Anahtar kelimeler: Eleme Hektarlık Kırma Sahanın Çevresel İnegöl Ocağı Planlanankalker Nakliyat Etki
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL ) ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ
: Av....
KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Bursa ili, İnegöl ilçesi, ...Mahallesi, İR:... ruhsat numaralı 98,5 hektarlık sahanın 16,29 hektarlık kısmında yapılması planlanan“Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesi hakkında █████/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Bursa Valiliğince verilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; Bursa ili, İnegöl ilçesi,... Mahallesi, İR:... ruhsat numaralı 98,5 hektarlık sahanın 16,29 hektarlık kısmında yapılması planlanan dava konusu işleme esas “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesine esas proje tanıtım dosyasının saha gerçeklerini ve madenin olası etkileri ile alınacak önlemleri içermemesi nedeniyle yetersiz olduğu, projenin planlandığı alan yakınındaki tarım alanlarına olumsuz etkilerin bulunduğu ve diğer çevresel etmenler yönünden dava konusu işleme dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasının eksik ve yetersiz olduğu, bu nedenle dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: 1) Davalı tarafından; proje hakkında ilgili kurumlardan görüş alındığı, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu, ileri sürülmektedir.
2) Davalı yanında müdahil tarafından; davanın zaman aşımı yönünden reddedilmesi gerektiği, bölgede zeytin bulunduğuna yönelik bilirkişi tespitinin yerinde olmadığı, kurum görüşlerinin eksik olduğu iddiasının hayal ürünü olduğu, resmi kurumlar tarafından yapılan ölçüm ve değerlendirme sonuçları ile ses, gürültü, toz ve titreşime ilişkin raporların dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Öncelikle, davanın süresinde açılıp açılmadığına yönelik yapılacak değerlendirmede dikkate alınmak üzere, davalı ve davalı yanında müdahilden, Dairemizin █████/2025 tarih ve E:█████████ sayılı ara kararı ile istenilen ve bu karar üzerine davalı ve davalı yanında müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerin, söz konusu bilgi ve belgelere yönelik olarak yorum ve itirazda bulunma imkanı sağlamak amacıyla öncelikle davacılara tebliğ edilmesi ve bu kapsamda "silahların eşitliği ilkesi" ve "çelişmeli yargılama ilkesi" bağlamında davacılar tarafından değerlendirme yapma ve itirazda bulunma imkanı tanındıktan sonra, temyiz istemlerinin görüşülmesi gerektiği düşünülmektedir. İşin esasına yönelik olarak ise; Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda, davalı ve davalı yanında müdahil tarafından sunulan bilgi ve belgelerin tek başına, hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemden davacıların haberdar olmaları sonucunu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde doğurmayacağı; bu nedenle, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
Bursa ili, İnegöl ilçesi,... Mahallesi, İR:... ruhsat numaralı 98,5 hektarlık sahanın 16,29 hektarlık kısmında yapılması planlanan “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesi hakkında, █████/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Bursa Valiliğince ...tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine; işlemin davacılar tarafından çok sonradan haricen öğrenildiğinden bahisle, █████/2023 tarihinde İdare Mahkemesi kaydına giren dava dilekçesi ile, bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
:
Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüş; "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "... süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. hükmü; aynı Kanun'un "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür" hükmüne yer verilmiş, İvedi yargılama usulü başlıklı 20/A-(Ek madde: █████/2014-6545 S.K./18. mad) maddesinin 2. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hüküm altına alınmıştır.
█████/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" başlıklı 17. maddesinin ikinci fıkrasında "Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Yukarıda aktarılan hükümler uyarınca; idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihidir. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda; bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesi; işlemin içeriğinin tebliğe veya duyuruya ilişkin olarak düzenlenen belgeden kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkündür.
