Anahtar kelimeler: Acenta Akdettiğini Ürettiği Metal Çelik Aralık Feshettiği Davacıkarşı Müşteriler Müşteri

T.C.
İSTANBUL9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: AlacakDAVA TARİHİ
: █████/2014KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen dava ve karşı davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı-Karşı davalı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin kuruluşundan kısa bir süre sonra davalı şirket ile 03.01.1998 tarihli "..." akdettiğini, müvekkili şirketin 1998 yılından itibaren ... ile sadece davalı şirket ile tek yetkisi acenta şeklinde çalıştığını, davalı şirketin de müvekkili şirket ile sözleşmesini feshettiği Aralık 2013 tarihine kadar sadece müvekkili şirket aracılığıyla yeni müşteriler elde ettiğini ve sözleşmeler yaptığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 03.01.1998 tarihli sözleşme gereği, müvekkili şirketin, davalının ürettiği çelik, metal vs. malzemelerin Türkiye sınırları içinde satışının yapılabilmesi için müşteri bulmayı, bu müşteriler ile davalı şirketin sözleşme imzalamasını ve ürün satışını yapmasını sağlamak üzere aracılık etmeyi üstlendiğini, bu amaçla taraflar arasında 03.01.1998 tarihinde imzalanan “...” ile müvekkili şirketin, davalı şirket için müşteri bulmayı, davalının siparişlerini bu müşterilerden alıp davalıya iletmeyi ve davalı şirket ile sözleşme yapılmasını sağlamayı üstlendiğini, davalı şirketin ise davalının bulduğu müşterilerden sipariş alıp yaptığı satışlar karşılığında satış fiyatı üzerinden müvekkili şirkete komisyon ödemeyi üstlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki bu şekilde ilerlemekte iken, davalı şirketin talebi ile taraflarca 01.09.2007 tarihinde imzalanan “Zeyilname” ile ana sözleşme olan 03.01.1998 tarihli ... Sözleşmesinin 2.3. maddesinde yer alan “... ücreti oranları” 2007 yılından itibaren geçerli olmak üzere tadil edildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 1998 yılında başlayan ve 2007 yılında yapılan Zeyilname ile daha düşük komisyon ücretleri ile devam eden ticari ilişkinin, davalı şirketin müvekkili şirkete gönderdiği ... 7. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtamamesi ile hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden “... sözleşmesinin feshedilmesi” üzerine son bulduğunu, müvekkili şirketin yaklaşık 16 yıl boyunca sadece davalı şirket için çalıştığını ve sadece davalı şirket adına tellallık işi yaptığını, kendisine onlarca müşteri sağlamış olmasına rağmen davalı şirketin hiçbir neden olmadan müvekkili şirket ile olan sözleşmesini birden bire sonlandırması üzerine müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 14.01.2014 tarihinde bir ihtarname gönderilerek işin sonlanması nedeniyle mevcut alacakların hesaplanması ve bir hesap mutabakatının yapılması talep edildiğini, müvekkili şirketin hesap mutabakatı yapılması ve ödenmemiş komisyon alacaklarının ödenmesi talepli bu ihtarı üzerine davalı şirket ...tarihinde müvekkili şirkete ... 7.Noterliğinden ... yevmiye nolu cevabi ihtarname gönderdiğini, müvekkili şirkete nereden kaynaklandığı ve nasıl hesaplandığı belli olmayan bir borç çıkarıldığını, davalı tarafın ihtarname ile müvekkili şirketin birikmiş komisyon alacaklarını ödemeyi reddettiği gibi tamamen haksız ve yersiz olarak müvekkili şirketten alacaklı olduğunu iddia etmesi üzerine bu kez müvekkili şirketin davalıya son kez ... 17. Noterliğinden ... tarih ve ... yevmiye no ile alacaklarının ödenmesi talebi ile bir ihtarname daha gönderdiğini, davalı şirketin yaklaşık 15 yıldır devam eden sözleşmenin hiçbir somut gerekçe göstermeden feshi bildirimini yaptıktan sonra müvekkili şirketin 15 yıldır biriken komisyon alacaklarını ödememek için her türlü girişimde bulunduğunu, Savcılık şikayetleri yapıldığını, müvekkili aleyhine icra takiplerine girişildiğini ve adeta yıldırma politikası ile müvekkili şirketin alacaklarının tahsili engellendiğini, davalı şirketin sürekli olarak müvekkili şirketin doğmuş komisyon alacağını ödemek yerine kısmi ödemeler yapması nedeniyle müvekkili şirketin davalı şirket için satış yaptığı 2000 yılından 2013 yılına kadar birikmiş komisyon alacağı tutarı KDV hariç yaklaşık 2.032.743 USD rakamına ulaştığını, müvekkil şirket tarafından bulunan müşteriler ve müvekkili şirketin bu müşterilerden sipariş alarak davalı şirkete iletmesi sonucu davalı şirket 2000 yılından 2011 yılı sonuna kadar toplam 429.479.449 USD bedelli ürün satışı yaptığını, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile de ortaya çıkacağı üzere, müvekkili şirket kurulduğu günden bu yana yaklaşık 15 yıldır sadece davalı Şirketin sözleşmelerine aracılık ettiğini, davalı şirketin de bu konuda Türkiye sınırları içinde sadece müvekkili şirket ile çalıştığını, müvekkili şirket davalı ile akdettiği sözleşme boyunca davalı şirkete yüzlerce müşteri kazandırdığını ve sözleşmenin feshinden sonra da davalı şirket yine müvekkilinin bulduğu bu müşterilere satış yapmaya devam ederek müvekkili sayesinde çok ciddi bir ticari menfaat sağladığını belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla davalı ile akdedilen Tellallık sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen komisyon alacaklarına mahsuben şimdilik 25.000 TL alacağın tahsili ile sözleşmenin feshi nedeniyle 6102 sayılı TTK 122. maddesi uyarınca portföy tazminatına (denkleştirme tazminatı) mahsuben şimdilik 10.000 TL olmak üzere toplam 35.000 TL tazminatın davalının temerrüte düştüğü 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı-karşı davalı vekili mahkememize sunduğu ıslah dilekçesi ile komisyon alacağı olarak talep edilen 25.000 TL'nin 616.129,26 TL arttırılarak 641.129,26 TL'ye çıkarttıklarını ve bu miktarın faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini belirtmiştir.Davalı-Karşı davacı vekili Mahkememize verdiği cevap ve karşı dava dilekçesi ile; müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 03.01.1993 tarihinde ... Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket o tarihteki ticaret unvanı “... San. ve Tic. A.Ş." ile sözleşmeyi imzaladığını, ... Sözleşmesi ile davacı şirket ücret karşılığında müvekkili şirketin müşterilerine yapacağı mal satışlarında ve bu amaçla yapacağı sözleşmelerde müvekkili şirket ile müşterileri arasında aracılık yapması görevini üstlendiğini, davacı şirketin hakettiği tellalık ücretleri, kararlaştırılan oranlarda davacı şirkete ödendiğini, müvekkili şirketin 23.12.2013 tarihinde gönderdiği ihtarname ile davacı ile arasındaki, ... Sözleşmesini sözleşmeye ve hukuka uygun olarak feshettiğini, dava şirketin dava dilekçesine karşılık usule ve esasa ilişkin itiraz ettiklerini ve karşı dava taleplerinin bulunduğunu, davacı tarafın alacaklarının tazminini kısmi dava ile talep etmesi hukuka uygun olmadığını ve bu nedenle davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının dava dilekçesinde toplam 2.592.266 USD tellallık ücreti alacağı olduğunu beyan etmekte olduğunu, ... ilişkisinde satış yapılan müşterinin belli olduğunu, alınacak ücretlerin belli olduğunu, bu nedenle ücretler hesaplanabilir bir halde olduğunu, davacı şirketin taleplerini kabul etmediklerini, alacak taleplerine haklı olduğu kabul edilse dahi söz konusu talepler zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin işbu davayı açmasına dayanak oluşturan, 2000 yılından 2011 yılına kadar doğmuş olduğu iddia edilen ücret alacakları, her bir yıl üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın açıldığı tarih itibariyle davacı şirketin alacaklı olduğunu iddia ettiği tüm kalemlerin zamanaşımını uğradığından davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında 2011 tarihli hesap mutabakatının olduğunu, davacı şirketin acente olmadığını, kanunda acenteye ilişkin düzenlenen hükümlerden yararlanamayacağını, davacının alacak tutarını hesaplamadığı iddiasının tutarsız olduğunu, davacının faiz talep edemeyeceğini, ayrıca karşı dava taleplerinin bulunduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete en son 2011 tarihinde hizmet verdiğini ve son fatura 14.12.2012 tarihinde kesildiğini, bu tarihten itibaren faturalaşma süreci olmadığını ve 2013 yılının tamamında müvekkili şirkete hiçbir hizmet verilmediğini, herhangi bir fatura da düzenlenmediğini, ancak kurulmuş bulunan hukuki ilişkinin devamı niteliğinde, davacı şirketin müvekkili şirkete hizmet vermeye devam edeceği inancı ve yürürlükte olan sözleşmeyle belirlenen edimlerin ifası amacıyla davacı şirkete 2013 yılına kadar faturalardırılmamış toplam 403.637,67 USD ödeme yapıldığını, davacı şirketin herhangi bir hizmette bulunmaması nedeniyle 2013 yılında müvekkili şirketin ... Sözleşmesini feshettiğini ve davacı-karşı davalı şirkete ödenen bu borcun ödemesinin talep edildiğini, müvekkili şirket davacı şirketten bu bedelin iadesini talep etmesine rağmen, davacı şirketin söz konusu bedeli iade etmediğini, davacının söz konusu bedeli ödenmemesi nedeniyle, davacı aleyhine ... 30. İcra Müdürlüğünde ... Esas numarası ile 28.08.2014 tarihi ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davacı-karşı davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek öncelikle işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise asıl davanın reddini, karşı dava açısından ileri sürülen iddialar gözetilerek davacı-karşı davalı şirketten, fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla toplam 403.637,67 USD alacağının davalının temerrüde düştüğü 21.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek TC Merkez Bankasınca belirlenen yıllık ticari temerrüt faizi ile tahsili için icra dosyasına yapılan itirazan iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda █████/2015 tarih ve ...esas ... karar sayılı ilamı ile; "...Dava; taraflar arasında █████/1998 tarihli tellallık sözleşmesi nedeniyle 2013 tarihine kadar davacının davalıya hizmet verdiği, birikmiş komisyon alacağı olarak 2.032.743,00 USD rakamına ulaştığı, bundan dolayı davalının borcunu ödemediğinden tellallık sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen komisyon alacaklarına mahsuben şimdilik 25.000,00 TL , portföy tazminatı için 10.000,00 TL tazminatı talep etmiş, davalı zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davalı ise 6100 sayılı HMK.nın 109/2 maddesine göre kısmi davanın açılamayacağını, zamanaşımı itirazını tekrarlamış, karşı dava olarak müvekkil şirkete davacının 2011 tarihine kadar hizmet verdiği, son faturanın █████/2012 tarihinde kesildiği, 2013 yılında kendilerine hizmet verilmediği, ancak kurulmuş bulunan hukuki ilişkinin devamı niteliğinde davalı ve yürürlükte olan sözleşmeyle belirlenen edimlerin ifası amacıyla davacı şirkete 2013 yılına kadar faturalandırılmamış 403.637.67 USD alacağının tahsili amacıyla karşı dava açmış, bu davaya karşılık da davacı zamanaşımı itirazında bulunmuştur.Davada özellikle zamanaşımının bulunup bulunmadığı değerlendirilmiş olup, Yargıtay 11.HD.nin 1... tarih... sayılı kararında ; mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin BK.nın 404.md.düzenlenen gayrimenkul tellallığı mı yoksa TTK.nın 100.mad.düzenlenen ticari işler tellallığı olduğunu belirlemek ve hasıl olacak sonuca göre zamanaşımı def'ini değerlendirmekten ibarettir. Bozulmuş ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; tellallık sözleşmesinin ticari tellallık olup olmadığının tespiti için her iki tarafın tacir olmasının yeterli olmayıp, aracılık yapılan sözleşmenin de ticari olması, tacirler arasında devamlılık arzetmesi gerektiğinden davaya konu sözleşmenin işyeri için kiralık bina bulunmasından ibaret olup ticari nitelikte olmadığından, TTK.nın 100.mad. değil BK.nın 404.mad.kaldığı, buna göre de TTK.nın 106.mad. Yazılı 1 yıllık zamanaşımı değil BK.nın 126/4.mad.de belirtilen 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin ticari işler tellallığı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu değildir. Bu itibarla BK.nın 404.maddesi değil TTK.nın 