Anahtar kelimeler: Bam Tedarik Esaskarar Başkan Yazim Katip Eser Üye Çerçeve Karara

T.C. ... BAM ...... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..../....-.../......
T.C.....BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ.........HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: .../...KARAR NO
: .../....T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
: ...........ÜYE
: ........ÜYE
: ........KATİP
: .......İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: .....NUMARASI
: ..../...-.../....DAVACI
: ..........VEKİLLERİ
: Av. .........Av. ...........Av. .............DAVALI
: ............VEKİLİ
: Av. .......DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: .......KARAR YAZIM TARİHİ
: ...............Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ
:Davacı vekili, █████/2013 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesinin ilgili tarihte davalı şirket yetkilileri tarafından müvekkiline sunulduğunu ve karşılıklı imzaya açıldığını, davalının bu tarihten sonraki dönemde müvekkilinden almış olduğu tüm ticari malları bu sözleşme eklerinde beyan edilen birim fiyat anlaşmasında belirtilen kriterlere göre gerçekleştirdiğini, █████/2016 tarihinde firmada Lojistik Mühendisi olarak çalışan ...........’ın tarafımıza iletmiş olduğu e-mailde de görüleceği üzere 2016 yılı Temmuz ayı dahil müvekkilinden talep ettiği ürünlerin sevkiyat planı detaylarını ilettiğini ve plan çerçevesinde üretim yapılmasını istediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve davalı şirketin söz konusu siparişler için ‘’münferit’’ ibaresini kullandığı mamullere kanıt olarak 2016 yılından 2019 yılı sonuna kadar her hafta davalı firmanın siparişlerine istinaden üretim ve sevkiyat yapıldığını, üretim planlarının davalı şirketin EDI programında kayıtlı, haftalık olarak taraflarına bildirilmekte olduğunu taraflar arasında 2013 sonlarında başlayan ticari ilişkide ilerleyen süreçte Mayıs 2019 tarihli e-postalardan da anlaşılacağı üzere sipariş düşüşleri başladığını, 2019 Haziran ayında davalının lojistik planlama sorumlusu ..............’un e-mailine istinaden günlük üretim planlarını ve taraflarına ‘’her refrenas için,rutin üretim miktarının, genel ortalamasını alarak stok tutabilirsiniz’’ bildirimine istinaden dava konusu olan ilgili hammadde, yarı mamül ve mamülleri ürettiklerin ve stoklarımızda depoladıklarını, 11.Haziran 2019 tarihli müvekkili lojistik soumlusu ............. tarafından gönderilen e-mailde ..........’a sipariş düşüşleri ve bunun sonucunda stokta kalabilecek atıl ürünler hakkında uyarı yapıldığını, firma yetkilisinin ise ‘’Siz aldığınız EDI plan adetlerinden sorumlusunuz. Bunu dışında kalan MLZ./ yarı mamul istinaden maliyet konuları, ancak proje bitiminde konuşulacak durumlardır. Adetler düşmüş olabilir. Fakat ürünlerin kullanımı devam etmektedir’’ cevabını taraflarına ilettiğini, davalı firma yetkilisinin ifade ettiği tarihteki ‘’kendi ifadesi ile sorumlu olduğumuz’’EDI plan adetleri 2019 yılı 49 hafta dahil işleme alındığını, tüm hammadde satın alma ve üretim planlarının bu bildirim üzerinden güncellendiğini, █████/2019 tarihinden sonra davalı firma tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığını, ancak hafta hafta plan adetlerinde değişikler yapıldığını, aradan geçen 4 ayın sonunda davalı firma yetkilisi ............tarafından █████/2019 tarihinde tedarikçi değişikliği yaptıklarını ve müvekkili stoklarında kalan mamul,yarı mamul ve bitmiş ürün bilgilerini istediklerini bildiren e-postanın gönderildiğini, █████/2019 tarihinde detayları ile birlikte kendisine cevap verildiğini, devam eden süreçte █████/2019 tarihinde , █████/2019 tarihinde ve █████/2020 tarihinde firmaya hatırlatma babında e-mailler gönderildiğini, ancak davalı firma yetkililerinden cevap alınamadığını, █████/2020 tarihinde firma yetkilisi ........... tarafından 1.063 Euro tutarında bitmiş ürünleri alabilecekleri bilgisi verildiğini, davalının sipariş ve öngörülerine istinaden üretilmiş ve satın alınması