Anahtar kelimeler: Mahsuplaşma Kapora Mahsuben Denizli Satıldığını Esnasında İpotek Bedelli Ret Ödemesi
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1 57... parsel sayılı taşınmazın 16.04.2014 tarihinde davalı tarafa 2.345.000,00 TL bedelle satıldığını, satış esnasında taşınmaz üzerinde dava dışı ... A.Ş. lehine tesis edilmiş 4.000.000,00 TL bedelli ipotek bulunduğunu, davalı tarafça satış bedeline mahsuben 20.000,00 TL kapora ödemesi ve mahsuplaşma nedeniyle 45.000,00 TL ödediğini, bakiye 2.280.000,00 TL'nin ise 14.07.2014 tarihinde ... yatırıldığını, bankanın aynı gün 1.923.627,10 TL ipotek borcunu tahsil ederek bakiye 356.372,92 TL'yi davacıya ödediğini, dolayısıyla davalı şirketin resmi senette üstlendiği ipotek borçlarını, satış bedelinden ayrı olarak kendi mamelekinden ödemesi gerekirken, ipotek borçlarını ödemeksizin satış bedelini davacı şirketin ... hesaplarına yatırıp, ipotek bedelinin tahsilini sağladığını ileri sürerek anılan bakiye satış bedelinin taşınmazın satış tarihi olan 16.06.2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı olarak açılan davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında satış bedeli olarak belirlenen 2.345.000,00 TL üzerinden taşınmazın davalıya satışının yapıldığını, bir kısmı peşin ödenen satış bedelinden kalan 2.280.000,00 TL'nin davalının ... nezdinde bulunan mevduat hesabına havale olunmak suretiyle satış bedelinin tamamının ödendiğini, adı geçen bankanın 2.280.000,00 TL'den ipotek alacaklarını tahsil ederek kalan kısmı davacının hesabına yatırmasının kendileri dışında geliştiğini, taşınmazın satışı sırasında ipotek bedelinin davalı tarafça ödeneceğine dair herhangi bir sözleşme ve anlaşma bulunmadığını, tapu kaydında yer alan "ipotek ile yükümlü olarak satın alındığı" yönündeki beyanın ipotek borcunun şahsen üstlenilmesi olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların, üzerinde ipotek yükü olan taşınmazın 2.345.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaştıkları, taşınmazdaki bu yük dışında davacının borçtan şahsi sorumluluğunun davalı tarafından üstlenildiğine dair yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı, taşınmaz resmî senedinde yer alan “ipoteğin tüm hukuki vecibeleriyle taşınmazın bu bedelle satışının kabul edildiği” yönündeki açıklamanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1020. maddesinin getirdiği sonuçlarla ilgili olarak Tapu Sicil Müdürlüklerince Düzenlenen Resmî Senetlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesi çerçevesinde yazılmış bir bilgilendirme metni niteliği taşıdığı, bu açıklamada geçen “ipoteğin hukuki vecibesi” ibaresinin aksi kararlaştırılmadıkça, taşınmazın satışına katlanmak olduğu, bu yükümlülüğe katlanan kişinin TMK’nın 884. maddesiyle öngörülen hakları üzerinde barındırdığı, davalının, kredi borcunu şahsen üstlenmediğini ileri sürdüğü, davacının aksini ispatlayamadığı, o halde, sadece resmi satış senedinde yer alan "...ipoteğin bütün hukuki vecibelerini kabul ederek, taşınmaz üzerinde işlem anında bulunan tüm takyidatlar ile birlikte bu satışı aynı bedelle kabul ettiği..." şeklindeki açıklamaya dayanılarak davalının ipoteğe konu olan borcu şahsen üstlendiği sonucuna varılamayacağı, ispat yükü üzerinde olan davacının, taşınmazı devralan davalının borçtan şahsen sorumlu olduğunu kanıtlayamadığı, dava dışı (ipotek alacaklısı) banka tarafından, davacının borcuna mahsuben alıkonulan 1.923.672,10 TL tutarındaki bedelin davalıya rücu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların sözleşme serbestisi çerçevesinde üzerinde ipotek yükü olan bir taşınmazın satışı konusunda anlaştıkları, bu satışla ipoteğin, üçüncü kişi ipoteği hâline geldiği taşınmazdaki bu yük dışında davacıların borçtan şahsi sorumluluğunun davalı tarafından üstlenildiğine dair bir anlaşma bulunmadığı, resmî senette yer alan “ipoteğin tüm hukuki vecibeleriyle taşınmazın bu bedelle satışının kabul edildiği” yönündeki açıklamanın TMK’nın 1020. maddesinin getirdiği sonuçlarla ilgili olarak Tapu Sicil Müdürlüklerince Düzenlenen Resmî Senetlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesi çerçevesinde yazılmış bir bilgilendirme metni olduğu, TMK’nın borçtan şahsen sorumlu olmayan malikin haklarına ilişkin hükümleri ortadan kaldırmayacağı, bu açıklamada geçen “ipoteğin hukuki vecibesi”nin, aksi kararlaştırılmadıkça, taşınmazın satışına katlanmak olduğu, bu yükümlülüğe katlanan kişinin TMK’nın 884. maddesiyle öngörülen haklar kazanacağı, taraflar arasında ayrıca düzenlenmiş bir şahsi sorumluluk anlaşmasının bulunmadığı, davalının, ipotek borcunu şahsen üstlenmediğini ileri sürmesine, davacının da aksini ispatlayamamasına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesine ilişkin değerlendirmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!