100.maddesinde ticari işler tellallığı için 1 yıllık zamanaşımına tabii olduğu, █████/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6102 sayılı TTK.nın ve 6103 sayılı bu kanunun yürürlüğü ile uygulama hakkındaki kanunun 2.maddesine göre bu kanunda aksi öngörülmemiş ve farklı şekilde düzenlenmemişse TTK.nın yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarının bu olaylar hakkında hangi kanunun yürürlükteyken gerçekleşmişse o kanunun hükümlerinin uygulanacağı, zamanaşımının ise eski 6.mad.göre eski kanun hükümlerine tabii olacağı, ve dolayısıyla 6102 sayılı kanunun 106.mad.göre yeni TTK.'da zamanaşımı öngörülmediği, buna göre son fatura tarihi ve hizmetine ilişkin sürenin bitim tarihi itibariyle 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmadığı anlaşıldığından, dava ve karşı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir." gerekçesiyle asıl ve karşı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Mahkememizin bu kararı taraf vekillerince istinaf edilmesi neticesinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarihli ve ...esas ... karar sayılı ilamı ile; "...1-Davacı, eldeki davayla davalı ile akdedilen sözleşmeler gereği davalıya simsarlık hizmeti verdiğini, ayrıca aralarında acentelik ilişkisi de olduğunu, davalı tarafından ücretlerinin tamamı ödenmeden sözleşmenin feshedildiğini beyanla ödenmeyen ücretlerin tahsilini istemiş, davalı ise fazla ödeme yapıldığını savunarak karşı davasıyla fazladan yapılan ödemelerin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 1998 yılından bu yana devam eden sözleşmeye dayalı bir cari hesap ve hizmet ilişkisi olup, dosya kapsamından, verilen hizmetin tek bir işe yönelik olmadığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin de kısmi ve düzensiz olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, gerekçede tarih belirtilmeden son fatura ve hizmetin sona erdiği tarih baz alınarak zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılmış ise de, yapılan ödemelerin, düzenlenen faturaların tarihleri, verilen hizmetin tam olarak hangi tarihte sona erdiği hususları ve ayrıca davacının iddia ettiği gibi ortada bir acentelik ilişkisi olup olmadığı hususları araştırılmadan ve bu konuda konusunda uzman bir bilirkişiden denetime elverişli bir rapor alınmadan, ayrıca karşı dava yönünden de açık ve anlaşılır bir gerekçe sunulmadan yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile davanın zamanışından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle mahkememiz kararı bozulmuştur.Mahkememiz kararı bozulduktan sonra yapılan yargılamada taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi raporları alınmıştır.Asıl Dava; alacak, Karşı Dava ise İtirazın iptaline ilişkindir. Davacı, davalı ile akdedilen sözleşmeler gereği davalıya simsarlık hizmeti verdiğini, ayrıca aralarında acentelik ilişkisi olduğunu, davalı tarafından ücretlerinin tamamının ödenmeden sözleşmenin feshedildiğini belirterek ödenmeyen ücretlerin tahsilini talep etmiş, davalı ise fazla ödeme yapıldığını savunarak karşı davasıyla fazladan yapılan ödemelerin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptalini talep etmiştir.Karşı davaya konu ... 30 İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde karşı davacı tarafından karşı davalı aleyhine 403.637,67 USD asıl alacak 28.391,48 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 432.029,15 USD alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, takibe itiraz edilmesinin neticesinde takibin durduğunu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki 03.01.1998 tarihli ... Sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin konusunun ve amacının davacı-karşı davalının ücret karşılığında davalı-karşı davacının müşterilerine yapacağı mal satışlarında ve bu amaçla yapacağı sözleşmelerde davalı ile müşterileri arasında aracılık yapması, müşterilerin yazılı ve imzalı siparişlerini alarak davalıya iletmesi ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin en iyi şekilde yürütülmesini temin etmek olduğu, davacının müşteri çevresini kendisinin oluşturacağı davacının müşteri tarafından gelen talepleri üzerine teyit edilmiş siparişleri onay için davalıya göndereceği, onay verildiği takdirde sözleşmenin kurulacağı, davacının bu anlaşma çerçevesinde aracılık yaptığı satış sözleşmelerinden dolayı tellallık ücreti almaya hak kazanacağı, bu ücretin miktarının taraflarca yapılacak ek sözleşmelerle tayin olunacağı, bu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle yürürlüğe gireceği ve 5 yıl süre ile geçerli olacağı, davalının bu sözleşmeyi 1 ay öncesinden ihbarda bulunmak kaydıyla her zaman tek taraflı olarak tazminat ödemeksizin feshedebileceği, sözleşmenin 5 yıl içinde feshedilmediği takdirde sözleşmenin bitim tarihinden itibaren 2 yıl süre ile uzatılmış sayılacağı, mütakip yenilemeler için de aynı kuralın geçerli olacağı şeklinde düzenlendiği görülmüştür.Davalı tarafından davacıya gönderilen ... 7. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile; 03.01.1998 tarihli tellallık sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlı olarak 01.09.2007 tarihli zeyinnamenin akledildiği sözleşmeden kaynaklanan fesih hakkının bu ihtarname ile kullanıldığı, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün sonra hüküm doğuracak şekilde sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği görülmüştür.Davalı-davacı vekili tarafından sunulan mutabakat metninde davacı-karşı davalı şirket tarafından bu metnin kaşelendiği ve imzalandığı "mutabıkız" yazısının bulunduğu ve 31.12.2011 tarihi itibariyle davalının davacıdan 245.945,86 USD alacaklı olduğunun yazılı olduğu görülmüştür.Bilirkişiler ... ile ... Mahkememize verdikleri █████/2020 tarihli raporlarında; Mali inceleme bölümünde, yer alan “... A.Ş nin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında son faturanın 14.12.2012 tarihinde düzenlendiği, ...'ye, ... A.