Anahtar kelimeler: Manipülasyon Com Algı Tamamıyla Ödeyemediğine Yaratma Taşımakta Maksadı Sitesinde Niyetli

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Bakırköy 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirkete ait ....Com isimli internet sitesinde yayınlanan yazı içeriğinde yer alan beyan ve iddiaların tamamıyla kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkili şirket aleyhine kauoyunda manipülasyon ve algı yaratma maksadı taşımakta olduğunu, müvekkili şirketin ... Bankasına olan borçlarını ödeyemediğine ilişkin olarak yazı içeriğinde ileri sürülen iddiaların Demirören Holding tarafından █████/2023 tarihinde kayuoyuna açıklama yapılmak suretiyle yalanlandığını, davalının haksız fiillerinin aynı zamanda haksız rekabet hükümlerinin de ihlali anlamına gelmekte olduğunu, müvekkili şirketin medya sektöründe ilk sırada yer alan sektörün öncüsü konumunda olan sektörün gelişmesine katkıda bulunan ticari faaliyetleriyle göz önünde olan Türkiye ekonomisine hizmet eden katkı sağlayan, iktisadi ve ekonomik anlamda milli servet niteliğindeki yatırımlarıyla kamu yararı sağlayan saygın bir şirket olduğunu, bu saygınlığını ise yasalara, toplum değerlerine, sosyal sorumluluk ilkelerine ve etik kurallara daima bağlı kalarak dürüst ve basiretli bir tacir olarak hareket etmesine borçlu olduğunu, ancak davalının internet sitesinde sistematik olarak yayınlanan haberler ile müvekkili şirket hakkında gerçek dışı yalan asılsız ve mesnetsiz bir şekilde kamuoyu nezdinde tamamen olumsuz bir algı yaratılmak suretiyle karalama kampanyası oluşturulmaya çalışıldığını, müvekkilinin manevi yarlığına zarar veren dava konusu yazının zorunlu habercilik kriter ve niteliklerini haiz olmadığı gibi yapılan ve yayınlanan yazı basın özgürlüğü ve gazetecilik meslek etik ve ilkeleri ile bağdaşmadığını, bu sebeple 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun md. 4, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanu madde 25, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu md. 49 ve TTK mad. 55 hükümleri kapsamında davalının yasal sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile kişilik hakları ve ticari itibarları zarar gören müvekkili için toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıda tahsiline, yayınlanan haberin dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilerek içeriğin kaldırılmasını ve erişimin engellenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Demirören'in devlet bankasından aldığı krediyle... grubunu satın alması ve kredi ödemesini süresinde yerine getirilmemesi elbette haber değeri taşıdığını, bu konunun kamuoyunun yakından ilgisini çektiğini, her platformda konuşulmakta, tartışıldığını, dolayısıyla, bu krediye ilişkin olarak yapılan Sayıştay denetiminin ve bu denetim sonucu hazırlanan raporun haber değeri taşıdığı ve bilinmesinde kamu yararı olduğunu, dava dilekçesinde Sayıştay Raporunun 2022 tarihli olduğu, dolayısıyla haberin güncelliği olmadığı iddia edildiğini, Sayıştay denetimi 2022 yılına ilişkin olsa da, rapor Kasım 2023 tarihli olduğunu ve dava konusu yazıdan kısa süre önce açıklandığını, dolayısıyla, haberin güncel olduğunu, haber içeriği tamamen Sayıştay raporundan alınarak oluşturulduğunu, raporda belirtilmeyen bir iddiaya yer verilmediğini, dolayısıyla, Sayıştay raporuna dayanılarak verilen haberin, görünür gerçekliğe uygun olduğu şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olduğunu, sonuç olarak, dava konusu haberin görünür gerçekliğe uygun olduğu, güncellik ve kamu yararı unsurlarını içerdiği ve haber değeri taşıdığı apaçık ortada olduğunu, basının haber verme görevi kapsamında yayınlandığını, kişilik haklarına saldırı iddiası da, haksız rekabet iddiası da yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, basılı gazete çıkartmayan, televizyonları, dergileri olmayan müvekkilinin şirkete yöneltilen haksız rekabet iddiası kabul edilebilir olmadığını, dava konusu yazıda hiçbir değer yargısı belirtilmediğini, sayıştay raporu, davacı açıklamasına da yer verilerek kamuoyu bilgisine sunulduğunu, salt toplumun yararı, haber alma hakkı gözetildiğini, toplumsal meselelere ilişkin, güncel olayları kamuoyuna duyurmak, bu yolda tartışmalar başlatmak ve yürütmek basının en temel görevleri olduğunu, davaya konu haber hukukun tüm kurallarına uygun olarak hazırlandığını, belirtilen sebeplerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince █████/2024 tarihli ara karar ile; "...Dosya kapsamı dikkate alındığında gecikmesinde zarar umulan ya da telafisi imkansız zarar koşullarının da bulunmadığı ve yine talebin yargılamayı gerektirdiği de anlaşılmakla ihtiyati tedbir isteminin reddine ..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dairemizin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile; ''...Somut olaya gelince; Davalı şirkete ait ....Com isimli internet sitesinde yayınlanan haberin dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı ile içeriğin kaldırılmasını ve erişimin engellenmesinin talep edilmiş olduğu, bu durumun yargılamayı gerektirdiği, somut olayın özelliğine göre, ihtiyati tedbir yoluyla nihai hüküm sonucu doğuracak şekilde ara karar ile tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmıştır.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,..." karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Somut olayda; dava konusu https://....com isimli internet sitesinin █████/2023 tarihli sayfasında "https://....com.tr/haber/...-e-borcunu-yapilandirmisti-demiroren-2022-de-de-odeme-yapmamis" başlığı ile yayınlanan haber olup, bu kapsamda davacının kamuya mal olmuş şirket olduğu, konunun güncel olması sebebiyle kamu yararı bulunduğu, haberin içeriğinin dosya kapsamına sunulmuş Sayıştay denetim raporuna dayalı olduğu, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacının kamuya mal olmuş şirket olması sebebiyle ortalama bir kişiye göre daha ağır nitelikteki eleştirilere katlanması gerektiği, böylelikle hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığından davalının tazminat sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmış, dolayısıyla dava hakkında aşağıdaki şekilde red kararı verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Davacıların davasının sübut bulmadığından reddine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Manevi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.
Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında dava konusu haber yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında aktarılmış olduğu, kullanılan ifadelerin hakaret niteliği taşımadığı, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, davacının kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırının hedeflenmediği, dava konusu haberde kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmakla bu husustaki davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!