Anahtar kelimeler: Kodlu Uzaktan Tedariki Tesisat Ürünü Akdedildiğini Enerjisi Aboneliğe Taahhütlü Anadolu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı şirkete ait ... tesisat nolu ve 1021606519 sözleşme hesap nolu elektrik aboneliğe ilişkin olarak, █████/2022 tarihinde telesatış (uzaktan satış) yöntemiyle bir Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca █████/2023 -█████/2023 döneminde 11 ay taahhütlü özel bir elektrik enerjisi ürünü (LRTV4F kodlu) enerji tedariki yapılmasının kararlaştırıldığını, davalı firmanın sözleşme gereği üstlendiği taahhüdü yerine getirmediği, 2023 yılı ocak ayı içinde davalının davacı şirketi arayarak halen başka bir tedarikçi (...) ile sözleşmesi olduğunu, o tedarikçiden cezai şart ile karşılaşacağını belirterek ön ödeme (güvence bedeli) olarak ödediği bedelin iadesini istediği ve sözleşmenin iptalini talep ettiğinin belirtildiği, davacının, davalının bu talebinin sözleşmeye aykırı ve erken fesih mahiyetinde olduğunu, bu nedenle sözleşme uyarınca taahhüt çıkış bedeli (TÇB) adı altında bir cezai bedel uygulanmasının öngörüldüğünü, nitekim davacının, davalının sözleşmeyi taahhüt süresi dolmadan fiilen sonlandırması üzerine hesaplanan cezai bedelinin davalıya fatura ettiğini, ancak davalının bu bedeli ödemediğini, davalı bu bedeli ödemediğinden alacağın tahsili için ███████████ MTS numaralı dosya ile Merkezi Takip Sistemi üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının bu takibe itiraz etmesiyle dosyanın işbu mahkemeye konu edildiğini, davalının itirazının haksız olduğunu sözleşme ve mevzuat gereği hak kazandıkları taahhüt çıkış bedelinin ödenmesi gerektiğini, bu nedenle itirazın iptalini, takibin devamını ve inkar tazminatı uygulanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini, söz konusu erken fesih durumunun mücbir sebep dolayısıyla ortaya çıktığı, █████/2022 tarihli sözleşme telefon aracılığıyla onaylanmış ve davacıdan elektrik enerjisi alımının fiilen █████/2023 tarihinde başladığı, ancak █████/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem felaketleri nedeniyle, davalının faaliyet gösterdiği bölgede elektrik enerjisi tüketimi ve hizmet alımı kendi iradesi dışındaki imkanlıklar nedeniyle son bulduğu, yani davalı şirketin, ... 'dan en fazla 6 gün süreyle elektrik hizmeti alabildiği, bu süreçte sözleşme gereği davalı tarafından davacı şirkete 594.000,00 TL tutarında ödeme (güvence bedeli) yapıldığını, sözleşmenin feshinin mücbir sebeplerle gerçekleştiği ve bu durumun Türk Hukuku çerçevesinde geçerli bir haklı fesih sebebi olduğu, depremin taraflarca öngörülemez ve kontrol edilemez olağanüstü bir olay olduğu bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirilmesinin imkansız hale geldiği, mücbir sebep hali nedeniyle taahhüt süresi dolmadan sözleşme ilişkisinin sona ermesi, sözleşmeye aykırılıktan ziyade zorunlu ve haklı bir fesih niteliğinde olduğu, bu sebeple cayma/taahhüt çıkış cezası uygulanması hukuken yerinde olmadığı, ayrıca icra takibine itiraz ederken yetki itirazında bulunduğunu (sözleşmedeki İstanbul mahkemeleri yetki kaydına rağmen), davanın yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini ve talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın fatura ettiği 206.971,98 TL’lik bedelin hukuka aykırı olduğunu, deprem gibi mücbir bir sebep neticesinde elektrik tüketiminin sonlandığını ve davacının uğradığı bir zarar yokken cezai şart talep edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme,davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile;
"Davanın reddine" karar vermiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekesinde; eksik ve hatalı inceleme ile hüküm kurulduğunu,davalının sözleşmeyi depremden önce ve tek taraflı olarak feshettiğini, fesih gibi bozucu yenilik doğuran hakların kullanımı, kural olarak tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşir ve muhataba ulaştığı anda hukuki sonuç doğurduğunu,müvekkili şirket tarafından davalı tarafa yansıtılan Taahhüt Çıkış Bedeli, yürürlükteki enerji piyasası mevzuatına ve taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine uygun şekilde belirlendiği,davalı taraf, sözleşme ile üstlendiği 11 aylık taahhüt süresini, herhangi bir haklı ve hukuken geçerli gerekçe sunmaksızın tamamlamadan sözleşmeden ayrılmış olup, bu hususun bizzat davalının fesih beyanı ile sabit olduğunu,bu fesih, hukuki nitelik itibarıyla haksız fesih teşkil etmekte olup, sözleşmenin 12.6.1. maddesi uyarınca cezai şartın devreye girmesinin hukuken geçerli olduğunu, sözleşmesel taahhüdünü yerine getirmeyen davalının, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal ettiği ve bu ihlal neticesinde cezai şart borcunun doğduğunu,davalı tarafın, sözleşmeyi taahhüt süresi dolmadan ve haklı bir sebebe dayanmaksızın feshetmesi nedeniyle doğan Taahhüt Çıkış Bedeli; yalnızca sözleşme hükümlerine değil, aynı zamanda Türk Borçlar Hukuku’nun temel ilkeleri olan ahde vefa, sözleşmeye bağlılık ve dürüstlük kuralı ile de