Ş. tarafından yapılan son ödeme tarihinin 06.12.2013 olduğu, bu tarihten itibaren ticari ilişkiye yönelik hiçbir kaydın mevcut olmadığı tespit edilmiştir yönündeki en son alacağın ödenme tarihi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle feshedildiği tarih dikkate alındığında, bir yıl içinde açılan iş bu davanın ve yine karşı davaya dayanak oluşturan icra takibindeki alacağın zamanaşımına uğramadığının kabulü gerektiğini, 2000 yılından sonra davacının alacak talebinde bulunabilmesi için vermiş olduğu hizmetlerin faturasını düzenleyerek davalıya tebliğ etmesi gerektiğini, ancak davacının en son 14.12.2012 tarihinde komisyon faturası tanzim ettiğinin belirlendiğini, davacı tarafından bu tarihten sonra davalıya hizmet verildiğine ilişkin somut bir delilin de sunulmadığını, bu durumda davalının, davacının en son 2011 tarihinde hizmet verdiği, son faturanın 14.12.2012 tarihinde kesilmiş olduğu, bu tarihten itibaren faturalaşma sürecinin olmadığını, 2013 yılının tamamında davacının hiçbir hizmet vermediğini, herhangi bir faturada düzenlemediği bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle haklı nedenle feshedildiği yönündeki iddiasının kabulü gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme, davacının davalıya 14.12.2012 tarihinden sonra herhangi bir hizmet vermemesi nedeniyle haklı nedenle feshedilmiş olduğundan davacının portföy tazminatına ilişkin talebinin yerinde olmadığını, davalı taraf davacıdan 114.165,70 Alman Markı ve 204.661,56 Amerikan Doları alacaklı olduğu 1998 yılı yevmiye defterindeki 1 nolu yevmiye kaydından gözükmekle birlikte, 1997 yılının yevmiye ve kebir defteri mevcut olmadığından borç bakiyelerinin muhteviyatı ve doğruluğu hakkında bir tespit yapmak mümkün olmadığından, davalının bu alacağının ispata muhtaç olduğunu, davalının 1997 yılından gelen devir bakiyesinin ispata muhtaç olması, davalının ticari defterlerinde, iddia ettiğinin aksine avans ödemesi yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmaması, davacının düzenlediği komisyon bedeli faturalarının, davalı tarafça kabul edilerek kayda alındığının, BaBs formlarının uygulanmaya başladığı 2006 yılı ve sonrası döneme ilişkin Ba formlarından anlaşılması, her iki tarafın formlarının bir biriyle uyumlu olması ve ticari defterlerin delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmü dikkate alındığında; davacının, davalının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle 275.742,66 USD (dava tarihi olan 25.12.2014 tarihi itibarıyla Türk Lirası karşılığının 641.129,26 TL) alacaklı olduğunun kabulü gerektiğini, her ne kadar taraflar arasında mutabakat yapıldığı, bu mutabakata göre 31.12.2011 tarihi itibarıyla davalının davacıdan 245.945,86 USD alacaklı olduğu yönünde bir belge sunulmuş ise de, mutabakat formu üzerinde bulunan şirket kaşesi üzerine atılan imzanın yetkilisine ait olup olmadığının tespit edilemediğini, mutabakat formunun aslının dosyada mevcut olmadığı ve formun üzerinde yazan bakiyenin elle doldurulmuş olduğu dikkate alınarak mutabakat formundaki alacağın ispata muhtaç olduğunu belirtmişlerdir.Bilirkişiler... ile ... Mahkememize verdikleri █████/2020 tarihli ek raporlarında; davacı vekilinin sunmuş olduğu 24.02.2015 tarihli cevap dilekçesindeki hesap mutabakatına ilişkin ikrarları dikkate alındığında; her ne kadar kök raporda “mutabakat formu üzerinde bulunan şirket kaşesi üzerine atılan imzanın yetkilisine ait olup olmadığının tespit edilemediğini, mutabakat formunun aslının dosyada mevcut olmadığını ve formun üzerinde yazan bakiyenin elle doldurulmuş olduğu dikkate alınarak mutabakat formundaki alacağın ispata muhtaç olduğu” denilmiş ise de, bu görüşten rücu edilerek davacının davalıya taraflar arasındaki mutabakat uyarınca, 245.945,86 USD borçlu olduğunun kabulü gerektiğini, davacının dava taraftan alacağının 275.142.66 USD olarak hesaplandığını, bu alacaktan, taraflar arasındaki mutabakat metni uyarınca, davalının 245.945,86 USD'lik alacağı mahsup edildiğinde, davacının dava tarihi olan 25.12.2014 tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak tutarının 29.796,8 USD karşılığı 69.280,53 TL olduğunu belirtmişlerdir.Bilirkişiler ... ile ...Mahkememize verdikleri █████/2021 tarihli raporlarında; İcra Takip Tarihi olan 28.08.2014 ve Dava Tarihi olan 25.12.2014 itibariyle Davalı ... A.Ş.'nin Ticari Defter kayıtlarına borç/alacak bakiyesinin sıfır -0,00- olduğu tespit edildiğini, davacı Karşı Davalı ..., Davalı Karşı Davacı ...'ün ticari defterlerine dayandığını beyan etmiş olduğunu, taraflar arasında karşılıklı imza altına alınmış hesap mutabakatına göre, ...'in ...'e olan borcu 31.12.2011 tarihi itibariyle 245.945,86 USD olduğu, 2012 ve 2013 yılında Davalı ... tarafından yapılan ödemelerle beraber; Davacı ... Ltd.Şti.'nin Davalı ... Tic. A.Ş. (403.637,66 USD x 2.1343 — 861.483.,86 TL ) olduğu tespit edildiğini, davalı ... tarafından davacı ... bakiye tahsil edilemeyecek düşüncesi ile, Davacıdan olan alacak kaleminin üzeri çizilerek 681 Önceki Dönem Gider ve Zararları (-) Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Hesabına atıldığı hesapların muhasebesel olarak -0,00- sıfırlandığı davacı ve davalı arasında borç / alacak bakiyesinin ticari defterlerde kapatıldığı tespit edildiğini, davacının denkleştirme istemi/portföy tazminatı adı altında, davalıdan talebi mümkün tazminat alacağı olduğu ve bu miktarın da TTK m. 122/2 c. 1 uyarınca belirlenebileceğini belirtmişlerdir.Bilirkişiler ... ile ... Mahkememize verdikleri █████/2022 tarihli raporlarında; davalı şirketin 1997-2013 yılları arasına ait Ticari Defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmadığını, davalı tarafın davacı tarafından 2013 yılı bakiyesini Önceki Dönem Gider ve Zararları hesabına kaydedildiğini ve davacıya ait cari hesabın davacı ile davalı arasındaki borç/alacak bakiyesinin sıfırlandığı görüldüğünü, söz konusu sıfırlamanın alacağın zarara atılmış olması nedeniyle muhasebesel bir uygulama olduğunu, borcun ifa edilmiş olması sebebine dayalı olmadığı; davalının kayıtlarına göre davacıdan 403.637 USD alacaklı olduğunu, Mutabakat Formunda Davalı -karşı davacı ...A.