Anahtar kelimeler: Tecditi Kronolojik Vefa Davamıza Nominal Tanzimi Tanziminden Evraktan Dönük Değerli

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ''...davamıza konu uyuşmazlığın ve davalı bankanın kötü niyetli işlemlerinin net bir şekilde anlaşılabilmesi adına, taraflar arasındaki hukuki sürecin kronolojik özeti şu şekildedir: █████/2024 (Eski Teminat Senedinin Tanzimi): Müvekkil şirket ile davalı bankanın ... Şubesi arasında geçmiş dönemde yürütülen kredi ilişkilerinin güvencesi olarak 20.000.000,00 TL nominal değerli dava konusu teminat senetleri tanzim edilerek davalı bankaya doğrudan teslim edilmiştir. █████/2025 (Vefa Sözleşmesi / Borcun Tecditi): Senedin tanziminden tam bir yıl sonra taraflar, geçmişe dönük tüm borç ilişkilerini tamamen tasfiye eden yeni bir "Vefa ve Yapılandırma Protokolü" imzalamışlardır. Bu protokolle borç yenilenmiş (tecdit edilmiş), bakiye tutar 12 ay vadeye bağlanmış ve eski teminat senetlerinin hukuki altlığı tamamen koparak senetler bedelsiz kalmıştır. Protokol Uyarınca Gayrimenkul Devirleri: Protokolün amir hükümleri gereğince; müvekkiller ve ipotek borçluları tarafından toplam 10.965.000,00 TL sabit bedelli 4 adet taşınmazın mülkiyeti tapuda rızaen davalı bankaya devredilmiş ve tescil işlemleri tamamlanmıştır. █████/2026 (Kötü Niyetli Protesto ve Takip): Davalı banka, mülkiyetini rızaen devraldığı taşınmazları ve yürürlükteki 12 aylık vade takvimini tamamen gizleyerek; protokol gereği geçersiz kalan eski senedi vaktinden önce ... 14. Noterliği’nin ... Yevmiye no'lu protestosu ile işleme koymuştur. Akabinde haksız ihtiyati haciz kararı alarak ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış ve haksız takip kapsamında müvekkil şirketin tüm banka hesaplarına ve piyasadaki ticari iş ortaklarına İİK m. 89/1 haciz ihbarnameleri göndererek müvekkillerin nakit akışını kilitlemiş ve şirket sırrı niteliğindeki verileri sızdırarak ağır bir ticari itibar kaybına yol açmıştır Neticeten davalı banka, bu protokol kapsamında milyarlarca lira değerinde ayni teminat devralmış olmasına ve borç ilişkisi tecdit edilmiş olmasına rağmen, kötü niyetle eski senedi takibe koymuştur. İşbu sebeple müvekkillerin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti için huzurdaki davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. 1. Vefa Sözleşmesi (Protokol) İle Yenileme (Tecdit) Gerçekleşmiş, Davalı Banka Tarafından Takibe Konu Edilen Senedin Hukuki Altlığı, Nedeni ve Karşılığı Tamamen Ortadan Kalkmıştır . Davalı banka tarafından müvekkiller aleyhine ikame edilen icra takibine ve haksız ihtiyati haciz kararına dayanak yapılan █████/2024 tanzim tarihli senet, müvekkil şirketin davalı bankanın Uludağ Şubesinden geçmiş dönemde kullanmış olduğu eski nakdi ve gayrinakdi kredi risklerinin, cari hesap bakiye borçlarının güvencesi (teminatı) olarak tanzim edilerek bankaya teslim edilmiştir. Kıymetli evrak hukukunda bononun temel borç ilişkisinden bağımsız bir borç ikrarı içeren mücerretlik (soyutluk) niteliği bulunmakta ise de, somut olayda bu soyutluk bağının altı tamamen çökmüştür. Söz konusu senedin tanzim ve teslim edilmesinden tam bir yıl sonra taraflar bir araya gelmiş; geçmişe dönük tüm borç silsilesini, tasfiye yöntemlerini, rehin ve teminat rejimini baştan kurgulayan yeni, bağlayıcı ve kapsayıcı bir hukuki sözleşme akdetmişlerdir. Müvekkiller ile davalı banka arasında imza altına alınan 20.11.2025 tarihli "Protokol" (Vefa ve Geri Alım Sözleşmesi) işbu uyuşmazlığın esasını oluşturmaktadır