Anahtar kelimeler: Çıkma Feshe Yazildiği Feshi Şirkette Birleşen Ankara İlamda Milleti Özetle

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ████████ Esas ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma veya Feshe İlişkin)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Taraflar arasındaki ticari şirket ortaklığından çıkarılma olmadığı takdirde şirketin feshi istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın ve birleşen davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette müvekkili ile davalı ...'nun %50'şer oranında pay sahibi olduklarını, davalı ortağın devlet memuru olduğunu, davalı şirketin gizli ortağı olan ...'nun ise anılan davalının abisi olduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında uzman kadrosunda görev yaptığını, davalı ortağın ve aile fertleriyle davalı şirket arasında gayri hukuki ve gizli ilişkinin bir türlü sonlandırılmadığını, müvekkilinin davalı şirketin münferiden imza yetkili ve tek yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığı dönemde hem şirketin hem de şirketin hak sahibi olduğu memurlar.net internet sitesini yönettiğini, anılan sitenin anlık kullanıcı sayısı en yüksek olan internet haber sitelerinden biri haline geldiğini, davalı ...'nun ise bu süreçte şirket işlerine hiçbir şekilde dahil olmadığını, davalı şirketin █████/2021 tarihli genel kurul toplantısında davalı şirketin yönetim kurulu üye sayısının 2'ye çıkarıldığını, şirketin temsil ve ilzam yetkisinin müşterek imza şeklinde düzenlendiğini, yönetim kurulu üyelerinin müvekkili ile görünürde ortak olan davalı ...'nun yeğeni, gizli ortak ...'nun oğlu olan 20'li yaşlarındaki ... olarak tayin edildiğini, fiilen yönetim kurulu üyeliğine ilişkin tüm iş ve işlemlerin gizli ortak olan ... tarafından yürütüldüğünü, gizli ortak adına düzenlenmiş genel vekaletname ile davalı şirketin tüm iş ve işlemlerinin gizli ortak tarafından takip edilebildiğini, anılan genel kurul toplantısında ...'nun yönetim kurulu üyesi olmasından sonra davalı şirketin ticari faaliyetlerinin olumsuz etkilendiğini, şirket çalışanlarına yapılan baskılar, gönderilen yazılar ve talepler nedeniyle tüm personelin motivasyonunun bozulduğunu, davalı şirket ortağı ile aile bireyleri olan gizli ortak tarafında şirkete bir sürü şahıslar getirildiğini, kavga ve baskı ortamı kurulduğunu, çalışanların tehdit edildiğini, yönetim kurulu üyesi ...'nun imzasının gizli ortak ...'nun talimatı ile şirketin tüm çalışanlarından hukuka aykırı taleplerde bulunulduğunu, şirket çalışanlarının şirket ortakları arasındaki husumet nedeniyle baskı altına alındığını, şirket hissedar yapısının %50'şer eşit pay şeklinde olması nedeniyle ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların çözümsüz bir hal aldığını, yönetim kurulu toplantılarında herhangi bir karar alınamaz, şirket yönetilemez hale geldiğini, gizli ortağın her türlü maddi menfaatinden yararlandığı, davalı şirkette hisselerin kendi adına tescil edilmesini reddettiğini, davalı şirket ve memurlar.net için kamudaki kariyerinden vazgeçen müvekkili açısından mevcut durumun çekilmez hal aldığını belirterek öncelikle davalı ...'nun davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına, bu talebin kabul görmemesi halinde davalı şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'ın ülkenin en itibarlı internet sitesi olan memurlar.net'in de içinde bulunduğu davalı şirkette %50'şer ortak olduğunu, █████/2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilandan da anlaşılacağı üzere, dava dışı ... ile davalı ...'ın birlikte yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, bu tarihe kadar tek başına yönetim kurulu başkanı olarak yetki kullanan davalı ...'ın bu yetkisinin sona erdirildiğini, her türlü işlemin müştereken yapılması hususunun karar altına alındığını, davalı ...'ın şirkette çalışan bir kısım personelle şirketi fiilen tek başına yönetmeye başladığını, kendisinden yönetim kurulu üyesi olarak talep edilen hiçbir belge ve bilgi talebine cevap vermediğini, en basit taleplerin dahi ancak mahkeme kanalıyla alınabildiğini, açılan çok sayıda davaya ilişkin mahkeme sürecinin uzun bir zaman almasını fırsata dönüştüren davalı ...'