Ş ve Davacı Karşı Davalı ...arasında 31.12.2011 tarihinde yazılı mutabakat yapıldığı, ilgili mutabakata göre ...l'nin 31.12.2011 tarihli itibariyle 245.945,86USD borçlu olduğu yazılı belgeye” Mutabıkız” yazısının elle yazıldığı mutabakat formunun dava dosyasında sadece çıktı olarak konulduğu karşı taraftan nasıl ne şekilde gelip gelmediğinin (mail, posta,ptt,kargo vb.)tespitinin yapılamadığını, her ne kadar Davalı -karşı davacı ...A.Ş 31.12.2011 yılı kayıtları ile rakamın bağdaşmış olduğu görülmüş ise de söz konusu kaşe ve imzanın Davacı Karşı Davalı ...Ltd” tarafından imzalandığının ispata muhtaç olduğunu, bu hususta Davalı-karşı davacı...A.Ş'nin yazılı mutabakatın Davacı Karşı Davalı ...Ltd'den geldiğinin ispat yükü ... olduğunu, davalının alacağının avans alacağı olması nedeniyle muacceliyetin sözleşmenin feshinden sonra gerçekleşeceği; fesih ve icra takip tarihleri dikkate alındığında zamanaşımının gerçekleşmediğinin düşünüldüğünü belirtmişlerdir.Bilirkişiler ... ile ...Mahkememize verdikleri █████/2023 tarihli 2.ek raporlarında; önemli itirazlardan biriside CD incelemesi ile ilgili olduğunu, davacı tarafından CD içerisinde paylaşılan CD içeriği incelendiğinde davacı tarafın ticari defterlerinde inceleme yapılmadığını ve dosya kapsamında da sadece imzasız A-4 yazılı Hak edişlerin olduğu görülmüş ise de söz konusu alacağın ödenip ödenmediği bakiyenin kapanıp kapanmadığı tespit edilemediğini, taraflar arasındaki sözleşme davacının davalıya 14.12.2012 tarihinden sonra herhangi bir hizmet vermemesi nedeniyle haklı nedenle feshedilmiş olacağını belirtimişlerdir.Bilirkişiler Mustafa Kınacı ile...'in Mahkememize verdikleri █████/2025 tarihli raporlarında; Davacı ile davalı arasında, 03.01.1998 tarihli ve “... Sözleşmesi” başlıklı sözleşme akdedildiğini, bir sözleşmenin hukuki niteliği belirlenirken, tarafların bu sözleşmenin başında sözleşmeye verdikleri “isim” ve sözleşmenin içerisinde taraflara verdikleri “isimler” dikkate alınmayacağını, bu sözleşme ile taraflara yüklenen borçlar (edimler) dikkate alınacağını, söz konusu sözleşmede taraflara yüklenen borçlar (edimler) incelendiğinde; davacının 5 yıllık sözleşme süresi boyunca, “sürekli olarak” davalının mallarını satabileceği müşteriler (alıcılar) bulunmasına yönelik aracılık faaliyetinde bulunmayı borçlandığı, davalının da bu müşteriler ile davalı arasında akdedilecek satım sözleşmelerinden elde edilecek satım bedelleri üzerinde davacıya komisyon ödemeyi borçlandığı anlaşıldığını, dava konusu sözleşmeyle de davacının, davalı şirketin (ticari işletmenin) satım sözleşmesi akdederek mal satabileceği müşteriler (alıcılar) bulmak için sürekli olarak “aracılık faaliyetinde” bulunmaya üstlendiği anlaşıldığından, taraflar arasındaki sözleşmenin “acentelik sözleşmesi (sözleşmelerin yapılmasına aracılık edilmesine ilişkin acentelik sözleşmesi)” olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığını, sSözleşmenin “Süresini ve Sona Ermesini” düzenleyen 3 nolu maddesi hükmüne göre; bu sözleşme imzalandığı tarih itibariyle yürürlüğe girecek olup, 5 yıl süreyle geçerli olacağını, davalının bu sözleşmeyi 1 ay önceden ihbarda bulunmak kaydıyla, her zaman tek taraflı olarak ve herhangi bir tazminat ödemeksizin feshedebileceğini, Sözleşme 5 yıl zarfında feshedilmediğitakdirde, bitim tarihinden itibaren 2 yıl süre ile uzatılmış sayılacağı, Muteakip yenilemeler için de aynı kural geçerli olacağını, söz konusu sözleşmenin 03.01.1998 tarihinde akdedilmiş olup, 5 yıllık normal süresi 03.01.2003 tarihinde dolduğunu, sonrasında sözleşmenin, 03.01.2003 ila 03.01.2013 tarihleri arasında, 5 kere 2 yıllık süre için yenilendiğini, en son olarak 03.01.2013 ila 03.01.2015 tarihleri arasında, 2 yıllık süre için yenilendiğini, işbu son yenilenme dönemi içerisinde, davalı tarafından keşide edilen 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle, sözleşmenin 3 nolu maddesinde davalıya tanınmış olan tek taraflı fesih hakkına istinaden feshedildiğini, sözleşmenin davalı tarafından 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle feshedilmesiyle birlikte, sözleşme “ileriye etkili olarak” sona erdiğini,Acentelik sözleşmesi ileriye etkili olarak feshedildiği için, davacının sözleşme ilişkisinin devam ettiği dönemde hak kazanmış olduğu ve fakat ödenmemiş olan Komisyon Alacaklarının tahsilini talep etmeye hak kazanacağını, fakat hak kazanması için ödenmemiş Komisyon Bedeli alacağı olduğunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, dava dosyasına 31.12.2011 tarihli Hesap Mutabakatı sunulduğunu, İşbu Hesap Mutabakatının davalı/... Şirketi (davalının yeni unvanı ... olmuştur) tarafından hazırlandığı, davalı/... Şirketinin mutabakat tarihi itibariyle “245.945,86 USD alacaklı (davacı/... Şirketinin borçlu)” olduğunun yazılı olduğu ve davacı/... Şirketi tarafından şirketi kaşesi üzerine imza atılmak suretiyle imzalandığı anlaşıldığını, Mutabakatta, davacı/... Şirketi’nin Kaşesi üzerine atılmış İmza yer aldığını, Davacı/... Şirketi ise, taraflar arasında gerçek bir Hesap Mutabakatı yapılmadığını, 30.12.2011 tarihli Hesap Mutabakatının imzalanmasının ise hiçbir şekilde davacı/... Şirketinin davalı/... Şirketine borçlu olduğunu kabul anlamına gelmediğini, zira davalı tarafça fotokopi olarak dosyaya sunulan Hesap Mutabakatının davacı şirkete faks ile gönderildiğini ve davacı şirket tarafından faks belgesinin imzalı olarak davalıya iade edildiğini, gönderilen faks metninin üzerinde bir rakam olup olmadığının belli olmadığını, beyan ettiğini, (Cevaba Cevap Dilekçesi sayfa 4). ancak gönderilen bir Hesap Mutabakatı üzerinde herhangi bir rakamın yazılı olmaması “ticari hayatın olağan akışına” uygun olmadığını, Kaldı ki bir an için davacı şirketin rakam yazılı olmayan (rakam kısmı boş bırakılmış olan) Hesap mutabakatı Formunu imzalayıp geri gönderdiği farz edilse bile, davacının