Öte yandan; idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali halinde, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği tabiidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu işlemin internet aracılığı ile duyurusunun yapıldığının anlaşıldığı; buna karşın, Dairemizin █████/2025 tarih ve E:█████████ sayılı ara kararı ile, dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir'' kararının projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel yerlerde valilik, kaymakamlık ve muhtarlık binasında (özellikle ... Mahallesi Muhtarlığında) bulunan askı ilan yerlerinde yöre halkına duyurulup duyurulmadığının ve davacıların dava konusu işlemden haberdar olmasını gerektirecek mahiyette herhangi bir inşai faaliyet yapıldığını ve/veya faaliyetin yürütüldüğünü ortaya koyan herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine; Bursa Valiliğince verilen ve █████/2025 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ekinde, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısının gönderilmekle yetinildiği, anılan yazıda ise, dava konusu kararın duyurulması gerektiğinin bildirildiği; buna karşın söz konusu yazının Valilik, Kaymakamlık ve muhtarlık binasında ilan edildiğine dair herhangi bir belgenin sunulamadığı, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesi ekinde ise sadece Valilik tarafından dava konusu işlemin duyurulmasına ilişkin belgeye yer verildiği, ancak buna ilişkin askı ilan tutanaklarının dosyaya ibraz edilmediği görülmekte ise de; Bursa Valiliğince verilen ve █████/2025 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ekinde, davalı idare görevlilerince düzenlenen █████/2023 tarihli çevre denetim tutanağının yer aldığı, söz konusu tutanakta e-çed sistemi üzerinden yapılan başvuru üzerine sahada herhangi bir çalışma olmadığı, kırma-eleme tesisi kurulmadığı, mermer ruhsatlı sahada malzeme alındığının teyit edildiğine dair tespitin yapıldığı; öte yandan, anılan dilekçe ekinde 2020 yılına ilişkin olarak verilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan işletme faaliyet raporunda, üretim ve arama faaliyeti olmadığı ve patlayıcı kullanıldığı ve sahada üretim bulunmamakla birlikte üretime hazırlık döneminde patlatma yapıldığının beyan edildiği; buna karşın 2021 yılına ilişkin olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan işletme faaliyet raporunda ise üretim faaliyetinin olduğu, fakat arama faaliyetinin olmadığı yolunda beyanda bulunulduğu ve anılan raporda stok ve satış bilgilerine yer verildiği (62.695.000 ton kalker, mıcır ve taş tozu stoğu bildirilmiş ve satış miktarları ve satış tutarlarına ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.); 2021 yılı ve 2023 yıllarına ait muhtelif faturaların da davalı yanında müdahil tarafından verilen ve █████/2025 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ekinde sunulduğu görülmekte olup; davacıların mahalle sınırları içerisinde üretim faaliyetine başladığı anlaşılan projeden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olacağı değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, 2021 yılında üretim faaliyetinin başladığı ve dahası bu kapsamda üretilen malzemelerin satışının yapıldığının faturalarla belgelendiği gözetildiğinde, iyi niyet kuralları çerçevesinde hareket etmesi beklenen davacıların, hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemden haberdar olmamasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından; ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle, dava açma süresi geçirildikten sonra █████/2023 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, işin esasının incelenmesi suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Davalı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine; davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine,
6. Varsa keşif gider avansından artan tutarın istemleri halinde davacılara iadesine,
7. Varsa posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Dairemizin █████/2025 tarih ve E:█████████ sayılı ara kararı ile dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir'' kararının projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel yerlerde valilik, kaymakamlık ve muhtarlık binasında (özellikle ... Mahallesi Muhtarlığında) bulunan askı ilan yerlerinde yöre halkına duyurulup duyurulmadığının ve davacıların dava konusu işlemden haberdar olmasını gerektirecek mahiyette herhangi bir inşai faaliyet yapıldığını ve/veya faaliyetin yürütüldüğünü ortaya koyan herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine; Bursa Valiliğince verilen ve █████/2025 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ekinde, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı yazısının gönderilmekle yetinildiği, anılan yazıda ise, dava konusu kararın duyurulması gerektiğinin bildirildiği; buna karşın söz konusu yazının Valilik, Kaymakamlık ve muhtarlık binasında ilan edildiğine dair herhangi bir belgenin sunulamadığı, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesi ekinde ise sadece Valilik tarafından dava konusu işlemin duyurulmasına ilişkin belgeye yer verildiği, ancak buna ilişkin askı ilan tutanaklarının ibraz edilmediği ve Bursa Valiliğince verilen ve █████/2025 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ekinde, davalı idare görevlilerince düzenlenen █████/2023 tarihli çevre denetim tutanağının yer aldığı, söz konusu tutanakta e-çed sistemi üzerinden yapılan başvuru üzerine sahada herhangi bir çalışma olmadığı, kırma-eleme tesisi kurulmadığı, mermer ruhsatlı sahada malzeme alındığının teyit edildiğine dair tespitin yapıldığı; buna karşın, anılan dilekçe ekinde 2021 yılına ilişkin olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan işletme faaliyet raporunda ise üretim faaliyetinin olduğu, fakat arama faaliyetinin olmadığı yolunda beyanda bulunulduğu ve anılan raporda stok ve satış bilgilerine yer verildiği (62.695.000 ton kalker, mıcır ve taş tozu stoğu bildirilmiş ve satış miktarları ve satış tutarlarına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.); 2021 yılı ve 2023 yıllarına ait muhtelif faturaların da davalı yanında müdahil tarafından verilen ve █████/2025 tarihinde UYAP kayıtlarına giren dilekçe ekinde sunulduğu görülmekle birlikte; söz konusu işletme faaliyet raporunun davalı yanında müdahilin beyanı doğrultusunda hazırlandığı ve bu tarihten çok sonra davalı idare görevlilerince düzenlenen █████/2023 tarihli çevre denetim tutanağında e-çed sistemi üzerinden yapılan başvuru üzerine sahada herhangi bir çalışma olmadığı, kırma-eleme tesisi kurulmadığının tespit edildiği, anılan tutanakta mermer ruhsatlı sahada malzeme alındığının belirtilmiş olması ve yukarıda belirtilen şekilde işletme faaliyet raporunda üretime geçildiğine yönelik işletme faaliyet raporu hazırlanarak bu doğrultuda birtakım satışlar olduğuna yönelik dava dosyasına ibraz edilen faturaların, gerek söz konusu tutanağın kendi içinde çelişkili olması gerekse bahse konu faturaların uyuşmazlık konusu kalker ocağında yapılan fiili üretimi ispat edici nitelikte olmaması nedeniyle davacıların hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemden haberdar olmaları sonucunu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyamadığı; bu nedenle, temyiz istemlerinin işin esasının incelenmesi suretiyle değerlendirilmesi gerektiği görüşüyle, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!