yapılmış 1.063,28 Euro tutarında mamul, 1.589,28 Euro tutarındaki yarı mamul, 38.514,55 Euro tutarında hammadde bulunduğunun ve ödemesini yapılmasının davalıya ihtar edildiğini, devamında aynı taleple ihtarname gönderildiğini, olumlu sonuç alınamadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin ise davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, 2013 yılı sonlarında başladığı belirtilen ticari ilişkinin █████/2013 tarihli ................... ile davacı arasında akdedilmiş bir sözleşmeye dayanmakta olup iddia edildiği gibi müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkili ile ...........aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren ve fakat farklı ülkelerde faaliyet gösteren, birbirinden tamamen farklı tüzel kişiliklere sahip şirketler olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklandığı iddia edilen bir borcun müvekkilinden talep edilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olduğu kabul edildiği takdirde ise 805 Sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun 1.maddesi uyarınca Türk tabiiyetindeki şirketlerin Türkiye dahilindeki her nevi sözleşmelerini Türkçe tutmağa mecbur olduklarının dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla davacının Türkçe yapılma zorunluluğuna aykırı yapılan sözleşmeye dayanamayacağını, müvekkili sözleşmenin tarafı olmasa dahi taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında ise müvekkilinin herhangi bir satın alma taahhüdü bulunmadığını, davacının sunduğu eklerde bulunan e-postalardan da anlaşılacağı üzere ilişkinin sonlandırılması tarihinden önceki süreçte sipariş adetlerinin oldukça azaltıldığını ve davacıya üretim planlaması için yeterli bilgi verildiğini, davalının hiçbir zaman sipariş vermek zorunda olduğu bir miktar üzerinde anlaşma yapılmadığını ve her siparişin münferiden o ayın şartlarına göre verildiğini, buna rağmen davacıya iletilen █████/2019 tarihli e-posta ile “tedarikçi değişikliği sonrası elinizde kalacak yarı mamul, mamul ve hammadde adetleri minimuma çekmek adına çalışma yapılması gerektiği ve bu sebeple mevcut yarı mamul adetler ile ne kadar mamul imal edilebileceği” bilgisinin iletilmesi talep edilerek tedarik ilişkisi çerçevesinde iyi niyet göstererek karşılıklı anlaşma yoluna gidilmeye çalışıldığını, fakat sonuç alınamadığını, sözleşmenin dikkate alınması halinde ise tedarikçi değişikliği nedeniyle sözleşmenin 14.2 maddesinde belirtilen 4 (dört) haftalık bildirim süresine uyularak sözleşme ilişkisinin tek taraflı bir şekilde sona erdirildiğini, sözleşmede taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi sona erdirmesi durumunda tedarikçi bünyesinde kalan mamul, yarı mamul ve hammaddenin sözleşmeyi fesheden tarafça teslim alınması veya bu maddelere ilişkin tutarların ödenmesine ilişkin herhangi bir hüküm ve yükümlülük bulunmadığını, sözleşme maddeleri kapsamında 4 haftalık süreye uygun şekilde feshedilen sözleşmeden müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak fesih tarihi itibariyle ancak mamul ve yarı mamullerin 4 haftalık, hammaddelerin ise 8 haftalık miktarı ile sınırlı olduğunu, ancak davacının 8 haftayı çok fazla aşan bir süre için hammadde alımı gerçekleştirdiğini ve müvekkilinin fazla alımdan dolayı sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:Mahkemece, davacının ibraz ettiği █████/2013 tarihli sözleşmenin davacı ile Magna Seating isimli şirket arasında imzalandığı, davalının bu sözleşmede taraf olmadığı, taraflar arasında 2013 yılından 2019 yılına kadar süregelen bir ticari ilişki mevcut olup,taraflar arasında sözlü bir akit yapıldığının kabulü gerektiği, dolayısıyla sözleşmedeki Alman Hukuku uygulanacağına dair 14.6.1 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının tedarikçi sıfatıyla üretimini yaptığı cihaz/araç içi elektrik tesisatı kablo demeti oluşturulması ile bu kabloların ucunu terminal ve soket montajı,akabinde gerekli izolasyonun sağlanarak montaja hazır bir şekilde ana üreticiye teslim şeklinde olduğu ve bu üretimi ana