rakam kısmı boş bırakılmış olan Formu imzalaması, davalı şirketin tarafından yazılacak olan rakamı bildiğini ve benimsediğini gösterdiğini, bu sebeplerle Hesap Mutabakatının geçerli ve taraflar için bağlayıcı olduğu kanaatine varıldığını, dava dosyasına sunulmuş olan 01.09.2021 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunun Mali Kısmında davalı/... Şirketinin ticari defterlerinde yapılmış olan tespitlere (sayfa 9 ve devamı) göre; tarafların 31.12.2011 tarihindeki bakiye üzerinde mutabık kaldıkları, bakiyelerin her yıl açılış ve kapanış fişleri ile devrettikleri anlaşıldığını, 31.12.2011 tarihli bakiye yani “245.945,86 USD’lik davacı/...’in borç bakiyesi, üzerinde mutabık kaldıklarından, önceki yıllardan devrederek gelen bakiyeler üzerinde de mutabık kaldıklarını, Söz konusu Hesap Mutabakatında yazılı olan bakiye davacı/... borcu üzerinde tarafların mutabakata varmasından sonra, davacı/... tarafından davalı/...’a 145.666,28 USD tutarlı hizmet bedeli faturası düzenlenmiş ve davalı/...’un ticari defterlerin işlendiğini, bu durumda davalı/...’un bu fatura bedellerini kabul ettiği (benimsediği) kabul edilmesi gerektiğini, Davalı/Aarcelor işbu fatura bedellerini kabul ettiği için, davalı/... davacı/...’e bu faturalardan dolayı 145.666,28 borçlu hale geldiğini, davacının davalıya olan 245.945,86 USD’lik borcundan, davalının davalıya borçlu hale geldiği 145.666,28 TL’lik fatura bedelleri mahsup edildiğinden, davacı/...’in davalı/...’a (245.975,86 USD – 145.666,28 USD =) 100.279,58 TL borcu kaldığını, davalı/...’un ticari defterlerinde, 2012 yılında “170.593,30 USD ödeme yapıldığına ve 2013 yılında 132.764,78 USD ödeme yapıldığına” ilişkin kayıt (ödeme kaydı) yer aldığını, ancak davalı, bu ödemeleri yaptığını ispata yönelik belge (ödeme dekontu vb.) sunmadığını, bu nedenle, bu ödemelerin yaptığını ispat edilemediği kanaatine varılmakta olup, takdiri Mahkemeye ait olduğunu, ancak davacı/... Cevaba Cevap Dilekçesinde (sayfa 4’de), davalı/... Tarafından 2012 yılında 120.000 USD ve 2013 yılında 110.000 TL (toplamda 230.000 TL) ödeme yapıldığını kabul ettiğini, Davalı/... Cevap Dilekçesinde (sayfa 4’de), davacı/...’e akdi ilişkinin devam edeceğine güvenerek avans ödemeleri yaptığını beyan ettiğini, Davacı/...’in toplam 230,000 TL ödeme yapıldığını kabul etmesi sebebiyle, 2012 ve 2013 yıllarında davalı/... tarafından toplam 230.000 TL ödeme yapıldığı kabul edilmesi gerektiğini, Davacının davalıya olan 100.179,58 USD’lik borcuna, davalı tarafından davacıya yapılan toplam 230.000 USD tutarlı avans ödemeleri dolayısıyla davacının davalıya olan 230.000 USD’lik borcu eklendiğinde, davacı/...’in davalı/...’a (100.179,58 USD + 230.000 USD =) 330.279,58 USD borçlu hale geldiği kanaatine varıldığını, işbu Raporun Mali Kısmında Mustafa Kınaca tarafından, davacı/... tarafından sunulmuş olan CD kayıtlarından hareketle davacı/...’in davalı/...’dan 2012-2013 yılı için 346.621,54 USD Komisyon Alacağı olduğu tespit edilmişse de, davacı tarafından sunulmuş olan CD kayıtlarının söz konusu alacağın ispatı için yeterli olmayacağı kanaatine varıldığını, Sonuç itibariyle; açıklanan gerekçelerle, dava tarihi itibariyle, davacı/...’in davalı/...’dan, Acentelik Sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunmadığı, tam tersine davacı/...’in davalı/...’a 330.279,58 USD borcu olduğu ve bu borcun Birleşen Davada göz önünde bulundurulması gerektiği kanaatine varıldığını, Davacı/...'in bu davada ayrıca, davalı/...’dan Denkleştirme Tazminatı alacağının da tahsilini talep ettiğini, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesi davalı/... tarafından davacı/...’e keşide edilen 23.12.2013 tarihli Fesih İhtarname ile feshedilmiş olup, bu İhtarnamede yer alan beyanlardan, sözleşmenin 3 nolu maddesinde düzenlenmiş olan tek taraflı fesih hakkı kullanılmak sretiyle feshedildiğinin anlaşıldığını, Sözleşmenin 3 nolu maddesinde davalıya, 1 ay önceden fesih bildiriminde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi fesih hakkı tanındığını, Davalı da sözleşmeyi bu hakkına istinaden feshetettiğini, Davalı fesih ihtarnamesinde, davacının kusuru (sözleşmeye aykırı davranış, borç ihlali vb.) sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini beyan etmediğini, Dolayısıyla da sözleşmeyi davacının kusuru sebebiyle feshetmiş olmadığının anlaşıldığını, Davalı sözleşmeyi davacının kusuru sebebiyle feshetmediği için, TTK.md.122/1 hükmündeki bütün yasal şartların gerçekleştiğini ispat ettiği takdirde, davalıdan Denkleştirme Tazminatı alacağına hak kazanacağı kanaatine varıldığını, davacının Denkleştirme tazminatına hak kazanması için öncelikle, Acentelik Sözleşmesinin davamı sırasında davalıya yeni müşteriler kazandırmış olması gerektiğini,(TTK.md.122/1/a) Taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin 03.01.1998 ila 23.12.2013 tarihleri arasında çok uzun bir süre devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, hayatın olağan akışında davacının davalıya yeni müşteriler kazandırmış olduğu kabul edilmelsi gerektiğini, Davacının Denkleştirme tazminatına hak kazanması için ikinci olarak, Sözleşmenin davamı sırasında davacının davalıya kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde davalının, sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra da önemli menfaatler elde ediyor olması gerektiğini, (TTK.md.122/1/a). Taraflar arasındaki sözleşme, davalının 23.12.2013 tarihli ihtarnamesinin davalıya tebliğ edildiği tarihten 30 gün sonraki tarihte sona erdiğini, ancak davacının bu ihtarnameye 14.01.2014 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiği anlaşılmadığını, Bu durum karşısında, davacı ihtarnamesinin davalıya 14.01.2014 tarihinde tebliği edildiği kabul edilmeli ve dolayısıyla da, 30 gün sonrasında, 14.02.2014 tarihinde sözleşmenin sona erdiği kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple, davacının bulduğu yeni müşteriler sayesinde davalının 14.02.2014 tarihinden sonraki dönemde