ın kurmuş olduğu internet sitesi olan ve akrabasıyla birlikte yürüttüğü gazetememur.com'u büyütmek için aynı alanda faaliyet gösteren memurlar.net'i işlevsiz kılma gayretine girdiğini, ortağı olduğu şirketi zarara uğratmak için faaliyet gösterdiğini, şirketin işlemez hale geldiğini, şirket çalışanlarından bazılarının yönetim kurulu üyesi davalı ...'la birlikte hareket ettiği için iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, buna rağmen SGK çıkışının yaptırılmadığını, şirket yönetim kurulu üyesi ... ile müvekkilinin, diğer yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'ın çalışanları etkilemesi nedeniyle hiçbir bilgi ve belge alamadığını, kendisiyle eşit durumda olan davalı ... şirkete ait her türlü bilgiye ulaşmasına rağmen müvekkilinin her talebinin davalı ... tarafından uygun görülmediği gerekçesiyle verilmediğini, yönetim kurulu üyesi davalı ...'ın yetkili olmadığı halde şirkete personel giriş ve çıkışı yaptığını, davalı ...'ın kendi firması aleyhine yapılan ciddi bir faaliyet hakkında suç duyurusundan ve şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini, şirket çalışanına gönderilen yazılı talimata rağmen davalı ...'ın talimatına istinaden işlem yapmadığını, kasıtlı olarak Cumhurbaşkanı'nın ek gösterge açıklamasından önce ve enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından memurlar.net sitesinin yayınını hayatın olağan akışına aykırı olarak kestiğini, milyonlarca memurun merakla beklediği ve site trafiği için büyük önem taşıyan enflasyon farkı haberi birçok sitede olmasına rağmen memurlar.net'e girilmesini engellediğini, davalı ...'ın şirkette oluşturduğu fiili durum nedeniyle her şeyin müşterek imza ile yapılması zorunlu olan davalı şirkette hiçbir işlem yapılamadığını, şirket çalışanının yetkisi olmadığı halde ve şirketin maaşlı/sözleşmeli bir avukatı mevcut olduğu halde davalı ...'ın yönlendirmesiyle başka bir avukatla avukatlık sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketi taahhüt altına soktuğunu, bu kişinin iş akdi daha önce haklı nedenle feshedilmesine rağmen davalı ...'ın çift imza nedeniyle olumsuz tablo yüzünden bu personele hiçbir işlem yapılamadığını, davalı ...'ın yazdığı şerh nedeniyle şirketin uğradığı zararın tespitinin dahi mümkün olmadığını, şirketin reklam sorumlusu olan personelin davalı ...'ın talimatıyla reklam gelirlerini gizleyerek tek başına reklam sözleşmeleri yaptığını, şirket bilişim personelinin yetkisi olmadığı halde diğer yönetim kurulu üyesinin kullandığı haber giriş ve düzeltme şifrelerini kısıtladığını, google reklam gelirlerinin yer aldığı panelin şifrelerini kendisine vermediğini, bunun sebebinin kayıt dışı gelirlerin öğrenilmesi endişesi olduğunu, ciddi oranda vergi kaçırıldığını, yapılan şikayet üzerine Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca inceleme başlatıldığını, şirkete ait aracın şirket çalışanına tahsis edilerek kullandırıldığını, araç giderlerinin şirkete ödettirildiğini, yönetim kurulu üyesi davalı ... ile bir kısım davalı şirket çalışanlarının birlikte hareket ederek şirketi zarara uğratmalarının önüne geçilemediğini, müvekkilinin genel kurula karşı sorumlu olmasına rağmen hesapların ekstrelerini göremediğini, yıllarca şirketi tek başına yöneten diğer ortak ve yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'ın şirketi iyi idare edemediğini belirterek davalı şirketin tasfiyesine, ancak şirketin faal olması sebebiyle yönetim kurulu üyesi ve şirket ortağı olan davalı ...'ın davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, çıkma payının davalı ...'a ödenerek paylarının diğer davalı şirkete veya müvekkili ortağa verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesinden sonra şirket gelirlerinin iki kat arttığını, davacı hakkında açılan tazminat davasının devam ettiğini, davacının şirkete yaptığı usulsüz işlemler sonrasında davacı tarafından olağanüstü genel kurul yapılmak zorunda kalındığını, müvekkilini temsilen dava dışı ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak davacının da uygun görmesiyle seçildiğini, davacının olayları farklı anlattığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı şirkete usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen anılan davalı davaya cevap vermemiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl davada ki iddialarını savunmasında tekrarlayarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "Asıl dava yönünden; Asıl davada, davalı ortağın haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına yönelik davanın reddine, asıl davada, davalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik davanın, dava şartı yokluğundan, 6100 sayılı hmk.'nin 