Anahtar kelimeler: Müdafi Süreç Yağma Görüşü İstemlerinin Anadolu Edenlerin Neticesinde Edilebilir Esastan

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli yağmaHÜKÜMLER
: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararısanık ..., sanıklar ... ve ... müdafiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk dereceİstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d, 35, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ... açısından cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.B. İstinafİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 12.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a-c ve 303. maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık ...'ın Temyiz İstemiMahkemenin verdiği cezanın hukuka aykırı olduğuna, suçu kabul etmediğine, itiraz ettiğine, kararın bozularak, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemiKararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında gerekçe belirtilmediğine, her bir sanık bakımından ayrı değerlendirme yapılmadığından, kararın hukuka ve usule aykırı olduğuna, mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığına, sanığı tanımadığına, sanığın olayı ayırmak dışında herhangi dahlinin olmadığının video kayıtlarından net olarak anlaşıldığına, diğer sanık ...'nin bu hususu doğruladığına, kabul anlamına gelmemek ve atfı cürumda bulunmamak kaydıyla, diğer sanıkların mağdura tefecilik kapsamında borç para vermesi halinde dahi, sanık bu ilişkinin ne tefeci ne de para alan tarafında olmadığı için, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, suç işleme kastının bulunmadığına, mağdurun ve diğer sanıkların, sanığın beyanlarını doğruladığına, suça hiçbir şekilde iştirakının bulunmadığına, haksız ve hukuka aykırı kararın bozularak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemiBölge Adliye Mahkemesince değerlendirmenin eksik yapıldığına, karar gerekçesinin somut olarak açıklanmadığına, her bir sanık bakımından ayrı değerlendirme yapılmadığından kararın hukuka ve usule aykırı olduğuna, ilk derece mahkemesince olayın gerçekleşme şeklinin, soyut varsayımlarla hatalı değerlendirildiğine, tüm sanıkların aynı yöndeki samimi beyanları ile mağdurun mahkeme huzurundaki beyanının, taraflar arasında otel hissesine ilişkin bir ortaklık ilişkisi olduğunu ve bu kapsamda borç ilişkisi kurulduğunu gösterdiğine, olay günü tarafların bir araya gelme sebebinin de bu ortaklıkla ilgili görüşme amacı taşıdığına, görüşme sırasında müştekinin alkollü olması ve küfürler etmesi sebebiyle tartışmanın çıktığına, mağdurun bu hususu doğruladığına, mahkemenin tarafların arasındaki ilişkiyi tefecilik ilişkisi olarak hatalı değerlendirdiğine, bu hususta somut bir belge yada delil bulunmadığına, mağdurun şikayetten vazgeçerek beyanlarını değiştirdiğine, yağma suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suç niteliğinin belirlenmesinde hata yapıldığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, sanıkların cebri hırsızlık kastıyla hareket ettiklerine ilişkin dosyada somut hiçbir delil bulunmadığına, mahkemece somut bir delile dayanılmadan, yalnızca bir varsayım ile olayın yorumlanıp mahkumiyet kararı verilmesinin ceza hukuku ilkelerine ve hukuka aykırı olduğuna, mahkeme kararının gerekçesinin aksine mağdurun yaralanmasının hafif nitelikte olduğuna, kabul ve atfı cürüm anlamına gelmemek kaydıyla, 5237 sayılı Kanun'un 150/1 ve 86/2 maddelerinin uygulanması halinde de; mağdurun şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek hüküm kurulması gerektiğine, izah edilen ve resen gözetilecek sebeplerle, hukuka ve usule aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.Sanıklar ... ve ... Müdafinin Temyiz İstemiTüm sanıkların beyanlarında, mağdur ile konuşmak üzere otele gittiklerini ancak mağdurun küfretmesi üzerine çıkan tartışmada mağdurun yaralandığını beyan ettiklerine, mağdurun da