan herhangi bir üretim ve montaj işine başlamayacaktır. İşveren tarafından gerekli izinlerin alınıp, yükleniciye yer teslimi yapılması ile birlikte iş bu ön sözleşmenin sözleşme niteliği kazandığını taraflar kabul etmiş sayılır." hükmü bulunduğunu, izinler alınmadan davalının yer teslimi yapma yükümlülüğü bulunmadığı ve yer teslimi yapılmadan davacının üretim yapmış olduğu iddialarının sözleşme hükümlerine uygun olmadığı gibi sürekli denetlenen Uludağ Milli Park alanında bunun mümkün olmadığını, davalı şirketin gerekli izinlerin alınamayacağını anladığında durumu davacıya bildirdiğini, davacının ise bu arada bazı üretimler yaptığını söylemesi üzerine davalının "iyi niyet ödemesi" yaparak davacının ürettiği panoları düzenlenen fatura karşılığı satın aldığını, yer teslimi yapılmamış olduğundan geçerlilik kazanmamış ve yürürlüğe girmemiş sözleşmeye dayanılarak müspet zarar ve kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece, davalı ...Ş.'nin yapılacak reklam panoları için yapım ve kullanım izinlerini alamadığı ve yer teslimi yapamadığı, sözleşmenin bu nedenle geçerli olmadığı, geçersiz sözleşmeye dayanılarak davacı tarafından yapılan ve davalının kullanabileceği imalatın piyasa rayiçlerine göre değerini talep edebileceği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda davacı tarafından yapılan ve davalı yararına olan imalat bedelini 132.000,00 TL + KDV olarak hesaplandığı, davalı tarafından ödenen 100.000,00 TL + KDV düşüldüğünde bakiyenin 32.000,00 TL + KDV = 37.760,00 TL olacağının bilirkişiler tarafından belirlendiği, davacı taraf davasını 20.000,00 TL fiili zarar, 10.000,00 TL yoksun kalınan kar olmak üzere açtığı, 7.760,00 TL arttırım dilekçesi sunduğu gerekçesiyle 20.000 TL + 7.760,00 TL = 27.760,00 TL yönünden davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından yoksun kalınan kar talep edilmiş ise de; sözleşme geçerlilik kazanmadığından davacının 10.000,00 TL yoksun kalma talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; ıslah dilekçesi ile yalnızca taleplerinin 7.760,00 TL arttırdıkları belirtilmediğini, çok açık şekilde "toplamda 30.000,00 TL olan tazminat talebini 37.760,00 TL'ye arttırmaktayız." dediklerini, sayın Mahkemece ıslah taleplerinin bölünerek yalnızca 20.000 TL üzerinden ıslah dilekçelerinin kabul edilmesi hukuka ve usule aykırı olduğunu, ıslah dilekçesi doğrultusunda toplamda 37.760,00 TL maddi tazminat talebinin hüküm altına alınması gerektiğini, sözleşmenin geçersiz olması söz konusu olmadığını, izinleri alma yükümlülüğünün davalı iş sahibinde olduğunu, edimini kusurlu olarak yerine getirmeyen davalı şirket, davacı müvekkilinin uğradığı tüm zararları karşılama yükümlülüğü altında olduğunu, sözleşmede yer alan gerekli izinleri alma yükümlülüğü yok sayılarak davalının kusursuz olduğu ve sözleşmenin geçersiz olduğunun kabul edilemeyeceğini, idari izinleri alamamış olması sebebiyle hukuki imkansızlık TBK kapsamında md. 112 uyarınca davalının kusurundan kaynaklandığını, gerekli izinlerin alınmamış olması da sözleşmenin geçersizliğini değil davalının TBK md.112 uyarınca sorumluluğunu doğurduğunu, davalı tarafından davacıya yer teslimi yapıldığını ve işe başlama talimatı verildiğini, bilirkişi raporunda hesaplanan iş yapım bedeli piyasa rayiçlerinin açıkça altında olarak düşük hesaplandığını, bilirkişi heyeti tarafından bölgenin Uludağ Bölgesi de olduğu göz önüne alınarak birim fiyat belirlemesinin yeninden yapılması gerektiğini, sözleşmeler içerisinde dahi bu maliyetlerin 300.000,00 TL'ye yaklaşabileceği açıkça belirtilmişken bilirkişi raporunda bu maliyetlerin 132.000,00 TL hesaplanmasının tutarsızlığının açık olduğunu beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili, davacının talebinden 10.000,00 TL daha az bir alacağa hükmeden mahkeme davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine şeklinde hüküm kurması gerekirken buna ilişkin hüküm kurmadığını, kararda çelişki oluştuğunu, gerekli izinler alınamadığını ve yer teslimi yapılmamış olduğu için geçerlilik kazanmamış