önemli menfaatler (kazançlar) elde edip etmediği incelenmesi gerektiğini, Davacının Denkleştirme tazminatına hak kazanması için üçüncü olarak, davacı sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, kendisi tarafından davalıya kazandırılmış olan müşterilerle yapılmış olan işler (akdedilmiş olan satım sözleşmeleri) dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği Komisyon alacaklarını kaybetmiş olması gerektiğini (TTK.md.122/1/b). Bu inceleme de davacının defter kayıtları incelenmek suretiyle yapılması gerektiğini, Davacının Denkleştirme tazminatına hak kazanması için dördüncü olarak, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, Denkleştirme Tazminatı ödenmesi hakkaniyete uygun düşmesi gerektiği (TTK.md.122/1/c). bu hükme göre, eğer somut olayın özellikleri gereği davacıya Denkleştirme Tazminatı ödenmesi hakkaniyete uygun düşmüyorsa davacı Denkleştirme Tazminatı alacağına hak kazanamayacağını, Yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davalıya Hesap mutabakatı tarihi itibariyle olan 245.945,86 USD’lik borcundan, davacının davalıya borçlu hale geldiği 2012 yılında kesilen 145.666,28 TL’lik fatura bedelleri mahsup edildiğinde, davacı/...’in davalı/...’a (245.975,86 USD – 145.666,28 USD =) 100.279,58 TL borcu kaldığını, davacının davalıya olan 100.179,58 USD’lik borcuna, davalı tarafından davacıya yapılan toplam 230.000 USD tutarlı avans ödemeleri sebebiyle davacının davalıya olan 230.000 USD’lik borcu eklendiğinde, davacı/...’in davalı/...’a (100.179,58 USD + 230.000 USD =) 330.279,58 USD borçlu hale geldiği kanaatine varıldığını, davalının ticari defterlerine göre, 2013 yılında davacı tarafından davalıya fatura kesilmediğini, Davacı da, 2013 yılında hizmet vermeye devam ettiğini ispata yönelik somut delil sunmadığını, Davacının söz konusu borcunu davalıya ödememesi sebebiyle davalı tarafından davacı aleyhine 2014 yılında (28.08.2014 tarihinde) İcra Takibi başlatıldığını, İşbu durumlar (somut olayın özellik ve şartları) değerlendirildiğinde, davacının davalıdan Denkleştirme Tazminatı talep etmesinin hakkaniyete uygun düşmediği kanaatine varıldığını, Bu sebeple, TTK.md.122/f/c hükmü gereği, davacının davalıdan Denkleştirme Tazminatı talep etmeye hak kazanamadığı, dolayısıyla da yukarıda belirttildiği üzere diğer yasal şartların (TTK.md.112/1/a ve 112/1/b’deki yasal şartların) gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine de gerek olmadığı kanaatine varıldığını, Takdirin Mahkemeye ait olduğunu Zira davacının Denkleştirme Tazminatına hak kazanması için, TTK.md.122/1 hükmündeki bütün yasal şartların birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, Sonuç itibariyle; somut olayın özellik ve şartları gereği davacının davalıdan Denkleştirme Tazminatı talep etmesi hakkaniyete uygun düşmediği için, davacının davalıdan Denkleştirme Tazminatı talep etmeye hak kazanamadığı kanaatine varıldığını, takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğunu, yukarıda açıklanan gerekçelerle Birleşen Dava bakımından, takip tarihi itibariyle davalının (karşı davacının) davacıdan (karşı davalıdan) 330.279,58 USD asıl alacağı ve 05.02.2014 tarihinden 28.08.2014 tarihine kadar Yasıl Döviz Faizi oranı (3095 sayılı Faiz Kanunu md.4/a) üzerinden işlemiş temerrüt faizi alacağı bulunduğu, asıl alacağı takip tarihinden itibaren işletilecek Yasal Döviz Faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varıldığını belirtmişlerdir.Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;Davacı şirket, davalı şirket ile akdedilen sözleşmeler gereği davalıya simsarlık hizmeti verdiğini, ayrıca aralarında acentelik ilişkisi olduğunu, davalı tarafından ücretlerinin tamamının ödenmeden sözleşmenin feshedildiğini belirterek ödenmeyen ücretlerin tahsilini talep ettiği, davalı şirket ise fazla ödeme yaptığını belirterek karşı dava ile fazla yapılan ödemelerin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.Davacı şirket ile davalı şirket arasında 03.01.1998 tarihli ve ... Sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedildiği, bu sözleşme ile taraflara yüklenen edimler dikkate alındığında davacının 5 yıllık sözleşme süresi boyunca sürekli olarak davalının mallarını satabileceği müşteriler bulunmasına yönelik aracılık faaliyetinde bulunmayı borçlandığı, davalının da bu müşteriler ile davalı arasında akdedilecek satım sözleşmelerinden elde edilecek satım bedelleri üzerinde davacıya komisyon ödemeyi borçlandığı anlaşıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin acentelik sözleşmesi olduğu, TBK.nın 147. maddesine göre zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, taraflar arasında son faturanın 14.12.2012 tarihinde düzenlendiği, yapılan son ödeme tarihinin 06.12.2013 olduğu, bu tarihten itibaren ticari ilişkiye yönelik hiçbir kaydın mevcut olmadığı, en son alacağın ödenme tarihi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle feshedildiği tarih ile dava ve takip tarihleri dikkate alındığında, davadaki alacak istemlerinin zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin süresini ve sona ermesini düzenleyen 3 nolu maddesine göre; bu sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle yürürlüğe gireceği, 5 yıl süreyle geçerli olacağını, davalının bu sözleşmeyi 1 ay önceden ihbarda bulunmak kaydıyla, her zaman tek taraflı olarak ve herhangi bir tazminat ödemeksizin feshedebileceğini, Sözleşme 5 yıl zarfında feshedilmediği takdirde, bitim tarihinden itibaren 2 yıl süre ile uzatılmış sayılacağı, muteakip yenilemeler için de aynı kural geçerli olacağını, söz konusu sözleşmenin 03.01.1998 tarihinde akdedilmiş olduğu, 5 yıllık normal süresinin 03.01.2003 tarihinde dolduğu, sonrasında sözleşmenin, 03.01.2003 ila 03.01.2013 tarihleri arasında, 5 kere 2 yıllık süre için yenilendiği, en son olarak 03.01.2013 ila 03.01.2015 tarihleri arasında, 2 yıllık süre için yenilendiği, bu son yenilenme dönemi içerisinde, davalı tarafından keşide edilen 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle, sözleşmenin 3 nolu maddesinde davalıya tanınmış olan tek taraflı fesih hakkına istinaden feshedildiği anlaşılmıştır.Sözleşmenin davalı tarafından 23.12.2013 tarihli ihtarnameyle feshedilmesiyle birlikte, sözleşmenin ileriye etkili olarak sona erdiği, Acentelik sözleşmesi ileriye etkili olarak feshedildiği için, davacının sözleşme ilişkisinin devam ettiği dönemde hak kazanmış olduğu ve ödenmemiş olan komisyon alacaklarının tahsilini ispat ettiği takdirde talep etmeye hak kazanacağı, 31.12.2011 tarihli Hesap Mutabakatında davalı şirketin davacı şirketten mutabakat tarihi itibariyle“245.945,86 USD alacaklı olduğunun yazılı olduğu ve davacı şirket tarafından şirket kaşesi üzerine imza atılmak suretiyle imzalandığı, davacı vekilinin 24.12.