ve senedi hukuken hükümsüz kılan en somut delildir. Türk Borçlar Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca; "Mevcut bir borcun yeni bir borçla değiştirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur. Özellikle mevcut borcun yeni bir hukuki sebebe veya yeni bir sözleşmeye bağlanması yenileme (tecdit) hükmündedir." Taraflar arasında akdedilen 20.11.2025 tarihli yeni Protokolün 2. ve 3. maddeleri incelendiğinde; müvekkil şirketin bankaya olan geçmiş dönem borçlarının tasfiyesine mahsuben, ipotek borçluları ..., ... ve müvekkil ...'a ait toplam 4 adet çok değerli gayrimenkul, toplam 10.965.000,00 TL sabit bedelle tapuda rızaen ... T.A.Ş. adına tescil ve devredilmiştir. Hukukun genel ilkeleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince; eski bir borç ilişkisinin tasfiyesi amacıyla taşınmaz mülkiyetinin (vefa hakkı şerhiyle dahi olsa) doğrudan alacaklıya rızaen devredilmesi ve bakiye borcun yeni bir vade ve ödeme rejimine bağlanması halinde, eski borç ilişkisi tecdit edilmiş (yenilenmiş) olur ve eski borç için alınmış olan tüm şahsi teminatlar, kefaletler ve özellikle senetler kendiliğinden hükümsüz kalır, bedelsizleşir. Davalı banka, milyarlarca lira değerindeki bu 4 adet taşınmazın mülkiyetini rızaen devralarak alacağını teminat ötesi bir tasfiye ve mülkiyet rejimine bağlamış olmasına rağmen, eski sözleşme döneminden kalan ve yeni protokolle hukuki altlığı tamamen parçalanan 20.000.000,00 TL'lik bu senedi müvekkillere iade etmemiştir. Bir senedin bağlı olduğu temel ilişki ve teminat vasfı yeni bir sözleşme ile ortadan kaldırılmış veya yenilenmişse, o senet artık mücerret bir borç ikrarı olarak kabul edilemez; senedin içi hukuken ve fiilen tamamen boşalmış demektir. Davalı bankanın, mülkiyeti rızaen kendi uhdesine geçen gayrimenkulleri ve yenilenen borç rejimini tamamen gizleyerek, eski döneme ait geçersiz senet üzerinden müvekkiller aleyhine mükerrer şekilde nakdi takip yürütmesi açıkça "bedelsiz kalmış senedi kötü niyetle kullanma tekniğidir." Asıl hukuki sebepten koparılan, arkasındaki kredi altlığı ve karşılığı kalmayan bu haksız senede dayanılarak müvekkillerin borçlu tutulması hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olup, senedin bedelsizliği nedeniyle borçsuzluğumuzun tespitine karar verilmesi zorunluluk arz etmektedir. 2. Davalı Bankanın Üçüncü Bir Kişi Gibi Serbest Ticari Ciro Yoluyla Kıymetli Evrak İktisap Ettiğini İddia Etmesi Hukuken İmkansızdır; Davalı Temel İlişkinin Doğrudan Tarafı Olup Müvekkillerin Tüm Şahsi Def'ilerini Karşılamakla Mükelleftir. Davalı alacaklı banka (... T.A.Ş. Uludağ Şubesi), piyasada serbest ciro silsilesiyle tedavül eden bir senedi iyiniyetle iktisap eden ve kambiyo hukukunun soyutluk korumasından yararlanacak olan bağımsız bir üçüncü kişi (hamil) konumunda değildir. Aksine davalı, müvekkil şirket ile doğrudan doğruya nakdi/gayrinakdi kredi ilişkisini kuran, bu ilişkinin güvencesi olarak senedi doğrudan teslim alan ve nihayetinde borç ilişkisini tasfiye eden 20.11.2025 tarihli Vefa ve Yapılandırma Protokolü’nün altına imza atan temel borç ilişkisinin ilk ve doğrudan tarafıdır. Kıymetli evrak hukukuna egemen olan "soyutluk (mücerretlik)" ve "def'ilerin şahsiliği" ilkeleri, senedin temel ilişkiden koparak serbest ciro silsilesiyle iyiniyetli üçüncü kişilere geçmesi halinde, ticari tedavül güvenliğini korumak amacıyla sevk edilmiştir. Ancak yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de kararlılıkla vurgulandığı üzere; temel borç ilişkisinin doğrudan tarafları arasında kambiyo hukukundan doğan soyutluk ilkesi kesinlikle geçerli değildir. Senedin lehtarı ile takibi/protestoyu başlatan hamilin aynı tüzel kişi (... T.A.