Anahtar kelimeler: Tamirde Huzurdaki Fiilden Kaybına Hasarlandığını Sürece Çarpması Pasif Kazanç Aracının

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2025 tarihinde davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu ---- plakalı aracın, müvekkilinin maliki olduğu ----- plakalı araca çarpması sonucu, müvekkilinin aracının hasarlandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının ticari araç olup aracın tamirde kaldığı sürece kazanç kaybına uğradığını iddia ile şimdilik 100,00 TL kazanç kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı-----. vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle müvekkil şirket açısından reddine karar verilmelidir. nitekim müvekkil şirket adına kayıtlı --- plakalı araç, finansal kiralama sözleşmesi ile dava dışı -----uzun süreli (36 ay) olarak kiralanmıştır. izah olunan sebeple müvekkil şirket "işleten sıfatını" kaybetmiş olduğundan, müvekkile husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı taraf meydana gelen zararı ve ---- plakalı araç sürücünün kusurunu ispat ile yükümlü olduğunu, yine hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile gelir kaybı bedeli hesaplanırken, davacıya ait ----- plakalı aracın onarım için serviste ne kadar süre ile kaldığı hususu değil, "makul onarım süresi" dikkate alınması gerektiği bu kapsamda dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek aracın ne kadarlık bir sürede onarılabileceği tespit edilmeli, davacının -----plakalı aracı kullanmaya devam etseydi yapmak zorunda kalacağı giderlerin gelir kaybı zararı hesaplanırken tenzili gerektiğini savunarak davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine; aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalıya dava dilekçesi ekli tensip tutanağı usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak yasal süresi içinde davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmaya katılarak aleyhe olan hususları kabul etmediğini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava, hukuki niteliği itibariyle; trafik kazası sonucu hasara uğrayan aracın tamiri süresince oluşan kazanç kaybının tahsiline ilişkindir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ----- TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve --- sayılı ---- Gazete’de yayımlanan, ----- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay ----Hukuk Dairesi -----Uyuşmazlığa konu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davacının gerçek kişi tacir veya tacir gibi sayılanlardan olduğu yönünde bir iddianın bulunmadığı gibi ticaret sicil müdürlüğü yazısında gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, yine vergi dairesi kayıtlarında ise işletme esasına göre defter tuttuğu ve kazancının VUK m.177 hükmünde belirtilen hadlerin altında kaldığının bildirildiği görülmüş dolayısıyla tacir sayılanlardan kabul edilemeyeceğinden nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.Haksız fiilden doğan borç ilişkisine dayalı somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. (emsal niteliğindeki ---- Bam --- HD----- Sayılı ilamı)
Görev hususu, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK.20 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ------ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf vekilleri ile davalı ---- yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!