Anahtar kelimeler: Havuzlu Kümes Betonarme Çatalca Kargir Katlı Paydaş Duvarının Bahçe Depo
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların paydaş olduğu 1 69... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, taşınmazda yer alan havuzlu betonarme bina, konut olarak kullanılan tek katlı yapı, kümes olarak kullanılan yapı, depo olarak kullanılan kargir yapı ve bahçe duvarının davacı tarafından yapıldığını iddia ederek muhdesatın aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, taşınmazın gerçekte müvekkilinin eşine ait olduğunu, davacının müvekkilinin eşinin kız kardeşi ile evli olduğunu, davalının eşi kız kardeşlerinin maddi durumlarının iyi olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazda yer alan dairelerde oturmalarına izin verdiğini, davalının eşi dava konusu taşınmazı satmaya karar verince davacı ve diğer damatların karşı çıktığını, ortaklığın giderilmesi davası açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Mahkeme kararının gerekçesi incelendiğinde davaya konu vakaların tam olarak irdelenmediğinin görüleceğini,
2. Davacının imar mevzuatına aykırı yapı inşa ettiğinin Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile hakkında verilen mahkumiyet kararı ile sabit olduğunu,
3. Belediyenin imar işlem dosyasında yer alan yapı tatil tutanağında yapı sahibi olarak davacının göründüğünü,
4. Müvekkilinin imar barışına başvuru yaparak yapı kayıt belgesi aldığını,
5. Taşınmazdaki su ve elektrik aboneliklerinin davacı adına olduğunu, emlak vergilerinin müvekkili tarafından ödendiğini,
6. Davaya konu muhdesatların davacı tarafından yapıldığının dosyada mevcut deliller ile ispat edildiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1 hükmü). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (4721 sayılı Kanun'un 718. maddesi) 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (4721 sayılı Kanun'un 722, 724, 729. maddeleri), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
4. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106/2 hükmü) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davasının açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (6100 sayılı Kanun'un 114/1-(h) hükmü, 115. maddesi)
5. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
6. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince 20.02.2024 tarihinde bilirkişiler refakatiyle yapılan keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen 18.03.2024 günlü fen bilirkişisi raporunda "B" harfi ile gösterilen taş duvar temel katman üzerinde bulunan prefabrik yapının zarar görmeden sökülmesi ve taşınması mümkün olmadığından mütemmim cüz niteliğindedir. "B" harfi ile gösterilen yapının davacı tarafından meydana getirildiğinin tanık beyanları ve dosya kapsamındaki tüm delillerle ispatlandığı anlaşıldığından bu yapı bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
7. Bu itibarla; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, yukarıda (6) No.lu bentte açıklanan sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!