Anahtar kelimeler: Müdafi Süreç Cezasıyla Takvim Yıllarında Görüşü Hukukî Sahte İstemlerinin Belge

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Sahte belge düzenlemeHÜKÜM
: BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozmaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince, sanıklar hakkında 20 13... takvim yıllarında sahte belge kullanma suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 62... maddeleri uyarınca iki kez ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar ... ve ... müdafi ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca "sahte belge düzenleme suçundan" beraatlarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı CMK'nın 302/2 maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilinin temyiz istemi; beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik ve yeterince inceleme yapılmadığına, kararın bozulmasına ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİlk Derece Mahkemesince, suç tarihlerinde sanıkların sahibi ve yetkilisi oldukları ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 3...0 vergi kimlik numaralı mükellefi ... Turizm Nakliye San. Tic. Ltd. Şti.'nin vergi kayıt ve belgeleri üzerinde Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu vergi müfettişi tarafından yapılan inceleme neticesi düzenlenen █████/20 17... /-A-███████ sayılı vergi suçu raporunda şüphelilerin 2013-2014 yıllarında gerçek mal ve hizmet alımına dayanmayan sahte belge düzenlediklerinin tespit edilmesi üzerine sanıkların cezalandırılması istemi ile açılmış olan kamu davasında, sanık ... Söz konusu şirketten Noter kanalı ile 24 Temmuz 2013 tarihinde ayrılana kadar resmi müdürü olarak şirketle ilgili işlemleri kendisinin yaptığını, ancak iddia edildiği gibi gerçek mal ve hizmet alım ve satımına dayanmayan sahte belge düzenlemediğini, sanık ... Söz konusu şirketi ilk önce sanık ... ile birlikte kurduklarını ancak İbrahim' in daha sonra şirketten ayrılması üzerine onun yerine eşi olan diğer sanık ...' ı Müdür olarak atadığını, işlerle tam olarak ilgilenemediği için şirketi kendisinden tekrar devir almak isteyen sanık ...' in yanında getirdiği ... isimli şahsa şirketi devrettiğini ve o tarihten sonra şirketle ilgili herhangi bir işlemde bulunmadığını ve sanık ...' ta söz konusu şirketi eşi ... ile ...' ün birlikte kurduğunu, ancak daha sonra ...' ün ayrılmak istemesi üzerine eşi başka birini bulamadığı için kendisinin müdür olarak şirkete girdiğini, 2 -3 ay kadar sonra da şirketle ilgilenemediklerinden dolayı tekrar şirketi devralmak için gelen ...' ün yanında getirdiği şahsa söz konusu şirketi devir ettiklerini, bu nedenlerle üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini" savunmuş iseler de,Reesen seçilen uzman Bilirkişinin Mahkememize sunduğu 15.02.20 18... .06.2018 tarihli Raporlara göre; sanıkların suç tarnihlerinde yetkilisi oldukları iddia edilen ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olan ve toplam vadesi geçmiş 18.266,15 TL borcu bulunan ... TURİZM NAKLİYE SAN. TİC. LTD. ŞİRKETİNde işyerinin faaliyete geçmesinden itibaren yapılan yoklamalara göre, Ticari faaliyet yapılıyormuş izlenimi vermek amacıyla bazı demirbaşlar alınmış ise de, daha sonraki dönemlerde ticari faaliyetin idame ettirilmesi ve mükellefin beyanlarını sağlayacak yeterli araç, teçhizat ve donanımın bulunmadığının tespit edildiği,Söz konusu şirkette ... ile birlikte şirket ortağı olan ...' ün 12.11.2012 - 24.07.2013 tarihleri arasında "Münferiden Temsil ve İlzama Yetkili Şirket Müdürü" olarak tüm işlemlerden sorumlu olduğu ve bu dönem içerisinde;- toplam 389.682,56 TL satış ve yaklaşık aynı tutarda alış beyan ettiği, 1.130, 25 TL tutarında ödenecek KDV beyan ettikleri,- Söz konusu şirket adına verilen 2013 yılına ait KDV beyanındaki satış bedelleri toplamı 1.019.263,36 TL iken buna karşın müşteri konumundaki şirketlerin alışlarını beyan ettikleri Ba formundaki toplamın KDV hariç 4.892.081,00 TL olduğu, böylece sanıkların düzenledikleri bazı faturaları Beyana dahil etmedikleri,- Söz konusu şirket adına verilen 2013 yılına ait KDV beyanındaki alış bedelleri toplamı 951.269,38 TL iken buna karşın satıcı konumundaki şirketlerin satışlarını beyan ettikleri Bs formundaki toplamın KDV hariç 100.948,00TL olduğu, böylece sanıkların gerçekte olmayan bazı faturaları Beyana dahil ettiği veya satıcıların düzenledikleri bazı faturaları beyan etmedikleri,-...'ün Katma Değer Vergi beyanlarında toplam KDV hariç 389.682,56 TL satış beyan ettiği, bu satışların KDV hariç 259.500,00 TL lik kısmının Tarım Gıda A.Ş. ye yapıldığı ve bu satışların %66 sının muhteviyatı itibariyle yanıltıcı ve sahte belgeler olduğu,Ayrıca,- 2014 yılı Ocak-Mart aylarına ait Katma Değer Vergisi beyanlarında toplam 1.184.000,00 TL satış beyan etmiş, yaklaşık 5.231,50 TL civarında ödenecek KDV beyan etmiş ise de hiç ödeme yapılmadığı ve şirket █████/2014 tarihinde re'sen terk ettirildiği için 2014 hesap dönemine ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilmediğinin tespit edilmesi karşısında,Sanıklardan İbrahim' in 2013 yılına ait, Sanıklar ... ve ...' ın ise 2013 - 2014 yıllarına ait eylemleri nedeniyle cezalandırılmaları gerektiği kabulü ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; 2014 takvim yılı için sanıklar ... ve ... haklarındaki mahkumiyet hükümlerine karşı sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin istinaf başvuruları incelendiğinde; sanık ... ile sanık ...'ın █████/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan kararla hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, sanık ...'ın da müdürlüğünün son bulduğu, 2014 takvim yılında mükellef şirketin ortağı ve yetkilisi olmadıkları, bu nedenle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı halde bu takvim yılı için de cezalandırılmalarına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanıkların 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatlarına karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARAR1.Sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince 2014 takvim yılında sahte belge kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,2. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2018 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında, 213 sayılı VUK’nin 367. maddesine göre dava şartı olan mütalaa ve ekindeki vergi suçu raporuna uygun olarak “2013-2014 takvim yıllarında sahte belge düzenleme” suçundan kamu davası açıldığı, birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan “sahte belge düzenleme” ve “sahte belge kullanma” suçlarının birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden, “sahte belge kullanma” suçundan hüküm kurulması sonrası Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar hakkında "sahte belge düzenleme" suçuna yönelik hüküm kurulması,3.Sahte belge düzenleme suçunun failinin herkes olabileceği, bu suçun işlenebilmesi için şirket temsilcisi olmanın şart olmadığının anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından;a) Fatura asıllarının sanıklara gösterilerek üzerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, ait olmadığını söylemesi halinde belgeler üzerindeki imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu aldırılması,b) Söz konusu faturaları kullanan mükelleflerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağırılarak 5271 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra beyanlarına başvurulması, faturaları kimden, hangi ticari ilişki karşılığında aldıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanlış gerekçe ile hüküm kurulması,4.Suçun sübutu halinde ise; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.