Ş.) olması karşısında, müvekkillerin temel ilişkiden ve özellikle senedi tamamen geçersiz kılan 20.11.2025 tarihli yasal Protokolden kaynaklanan tüm şahsi def'i ve bedelsizlik itirazlarını davalı bankaya karşı doğrudan doğruya ileri sürme hakkı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi uyarınca mutlak ve sabittir. Davalı banka, temel ilişkideki taahhütlerinden, mülga alacak ilişkilerinden ve imzalamış olduğu sözleşmelerden bağımsız bir üçüncü kişi gibi hareket ederek mücerretlik ilkesinin arkasına sığınamaz. Üstelik ticari hayatın yerleşik kuralları, Bankacılık Kanunu ve bankacılık mevzuatının emredici işleyişi gereği; bir bankanın piyasadan rastgele bir üçüncü şahıs gibi bağımsız ticari ciro yoluyla senet iktisap etmesi hukuken ve fiilen mümkün değildir. Bankacılık uygulamasında müşterilerden alınan senetler, mücerret bir alacak devralma kastıyla değil, yalnızca tahsis edilen ticari kredilerin güvencesini sağlamak üzere "Teminat Cirosu" (Rehin Cirosu) veya "Tahsil Cirosu" mahiyetinde doğrudan doğruya taraflar arasında teslim alınır. Nitekim huzurdaki uyuşmazlığa konu senedin arkasındaki ciro silsilesi fiilen incelendiğinde de; senedin piyasada serbestçe tedavül etmediği, lehtar konumunda görünen müvekkil şirketin kaşesinin hemen altında doğrudan doğruya ... T.A.Ş. ... Şubesi'nin kaşe ve imzasının yer aldığı, yani senedin doğrudan temel ilişkinin tarafları arasında zilyetlik devrine konu olduğu net bir şekilde görülmektedir. Davalı banka, müvekkil şirketin ticari defterlerinde ve kendi banka içi kayıtlarında bu senedin hangi kredi ilişkisine istinaden ve hangi amaçla ("teminat" kastıyla) teslim alındığını gayet iyi bilmektedir. Bu doğrultuda, senedin serbest ciro yoluyla iktisap edilmiş bağımsız bir alacak gibi gösterilmesi re'sen dikkate alınması gereken hukuki gerçekliğe ve Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen Dürüstlük Kuralına ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağına açıkça aykırıdır. Doğrudan temel ilişkinin tarafı olan davalı banka, yeni sözleşmeyle (vefa sözleşmesiyle) geçerliliğini ve hukuki nedenini yitirmiş, içi tamamen boşalmış bu senede dayalı olarak yapılandırma süreci bitmeden müvekkiller aleyhine takip riski yaratamaz; müvekkillerin protokolden doğan tüm def'ilerini karşılamakla hukuken mükelleftir. 3. Vefa Sözleşmesi (Protokol) Kapsamındaki Tasfiye ve Ödeme Süreci Halen Yürürlüktedir; Sözleşme Süreci Nihayete Ermeden Yapılan Takip Muacceliyet Şartına ve Sözleşmeye Açıkça Aykırıdır. Taraflar arasında akdedilen 20.11.2025 tarihli Vefa ve Yapılandırma Sözleşmesi (Protokol), yalnızca geçmiş borçların gayrimenkul devri yoluyla tasfiyesini düzenlemekle kalmamış; aynı zamanda bakiye kalan borç tutarının ne şekilde, hangi takvimle ve hangi güvencelerle ödeneceğini de eksiksiz bir şekilde hüküm altına almıştır. Protokol hükümleri uyarınca, gayrimenkul devirleri sonrasında netleştirilen bakiye borç ilişkisi esnek ödemeli olarak 12 ay vadeli bir takvime bağlanmış ve bu yeni vade rejiminin güvencesi olarak da davalı bankaya ayrıca güncel teminat çekleri teslim edilmiştir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki hukuki ve mali süreç, işbu davanın açıldığı tarih itibariyle halen canlı, yürürlükte ve sözleşmesel takvim dahilinde işlemektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca, bir