Anahtar kelimeler: Sivas Mevkii Haczin Konulan Kaydındaki İli Ret İlçesi Mahallesi Kişi
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayet eden 3. kişi Sivas İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 293 Ada, 12 Parsel sayılı taşınmaz kaydına konulan 09.11.2022 tarihli haczin kaldırılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddedildiği, talep sahibi 3. kişi tarafından bu ret kararının ve taşınmaz kaydındaki haczin şikayet yolu ile kaldırılmasının talep edildiği, icra mahkemesince 17.11.2023 tarihli müdürlük kararının ve şikayet konusu taşınmazın kaydındaki haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın şikayet eden 3. kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
Re'sen yapılan incelemede;
HMK'nın 114/1-h maddesinde davacının dava açmakta hukuki yararının olması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 115. maddesi uyarınca da, taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği gibi, mahkemece de davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilerek, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, şikayete konu 09.11.2022 tarihli haczin tatbik edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan İİK'nın 106. maddesi hükmü uyarınca satış isteme süresinin 1 yıl olduğu, bu hacze ilişkin olarak alacaklının 1 yıllık süre içerisinde satış talep etmediği ve iş bu haczin şikayet tarihi olan 17.11.2023 tarihinden önce düştüğü anlaşılmaktadır. Her ne kadar 17.11.2023 tarihinde açılan davanın tensip zabtında "...taşınmazın satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına,..." şeklinde tedbir kararı verilmişse de bu tedbir kararı haczin düşmesinden sonra 19.12.2023 tarihinde verilmiş olup sonuca etkili değildir. Bu durumda, şikayet eden 3. kişinin haczin kaldırılmasına yönelik şikayette bulunmasında korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nin 114/h ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın dava şartı ESAS NO : █████████
yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
:
Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 06.11.2025 tarih ve █████████ Esas-█████████ Karar
sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
HK/AK
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı;
"Şikayet eden 3. kişi Sivas İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... Ada, 12 Parsel sayılı taşınmaz kaydına konulan 09.11.2022 tarihli haczin kaldırılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddedildiği, talep sahibi 3. kişi tarafından bu ret kararının ve taşınmaz kaydındaki haczin şikayet yolu ile kaldırılmasının talep edildiği, icra mahkemesince 17.11.2023 tarihli müdürlük kararının ve şikayet konusu taşınmazın kaydındaki haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın şikayet eden 3. kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
Re'sen yapılan incelemede;
HMK'nın 114/1-h maddesinde davacının dava açmakta hukuki yararının olması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 115. maddesi uyarınca da, taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği gibi, mahkemece de davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilerek, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, şikayete konu 09.11.2022 tarihli haczin tatbik edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan İİK'nın 106. maddesi hükmü uyarınca satış isteme süresinin 1 yıl olduğu, bu hacze ilişkin olarak alacaklının 1 yıllık süre içerisinde satış talep etmediği ve iş bu haczin şikayet tarihi olan 17.11.2023 tarihinden önce düştüğü anlaşılmaktadır. Her ne kadar 17.11.2023 tarihinde açılan davanın tensip zabtında "...taşınmazın satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına,..." şeklinde tedbir kararı verilmişse de bu tedbir kararı haczin düşmesinden sonra 19.12.2023 tarihinde verilmiş olup sonuca etkili değildir. Bu durumda, şikayet eden 3. kişinin haczin kaldırılmasına yönelik şikayette bulunmasında korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nin 114/h ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken..." şeklindeki çoğunluk kararına katılıyorum.
Lakin yukarıdaki gerekçeyle 6100 sayılı HMK'nin 114/h ve 115/2. maddeleri uyarınca şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, işin esasına girilerek şikayetin esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden, sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması görüşündeyim.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun "bozma" şeklinde tezahür eden kararına katılamıyorum. 06.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!