Anahtar kelimeler: Arabaların İlinin Odasına Ahşap Taşıtlarının Kara Unvan Binalarin Konkordato Gazetesiyle

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekilinin dava dilekçesi ile; ... ŞİRKETİ , ... LTD ŞTİ olarak ... Tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil gazetesiyle ile ...’da kurulduğunu, firmanın...tarih ve ... sayılı Ticaret sicil gazetesinde de görüleceği üzere Unvan değişikliğine giderek ...ŞİRKETİ olarak faaliyetine devam ettiğini, firmanın ... Ticaret Odasına kayıtlıdır. Firmanın ayrıca ... ilinin ... ilçesinde şubesi mevcut olduğunu, ...ŞİRKETİ, 14.01.2020 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur. Firma ... Ticaret Odasına kayıtlı olduğunu, şirketin ana faaliyet konusu Motorlu hafif kara taşıtlarının ve arabaların sürücüsüz olarak kiralanması ve İkamet Amaçli Binalarin İnşaati (Ahşap Binalarin İnşaati Hariç) işleri olduğunu, müvekkili ...; ... İç Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... Şirket’lerinin %100 pay sahibi ve ortağı olduğunu, müvekkili şirketlerin borçlarına da aynı zamanda müteselsil kefil olduğunu, konkordato talep eden ... iflasa tabi bir kişi olmadığını, ...’ın herhangi bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işletme durumu bulunmadığını, ticaret sicilinde tacir olarak bir kaydı bulunmadığını, ülkede seyreden güncel ekonomik tabloda bankaların yüksek faiz uygulaması ve takip baskısı tüketicinin krediye ulaşmasını son derece güçleştirmiş ve tüketiciyi ihtiyacı olan finansman kaynaklarından mahrum kaldığını, bankaların yüksek faiz uygulaması ve katı kredi politikaları tüketicilerin finansman maliyetini büyük ölçüde arttırdığını, bu sebeple emlak piyasasında tüketicilerin konut alımına ilişkin talepte büyük düşüş gerçekleşmiş olduğunu, talebin azalması emlak piyasasını olumsuz etkilemiş gayrimenkul satışları azaldığını, izah edildiği üzere gayrimenkul alım satımı ve ikamet amaçlı binaların inşaatı alanında faaliyet gösteren borçlu şirketler, mevcut olumsuz durum sebebiyle sahibi oldukları taşınmazları rayiç bedellerinden satma fırsatı bulamamış, beklenen kar oranlarını yakalayamadığını, bir başka deyişle borçlu şirketler emlak piyasasındaki güncel olumsuz şartlardan muzdarip olup içinde bulunduğu mali krize sürüklendiğini, yalnızca emlak sektöründe değil araç alım sektöründe de bankaların yüksek faiz- katı kredi verme politikası, Kamu Kurum ve Kuruluşları tarafından yapılan yasal düzenlemeler, sektördeki ekonomik dalgalanmalar, artan rekabet ve finansal zorluklar sebebiyle durgunluk mevcut oldğunu, ana iştigal konularından biri araç kiralama olan borçlu şirketler söz konusu durgunluktan ekonomik anlamda negatif etkilendiğini, müvekkili şirketlerin ve şirket ortağının ticari faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288, 294 ve 295. maddeleri ve devamı gereğince; öncelikle İcra ve İflas Kanunu’nun 287. Maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK.’nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına, İİK.’nun 206/1 sırasındaki haklar hariç olmak üzere, tedbir tarihinden itibaren, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre (vergi ve her türlü harç, ceza ile SGK alacakları prim, idari para cezaları dahil) yapılan takipler de dahil olmak üzere; hangi nedene dayanırsa dayansın müvekkiller aleyhine hiçbir takip yapılamayacağından yeni takip yapılmasının yasaklanmasına, yapılmış takiplerin iptaline, Evvelce başlayan takiplerin -ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz, e-haciz kararları dâhil durdurulmasına, davacılar hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulmasına, rehinli menkullerin muhafazasının önlenmesine,davacıların teminatlı taşınmazlarının paraya çevrilmesinin talep edilmesi halinde İİK. 150/b.Maddesi kapsamında kira bedellerinin icra kasasına ödenmeyip, davacı şirkete ödenmesine, davacılara ait muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı şirkete iadesine, davacıların leasingli mallarının elinden alınmasını ve üzerine haciz, ihtiyati haciz ve muhafazatedbirleri uygulanmasını engelleyecek nitelikte koruyucu tedbir kararı verilmesine, davacıların geçici mühlet talebinden önce keşide ettiği çeklerin, geçici mühlet kararının ilanından sonra 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. Maddesi gereğince, üzerinde yazılı bulunandüzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında “Karşılıksızdır” şerhiyazılmasının ihtiyati tedbiren önlenmesine, ibraz edilen ve karşılığı bulunmayan çeklere“konkordato tedbiri” şerhinin yazılmasına, davacıların bankalarda mevcut hesaplarındaki paraların- konkordato sürecinde hesaplaragelecek paralar da dahil olmak üzere- üzerine herhangi bir haciz, e-haciz, ihtiyati haciz vebloke konulmasının yasaklanmasına ve bankalarca tek taraflı olarak bu hesaplara blokaj,takas, mahsup, rehin haklarının uygulanmasının yasaklanmasına,davacı adına açılacak olan banka hesabına veya mevcut banka hesaplarının koruma altınaalınmasına, bu hesaplara gönderilecek hacizlerin geri çevrilmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, davacıların tüm kurumlar ve şirket nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz,muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine hacizkonulan hak ve alacaklar da dâhil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının davacı şirketeödenmesine, davacıların 3.şahıs konumunda oldukları takiplerde kendilerine yönelik 89/1haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, tensiben derhal ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve şirkete komiser tayinine, davacıların konkordato taleplerinin kabulü ile ihtiyati tedbirkararlarının aynen devamıyla yargılama sırasında kesin mühlet kararı verilmesi ile yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında konkordato talep eden davacılar vekilinin █████/2026 tarihli feragat dilekçesi ile davadan feragat etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
:
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307.maddesinde düzenlenen feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın (HMK md.309/2), hüküm kesinleşinceye kadar her zaman (HMK md.310) davacının tek taraflı irade beyanıyla dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilen (HMK md.307), kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran (HMK md.311) ve rücu edilemeyen usul işlemidir. Bu işlemin vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK md.74). Feragat ve kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır (Harçlar Kanunu 22/1).
Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır.
Dosya kapsamında davacılar vekilinin █████/2026 tarihli feragat dilekçesinde davadan feragat ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Konkordato komiser heyetinin █████/2026 tarihli raporunda "Adi konkordato talebinden feragatin esas itibarıyla borçlunun konkordatonun tasdikine yönelik talebinden ve bunun yanında konkordatonun mühlet kararı vasıtasıyla sağladığı geçici hukuki korumadan vazgeçme anlamına geldiği, Konkordato süreci genel olarak borçlunun talebi ile başladığından adi konkordato talebinden feragatin de doğal olarak borçlu tarafından gerçekleştirilebileceği, Adi konkordato talebinden feragatin, davadan feragatten farklı olarak, kendiliğinden, konkordato sürecini feragat nedeniyle sona erdirmeyi sağlamayacağı, Sayın Mahkeme'nin bu konuda kararının gerektiği, Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda konkordato talep edenlerin mühlet içerisinde heyetimizin talimatlarına uyulduğu, komiser heyetinin nezaret görevinin sınırları kapsamında alacaklıları zarara uğratıcı davranışlarına rastlanmadığı, Konkordato talep edenlerin rehinli alacaklılarla müzakerelerinin sürdüğü, Borca batıklık yönünden yapılan incelemenin ise aşağıda belirtildiği gibi olduğu, şirketin 31.03.2026 tarihli kaydi değerlere göre 261.797.088,17 TL Özvarlık tutarı ile borca batık olmadığı, 31.03.2026 tarihli rayiç değerlere göre de 111.537.696,93 TL Özvarlık tutarı ile BORCA BATIK OLMADIĞI, ... ŞİRKETİ Yönünden şirketin halihazırda çalışma kabiliyetini kaybetmediği, şirketin, taşıt, demirbaş ve stokları ile mevcut çalışma düzenini koruduğu, faaliyetine devam ettiği, şirketin 31.03.2026 tarihli kaydi değerlere göre 87.190.212,00-TL öz varlık tutarı ile borca batık olmadığı, 31.03.2026 tarihli rayiç değerlere göre 10.866.930,97-TL öz varlık tutarı ile borca batık olmadığı, ... Yönünden; borçlu ...'ın gerçek kişi olup, tacir vasfına haiz olmadığı, "şeklinde rapor sunmuşlardır.
Bu şekilde davacı şirketlerin borca batıklık durumunun olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bu suretle İİK m.292 hükmünde belirtilen şartların oluşup oluşmadığı dahi araştırılmıştır.
Alınan konkordato komiser heyeti rapor içeriğine, mevcut dosya kapsamına göre iflasa tabi davacı her iki şirket ve gerçek kişi yönünden konkordato talebinden feragat edilmiş ise de şirketlerin borca batık olmadığı, bu nedenle şirketler hakkında İİK m.292 hükmü çerçevesinde iflas kararı verilmesinin şartının oluşmadığı ortaya çıkmıştır.
Davacı gerçek kişinin ise iflasa tabi olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin vekaletnamesinde her üç davacı yönünden de feragat yetkisinin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın davacıların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri "konkordato" davası olması, davacılar vekilinin vekaletnamesinde feragat etmeye özel yetkisi bulunması, feragatin karşı tarafın yahut mahkemenin muvafakatine bağlı olmaması hususları nazara alınarak davacılar vekilinin kayıtsız ve şartsız feragati sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Anılan gerekçelerle konkordato talep eden davacıların kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran ve duruşma yapıldıktan sonra sunulan feragat beyanı sebebi ile davanın feragat nedeniyle reddine, yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 312. maddesi uyarınca davacı üzerinde bırakılmasına dair karar vermek gerekmiş ve hüküm aşağıdaki şekilde kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... no.sunda kayıtlı ...ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... TC kimlik numaralı ... yönünden, davadan feragat beyanı karşısında KONKORDATO TALEBİNİN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacılar ... no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...no.sunda kayıtlı ...ŞİRKETİ, ... TC kimlik numaralı ...hakkındaki kesin mühlet ve tedbir kararlarının █████/2026 günü saat 17:00 itibariyle kaldırılmış olduğuna,
3-Davacılar2-Davacılar ... no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..no.sunda kayıtlı ... ŞİRKETİ, ... TC kimlik numaralı ... yönünden atanan konkordato komiserlerinin görevine █████/2026 günü saat 17:00 itibariyle son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,
4-Davacılar hakkındaki konkordato talebinin feragat nedeniyle ret olunduğunun, mühlet kararlarının kaldırıldığının ve konkordato komiserinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirilmesine,
5-İflas şartları oluşmadığından davacılar hakkında iflas kararı verilmesine yer olmadığına,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından feragat nedeniyle 2/3 oranında alınması gereken 488,00-TL harçtan davacıların peşin olarak yatırdığı 615,40- TL harçtan mahsubu ile bakiye 127,40-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta yasal süre içinde ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!