üretici tarafından belirlenen (kablo rengi,soket ve terminal tipi ve yalıtımına göre) şartlara bağlı olarak tesliminden ibaret olduğu, taraflar arasındaki email yazışmalarından davacı tarafından davalıya bilgi verilerek rutin olarak imalat yapıldığı ve davalı tarafından kabul edildiğinin anlaşıldığı, ancak davacı tarafından gönderilen 8 Mayıs 2019 tarihli emailde davalı taraftan son duruma göre sipariş planının sorulduğu, aynı gün davalı taraftan verilen cevaplarda son gönderdiği EDİ planının geçerli olduğunu, her referans için rutin haftalık üretim miktarının genel ortalamasını stoklarda tutabileceğini, yine daha sonraki bir tarihte davacı tarafından davalıya gönderilen mailde sipariş miktarlarında düşüş olduğu ve ellerinde mamul ve hammadde kalacağı ve stoklarında artış olduğunun bildirildiği, davalının ise cevabi mailinde, davacının aldığı EDI plan adetlerinden sorumlu olduğunu, bunun dışında kalan malzeme/yarı mamule istinaden maliyet konuları ancak proje bitiminde konuşulabileceğini, adetlerin düşse bile ürünlerin kullanımının devam ettiğini bildirdiği, davalının en son █████/2019 tarihli emaili ile tedarikçi değişikliğine gideceğini davacıya bildirdiği, davalının 2019 yılı Mayıs-Ekim ayları arasında sürekli sipariş azaltması yaptığı halde, davacıya net bir bilgi vermediği gibi ortalama sipariş miktarına göre stok tutabileceğini bildirdiği, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının hazırlayıp stoğa aldığı ancak davalı tarafından satın alınmayan, başka bir üreticiye satılması imkanı olmayan ürünlerin davacının elinde kaldığı, davacının elinde kalan ürünlerin bedelinin davalı tarafından ödenmediği, davacı tarafça yapılan mamul imalatı için satın alınan hammaddelerin piyasadan satın alınmasında MOQ (Minimum Order Quantity) minimum sipariş miktarına tabi malzemeler olduğu, bu durumun doğal olarak stok birikimine sebep olacağı, uygulamaların bu malzemelerin proje bitiminde ana üretici tarafından satın alınması şeklinde olduğu, tedarikçi değişikliği nedeniyle davacı firma elinde kalan sevke hazır toplam mamul bedelinin 1.063,27 Euro olarak hesaplandığı, dava tarihi merkez bankası döviz kuru dikkate alındığında =1.063,27* 7,76=8.250,97 TL olacağı, tedarikçi değişikliği nedeniyle davacı firma elinde kalan hammadde bedelinin 38.514,54 Euro olarak hesaplanmış olup, davacının davalıdan olan alacağı, 1.063,27 EURO + 38.514,54 EURO = 39.577,81 EURO olduğu, alacağı ödenmediğinden bu miktardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 39.577,81-Euro alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek kamu bankalarının euro cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte (%10 oranı aşılmamak kaydıyla) aynen veya fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı olarak devamına, alacak likit olduğundan alacağın %20'si olan 52.428,72-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili, müvekkilinin herhangi bir minimum satın alma taahhüdü bulunmadığını, davacının ticari ilişki süresince belirli dönemlere ilişkin kısa aralıkla stok yaparak müvekkilinin tedarik taleplerine cevap vermekte olduğunu, her sipariş münferiden yapılmış olup, ilgili ayın şartlarına göre ayrı ayrı belirlendiğini, davacının ise her basiretli tacirin yapacağı gibi sipariş miktarı kadar stok tutma zorunluluğu bulunduğunu, müvekkili tarafından normal stok durumunun dışında davacıdan ekstra stok tutmasının talep edilmediğini, müvekkili her ne kadar bu konuya ilişkin bir yükümlülük taşımıyor olsa da, █████/2019 tarihli e-posta ile “tedarikçi değişikliği sonrası elinizde kalacak yarı mamul, mamul ve hammadde adetleri minimuma çekmek adına çalışma yapılması gerektiği ve bu sebeple mevcut yarı mamul adetler ile ne kadar mamul imal edilebileceği” bilgisinin iletilmesini talep ederek tedarik ilişkisi çerçevesinde iyi niyet gösterdiğini ve karşılıklı anlaşma yoluna gitmeye çalıştığını, ancak sonuç alamadığını, yine e-postalardan da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişkinin sonlandırılması tarihinden önceki