Anahtar kelimeler: Meblağ İstemli İbareli Tanınmış Markaların Yerlerinde Davadan Hmk Şartı Eksiklikleri
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın kısmen kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalıya ait iş yerlerinde davadan önce yapılan delil tespitinde, davalının "..." ibaresini kullandığının tespit edildiğini, davalının bu ibareyi aynı zamanda adına açılan internet sitesinde de kullandığını, davalının sözü edilen eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıya ait internet sitesine erişimin engellenmesine, belirsiz olan maddi tazminat alacağının şimdilik 10.000,00 TL asgari tutarının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini 56.540,54 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kötüniyetle açıldığını, davalının davacının tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç elde etme niyetinin olmadığını, davalının firmasının isminin ... ... olduğunu, babasının adının Hatem olduğunu, babasının ismini yaşatmak için "... ..." markasını seçtiklerini, davacının tekstil sektöründe bir firma olduğunu, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, mobilyalarının üzerinde bu ibareyi kullanmadıklarını, bu nedenle tüketici nezdinde iltibasın meydana gelmeyeceğini, haksız rekabetin de oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalının davacının tanınmış markasının birebir aynısını ve iltibas yaratacak şekilde benzerini, davacının markasının da tescilli olduğu ... sektöründe 35. sınıfta kullandığı, bu kullanımın iltibasa neden olacağı, ayrıca davacı markasından haksız yarar sağlama ve markanın ayırt ediciliğine zarar verme/markanın sulandırılması sonucunu doğuracağı, farklı sınıflarda kullanılsa dahi, davacı markasının genişletilmiş korumadan yararlanacağı, kaldı ki davacının 20. ve 35. sınıflarda tescilli markasının da mevcut olduğu anlaşılmakla, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince markaya tecavüzün tespiti, meni ve refine ve maddi, manevi tazminata karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı vekilinin tazminat miktarına da itiraz ettiği anlaşılıyorsa da, iki ayrı işyerinde tabelada ve kartvizitlerde kullanımının bulunduğu, ihlal süresi ve hesaplamanın ticari kayıtlar üzerinde yapılması nedeniyle, davalının elde ettiği gelir seçeneğine göre 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2-b hükmüne göre hükmedilen maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varıldığı, davalının haksız rekabet koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; her ne kadar işbu davayla ilgili bozma kararından sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarında marka hakkına tecavüz halinde, 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin kümülatif koruma sağlamayacağı kabul edilmişse de, Dairece bozma ilamına uyulmakla, davacı lehine kazanılmış hak söz konusu olduğundan, davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğuna karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, avalının davacıya ait tescilli markalara tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tecavüz teşkil eden davalının "..." ve "...", "... ..." şeklinde kullanımlarının yer aldığı her türlü reklam vasıtası ve iş evrakına el konularak imhasına, tabelaların sökülmesine, davalıya ait "..." isimli internet adresine erişimin engellenmesine, 56.540,54 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!