alacak için ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yahut kambiyo takibi yoluyla nakdi infaz talep edilebilmesi için alacağın muaccel (ödeme vadesinin gelmiş) olması ve rehinle teminat altına alınmamış bulunması yasal bir zorunluluktur. Somut olayda ise, vefa hakkı süresi ve sözleşmesel yapılandırma takvimi (12 ay) henüz tükenmemiş, müvekkillerin protokolden doğan ödeme vadeleri ihlal edilmemiş ve süreç nihayete ermemiştir. Durum böyleyken, davalı bankanın yürürlükteki dürüstlük kuralını (TMK m. 2) ve ahde vefa ilkesini (pacta sunt servanda) açıkça çiğneyerek, henüz süresi gelmemiş bakiye borç ilişkisini erken ve haksız bir şekilde muaccel kılmaya çalışması hukuken himaye edilemez. Davalı banka, protokolle tanzim edilen takvimi tamamen görmezden gelerek, mülga kalmış eski senedi vaktinden önce, kötü niyetle protesto etmiş ve haksız bir ihtiyati haciz kararı alarak icra takibine girişmiştir. Sözleşmesel tasfiye süreci aktif olarak devam ederken, muacceliyet şartı gerçekleşmemiş bir borç ilişkisine dayanarak mükerrer ve zamansız takip riski yaratılması, kambiyo mevzuatına ve İİK m. 257 hükmüne açıkça aykırıdır. Bu itibarla, vaktinden önce (erken) ve sözleşme rejimi ihlal edilerek başlatılan bu haksız takibe dayanak teşkil eden senet nedeniyle müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti gerekmektedir. Davalı Bankanın Kötü Niyetli Eylemlerine Karşı Cezai Şikayet ve Tazminat Haklarımızı Saklı Tutuyoruz Davalı banka, 20.11.2025 tarihli protokolle ve taşınmaz devirleriyle hukuken geçersiz ve bedelsiz kaldığını net bir şekilde bildiği 20.000.000,00 TL'lik teminat senedini kasıtlı olarak tedavüle çıkarmıştır. Bu eylem açıkça suç teşkil etmekte olup, bankanın sorumlu yetkilileri hakkında "Bedelsiz Kalmış Senedi Kullanma Suçu" uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulacaktır. Davalı banka, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak amacıyla, bankacılık sırrı ve KVKK hükümlerine aykırı şekilde müvekkil şirketin iç operasyonel bilgilerine ve müşteri portföyüne usulsüz yollarla erişmiştir. Banka, sır niteliğindeki bu verileri müvekkilin ticari ortaklarına 89/1 haciz ihbarnameleri göndererek sızdırmış ve bir baskı unsuru olarak kullanmıştır. Bankanın bu ağır eylemleri karşısında Bankacılık Kanunu m. 159 (Sırların Açıklanması) uyarınca cezai süreç işletilecek ve müvekkil şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle doğan/doğacak ağır maddi-manevi tazminat davası açma haklarımız saklı tutulmaktadır. Davalı banka, tamamen bedelsiz ve hukuki mesnetten yoksun kaldığı resmi Protokol hükümleriyle sabit olan bu senede dayanarak başlattığı haksız icra takibi kapsamında, müvekkil şirketin piyasadaki tüm banka hesaplarına, müşterilerine ve ticari iş ortaklarına İİK m. 89/1 uyarınca haciz ihbarnameleri göndermektedir. Bankanın bu haksız ve agresif takip politikası, müvekkil şirketin ticari itibarını, piyasadaki güvenilirliğini ve finansal kredibilitesini telafisi imkansız derecede yok etme noktasına getirmiştir. Ticari hayatın olağan akışı içinde, bir şirketin banka hesaplarının kilitlenmesi ve iş ortaklarına haciz ihbarnamesi gönderilmesi, o şirketin ekonomik olarak ölümüne sebebiyet vermek demektir. Haksız nakdi takip baskısı altında müvekkil şirketin nakit akışı tamamen kilitlenmiş olup, bu durum işçilerin maaşlarının ödenmesini, cari ödemelerin yapılmasını ve şirketin ticari varlığını sürdürmesini imkansız kılmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinin 3. fıkrası; "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararı karşılamak ettiği takdirde, mahkemece icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü amir ise de; somut olayın kendine özgü niteliği, taraflar arasında akdedilen 20.11.2025 tarihli resmi Vefa Sözleşmesi (Protokol) ve tapuda ... T.A.