süreçte sipariş adetlerinin müvekkili tarafından oldukça azaltıldığını ve davacıya üretim planlaması için yeterli bilgi ve süre verildiğini,davacı tarafça sunulan sözleşmeye müvekkilinin taraf olmadığını, dolayısıyla husumet itirazlarının hukuka aykırı olarak reddedildiğini,aralarında bir sözleşme olmasa da tedarikçi değişikliğine ilişkin sürecin tamamında müvekkilince davacıyı hak kaybına uğratmamak adına ticari teamüllere uygun olarak ve hatta sözleşmede öngörülen sürelere uygun davranıldığını, ancak davacının satın almaması sebebiyle elinde kaldığını iddia ettiği mamul, yarı mamul ve hammadde miktarlarının tutarsız oluşunun müvekkilinin bilgilendirilmeden gerçekleştirilmiş bir süreç olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu,müvekkili bir tarafı olmasa da davacının kabul ettiği sözleşmede fesih tarihinden itibaren mamul ve yarı mamullerin 4 haftalık, hammaddelerin ise 8 haftalık miktarı ile sınırlandırıldığının belirtilmekte olduğunu, bu hesaba göre, 4 haftalık mamulün değeri 1.063,276 Euro ve yarı mamulün değeri 1.589,2794 Euro iken, 8 haftalık hammaddenin değerinin 38.514,55 Euro olmasının fiilen mümkün olmadığını, bu tutardaki stok miktarının birtakım komponentler için bir yılı aşkın süreyle üretim yapabilmek için gerekli olan stok miktarına tekabül etmekte olduğunu, ancak bilirkişi raporunda hiç değinilmediğini, kaldı ki müvekkili tarafından gönderilen hiçbir e-postada bu derece yüksek miktarlı stok tutulabileceği de bildirilmediğini, müvekkilinin ihtiyaçlarının çok daha üstünde olduğunu,mahkemece arasındaki iş ilişkisinin detaylı bir biçimde incelenmediğini, bilirkişi tarafından sayımı yapılan ürünlerin akıbeti konusunda karar verilmediğini, ürünlerin müvekkilinin sipariş ettiği ve talep ettiği ürünler olup olmadığının incelenmediğini,kararda davacının iddia ettiği gibi ve talebi yönünde elinde kalan malların ödeme karşılığında fatura ile müvekkiline teslimi yönünde herhangi bir karar tesis edilmediğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya kapsamından taraflar arasında iş sahibi tarafından belirlenecek şartlara uygun olarak cihaz/araç içi elektrik tesisatı kablo demeti oluşturulması ile bu kabloların ucunun terminal ve soket montajının yapılması, akabinde gerekli izolasyonun sağlanarak montaja hazır bir şekilde teslimini konu alan eser sözleşmesi akdedildiği anlaşılmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davacı tarafça yazılı bir sözleşme sunulmuş olmakla birlikte, sözleşmenin taraflarının davacı ile dava dışı Magna Seating GMBH firması olduğu görülmüş olup, davalı bu firma ile aynı grup bünyesinde ve fakat farklı ülkelerde faaliyet gösteren, birbirinden tamamen farklı tüzel kişiliklere sahip şirketler olduklarını, kendisinin bu sözleşmenin tarafı olmadığını, davacı ile olan ilişkinin bu sözleşme dışında yürütüldüğünü ileri sürmüş, dosya kapsamından da farklı bir bilgiye ulaşılamamıştır. Kaldı ki aksi düşünülse dahi 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’un 1.maddesi uyarınca Türk şirketler arasındaki sözleşmelerin Türkçe düzenlenmesi zorunluluğu nedeniyle bu Kanuna aykırı olarak yabancı dilde yapılan sözleşmenin geçersiz olacağı da açıktır.Davacı, 2013 yılında başlayan bu ilişkide 2016 yılından 2019 yılı sonuna kadar her hafta davalının siparişlerine istinaden üretim ve sipariş yapıldığını, üretim planlarının davalı şirketin EDI programında kayıtlı haftalık olarak taraflarına bildirilmekte olduğunu, sipariş miktarının düşmesi üzerine 2019 yılı Mayıs ayında davalıya e-posta gönderilerek planlama yapılması için siparişlerin hangi miktarda devam edeceğinin sorulması üzerine verilen cevapta her referans için rutin haftalık üretim miktarının genel ortalamasının stoklarda tutulabileceği cevabının verildiğini, buna göre üretim ve stoklama yapıldığını, ancak sipariş düşüşlerinin devam etmesi üzerine 2019 yılı Haziran ayında davalıya stokta kalabilecek atıl ürünler hakkında uyarı yapıldığını, bunun üzerine davalı tarafça kendilerinin EDI plan adetlerinden sorumlu