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinin 4. sayfasındaki beyanları gözönüne alınarak, 31.12.2011 tarihinde 245.945,86 USD’lik davacı borç bakiyesi üzerinde tarafların mutabık kaldıkları, önceki yıllardan devrederek gelen bakiyeler üzerinde de mutabık kaldıklarını, söz konusu Hesap Mutabakatından sonra, davacı tarafından davalıya 145.666,28 USD tutarlı hizmet bedeli faturası düzenlendiği ve davalının ticari defterlerine işlendiği, bu durumda davalının bu fatura bedellerini kabul ettiği gözönüne alınarak, davacının davalıya olan 245.945,86 USD’lik borcundan, davalının davalıya borçlu hale geldiği 145.666,28 USD’lik fatura bedelleri mahsup edildiğinde, davacı şirketin davalı şirkete 100.279,58 USD borcu kaldığı, davalının ticari defterlerinde, 2012 yılında “170.593,30 USD ödeme yapıldığına ve 2013 yılında 132.764,78 USD ödeme yapıldığına” ilişkin kayıt yer aldığı, ancak davalının bu ödemeleri yaptığını ispata yönelik belge sunmadığı, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinin 4.sayfasında davalı tarafından 2012 yılında 120.000 USD ve 2013 yılında 110.000 USD toplamda 230.000 USD ödeme yapıldığını kabul ettiği, davacının davalıya olan 100.179,58 USD’lik borcuna, davalı tarafından davacıya yapılan toplam 230.000 USD tutarlı avans ödemeleri dolayısıyla davacının davalıya olan 230.000 USD’lik borcu eklendiğinde, davacı şirketin davalı şirkete (100.179,58 USD + 230.000 USD =) 330.279,58 USD borçlu hale geldiği, davacı tarafından sunulmuş olan CD kayıtlarının hiçbir imza ve kabul beyanı bulunmamasına göre söz konusu alacağın ispatı için yeterli olmayacağı anlaşılmakla sonuç itibariyle; dava tarihi itibariyle, davacı şirketin davalı şirketten acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunmadığı, tam tersine davacı şirketin davalı şirkete 330.279,58 USD borcunun olduğu anlaşıldığından, davacının asıl davadaki komisyon alacağı davasının reddine, karşı davada sadece asıl alacak miktarı gösterilerek harç yatırıldığından asıl alacak yönünden dava açıldığı kabul edilerek, davanın kısmen kabulü ile bu miktar alacak için yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.Davacı şirket denkleştirme tazminatı alacağının tahsilini talep etmiş ise de; TTK.nın 122/1/c. maddesine göre, somut olayın özellikleri gereği davacıya Denkleştirme Tazminatı ödenmesi hakkaniyete uygun düşmüyorsa davacının Denkleştirme Tazminatı alacağına hak kazanamayacağı, davacının davalıya hesap mutabakatı tarihi itibariyle olan 245.945,86 USD’lik borcundan, davacının davalıya borçlu hale geldiği 2012 yılında kesilen 145.666,28 USD’lik fatura bedelleri mahsup edildiğinde, davacının davalıya 100.279,58 USD borcu kaldığı, davacının davalıya olan 100.179,58 USD’lik borcuna, davalı tarafından davacıya yapılan toplam 230.000 USD tutarlı avans ödemeleri sebebiyle davacının davalıya olan 230.000 USD’lik borcu eklendiğinde, davacının davalıya 330.279,58 USD borçlu hale geldiği, buna göre davacının davalıdan denkleştirme tazminatı talep etmesinin hakkaniyete uygun düşmediği kanaatine varılarak davacının bu talebinin de reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl davanın reddine,2-Karşı davanın kısmen kabulü ile; ... 30. İcra Müdürlüğünün...E. sayılı dosyasında asıl davada davacı karşı davada davalı şirketin 330.279,58 USD asıl alacak için yaptığı itirazın iptaline, bu miktar asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi uygulamak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, alınması gereken 732 TL harcın 597,75 TL peşin harç ile 10.521,94 TL ıslah harcının toplamı olan 11.119,69 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 10.387,69 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı-karşı davalı iadesine,b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 103.669,39 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,c)Davacı-karşı davalının yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,d)Davacı-karşı davalı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı-karşı davalıya iadesine,4-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, alınması gereken 53.468,26 TL harçtan, peşin alınan 11.593,43 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 41.874,83 TL harcın karşı davalıdan tahsiline,b)Karşı davacı tarafından yapılan 27,70 TL başvurma harcı, 11.593,43 TL peşin harç toplamı 11.621,13 TL harcın karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine,c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul edilen kısmı için hesaplanan 123.409,44 TL vekalet ücretinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine,d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen kısmı için hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin karşı davacıdan alınarak karşı davalıya verilmesine,e)Karşı davacı tarafından yapılan 270 TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 220,93 TL'sinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine,f)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Davalı-Karşı davacı vekilinin yüzüne karşı, Davacı-Karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile YARGITAY yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır