Anahtar kelimeler: Bahçelievleristanbul Aydır Gündür Kocasinan Kestiğini Başlamış Yürüttüğünü İşinde Sokak Kaynağı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil işinde faaliyetine yeni başlamış olup Kocasinan mah. ... sokak no:.. Bahçelievler/İstanbul adresinde faaliyet yürüttüğünü, fakat davalı kurumun gelip elektriği kestiğini ve tek gelir kaynağı olan iş yerinin pasif duruma geçtiğini, müvekkilinin söz konusu iş yerinde 10-15 gündür faaliyet yürüttüğünü, iş yeri 6 aydır kapalı durumda olduğundan, bu kadar yüksek miktarlı şekilde kaçak faturası kesilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin haberi olmadan tutanak tutularak 22.05.2022 son ödeme tarihli 1.977.250,21-TL kaçak fatura düzenlendiğini, müvekkilinin bu durumdan dolayı ilgili kuruma başvuru yaptığını, ancak davalı ...'ın yaptığı usulsüz işleme karşı herhangi bir cevap vermediğini, bununla birlikte zorluklar çıkarmaya ve parayı elektrik kesintisi yapmak suretiyle almaya çalıştığını beyanla davanın kabulü ile Kaçak elektrik bedeli olarak fatura edilen 1.977.250,21 TL ve ferileri için müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare ıslah ile dava açıldıktan sonra müvekkili tarafından icra tehdidi altında tahakkuk edilen borcun ödendiğini, Küçükçekmece icra dairesi ... esas sayılı icra dosyası ile müvekkili tarafından 1.799.936,65 TL ödemenin yapıldığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin borçlu olduğu miktarın toplamda 1.380.071,24 TL olduğunun tespit edildiğini, öncelikle müvekkilinin 597.178,97 TL borçlu olmadığının tespitine ve davacının fazladan ödediği 419.865,41 TL'nin de ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten geri iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilileri tarafından borçlu işyeri vasıflı yerde 05.05.2023 tarihinde yapılan kontrollerde "EPDK Yönetmeliğinin 42. Maddesi 1/c bendine göre ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü devresine müdahale edilerek tüketim hiç ölçülmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edildi." gerekçesi ile ... seri numaralı kaçak/usulsüz elektrik tüketim tespit tutanağı tutulduğunu, bunun üzerine borçlu hakkında ... hesap numarasında 22.05.2023 son ödeme tarihli, davacı ... adına ... seri numaralı zabıt karşılığı 1.977.250,21-TL bedelli faturalar tahakkuk ettirildiğini, dolayısıyla davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, müvekkili kurumun işlemlerinin mevzuata uygun tahsis edildiğinin açık olduğunu, davacı tarafın kaçak elektrik kullanımında bulunduğunu, sözü edilen faturaların tahakkuk hesaplamalarında hata olmadığını ve söz konusu kaçak elektrik kullanım bedellerinden sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı adına fatura edilen bedellerin tamamen yasal mevzuata uygun olduğunu, davacının aksini iddia ederek haksız ve hukuka aykırı olarak borçtan kurtulmayı hedeflediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; ".... Mahkememiz davacı ıslah talebi ile ve yatırılan nisbi harç ile bağlı olmak üzere; Davacının 419.865,41 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı ... tarafından tahsil edilen 419.865,41 TL nin ıslah tarihi █████/2025 tarihinden itibaren ( istirdat ıslah dilekçesi ile istendiğinden, daha önce bu konuda mahkememiz dosyasında nisbi harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığından) yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Menfi tespit istenen bakiye kısım ( 597.178,97 TL- 419.865,41 TL = 177.313,56 TL ) yönünden; nisbi harç yatırılarak açılan bir menfi tespit davası bulunmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle;
1-Davacının 419.865,41 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafça tahsil edilen 419.865,41 TL nin ıslah tarihi █████/2025 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Menfi tespit istenen bakiye kısım yönünden nisbi harç yatırılmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince davacının yargılama giderleri yönünden tavzih talebi üzerine █████/2025 tarihli ek kararla ise; " Mahkememizin █████/2025 tarih ve ████████ Esas Esas, ████████ Karar sayılı kararının;" ...5-Davacı tarafından yapılan 7.190-TL ilk gider, 27.868,25-TL tebligat ve müzekkere gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 35.058,25-TL yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 18.694,82-TL sinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,
6-HMK 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine......" tavzih kararı verilmiştir.
Tavzih kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; tavzih kararının usule aykırı olduğunu, bunun yanısıra tavzih kararında da kabul ve ret oranına göre hesaplama hatası yapıldığını, davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından;" Dosyanın kesinleşmesinin ardından davacı vekilinin █████/2025 tarihli talebi ile hatalı hesaplanan yargı giderlerinin tavzihi talep edilmiş, tavzih dilekçesi davalı vekiline █████/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, 1 haftalık kesin süre içerisinde beyanda bulunması hususu ihtar edilmiş, ancak davalı vekili beyanda bulunmadığından dosya mahkememizce ele alınarak █████/2025 tarihinde yargılama giderlerine ilişkin tavzih kararı verilmiştir. İstinaf eden ... Anonim Şirketi vekili her ne kadar Mahkememizce verilen █████/2025 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurmuş ise de ; kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, istinaf süresinin dolduğu anlaşıldığından süresi içerisinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine, yine █████/2025 tarihli tavzih kararına ilişkin de istinaf yoluna başvurmuş ise de ; tavzih talep dilekçesinin davacı vekiline █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, beyanda bulunması için 1 haftalık kesin süre verildiği, süresi içerisinde beyanda bulunmadığı anlaşıldığından dosya üzerinden yargılama giderlerine ilişkin verilen tavzih kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle;
1- Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin Mahkememizin █████/2025 tarihli kararı ile █████/2025 tarihli tavzih kararına ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddine, karar verilmiştir.