olduğunun, bunun dışında kalan yarı mamullere ilişkin maliyet konusunun proje bitiminde konuşulacağının, ürünlerin düşmüş olabileceğinin, ancak kullanımlarının devam ettiğinin bildirildiğini, tüm hammadde satın alma ve üretim planlarının bu bildirim üzerinden güncellendiğini, daha sonra davalı tarafça bir bildirim yapılmadığını, ancak hafta hafta plan adetlerinde değişiklik yapıldığını, akabinde ise Ekim ayında tedarikçi değişikliği yapıldığı bildirilerek stoklarda kalan mamul, yarı mamul ve ürün bilgisinin istenildiğini, kendilerine bilgi verildiğini, ancak davalı tarafın ancak bitmiş ürünleri alabileceklerini bildirdiğini ileri sürmüştür.Davalı ise, kendilerinin herhangi bir satın alma taahhüdü bulunmadığını, ilişkinin sonlandırılması tarihinden önceki süreçte sipariş adetlerinin oldukça azaltıldığını ve davacıya üretim planlaması için yeterli bilgi verildiğini, hiçbir zaman sipariş vermek zorunda olduğu bir miktar üzerinde anlaşma yapmadığını ve her siparişin münferiden o ayın şartlarına göre verildiğini, buna rağmen iyiniyet göstererek karşılıklı anlaşma yoluna gidilmeye çalışıldığını, fakat sonuç alınamadığını savunmuştur.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın 2019 yılı Mayıs-Ekim ayları arasındaki periyotta sürekli sipariş azaltması, davacı tarafa net bir şekilde bildirimde bulunmaması ve ortalama sipariş miktarına göre stok tutulabileceğini davacı tarafa bildirmesi nedeniyle, Ekim 2019 sonu itibariyle davacı şirket elinde kalan ve başka bir ana üreticiye satılması imkanı bulunmayan hammaddenin bedelinden davalının sorumlu olduğu, davacı tarafça yapılan mamul imalatı için satın alınan hammaddelerin piyasadan satın alınmasında minimum sipariş miktarına tabi malzemeler olduğu, bu durumun doğal olarak stok birikimine sebep olacağı, çerçeve sözleşmeleri yaygın uygulamaların bu malzemelerin proje bitiminde ana üretici tarafından satın alınması şeklinde olduğu belirtilmiştir.Ne var ki taraflar arasındaki ilişkide davacı üretim planlarının davalı şirketin EDI programında kayıtlı haftalık bildirimi ile yapıldığı anlaşılmaktadır, yine Mayıs-Haziran 2019 tarihli e-posta yazışmalarında, sipariş miktarının düşmesi nedeniyle davacı tarafça ne şekilde üretim ve stok yapılacağı bilgisinin sorulması üzerine davalı tarafça önce son gönderilen EDI planının geçerli olduğu bildirilmiş, aynı gün diğer bir e-postada ise her referans için rutin haftalık üretim miktarının genel ortalamasının alınarak stoklama yapılabileceği bilgisi verilmiştir, yine devam eden e-posta yazışmalarından sipariş miktarlarının sürekli azaldığı ve bu doğrultuda yeni planlamalar yapıldığı anlaşılmaktadır.Buna göre bilirkişi heyetince sektörün özelliklerinin yanında, taraflar arasındaki bu fiili uygulama da dikkate alınarak davacının stokta tutabileceği hammadde miktarının ne olduğu, davacı elinde kalan hammadde miktarının makûl olup olmadığı, davalının stokta kalan hammadde miktarının tamamından sorumlu tutulup tutulamayacağı hususlarının da değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmadan rapor düzenlenmesi doğru olmadığı gibi, raporun içeriğinin, “sektör uygulamasında kabul edilen minimum sipariş miktarına uygun stok yapılıp yapılmadığı” hususunda da denetlenebilir olmadığı görülmüştür.Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, açıklanan bu hususların açıklığa kavuşturulması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınması veya gerekli görülmesi halinde yeni bir heyetten rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.Mahkemenin kabulüne göre ise, bedeline hükmedilen ürün ve hammaddelerin davalıya iadesi şartıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi de isabetsizdir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih, ..../.... esas ve .../... karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince idesine,3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.........Başkan .......¸e-imzalıdır.......Üye.......¸e-imzalıdır........Üye ......¸e-imzalıdır......Katip........¸e-imzalıdır