Ş. adına gerçekleştirilen 10.965.000,00 TL'lik rızaen devirler karşısında, kanunun bu lafzi sınırının müvekkiller lehine esnetilmesi yasal bir zorunluluktur. Davalı banka, zaten milyarlarca lira değerindeki 4 adet taşınmazın mülkiyetini rızaen devralarak alacağını fazlasıyla ve "teminat ötesi bir mülkiyet rejimiyle" güvence altına almıştır. Bankanın uhdesinde bu denli büyük bir gayrimenkul güvencesi varken, bir de üstüne müvekkillerin tüm hak ve alacaklarını haciz ihbarnameleriyle kilitlemesi, Anayasa ile güvence altına alınan "Mülkiyet Hakkı" ve "Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti" ilkelerine, ölçülülük esasına ve Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır. Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik kararlarında açıkça vurgulandığı üzere; davacının haklılığının resmi, yazılı ve tarafların imzasını taşıyan somut bir mukaveleye (somut olayda 20.11.2025 tarihli Protokol ve tapu kayıtları) dayandığı durumlarda, mahkemenin takdir yetkisini kullanarak davacıyı ağır bir ekonomik yıkımdan koruması adaletin gereğidir. Müvekkillerin haklılığı sunulan resmi belgelerle hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit olduğundan; müvekkil şirketin ticari varlığını sürdürebilmesi, istihdamı koruyabilmesi ve telafisi imkansız zararların önüne geçilebilmesi adına, ... banka alacakları icra dairesi'nin ... e. sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin ve haciz işlemlerinin öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi kanaatte ise %15 gibi makul bir teminat mukabilinde aciliyetle durdurulmasına, icra veznesine girecek paraların davalı bankaya ödenmeyerek bloke altında tutulmasına karar verilmesini talep etmek zorunluluğu doğmuştur...'' şeklindeki beyanla davanın kabulünü ve tedbir karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Davanın, davalı tarafça başlatılan icra takibine dayanak senedin bedelsiz kaldığı iddiası nedeni ile davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de res'en dikkate alınmak zorundadır.
Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın █████/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin █████/2021 tarihli 1232 sayılı kararı ile;
"Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;
26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla;
1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;
f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir.
Eldeki dava, █████/2025 tarihinde ikame edilmiştir.
Yasal düzenlemelere bakıldığında
:
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2. maddesi "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz."
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/3. maddesi "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoringşirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun."
Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesinde "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;
a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,
b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,
c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan yasal hükümler uyarınca somut olayın ele alınması zorunludur.