tamamen uyumlu olduğunu, mahkemenin bu bedeli bertaraf eden yaklaşımı, sözleşme serbestisi ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığını,fesih iradesi sonrası elektrik piyasası mevzuatı gereği devam eden teknik sürecin sözleşmenin ayakta olduğu şeklinde yorumlanması ve portföy çıkış süreci dikkate alınmadan feshe konu sözleşmenin mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mevzuat hükümleri uyarınca; davalı şirket tarafından 24.01.2023 tarihinde bildirilen çıkış/fesih iradesi uyarınca elektrik kesme ve portföyden çıkarım işlemlerinin Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında teknik ve idari olarak aynı ay içerisinde yapılmasının mümkün olmadığı, portföy çıkışının ancak 01.03.2023 tarihi itibarıyla fiilen gerçekleştirilebildiği ve müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen hususların mevzuta uygun olarak gerçekleştirildiğini,somut olayda davalı tarafın sözleşmeyi feshetme gerekçesi, mücbir sebep veya öngörülemez bir imkânsızlık olmayıp, kendi beyanlarından da açıkça anlaşıldığı üzere, başka bir tedarikçiyle mevcut sözleşmesi bulunması ve bu sözleşmeden doğacak cezai şartla karşılaşmak istememesi olduğu,ayrıca mücbir sebep araştırmasının da eksik yapıldığı,taahhüt çıkış belgesi hesabının da sözleşmede belirtildiği gibi hesaplandığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde,davacının istinaf talebinin reddini istemiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava,taahhüt çıkış bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Alınan bilirkişi raporunda özetle;" Davalı şirket ile davacı tedarikçi arasında 01.02.2023- 31.12.2023 dönemini kapsayan 11 ay süreli taahhütlü elektrik enerjisi satış sözleşmesi yapıldığı, davalı şirket tarafından 24.01.2023 tarihinde, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden önce, fesih iradesinin açıkça davacı şirkete iletildiği, davacının, fesih talebine cevaben sözleşmenin 01.03.2023 tarihinde sona ereceğini belirttiği, sözleşme başlangıç tarihinde enerji tedariğine başlandığı ve davalı tarafından enerji kullanımı gerçekleştiği, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem, tarafların sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmelerini imkânsız kılan ve sözleşmede belirtilen "kusursuz imkânsızlık (mücbir sebep)" durumunu oluşturduğu, bu tarihten itibaren enerji tüketiminin gerçekleşmediği ve tarafların yükümlülüklerinin fiilen askıya alındığı, Temmuz 2023'te davalı şirketin yeni fiyat teklifleri talep ettiği ancak bu sürecin yeni bir sözleşme veya enerji tedariğiyle sonuçlanmadığı, bu durumun, taraflar arasında mevcut sözleşmenin yeniden aktif hale gelmediğini ortaya koyduğu, davacı, sözleşmenin taahhüt süresi tamamlanmadan sona erdirildiği gerekçesiyle sözleşmeye dayanarak 08.10.2023 tarihinde 206.971,98 TL tutarında "taahhüt çıkış bedeli" fatura ettiği, düzenlenen fatura tutarı, sözleşmede belirlenen "en yüksek faturanın iki katı" yöntemine uygun olduğu, Elektrik piyasası mevzuatı ve sözleşme hükümleri, yüksek tüketimli serbest tüketicilerle yapılan ikili anlaşmalarda cezai şart (taahhüt çıkış bedeli) belirlenmesine izin verdiği, ancak davalının sözleşmenin başlangıcında fesih iradesini bildirmiş olması, kısa süreli enerji kullanımı ve hemen ardından mücbir sebebin ortaya çıkması, sözleşmenin hukuken devam edip etmediği ya da askıda kalıp kalmadığı hususunda mahkemenin değerlendirmesini gerekli kıldığı, sözleşmenin feshedilip edilmediği, feshedildiyse haklı veya haksız olduğu, bu kapsamda davacının talep ettiği taahhüt çıkış bedelinin hukuken talep edilip edilemeyeceği hususlarının mahkemeye ait olduğu " belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere arasında 01.02.2023- 31.12.2023 dönemini kapsayan 11 ay süreli taahhütlü elektrik enerjisi satış sözleşmesi yapıldığı, davalı şirket tarafından 24.01.2023 tarihinde, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden önce, fesih iradesi açıkça davacı şirkete iletildiği, davacı, fesih talebine cevaben sözleşmenin 01.03.2023 tarihinde sona ereceğini belirttiği, sözleşme başlangıç tarihinde enerji tedariğine başlandığı ve davalı tarafından enerji kullanımı gerçekleştiği, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem, tarafların sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmelerini imkânsız kılan ve sözleşmede belirtilen "kusursuz imkânsızlık (mücbir sebep)" durumunu oluşturduğu, bu tarihten itibaren enerji tüketimi gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Davacının sözleşmenin █████.2023 tarihinde sone ereceğini bildirdiği,bu esnada █████/2023 tarihinde büyük deprem meydana geldiği,bu depremin oluşturduğu sonuçların 11 şehri derinden etkileyen yıkıcı bir deprem olarak mücbir sebep kabul edilmesi gerektiği değerlendirilerek,işbu davada sözleşmenin süresinden önce feshedildiği ileri sürülerek taahhüt çıkış belgesi bedeli talep edilemeyeceğinden,davanın ispatlanamadığı kabul edilmelidir.
Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!