Anahtar kelimeler: Bitmesinden Sunmadıkları Kanunî İhtaratın Sehven Almadığı Gösterdiğinin Mülga Görüşü Ret

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: HırsızlıkHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: RetSanık ve müdafiinin 5271 sayılı Kanun’un mülga 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçelerini sunmadıkları anlaşılmış ise de kanun yolu bildiriminde kararın temyiz yerine sehven istinafa tâbi olduğunun belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 276. maddesinin aynı Kanun'un 298. maddesinden farklı olarak istinaf sebeplerinin gösterilmesinin zorunlu olmadığı gibi kararın kanun yolu bildiriminde ve yapılan tebliğ işlemlerinde temyiz süresinin bitmesinden itibaren 7 gün içinde temyiz sebeplerini bildirmeleri gerektiğine dair ihtaratın da yer almadığı ve sanık müdafiinin 21.03.2014 tarihli dilekçesinde ayrıca temyiz sebeplerini gösterdiğinin anlaşılması karşısında, yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen kararın; 7165 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği (ve yukarıda belirtildiği üzere) temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, şikâyetçinin alınan beyanında olay günü aracını kilitleyip kilitlemediğini hatırlamadığını söylemesi nedeniyle bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarihli bozma kararından önce verilen ve sadece sanık tarafından temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.03.2020 tarihli kararda, sanığın TCK'nın 142/2-h, 143, 35/2 ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiği ve bozma sonrası verilecek kararda bu cezadan fazla cezaya hükmedilemeyeceği gözetilmeden, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda aynı Kanun'un 142/2-h, 1 43... /2. maddeleri uyarınca sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.