Anahtar kelimeler: Gizleme Açılmaksızın Süreç Cezasıyla Defter Görüşü Hukukî İstemlerinin Neticesinde Kayıt
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM
: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 53 maddeleri uyarınca 18 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 19.02.20 25... /11357 Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile "... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... Terlik Dericilik Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin temsilcisi olan sanık hakkında vergi incelemesi yapılması amacıyla 2013 hesap dönemi belgelerinin 08.03.2018 günlü tebligata rağmen incelemeye ibraz etmemesi suretiyle müsnet suçu işlediği iddiasıyla açılan kamu davası neticesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Ceza Dairesi tarafından sanık adına çıkarılan her iki tebligatın iade edildiği, tebligatlar arasında makul bir süre olması gerekirken iki günlük bir süre bulunduğundan tebliğin usulüne uygun olmadığı kabul edilerek atılı suçun unsurları oluşmadığından mahkumiyet kararının duruşma açılmadan kaldırılması suretiyle sanığın 5271 sayılı CMK'nin 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiş ise de, 2013 dönemi defter ve belgelerinin istendiğine ilişkin █████/2017 tarihli tebligatın iade olması nedeniyle 06.03.2018 tarihinde adresin kapalı olması nedeniyle tebliğ yapılamadığı, 08.03.2018 tarihinde ise ...'a tebliğ edildiği anlaşıldığından mahkemenin 2 günlük süre olduğuna dair kabulünün 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 99 vd maddelerine göre suçun unsurlarına etkisinin bulunmadığı, ancak sanığın, incelemeye esas belgeleri ibraz etmesi için kendisine herhangi bir tebligat gelmediğini, tebligatı almış görünen ...'ın ikamet ettiği binanın kapıcısı olduğunu, ancak kendisine bilgi vermediğini savunması, ...'ın beyanının alınmadığının anlaşılması karşısında, duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin olaya ilişkin kabulünde delillerin yeniden takdiri suretiyle yeni bir hüküm kurularak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a. maddesi gereği beraat kararı verilmesinin, aynı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususlarla ilgili değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g maddesine göre duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile beraat kararı verilmesi,
2.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, " gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan inceleme sonucunda " sanık adına gönderilen her iki tebligatın iade edildiği, ikinci tebligatın iade edilmesi sonrası düzenlenen tebligat pusulasında tebligatın hangi idareden alınabileceğine yönelik bir şerhin bulunmadığı, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle sanığın beraatına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; dosya kapsamı incelendiğinde üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğu düşünülen sanık hakkında verilen beraat kararının hukuka aykırı olması sebebiyle bir kez de yüksek mahkemenizce incelenmesi gerektiği düşünüldüğüne ve bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine yapılan incelemede; iddia, vergi suçu raporu, vergi inceleme raporu, sanık savunması, sanığın aşamalardaki savunmaları, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.02.20 25... /11357 Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık adına gönderilen her iki tebligatın iade edildiği, ikinci tebligatın iade edilmesi sonrası düzenlenen tebligat pusulasında tebligatın hangi idareden alınabileceğine yönelik bir şerhin bulunmadığı, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1.Dosya içerisinde aslı yer alan tebliğ mazbatası üzerinde, 213 sayılı Kanun'un 102/5 ve 485 sıra numaralı genel tebliğin 3.2. numaralı bendinde belirtilen meşruhatın bulunmadığı, bu haliyle tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı; sanığın aşamalardaki savunmalarında kendisine defter ve belge isteme yazısının gelmediğini beyan etmesi karşısında; usulüne uygun olarak yapılacak tebliğ işleminin, 213 sayılı Kanunun 359/a-2 maddesinde düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun yasal unsuru olduğu belirlenmekle, sanığın isnat edilen suça yönelik savunması alınmadan ve ikinci tebliğde "tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine" dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin ilgili idareden sorulmadan
, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi,
2. 2013 dönemi defter ve belgelerinin istendiğine ilişkin █████/2017 tarihli tebligatın iade olması nedeniyle 06.03.2018 tarihinde adresin kapalı olması nedeniyle tebliğ yapılamadığı, 08.03.2018 tarihinde ise ...'a tebliğ edildiği, tebligatı almış görünen ...'ın sanığın ikamet ettiği binanın kapıcısı olduğunu, ancak kendisine bilgi vermediğini savunması, ...'ın beyanının alınmadan ve bozma ilamının gereği yerine getirilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi,
3.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!