şikayetinden vazgeçerek, sanıkların beyanlarını doğruladığına, olaya ve taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisine dair bilgi sahibi olan ... isimli şahsın beyanı alınmadan, eksik araştırma ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkeme kararının gerekçesinin aksine mağdurun yaralanmasının hafif nitelikte olduğuna, sanıkların tefecilik yaptığına ilişkin mağdurun beyanı dışında herhangi bir soruşturma bulunmadığına, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle, soyut varsayımlar dışında, sanıkların yağma kastıyla hareket ettiklerine yönelik, her türlü şüpheden uzak, kesin ve objektif delil bulunmadığından, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarının yasaya, usule, AİHS ve ceza yargılamasının genel ilkelerine aykırı olduğuna, kabule göre de, 5237 sayılı Kanunun 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, yeterli gerekçe gösterilmeden temel cezanın alt hadden uzaklaşılarak belirlenmesi ile teşebbüs hükümlerinin uygulanmasında yeterli gerekçe gösterilmeden en alt hadden indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun, sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.Ancak,Dosya kapsamına göre, mağdurun kolluk beyanında, ... Oteli'nin iki yıldır işletmecisi olduğunu; sanık ...'ten iki yıl önce %5 faizle 100 bin lira nakit para aldığını, ilk iki ayda faiz olarak 10 bin lira ödediğini iki ay sonra ise aldığı ana para yerine yaklaşık toplam değeri 300 bin lira olan iki araç verdiğini, şahısların zaman içinde borcunun 1 milyon lira olduğunu söyleyerek, kendisinden para talep etmeye başladıklarını; olay tarihinde, sanık ...'in, yanında ... ve ... ve tanımadığı iki kişiyle birlikte iş yerine geldiklerini, sanık ...'in kendisine "1 milyon liralık borcuna karşılık senet imzalayacaksın veya bana otelden %20 hisse vereceksin" dediğini, kendisinin borcunu ödediğini, verdiği arabaların pert ettiklerini, borcu bulunmadığını söylemesi üzerine de, beş kişinin birden kendisinin, kafasını yumruklar vurmak suretiyle darp etmeye başladıklarını, bayıltana kadar dövdüklerini, sonrasında ne olduğunu hatırlamadığını, ayıldığında sanıkların gittiklerini fark ettiğini, öncesinde de sanıkların kendisini tehdit etmesi nedeniyle telefon numarasını değiştirmek zorunda kaldığını ve Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu; faiz karşılığında aldığı paralar mukabilinde de toplam değerleri çok daha fazla olan araçlarını vererek borcunu kapattığını, sanık ... ve yanındaki şahısların, istedikleri 1 milyon lirayı vermemesi durumunda bir hafta içinde kendisini öldüreceklerini söylediklerini, senetlerini, borcuna karşılık aldıklarını beyan ettiği, olaya ilişkin görüntü izleme tutanağı ve bu tutanağa ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunda sanıkların mağduru darp ettiğinin ve sanığın basit tıbbi müdahale giderilir şekilde yaralandığının tespit edildiği, mahkemece mağdurun alınan ilk beyanına itibar edilerek, sanıklar hakkında nitelikli yağmadan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu, ancak sanıkların beyanlarında, tefecilik iddiasını kabul etmedikleri gibi, mağdurun teklifi üzerine, otel işinde ortak olduklarını, buna karşılık para verdiklerini, ancak resmi işlem yapmadıklarını, otelin resmi sahibi olan ...'ın bu hususta bilgi sahibi olduğunu, aralarındaki alacak verecek meselesini konuşmak üzere, mağdurla konuşmak için gittiklerinde, mağdurun küfretmesi üzerine, arbede yaşandığını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, mahkemece, taraflar arasında alacak verecek meselesi bulunup bulunmadığına ilişkin gerekli araştırma yapılarak ve bilgi sahibi olduğu iddia edilen ...'ın beyanının alınarak, olayın çıkış nedeni ve gelişmesinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılarak karar verilmesi gerektiği halde, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,24.12.2025 tarihinde karar verildi.