Nitekim, konuya ilişkin emsal nitelikte olan;
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ ███████ E. ████████ K. SAYILI İLAMINDA:
"...İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında; davacı tarafça davaya konu çekin düzenlenerek ticari ilişkide bulunduğu, ...A.Ş. 'ye verildiğini çekin bu şirketten çalındığını yada kaybolduğunu, davalı...Şirketi tarafından icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince davaya bakma görevinin, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarihli ... sayılı kararıyla Finans Mahkemeleri olarak gönderilen mahkemelere ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
İstinaf başvurusunda bulunan davalı ...Şirketi'nin müvekkili ... A.Ş. ile dava dışı ...Şirketi ("Faktoring Müşterisi") arasında 10.06.2022 tarihli Faktoring Sözleşmesi (EK-1) imzalandığını ve çekin bu faktoring ilişkisi çerçevesinde kendisine ciro edildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
... tarihli ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun █████/2021 tarihli 1232 sayılı kararıyla; 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nu ilgilendiren Uyuşmazlıkların, █████/2021 tarihinden itibaren ihtisas mahkemesi olarak finans mahkemelerinde bakılacağı ve yirmi ve daha fazla Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde, 6,7,8,9. Ticaret Mahkemelerinin finans mahkemeleri olarak görev yapacağı düzenlendiğinden, UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜNDE 6361 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ DE UYGULANACAĞINDAN, İLK DERECE MAHKEMESİNCE GÖNDERME KARARI İLE, DOSYANIN İHTİSAS MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE KARAR VERİLMESİ gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi yerinde değilse de, bu husus sonuca etkili olmadığından işaret edilmekle yetinilmiş, sonuç olarak mahkemece dosyanın finans mahkemesine gönderilmesi yerinde olduğundan , davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..." denilmiştir.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ... E. ... K. SAYILI İLAMINDA:
"...Dava; TTK'nun 792 maddesine dayalı çek istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın faktoring işlemlerinden kaynaklandığı gerekçesi ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun... tarihli ve ... sayılı kararı gereğince, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı yan; dava konusu █████/2022 keşide tarihli, ... Banksı AŞ. ... şubesi hesabından keşide edilen, ... çek numaralı ve 30.000,00-TL bedelli çeki müşterisinden alacağına karşılık ciro yoluyla teslim aldığını, bu çekinde aralarında olduğu bir çok, bono ve kıymetli evrakın aracından yapılan hırsızlık neticesinde çalındığını, çeklerin zayi nedeniyle iptali için dava açıldığını, iş bu dava konusu çekin üzerinde tahrifat yapıldığını ve davalının eline geçtiğini, davalı tarafından takibe konulduğunu, davalının çeki iktisapta kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, çekin istirdadına, çek alacaklısının kendisi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı yan; çekin faktoring sözleşmesine istinaden müşteriden temlik alındığını, davalının tahrifat ve kötü niyetli iktisap iddialarının yerinde olmadığını, çekin iyiniyetli hamili olunduğunu, çekin takibe konulması akabinde, kendi akitleri olan faktoring müşterisi tarafından ödendiğini, istirdat davasının arabuluculuğa tabi olduğunu, çekin yetkili ve meşru hamili olunduğunu savunmuş, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı tarafından, uyuşmazlığın faktoring işleminden kaynaklanmadığı, zira faktoring ilişkinin davacı ile dava dışı müşteri arasında olduğunu, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin yalnızca çek istirdadı talebi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun 792 maddesi uyarınca; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Anılan yasal düzenlemeye göre; çek istirdadı davasında davacı istirdadını talep ettiği çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rızası hilafına çıktığını ve çeki eline geçirmiş bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlüdür.
6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası "faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez." hükmünü amirdir. Aynı Kanunun 9/2 fıkrası ise; "bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü içermektedir.