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine, Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan davada, davalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik davanın, dava şartı yokluğundan, 6100 sayılı HMK.'nin 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine, Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan davada, davalı ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkartılmasına yönelik davanın reddine" dair karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf kararı doğrultusunda mahkemece, her ne kadar davacı ortaklar azınlık olarak nitelendirilemeyeceğinden TTK 531 madde uyarınca dava açma hakları bulunmadığından bahisle davanın dava şartları yokluğundan reddine karar verilmişse de düzenlemede dava açma hakkına ilişkin bir üst sınıra yer verilmediğini, bu yorumla % 50 pay sahibi ortağın hukuki korumadan mahrum bırakılmasının ve şirketin sürekli kilitlenme haline mahkum edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden ise anonim şirketlerde ortağın sadece sermaye koyma borcu yönünden ortaklıktan çıkarılması hususunun düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de TTK 531. madde gereği fesih yerine duruma uygun ve kabul edilebilir bir çözüme karar verilebileceğinin düzenlendiğini, fesih kararı yerine ortaklıktan çıkarma kararı verilebileceğini ileri sürmüştür.
Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf kararı doğrultusunda verilen kararın hatalı olduğunu, azınlığın karşıtı çoğunluk olup taraflardan hiçbirisinin çoğunluk olmadığını, kanun metninde dava açmak için hisse oranlarının alt sınırından bahsedilmesine karşın üst sınırdan bahsedilmediğini, buna göre % 51 ve üzeri pay sahiplerinin bu davayı açamayacağını, buna ilişkin bilimsel çalışmalar olduğunu, şirkette karar alınamadığı için kilitlenme olduğunu, her iki ortağın çoğunluk haklarına sahip olmadığını ve bu nedenle dava açma hakkı yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında şirketin faal olması nedeniyle feshinin uygun olmadığının belirtildiğini ancak fesih dışında çözümler üretilmesi gerekirken dava ehliyeti yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda şirkette yapılan usulsüzlükler belirtilmiş iken şirketi zarara uğratan ortağın payı ödenerek ortaklıktan çıkarılması gerektiğini, her iki tarafın davasının reddi ile kayyım heyetinin görevinin sonlandırılması ile başa dönülmesinin sorunun çözümsüz bırakılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen şirkette yapılan mali usulsüzlüklerin görülmesine karşın taraflar eşit kusurlu kabul edilerek adaletten uzak karar verildiğini, mahkemenin, davacı/ birleşen davalı ...'ın sadakat ve rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranışının yönetim kurulu üyeliğinden çıkarma için geçerli kabul edilerek tarafların eşit kusurlu sayılmasının hatalı olduğunu, mahkemenin hem bilirkişi raporunu kabul edip hem de rapor kapsamında yer verilen belgeleri görmezden gelerek tarafları eşit kusurlu kabulünün adalet duygusunu zedelediğini, mahkemenin TTK 531. Maddesini dar yorumladığını, şirketin fesih şartları oluşmadığı için karşı tarafın payı hesaplanarak ortaklıktan çıkarılması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin açıkça TTK 531. Madde ruhuna aykırı olduğunu, karşı tarafın, www.gazetememur.com adlı rakip internet sitesi kurduğunu, editörlerden gelen bilgileri burada kullandığını, dosyaya sunulan tüm dilekçelerde bu hususların açıklanarak ispat edildiğini, verilen kararın belirtilen nedenlerle hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl dava; haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılma, mümkün olmadığı taktirde haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, birleşen dava; haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, şirket faal olduğundan davalı ortağın haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Mahkemece; asıl ve birleşen davalar yönünden yapılan yargılamalar sonucunda asıl ve birleşen davaların esastan reddine yönelik verilen karara karşı taraflarca karşılıklı olarak istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin █████/2025 tarihli █████████ E., ████████ K. Sayılı ilamıyla; " ....Somut olayda, davalı şirket %50'şer pay oranına sahip iki ortaklı bir anonim şirket olup, asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ... şirkette %50'şer pay sahibidir. Bu durumda mahkemece, anonim şirketin haklı sebeple feshinin çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğu, asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ...'nun davalı şirkette %50'şer pay sahibi bulundukları gözetilerek sahip oldukları pay oranları karşısında asıl ve birleşen davada davacı ortakların haklı sebeple şirketin feshini düzenleyen TTK'nun 531. maddesi uyarınca dava açma haklarının bulunup bulunmadığı, yasal düzenlemeye göre azlık olarak dava açma hakkının bulunup bulunmadığının dava şartı olduğu üzerinde durulmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş olup kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus Dairemizce re'sen gözetilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili ve asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek ayrı ayrı ve kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen davaya ilişkin kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına..." gerekçesine dayalı olarak mahkeme kararının, HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık nedeniyle kaldırılmasına karar verilerek asıl ve birleşen dava dosyalarının mahkemesine iade edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, ████████ Esas sırasına kaydedilen asıl dava ile birleşen davanın yargılamasının Dairemiz kaldırma kararı gerekleri yerine getirilerek sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Asıl davada davacı taraf, davalı şirkette asıl ortağın başkası olduğunu, gizli ortağın şirket işlerine müdahalede bulunduğunu, şirket yönetim kurulunda meydana gelen değişiklik sonrası karar alınamadığını, yönetim kurulu toplantılarının yapılamadığını, şirket çalışanlarına yapılan baskı ile şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla terditli olarak; davalı ortağın şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkartılmasına, kabul edilmediği takdirde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise davacı taraf, davalı ortağın tek başına yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirketi zarara uğratan faaliyetlerde bulunduğunu, kendisi tarafından kurulan başka bir internet sitesini büyütmeye çalıştığını, şirket gelirlerini kayıt dışı bırakarak haksız menfaat temin ettiğini, şirket çalışanlarını davacı ortak aleyhine kullanarak davacı ortağın şirket yönetimine katılmasını engellendiğini, şirket yönetim kurulu toplantılarının yapılamadığını, karar alınamadığını ileri sürerek davalı ortağın şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesini istemiş, Taraflar karşılıklı olarak davalı sıfatıyla davaların reddine karar verilmesini dilemiş, Mahkemece; asıl ve birleşen davada, davalı ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması istemli davanın reddine, davalı şirketin haklı sebeple feshine yönelik davanın ise usulden reddine yönelik karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda taraflar arasındaki uyuşmazlık; tarafların % 50 'er payla ortak oldukları anonim şirkette karşılıklı olarak davalı gösterilen ortağın, şirket ortaklığından haklı nedenle çıkartılması ya da ortağı oldukları şirketin fesih ve tasfiyesi yönünden yasal şartların oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
Asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmünü içermektedir.
Anılan hükümde hangi pay sahiplerinin şirketin feshi talebiyle dava açabileceği açıkça düzenlenmiş olup, buna göre sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir.
Anonim şirketin haklı sebeple feshi, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş hukuki çarelerden biridir. Azlık hakları tanınmasının hukuki veçhesi çoğunluğu elinde tutan ortakların azlığın haklarını sürekli olarak ihlal etmesine karşı hukuki çaredir. Bu durum karşısında hangi pay oranına sahip olan ortağın azınlık olduğunun tartışılması gerekecektir.
Yasa hükmünde anonim şirketin haklı nedenle feshi davası açabilecek pay sahiplerine ilişkin asgari pay oranı olarak sermayenin en az 1/10, halka açık şirketlerde ise 1/20 oranına sahip olmak düzenlenmiştir. Anılan pay oranının altında pay sahibi olan anonim şirket ortakları azınlık pay sahibi ise de, yasanın açık hükmü karşısında anonim şirketin haklı nedenle feshini talep edemeyeceklerdir. Anonim şirketin haklı sebeple feshi, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğundan şirkette sahip olduğu pay oranı karşısında azınlık olarak nitelendirilemeyecek ortağın haklı nedenle anonim şirketin feshi talebiyle dava açamayacağının kabulü gerekecektir. Azlığa tanınan bu hak davacı yönünden dava şartıdır.