Davalı ... vekili ek karara karşı istinaf başvurusunda; Tavzih ve tashih kararlarında asıl kararın miktar itibariyle istinaf sınırı üzerinde olması halinde istinaf kanun yolunun açık bırakılması gerektiğini, esasa ilişkin olarak da bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, kaçak tahakkukuna karşı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.
Mahkemenin esas hakkındaki kararının taraf vekillerine █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, taraflarca kanun yoluna başvurulmaması üzerine █████/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davalının tavzihe ilişkin ek kararın tebliğinden sonra tavzih kararı ile birlikte esas hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş ise de hükmün kesinleşmiş olması nedeniyle bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir.
Tavzihe ilişkin ek kararın ise miktar itibariyle kanun yoluna açık olması nedeniyle ek karar karşı istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla ek kararın bu yönden kaldırılarak istinaf talebi tavzih kararıyla sınırlı olmak kaydı ile incelenmiştir.
Hatalı bir kararın düzeltilmesi, usulüne uygun başvuru halinde ancak yasa yoluna başvuru halinde denetim merciine yapılabilir. Tefhim ve tebliğ edilen bir hükümle değişiklik yapılması 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanuna göre iki halde olanaklıdır. Bu hallerden biri HMK 304.maddesinde düzenlenen ' hükmün tashihi' diğeri ise HMK 305.maddesinde düzenlenen 'hükmün tavzihidir''. HMK 304.maddesinde düzenlenen hükmün tashihi yolu ile hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar yine 304.maddede belirtilen usül ile düzeltilebilir.
Hükmün tavzihi ise HMK 305. Ve 305/A maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesidir. Tavzih usülü HMK 306.maddesinde düzenlenmiştir. Bu iki maddedeki hal dışında hüküm değiştirilemez. Hükmün tavzihinin istenebilmesi için verilen hükmün, yeterince açık olmaması, icra işlemleri sırasında uygulanması açısından tereddüt uyandırıyor olması ve hükmün içinde birbirine aykırı fıkralar bulunması gerekmektedir.
HMK 305/A- (Ek
:22/7/2020-███████ md.) maddesi gereğince," taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." hükmü amirdir.
Buna göre, mahkemesince yargılama giderlerinin eksik hesaplanmış olduğu, yapılan bilirkişi giderlerinin hesaplanmamış olduğu, davacı tarafın talebi üzerine yargılama giderinde yapılan hesaplama hatalarının tavzihe ilişkin ek kararla düzeltilmiş olduğu anlaşılmakla ek kararda usule aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi. █████/2026
KARŞI OY
Davacının 02.12.2025 tarihli ek karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tefhim edilen bir kararda değişiklik yapılması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iki halde olanaklıdır. Bu hallerden biri HMK'nın 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi“, diğeri ise HMK'nın 305. maddesinde düzenlenen “hükmün tavzihi“dir.
HMK'nın 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi“ yolu ile “hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar“ yine 304. maddede belirtilen usul ile düzeltilebilir. “Hükmün tavzihi“ ise HMK'nın 305. maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesidir. Tavzih usulü HMK'nın 306. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca HMK'nın 305/2. maddesine göre “hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.“
HMK "MADDE 305/A (Ek
:22/7/2020-███████ md.); (1)Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda,davacı vekilinin gerekçeli kararda yargılama giderinin eksik hesaplandığı ve hükmün tavzihine karar verilmesi istemli dilekçesi üzerine Mahkemece 02.12.2005 tarihli tavzih kararı ile ''Mahkememizin █████/2025 tarih ve ████████ Esas Esas, ████████ Karar sayılı kararının;" ...5-Davacı tarafından yapılan 7.190-TL ilk gider, 27.868,25-TL tebligat ve müzekkere gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 35.058,25-TL yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 18.694,82-TL sinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine," şeklinde tavzihine karar verilmiştir. HMK'nın 305/1. maddesi "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir", HMK'nun 305/2. maddesi ise "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.'' hükmünü içermektedir.28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7521 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 27. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na “Hükmün tavzihi” başlıklı 305. maddesini takiben; “Hükmün tamamlanması” başlığıyla 305/A sayılı yeni bir madde eklenmiştir.6100 Sayılı HMK. nın 305/A Maddesinde (Ek:22/7/2020-███████ md.);'' (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir, ” hükmü düzenlenmiştir. HMK'nın 305/2. maddesi uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar, borçlar ve yükümlülükler tavzih yoluyla sınırlandırılamaz ve değiştirilemez. Kaldı ki, HMK'nın 305/A maddesindeki şartlar da oluşmadığından talebin reddine karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 305/A maddesi gerekçe gösterilerek ek kararla yeni bir hüküm tesisi doğru görülmemiş, ek kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olmam nedeniyle kanaatinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun gerekçe ve görüşüne katılmamaktayım. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!