5235 sayılı Kanunun 5/5 fıkrası uyarınca; iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir ve bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından daireler arasındaki iş dağılımı belirlenebilir ve bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Kurulca yapılan belirleme kapsamında daireler, kendilerine tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi tarafından, 5235 Sayılı Kanunun 5/5 fıkrasına dayalı olarak alınan █████/2021 tarihli ve 1232 sayılı karar ile; "...Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmayda fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davaları olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir." denilerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunundan, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunundan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunundan, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanundan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, █████/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın, davacının dava konusu çekin yetkili ve meşru hamili olup olmadığı, çekin rızası hilafına elinden çıkıp çıkmadığı, davalı şirketin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı; çekin davalı tarafından 6361 Sayılı Kanun ile buna bağlı çıkartılan ve █████/2015 tarihli 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve ilgili BDDK Genelgeleri çerçevesinde mevzuata uygun temlik alınıp alınmadığı husularında olduğu, şu halde uyuşmazlığın hakimler ve savcılar kurulu 1. dairesi'nin mezkur kararına göre, uyuşmazlığın çözümünde istanbul 6,7,8,9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, mahkemenin bu yöndeki tespitinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan Kurul kararında belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup olmadığı hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin farklı hukuk dairelerinin kesin nitelikte farklı kararlarının bulunduğunu, uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'ne başvurulduğu tespit edilmiştir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesine dayalı olarak YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN ... ESAS, ...KARAR SAYILI BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİNİN KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE yönelik █████/2023 tarihli ilamı ile; Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin █████/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararının, mahkemelerin görevine ilişkin değil daireler arasındaki iş dağılımının belirlenmesine ilişkin olduğu, diğer ifade ile kararda belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp iş dağılımı ilişkisi olduğu, bu sebeple açılan davanın konusu banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin ise adliye tevzi bürosunun, dosyayı anılan karar doğrultusunda ilgili mahkemeye tevzi etmesinin gerektiği tevzinin yanlış yapılması durumunda dosya kendisine tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin, bu durumu tespit ederek dosyanın doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine/gönderilmesine karar vereceği, dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin vereceği kararın, teknik anlamda bir görevsizlik kararı olmadığı, gönderme kararı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Hakimler ve Savcılar 1. inci Dairesinin 1232 sayılı kararında belirtilen asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımına ilişkin bulunduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından davanın yanlış tevzii edildiğinin tespiti ile, dosyanın iş dağılımına göre finans davalarına bakmakla görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne tevzii edilmek üzere tevzii bürosuna iadesine/gönderilmesine ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmesi gerekirken... denilmiştir.
Bu itibarla, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davalı hamilin çekin iktisabında bilerek borçlunun zararına hareket edip etmediği, ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığı, özellikle bu kapsamda 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2,3. maddesi ile Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesindeki yasal prosedürlerin yerine getirilip getirilmediği noktasında; anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesinin mutlak / zorunlu olduğu, adı geçen Yasa ve Yönetmelik hükümleri incelenmeksizin davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemeyeeceği, esasen bu hususta anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca faktoring mevzuatı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması da gerekeceğinden, uyuşmazlığın çözümünde Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın █████/2021 tarihli ve 1232 sayılı İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine yönelik kararı uyarınca, finans ihtisas davalarına bakmakla belirlenmiş İstanbul 6, 7, 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılması gerekmektedir.
Bu çerçevede, yukarıda yer verilen emsal ilamlar da nazara alınarak Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının █████/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı gereğince 15.12.2021 tarihinden sonra açılan eldeki davada, davacı şirkete teslim edilen senetler yönünden borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin davada görevli mahkemenin finans ihtisas mahkemeleri olduğu anlaşıldığından, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği ihtisas sıfatı buluan İstanbul 6, 7, 8, 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Hakim ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin █████/2021 tarihli 1232 numaralı ihtisas kararı uyarınca dosyanın Finans Mahkemeleri sıfatıyla bakılmak üzere 6,7,8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi olunması için İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu’na gönderilmesine,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
3-İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.█████/2026
Katip
E-İmzalıdır
Hakim
E-İmzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!