Anahtar kelimeler: Eskişehir Ştinin Kredilere Kredilerin Eşinin Kefil İpotek Bankadan Eşi Hisse
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, eşi ... ve .... Tic. ve .... Şti'nin davalı bankadan kullandığı ticari kredilere kefil olduğunu, kredilerin teminatı olarak müvekkilinin 1/2 ve eşinin 1/2 hisse ile maliki oldukları taşınmazın ve ...'a ait taşınmazın davalı banka lehine ipotek verildiğini, davalı bankaya 11.05.2018 tarihli ihtarname ile müvekkilinin kefillikten istifa ettiğini, ihtarname tarihinden sonra kullandırılacak kredilere kefaletini kabul etmediğinin belirtildiğini, banka tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile kefaletten dolayı sorumluluğunun devam ettiğinin bildirildiğini, 22.05.2020 tarihinde 945.000,00 TL müvekkili tarafından ve 945.000,00 TL ... tarafından ödenerek bankanın riskinin kapandığını, müvekkilinin yatırdığı 945.000,00 TL banka alacağının tüm teminatları ile birlikte müvekkiline temlik edilmesini talep ettiklerini, ancak banka tarafından dayanaksız sebeplerle taleplerinin kabul edilmeyip oyalanarak ipoteğin 2019 yılında müvekkilinin muvafakatı alınmadan fekkedildiğini, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 592. maddesine göre bankanın, müvekkili tarafından ödenen miktarı müvekkiline geri vermesi gerektiğini, bankanın ağır kusurlu davrandığını ileri sürerek ödediği 945.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresinde açılmadığını, taleplerin zamanaşıma uğradığını, banka tarafından .... Tic. ve .... Şti.'ye kullandırılan kredide davacının kefaletinin bulunmadığını, 22.05.2020 tarihinde 1.890.000,00 TL olarak ödenen kapama tutarının tamamının .... Tic. ve .... Şti.'ye kullandırılan krediye ilişkin olduğunu, ödemenin ... tarafından yapıldığını, davacının, bankadan talepte bulunamayacağını, banka tarafından kullandırılan kredide davacının borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki sıfatını taşıdığını, davacının 30.05.2019 tarihinde kullandırılan krediye kefil olmadığını, kefil olarak sadece ...'ın bulunduğunu, TBK'nın 592. maddesine göre yasa gereği temlik talep hakkının sadece kefil sıfatıyla kredi borcunu ödeyen kefile verildiğini, borçtan şahsen sorumlu tutulmayan davacının ipotek veren sıfatıyla temlik hakkı bulunmadığını, 22.05.2020 tarihinde davacı tarafından bir tutar ödenmediğini, ödemeyi yapan ... tarafından dekonta kendi isminin yazılmasının talep edildiğini, bankaca kabul edilmediğini, davacının ısrarı üzerine banka personelince de ipotekli taşınmazın 1/2'sinin de davacı adına kayıtlı olduğu ve kredinin de kapanması nedeniyle bir sakınca olmadığı düşünülerek 945.000,00 TL'nin ... tarafından ödendiğinin yazıldığını, banka kayıtları incelendiği bu ödemenin ... tarafından yapıldığının anlaşılacağını, kabul anlamına gelmemekle davacı tarafından ödeme yapıldığı düşünülse dahi, kefil sıfatıyla bir ödeme yapılmadığını, davacının kredi borçlusundan ödediği tutarı talep edebileceğini, bankadan talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı, dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu dönemde 24.03.2016 tarihli ve 300.000,00 TL limitli kredi borcundan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu ise de, davalı banka ile dava dışı .... Tic. ve .... Şti. arasında 22.08.20 17... .05.2019 tarihlerinde imzalanan genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmadığı, dava dışı şirketteki ortaklık ve yöneticiliğinin sona ermesinden sonra şirkete kullandırılan bu krediler için 1/2 hissedarı olduğu taşınmazı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, dava dışı şirkete en son 30.05.2019 tarihinde 1.550.000,00 TL miktarlı taksitli ticari kredi kullandırılarak bu kredi ile şirketin bankaya olan diğer borçlarının kapatıldığı, bu tarih itibariyle bu krediden başka bankaya borcu kalmadığı, ancak davacının 1/2 hissedarı olduğu taşınmazdaki ipotek sorumluluğunun devam ettiği, davacı tarafından hissedarı olduğu taşınmazın 21.05.2020 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satışı sonucu 22.05.2020 tarihinde bankaya dava dışı şirketin borcundan kaynaklı toplam 1.890.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin 945.000,00 TL'sinin davacı tarafından gerçekleştirildiği, 30.05.2019 tarihinde kullandırılan kredi ile şirketin bankaya olan önceki borçlarının kapatıldığı, bu tarih itibariyle davacının kefil olarak sorumluluğunun kalmadığı, ancak hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki ipotekten kaynaklı sorumluluğunun devam ettiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 884. maddesi uyarınca davacının borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki niteliği taşıdığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 592. maddesi kapsamında davalı bankadan kefil sıfatıyla temlik talep hakkı bulunmadığı, davacının sadece borçluya rücu edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin kefili olunduğu, aynı zamanda maliki olduğu taşınmazın davalı banka lehine ipotek ettirildiği, davacının kredi borcunu ödemesine rağmen bankanın kredi borcu için alınan teminatları elden çıkarması nedeniyle zarara iddiasına dayalı zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!