Anahtar kelimeler: Kurularak Tablolarının Kanunen Aranan Bilanço Eskişehir Yılına Hissesinin Olağan Toplantısında

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ
: Eskişehir Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de hissesinin bulunduğu davalı şirketin 10.09.2021 tarihinde yapılan 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka uygun olmadığını, faaliyet raporları, bilanço ve gelir gider tablolarının kanunen aranan şartlara uygun hazırlanmadığını, şirketin faaliyet göstermediğini, genel kurul toplantısının 6. maddesi ile yönetim kurulu raporunun, 7. maddesi ile gelir gider tablosu ve bilançonun kabul edildiğini, 8. ve 10. maddeleri ile yönetim kurulunun ibra edilerek aynı yönetimin devam etmesine karar verildiğini, mevcut yönetimin şirketin lehine hareket etmediğini, 9. maddesi ile kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra kâr payı dağıtılması kararı alındığını, bu kararın şirketin menfaatine olmadığını, satışı yapılan gayrimenkullerin rayiç bedelinin çok altında satıldığını, 11. maddesi ile başkan için aylık 12.500,00 TL, yönetim kurulu üyeleri için aylık 2.500,00 TL şeklinde fahiş ücret belirlendiğini, alınan kararların ana sözleşme, yasa ve iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını ileri sürerek 10.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6, 7, 8, 9, 10... numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulun tüm ortakların katılımıyla yapıldığını, davacı tarafın gerekçe göstermeden ret oyu kullandığını, şirkete ait faaliyet raporları, bilanço ve gelir gider tablolarının yasaya uygun olduğunu, davacının bu konuda soyut iddiası dışında bir belgesinin bulunmadığını, toplantıda tüm ortakların menfaatlerine göre karar verildiğini, kâr payı dağıtılmasına ilişkin karara muhalefet etmesinin nedeninin açıkça belirtilmediğini, kâr payı dağıtılmasının herkesin lehine olduğunu, başkan ve üyelerin ücretlerinin şirketin durumu ve ekonomik koşullar dikkate alınarak belirlendiğini, tüm kararların mevzuata uygun şekilde oy çokluğu ile alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 6 numaralı kararda kabul edilen faaliyet raporunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 516. maddesinde düzenlenen hususları içermediği, 7 numaralı kararda bilanço ve gelir gider tablosu yönünden genel anlamda genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablosunun tek düzen hesap planına uyumsuz olarak düzenlendiği, 8 numaralı gündem maddesi ile ilgili olarak, TTK'nın 436/2 maddesi gereği şirket yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan dolayı oy haklarını kullanamayacağı, ancak yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları, bu şekliyle yönetim kurulu üyelerinin ibrasının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu genel kurulun 6,7, 8 numaralı kararlarının iptaline, 9, 10... numaralı kararların iptaline ilişkin davacı taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece dava konusu 6,7 ve 8 numaralı kararların iptaline karar verilmesinin hukuka uygun olduğu, ancak davacı tarafın genel kurulun 9. gündem maddesi ile istinaf itirazı yönünden yapılan incelemede; her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacının kâr elde etmek ve bunu dağıtmak olduğu, anonim şirketin kâr elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kâr payı hakkının da vazgeçilmez bir hakkının bulunduğu, bu çerçevede anonim şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek kârı bulunuyorken iyiniyet kurallarına aykırı olacak şekilde uzunca bir süre dağıtılmaması ya da yetersiz dağıtılması halinde pay sahibi bu hakkını mahkeme aracılığıyla talep edebileceği, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin son 5 yılda 2016 yılında 96.130,09 TL, 2017 yılında 101.587,95 TL, 2018 yılında 32.178,21 TL kâr ettiği, 2019 yılında 2.508.502,81 TL zararının bulunduğu, 2020 yılında yine 3.167.765,26 TL kâr elde ettiği, şirketin 2020 yılında sadece 42.754,00 net satış gerçekleştirdiği, oluşan kârın ise gayrimenkul satışından kaynaklandığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, bu durumda davalı şirketin aslında son zamanlarda ticari faaliyete yönelik çalışmadığı, taşınmazların satımından kaynaklı gelirinin mevcut olduğu, şirketin zararlarının kâr tutarlarını geçtiği, kâr dağıtmaya yönelik bir tutarının bulunmadığı, bu bağlamda zarar eden şirketin aktif kayıtlarını satarak kâr payı dağıtmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı genel kurulun 9 numaralı gündem maddesinde alınan kararın da iptali şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalı şirketin 10.09.2021 tarihli genel kurul toplantısının 6., 7., 8. ve 9. numaralı kararların iptaline, 10.,11. numaralı gündem maddesi yönünden talebin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.