Davacı sıfatının dava şartı olarak kabulünün usul hukuku yönünden önemli sonuçları bulunmaktadır. Fesih davası açma hakkı veren pay sahipliği sıfatı ve pay oranının davanın açıldığı tarihte var olması gerekmektedir. Bu çerçevede anonim şirketin haklı sebeple feshi davasının esas yönünden incelenmesine geçilebilmesi için öncelikle davacı tarafın davacı sıfatının var olup olmadığının tespiti gerekir. Davacı sıfatını oluşturan pay sahipliği sıfatı ve pay oranına ilişkin şartlardan birinin eksik olması halinde mahkemece işin esasına girilemeyecek, davacının maddi hukuka ilişkin haklılığı incelenemeyecektir (Yrd. Doç. Dr. Emel Hanağası, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davasının Medeni Usul Hukuku Perspektifinden Değerlendirilmesi, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C:XXXII, S:1, Y:2016, s:213 vd.).
TTK sisteminde açıkça dava açma yetkisi verilen davacıların dava hakkı bulunduğuna göre sistem kurulmuştur. TTK'da yer alan düzenlemelerde, örneğin genel kurul kararının iptali, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası, ticaret sicil kararına itiraz, şirket ortaklığından çıkarma, ıskat vb. davalarında kimlerin dava açabilecekleri açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle de, azınlık (azlık) hakkı olarak tanınan dava hakkının çoğunluğa da tanındığı şeklinde bir yorum TTK sistemine aykırı olacaktır.
Anonim şirketteki pay oranı %49,999'a kadar olan ortak azınlık sayılabilecek ise de, anılan oranın üzerinde pay sahibi olan ortak artık azınlık sayılamayacaktır.
Somut olayda, davalı şirket %50'şer pay oranına sahip iki ortaklı bir anonim şirket olup asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ...'nun, şirkette %50'şer pay sahibi oldukları hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, anonim şirketin haklı sebeple feshinin çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare olduğu, asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ...'nun davalı şirkette %50'şer pay sahibi bulundukları gözetilerek sahip oldukları pay oranları karşısında, asıl ve birleşen davada davacı ortakların haklı sebeple şirketin feshini düzenleyen TTK'nun 531. maddesi uyarınca dava açma haklarının bulunmadığı gözetilerek; asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ...'nun sahip oldukları pay oranları karşısında asıl ve birleşen davada davacı ortakların haklı sebeple şirketin feshini düzenleyen TTK'nun 531. maddesi uyarınca dava açma haklarının bulunmadığından bahisle asıl ve birleşen davanın, dava şartı yokluğundan, 6100 sayılı HMK.'nin 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine yönelik verilen kararında Dairemizce bir isabetsizlik görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda davacıların bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmeyerek ayrı ayrı istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda asıl ve birleşen davadaki haklı sebeplerle şirket ortağının ortaklıktan çıkartılması talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; TTK’nun kollektif ve limited şirketlere yönelik düzenlemesinde, haklı
nedenlerle ortaklıktan çıkartma hususu düzenlenmesine rağmen, anonim şirketlere yönelik düzenlemelerde yalnızca
TTK.'nun 482. ve 483. maddesinde sadece sermaye koyma borcunu süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde ortaklıktan çıkarılma sonucunu doğuracak şekilde ilgili paylar yönünden paya bağlı
hakların ıskatı usulünün düzenlenmesine rağmen haklı nedenlerle ortaklıktan çıkma veya diğer ortağı
çıkartma düzenlemesinin yer almadığı, TTK 531 maddesinde ise alternatif çözüm yöntemi olarak mahkemece şartların oluştuğu taktirde tanınmış bir yetki olduğu gözetildiğinde, asıl ve birleşin dava da, Birleşen davalı ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkartılması taleplerin ayrı ayrı reddine ilişkin yazılı olduğu üzere karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Asıl ve birleşen davada davacı tarafların, bu hususa ilişkin istinaf itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde bulunmamış reddi gerekmiştir.
Hal böyle olunca tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılma, mümkün olmadığı taktirde haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, birleşen dava; haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, şirket faal olduğundan davalı ortağın haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılmasına davasında çıkarılma istemlerinin esastan ; haklı nedenle fesih davalarının usulden reddine yönelik kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, asıl davada davacı/ davalı ... ve birleşen davada davacı/ davalı ...'nun istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl davada davacı ... ile Birleşen davada davacı ...'nun istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl davada davacı ...'dan alınması gereken 732,00-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Birleşen davada davacı ...'dan alınması gereken 732,00-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ayrı ayrı üzerilerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!