Anahtar kelimeler: Devretmesi Vaadi Murisi Mlik Parselde Noterliğinde Murisinin Satışına Yevmiye Konya
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalıların murisi ... arasında ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, 94 parselde bulunan taşınmazın 2.000 m²'lik kısmının davacıya satışına ilişkin 16.05.2000 tarihinde ... 5. Noterliğinde 7834 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereği davalılar murisinin net 2.000 m² yeri devretmesi gerektiğini, taraflar arasında yapılan devirden sonra 2023 yılında imar işlemleri yapıldığını, imar işlemi sonucunda davacıya devredilen alanın 1.382,10 m² ye denk geldiğini ileri sürerek sözleşmeyle kararlaştırılan alandan eksik kalan 617,90 m² kısmın tapusunun iptaliyle davacı adına tescilini, olmadığı takdirde bu alanın bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; satış vaadi sözleşmesinde geçen 2.000 m²'lik kısmın 10.07.2008 tarihinde davacıya devredildiğini, bu devir ile taşınmaz devir borcunun ifa edildiğini, murisin imardan sonra 2.000 m² devretmesi gibi bir taahhüdü bulunmadığını belirterek; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; taraflar arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinde DOP kesintileri ya da kadastro yenileme işlemleri ile yapılan kesintilerin mahsup edilmesi halinde net 2.000 m² alanın verileceği yönünde herhangi bir ibare yer almadığı, tanık beyanlarından davacının taşınmazı bizzat ölçerek teslim aldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Taraflar arasında yapılan sözleşme ile, Belediyece ifraz, tevhit ve imar yapıldığında, ifraz yaptırılıp net 2.000 m² alanın davacıya verilmesinin taahhüt edildiğini, ancak Mahkemece sözleşme yanlış yorumlanarak net alan taahhüdünün göz ardı edildiğini,
2. İmar uygulamasından önce davacıya devredilen 1.960 m² alanın, imar uygulaması sonucu 1.382,10 metreye tekabül ettiğini, bu durumda davalı tarafça eksik ifa yapılmış olduğunu, talepleri kabul edilmezse dâhi eksik 40 metre alan yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,
3. Mahkemenin taşınmaz değeri üzerinden harç tamamlamasının hatalı olduğunu,
4. Tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, yemin deliline dayanmış olmalarına rağmen Mahkemece yemin delilinin hatırlatılmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak bedel istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3 hükmünde, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde bir mahkeme hükmünün neleri kapsaması gerektiği açıklanmıştır.
4. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
5. Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir Mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
6.“ Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. ... Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (... Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892).
7. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
8. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
9. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
10. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
11. Mahkeme kararlarında hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında yukarıdaki yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek şekillere ve resimlere yer verilmesi yeni uyuşmazlıklara yol açabilecek, infazda tereddüt oluşturabilecektir.
12. Somut olayda; Mahkemece hükmün gerekçe kısmında, dosyaya delil olarak sunulmuş bulunan "Bahçe Alım Satım Mukavelesidir" ve "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı belgelerin resim olarak gerekçeye eklenmesi yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere aykırıdır.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmına; "Bahçe Alım Satım Mukavelesidir" ve "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı resimlerin eklenmesi bozmayı gerektirir ise de, hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 370/4 hükmü gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (V.B.1.) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda (V.B.2.) ve devamı bentlerde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, 5. sayfasındaki "Bahçe Alım Satım Mukavelesidir" ve 6. sayfasındaki "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı belge resimlerinin gerekçeden çıkarılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!