Anahtar kelimeler: Yürüten Kadıköy Derneği Kültür Varlıklarını Parselde Süreci Büyükşehir İli Koruma

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDENLER
:1- (DAVALI) ... BakanlığıVEKİLİ
:Av. ...2- MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) 1- ... 2- ...VEKİLİ
: Av....KARŞI TARAF
:...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanlığı görevini yürüten davacı tarafından, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde yer alan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin İstanbul ... Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan itirazın reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 1940'lı yıllarda inşa edilen yapının, döneminin özelliklerini ve ... mimari özelliklerini tüm özgünlüğü ile günümüze kadar taşıdığı, malzeme, teknik, cephe düzenlemesi, plan şeması özellikleri ile 20. yüzyılın ortasına ait sivil mimarlık örneklerinden olduğu, inşa edildiği yılların yapım teknikleri, çevresel özellikleri, cephe özellikleri, yapısal ve mimari malzemeleri, motifleri, kütle, gabari, özgün ve geleneksel plan tipi yönünden özelliklerini günümüze kadar koruduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: 1-) Davalı idare tarafından; davacının işbu davayı açmakta hukuki, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı, ayrıca davanın yasal dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı, bununla birlikte, taşınmazın Kadıköy Geleneksel Çarşı ve Moda Kentsel ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları belirlenen alanda kaldığı, davacının █████/2022 tarihli başvurusu ile taşınmazın tescilini talep ettiği, ancak söz konusu taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen özellikleri taşımadığı ve bu haliyle korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine gerek olmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.2-) Davalı idare yanında müdahiller tarafından; ehliyet ve süre aşımı itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiği, dava konusu taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olmadığı, bu haliyle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile söz konusu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ
:...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 2. maddesinde, dernekler, "Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları" şeklinde tanımlanmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davasının; idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan dava olduğu belirtildikten sonra, Kanun'un 14/3. maddesinde dilekçelerin, a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15. maddenin 1 (b) bendinde de, dilekçelerde 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerin bulunması halinde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.İdari yargıda dava açabilmek için objektif ehliyet olarak kabul edilen hak ve fiil ehliyetine sahip olmanın yanı sıra; sübjektif ehliyet olarak kabul edilen ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen ''menfaat ihlali'' koşulunun da gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, menfaat ihlali için ise meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ile ciddi ve makul bir ilginin varlığı şarttır.Yukarıda yer verilen Kanun maddeleri uyarınca, üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve dayanışmalarını sağlamak üzere kurulan derneklerin, tüzel kişiliklerinden kaynaklanan genel hak ve fiil ehliyetine dayanarak doğrudan tüzel kişiliklerinin menfaatini ilgilendiren konularda iptal davası açabileceği gibi, kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere ve üyelerinin ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda da dava açma ehliyetinin bulunduğu açıktır.Bununla birlikte, dernek başkanı olan kişilerin kendi adına açtığı davalarda ise, iptali istenilen idari işlem ile davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmiş olması gerektiği tartışmasızdır.Dosyanın incelenmesinden; Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanlığı görevini yürüten davacı tarafından, █████/2022 tarihinde yapılan başvuru ile İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde yer alan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesinin talep edildiği, söz konusu talebin İstanbul ... Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca █████/2023 tarihinde itiraz edildiği, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve anılan kararların iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, her ne kadar Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanlığı görevini yürüten davacı tarafından, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde yer alan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin karar ile bu karara yapılan itirazın reddine dair kararın iptali istemiyle dava açılmış ve Mahkemece verilen iptal kararına yönelik istinaf başvurusu reddedilmiş ise de, davacının bu davayı Kültür Varlıklarını Koruma Derneği adına değil, kendi adına açtığı; dolayısıyla davacının, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi talep edilen taşınmaz ile herhangi bir makul ilgisinin bulunmadığı ve bu haliyle, dava konusu işlemlerden dolayı davacının "kişisel, meşru ve güncel" bir menfaatinin ihlal edilmediği anlaşıldığından, uyuşmazlıkta, dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin kabulüne,2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının Üye ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY
:Dava, Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanlığı görevini yürüten davacı tarafından, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde yer alan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin İstanbul ... Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ......tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan itirazın reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden, Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanlığı görevini yürüten davacı tarafından, █████/2022 tarihinde yapılan başvuru ile İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde yer alan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesinin talep edildiği, söz konusu talebin İstanbul ... Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca █████/2023 tarihinde itiraz edildiği, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve anılan kararların iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacının, uyuşmazlık konusu taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesini talep ettiği █████/2022 tarihli başvurusunun, İstanbul ... Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu kararın, davacı tarafından itiraz edilmemesi üzerine kesinleştiği, daha sonrasında bu karara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca █████/2023 tarihinde itiraz edilmesi üzerine Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ...... tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, ancak itirazın reddi işleminin davacının değil de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının başvurusu üzerine tesis edildiği dikkate alındığında, gelinen noktada işlemlerin davacı açısından devamlılığının sağlanamadığı ve bu haliyle, davacının işlemlerle olan illiyet bağının koptuğu anlaşıldığından, bakılmakta olan davada, davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.(XX) KARŞI OY
:Anayasa'nın 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.", 63. maddesinde; "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.", 125. maddesinde ise; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükümleri yer almaktadır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı kurala bağlanmıştır.Anayasa'nın yukarıda aktarılan 56. maddesinde, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı konusunda "herkes" denilerek bu hakkın kullanımında gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmamış, ayrıca, çevrenin korunması yalnızca Devlet için değil, vatandaşlar için de bir ödev olarak belirlenmiştir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasa'da, gerçek-tüzel kişi ayrımı gözetilmeksizin herkes için tanınmıştır.Böylelikle, Anayasa'nın çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile ilgili hükümleri göz önüne alındığında, çevreyi, tarihi ve kültürel değerleri ilgilendiren konularla ilgili olarak, vatandaşların subjektif dava ehliyetine sahip olduğu açıktır.Yukarıda anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma ehliyetinin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade ettiği, her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, iptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği açık olmakla birlikte, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren veya bütün ülkeyi ve kamuoyunu etkileyen konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları, yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.Dosyanın incelenmesinden, Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanlığı görevini yürüten davacı tarafından, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde yer alan taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin İstanbul ... Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan itirazın reddine dair Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda; gerek çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanmasını gerektiren Anayasa'nın 56. maddesi, gerekse yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, dava konusu işlemlerin, kamu yararını ve dolayısıyla davacının menfaatini ilgilendirdiği, bu haliyle, davacının işbu davada dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından, temyiz istemlerinin esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği yönünde verilen Dairemiz bozma kararına katılmıyorum.