olan bir sözleşmeye dayanılarak davacının zarar talep etmesinin ve zararının oluşmuş olmasının mümkün olmadığını, gerekli izinlerin alınması ve yer tesliminin yapılmasından sonra ön sözleşmenin sözleşme niteliği kazanacağını davacı tarafın kabul ettiğini, ancak izinler alınmadan bazı imalatlar yapmışsa bunun davacının kusuru olduğunu, davacının kendi kusuruna dayanarak bir tazminat veya alacak talep edemeyeceğini, müvekkilinin, davacıya █████/2018 tarihli ve a-012502 nolu fatura ile "17.04.2018 tarihli sözleşmeye binaen üretilen bilbord-tabela bedeli" açıklaması ile 118.000,00 TL ödediğini, davacı fatura keserek ödemesini aldığını, artık davacının, fatura bedelinin üzerinde bir bedeli talep etme hakkı olmadığını, davacının, █████/2018 tarihli fatura ödemesinden sonra bir zararı olduğu kanaatine varmış fakat zararın oluşmasında davacının da müterafik kusuru olduğu hususuna yer vermeyerek davacının alacağında müterafik kusur oranında indirim yapılmadığını, imalat piyasa rayiç araştırmasının dava tarihine göre yapılmasının hukuken yerinde olmadığını, hesaplamanın yüksek birim fiyat üzerinden yapıldığını, ayrıca davalı şirket yer teslimi yapmadan montajı yapılan panoların kurulumunda müvekkili şirketin kaynaklarının tüketilmiş ayrıca söküm işleminde de müvekkili şirkete ait duvarlarda hasarlar oluştuğunu, bu hususun dosya tanık anlatımları ile sabit olduğunu, bu hususların hesaplamada dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuken yerinde olmadığını, davacı, müvekkil şirketi temerrüte düşürmediğini, geçerli olmayan bir sözleşme doğrultusunda hazırlanan ihtar ile müvekkil şirketin temerrüte düşürüldüğünü kabul etmek hukuken yerinde olmadığını, ayrıca hükmedilen avans faizi türünün de fahiş olduğunu beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler nedeniyle uğradığı müspet zarar ile mahrum kalınan kar kaybı zararının tahsili talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalı ile █████/2017 tarihli “Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret Sözleşmesi” kapsamında reklam panolarının tüm üretimlerinin tamamlandığını, sonrasında reklam panolarının izinlerini almaya çalışan davalı ile █████/2018 tarihli Zeilname Ve Ön Sözleşme isimli sözleşmeyi imzaladıklarını, işveren davalının taahhüt ettiği süre içerisinde gerekli izinleri alamaması nedeniyle davalının kusurlu ve sonuçtan sorumlu olduğunu, sözleşme kapsamındaki ürünlerin tüm üretim ve montajları yapılmasına rağmen idare ile sorun yaşamamak adına reklam panolarının sökülerek depoya kaldırıldığını, bu ürünler için hak ettiği bedelin sadece küçük bir kısmının kendisine ödendiğini, bu nedenle oluşan fiili zararı ile sözleşme kapsamında yoksun kalınan karını da talep etmiş, davalı taraf gerekli izinler alınmadan ve yer teslimi yapılmadan üretim yapan davacının bu zarara kendisinin katlanması gerektiğini savunmuş mahkemece de yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ile davalı arasında █████/2017 tarihinde "Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret" sözleşmesi imzalanmıştır. Çeşitli ebatlarda aydınlatmalı tabelanın üretilerek montajının yapılması ve yüklenici tarafından çeşitli reklam veren firmalara kiralanması ve kira bedellerinin Tablo-2'de gösterilen biçimde işverene ödenmesi hususu sözleşmede düzenlenmiştir. Tabelaların üretim bedellerinin üçe bölünerek 1/3 oranında kira bedelinden düşüleceği, tabelaların toplam üretim bedelinin en çok 300.000,00 TL + KDV olacağı tabelaların yerleştirilmesi ile ilgili tüm izinlerin işveren tarafından alınacağı sözleşmede belirtilmiştir. Davacı ile davalı arasında, davacı (yüklenici) yer teslimini davalıdan (işverenden) almadan herhangi bir üretim ve montaj işine başlamayacağı sözleşmede hüküm altına alınmıştır. █████/2018 tarihli yeni sözleşme ile ilk sözleşme feshedilmiş, yapılan yeni sözleşmenin (ön sözleşmenin) geçerlilik kazanmasının "Yapılacak reklam panoları ve totem için gerekli yerlerden yapım ve kullanım izinlerinin alınması ve yer teslimim yapılması" şartına bağlandığı görülmektedir.
Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 170/(1). maddesi uyarınca, bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur. (2) Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder. Koşulun gerçekleşmesi tarafların iradesine, taraflarla birlikte üçüncü şahsın iradesine veya dış olaylara bağlanabilir. Geciktirici koşula bağlı sözleşme, koşulun gerçekleşmesinden önce tarafları bağlar. Ancak sözleşmenin sonuçları koşulun gerçekleşmesiyle birlikte doğar. Koşul gerçekleşinceye kadar sözleşme hükümleri askıda olup, alacaklının ifayı isteme hakkı, borçlunun da ifa yükümlülüğü yoktur. Somut olaya bakıldığında; taraflar arasında yapılan █████/2017 tarihli sözleşme daha sonra yine taraflarca düzenlenen, █████/2018 tarihli yeni sözleşme ile feshedilmiş, yapılan yeni sözleşmenin (ön sözleşmenin) geçerlilik kazanmasının "Yapılacak reklam panoları ve totem için gerekli yerlerden yapım ve kullanım izinlerinin alınması ve yer teslimim yapılması" şartına bağlandığı, gerekli izinlerin alınamadığı böylece geciktirici koşulun gerçekleşmediği anlaşıldığından geçerli bir sözleşmenin varlığından bahsedilemez. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak müspet zarar talep edilemeyeceğinden mahkemece davacının kar kaybı tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğrudur.
Ancak geçersiz sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak tarafların birbirlerine verdikleri, talep edilebilecektir. Davacı da yaptığı üretimlerin bedelini fiili zarar olarak talep etmiştir. Mahkemece mahallinde keşif yapılmış, Teleferik İstasyonunda davaya konu bilbordların montajı için bir çalışmanın yapıldığı, demir direklerin sökülerek kaldırıldığının, demir direk ve bilbordların tamamının anılan adrese getirtilerek açık alanda istif edildiğinin görüldüğü, malzeme miktarına yönelik taraflar arasında mutabakat olduğunun beyan edildiğinin rapora yazıldığı anlaşılmıştır. Ancak bilirkişiler tarafından davacı tarafından ön sözleşme ve sözleşme sonrası düzenlenen █████/2018 tarihli faturadaki ürünlerin tamamının keşif sırasında mahallinde bulunup bulunmadığı, incelenmemiştir.
Bununla beraber davacı tarafından sözleşme kapsamında kararlaştırılan tüm ürünlerin üretilip montajı yapıldığı iddia edilmesine rağmen neden daha az bir miktar olan, █████/2018 tarihli faturanın kesildiği dosya kapsamından anlaşılamamıştır. O halde, mahkemece öncelikle davacıya fatura içeriği ile faturaya konu edilen ürünler ile davaya konu talebi ile █████/2018 tarihli fatura haricinde üretim yapılıp yapılmadığı, üretimin ne zaman tamamlandığı açıklattırılarak faturaya konu ürünler harici bir üretim olmadığı anlaşılıyorsa davacının fatura harici bir talebinin olamayacağı göz önünde bulundurularak █████/2018 tarihli fatura içeriği ile keşif sırasında üretildiği tespit edilen ürünlerin sözleşme kapsamında değeri tespiti yapılarak davalı tarafından fatura nedeniyle yapılan ödeme de dikkate alınarak davacının var ise alacağının tespiti içini ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Ayrıca davacı vekili ıslah dilekçesinde açıkça tüm talebini toplam olarak 37. 760,00 TL’ye çıkarttığı, bu bedelin içinde mahrum kalınan kar bedelinin de bulunduğu gözetildiğinde mahkemece bu hususta verilen kararın isabetli olduğu görülmüştür.
Yine davalı taraf tacir olup davaya konu iş ticari işletmesi ile ilgili olduğundan mahkemece avans faizine hükmedilmesi ve talebin dava dilekçesi ile istenen kısmına dava tarihinden bakiye kısmına da ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi de doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın █████/2018 fatura harici üretilen tabela ve bilbord olup olmadığı, fatura içeriği ile neden tüm üretimi yapılan ürünler için fatura kesilmediği gibi hususlarda HMK 144 uyarınca dinlenilerek, dosyanın yukarıda açıklanan şekilde davacının var ise fiili zararının taraf ve istinaf denetimine açık şekilde ek rapor hazırlanmak üzere █████/2020 tarihli bilirkişi heyetine tevdii ile ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için kararın kaldırılarak gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ ile .... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih .../.... esas .../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-İstinaf başvurusu için taraflarca yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan ...
e-imza
...
Üye ...
e-imza
...
Üye ...
e-imza
...
Katip ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!