Anahtar kelimeler: Aşar Esnaf Tacir Haiz Edip Ana İlişki İçindeki Kapsamda Sıfatına

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ ████████
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...davacının ticaret şirketi olduğu ve tacir olduğu, davalının esnaf faaliyetini aşar gelir elde edip tacir sıfatına haiz olduğu, işin ticari iş kapsamında olduğu, bu nedenle ana borç ilişkisinin ticari ilişki niteliğinde olduğu, ticari işletmelerinden kaynaklanan ilişkinin olduğu bu kapsamda ticari dava mahiyetinde olmakla, tüm bu hususların da TTK kapsamında değerlendirilmesi gerektiği..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davalının tacir olmadığı ve ayrıca dava dilekçesi ekinde bulunan ruhsat belgesinden anlaşıldığı üzere kazaya karışan davalıya ait aracın kullanım amacının da hususi olduğu belirlendiğinden davanın nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı anlaşılmakla haksız fiilden kaynaklanan alacağa dair yapılan takibe itirazın iptali için açılan davada genel Mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.(2)Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. Cumhurbaşkanı kararı yayınlanmadığından ötürü halen geçerli olan, Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin █████/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Buna göre, bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olması gerekmekte ve ayrıca işletme hesabına göre defter tutamakla birlikte bunlardan Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaması gerekmektedir. Dava, tarafların işleteni oldukları araçların karıştığı trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine (itirazın iptali) ilişkin olup, davalı aracın hususi kullanıma tahsisli olduğu, vergi mükellefiyetinin "reklamcılık ile ilgili fotoğrafçılık faaliyetleri"ne ilişkin olduğu, işletme hesabına göre defter tutmakta ise de uyuşmazlık konusu dönemde iktisadi faaliyetinden elde ettiği hasılatın VUK 177. maddede belirtilen hadleri aştığı konusunda veyahut tacir olduğunun kabulünü gerektirecek başka bir bilgi ve belge bulunmadığı nazara alındığında, davaya bakmak görevi HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir.
SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE █████/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!