Anahtar kelimeler: Sınavsız Hakemliği Tahkime Aleyhlerine İsminin Onuncu Listesine Süreci Maliye Kısımlarının
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         ███████ E.  ,  ███████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: ███████
Karar No
: ███████
TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVACI) : ...
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI)
: ... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacının isminin sınavsız olarak sigorta hakemliği listesine kaydedilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile █████/2019 tarih ve 30749 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 5. maddesi ile asıl Yönetmelik'e eklenen 13/A ve 13/B maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası, 2. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendi ve 30. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,
Yönetmelik'in 13/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bakanlık, gerek görülen hâllerde sigorta hakemleri için sınav mecburiyetini kaldırabilir." cümlesi yönünden;
Dava konusu Yönetmelik'in 13/A maddesinin 1. fıkrasının "Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak sınavda başarılı olanlar sigorta hakemliği için Komisyona başvurabilir. Sınav, itiraz hakem heyetinde yer almak isteyenler ile diğer hakem adayları için ayrı ayrı yapılır. Bakanlık, gerek görülen hâllerde sigorta hakemleri için sınav mecburiyetini kaldırabilir." şeklinde olduğu,
Her ne kadar dava konusu cümle, █████/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliğinin 7. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ise de, anılan düzenlemenin yargı kararının uygulanması mahiyetinde olduğu ve bu haliyle davanın bu kısmının konusuz kalmasına neden olmadığı kanaatine varıldığından, işin esasının incelenmesine geçildiği,
Dava konusu Yönetmelik'in dayanağı olan 5684 sayılı Kanun'un "Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinin 8. fıkrasında, sigorta hakemlerinin; mali güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması gerektiği hükmüne yer verildiği,
█████/2012 tarih ve 6327 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile anılan fıkraya "Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir.'' hükmünün eklendiği,
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı haline gelmiş hukuk devleti tanımına göre hukuk devletinin, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olduğu,
Hukuk devletinin unsurları, doktrin ve yargı kararlarıyla belirlenmiş olup, bunlardan konuyla ilgili iki tanesinin "hukuki güvenlik" ve "belirlilik" ilkeleri olduğu,
Bireyin devlete güven duymasının, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabileceği, Anayasa'da öngörülen temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için devletin, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlü olduğu, başka bir ifadeyle, hukuk devletinin ön koşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin yasalar karşısında güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı, bu bakımdan hukuki güvenlik ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı,
Belirlilik ilkesinin ise, hukuki güvenlikle bağlantılı olduğu, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması; bireyin hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmesi anlamına geldiği,
Diğer bir anlatımla, hukuk devletinde kişilerin, kendilerine uygulanacak hukuk kurallarının neler olduğunu önceden bilme ve davranışlarını ona göre ayarlayabilme imkanına sahip olması gerektiği, kişilerin, haklarını kullanırken belli kısıtlamalara tabi olacağını önceden bilmesi ve bu kısıtlamaların da somut, objektif ve öngörülebilir nitelikte ve netlikte olması gerektiği,
Yukarıda belirtilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; dava konusu düzenleme tarihi itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığının (mülga Hazine Müsteşarlığının), sigorta hakemliğine ilk kabul esnasında aranacak deneyimi ve bu deneyime esas teşkil eden bilgiyi tespite ilişkin ölçütleri belirleme konusunda yetkili olduğu; bu yetkinin, bilgiyi tespit araçlarından biri olan sınav koşulu getirme veya getirmeme ya da kriterleri ve çerçevesi belirlenmek kaydıyla sınavdan muaf olacak kişileri tespit etme konusundaki takdir yetkisini de içerdiği; ayrıca adı geçen Bakanlığın (mülga Müsteşarlığın), Sigorta Tahkim Komisyonunun görevleri, sigorta hakemlerinin çalışma usul ve esasları ile sigorta hakemliği listesine yönelik konularda yönetmelikle düzenleme yapma yetkisini haiz olduğunun anlaşıldığı,
Bu bağlamda, Bakanlıkça sigorta hakemliği sınavından muafiyet öngörülebileceğine ilişkin kural getiren dava konusu düzenlemenin de 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 8. ve 21. fıkraları ile Bakanlığa tanınan yetki kapsamında kaldığı noktasında bir duraksamanın bulunmadığı,
Bununla birlikte, dava konusu düzenlemede "gerek görülen hâllerde" denilmek suretiyle belirsiz bir ifadeye yer verildiği ve düzenlemenin bir düzenleyici işlemde olması gereken "açık ve belirgin olma" niteliğini taşımadığı, "gerek görülen hâllerde" ibaresinden neyin anlaşılması gerektiği hususunun müphem kaldığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin hukuk devletinin bir unsuru olan hukuki güvenlik (belirlilik) ilkesine aykırılık teşkil ettiğinin görüldüğü,
Bu durumda, belirsiz bir ifade içerdiği anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Yönetmelik'in 13/A maddesinin diğer kısımları ile 13/B maddesi yönünden;
Dava konusu düzenlemelerde; █████/2019 tarih ve 30802 sayılı, █████/2021 tarih ve 31564 sayılı, █████/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'ler ile değişiklik yapılmış ise de, uyuşmazlıkta, davacı tarafından, sigorta hakemliği yapabilmek için kendisi yönünden sınav koşulunun aranmaması gerektiği, davalı idarenin sınav şartı getiremeyeceği ve sınav yapılıp yapılmayacağına ilişkin takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ileri sürülmekte ve bu nedenle dava konusu Yönetmelik değişikliği ile getirilen hükümlerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla anılan düzenlemelerin iptali isteminde bulunulmakta olduğu görüldüğünden, söz konusu düzenlemelerin hukuki denetiminin, davacının iddiası ile sınırlı olarak salt sınav koşulunun üst hukuk normlarına uygunluğu yönünden yapıldığı,
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Güvence Hesabından faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı ve Komisyonun, bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ile Müsteşarlıkça belirlenecek bir akademisyen hukukçu temsilcinin katılımı ile teşekkül edeceğinin belirtildiği; 3. fıkrasında, Komisyonun görevlerinin sayıldığı; 7. fıkrasında, uyuşmazlıkların hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözüleceği düzenlemesine yer verildiği; 8. fıkrasında ise, sigorta hakemlerinin; malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması gerektiğinin belirtildiği ve █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6327 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile de bu fıkraya "Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir.'' hükmünün eklendiği,
Söz konusu "Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir." hükmünün Anayasa'nın 2., 36. ve 123. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmuş olup, Anayasa Mahkemesinin █████/2015 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla, "Kanun'un gerekçesinde konuyla ilgili olarak, sigorta ettirenler veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasındaki uyuşmazlıkların adli yargı mekanizmalarıyla çözümlendiği ancak, sigortacılık alanında ihtisas mahkemelerinin olmaması, yargı sürecinin uzun zaman alması ve masraflı olması nedeniyle, sigortalıların bazı uyuşmazlıklarda riski üstlenen tarafların haksız da olsa önerdikleri tazminatı kabul etmek durumunda kaldıkları, bu durumun da sigortalıları mağdur ettiği ve sigortacılık sektörüne duyulan güveni sarstığı, getirilen tahkim sistemi ile sigorta sözleşmesinden doğan tüm uyuşmazlıkların çözümünün amaçlandığı, tahkim sisteminin işleyişe kavuşması ve uygulama alanı bulabilmesi için de sigortalıların sistemin tarafsızlığına olan güveninin sağlanması gerektiği, bu amaçla sigorta hakemliği müessesesinin tasarlandığının ifade edildiği; öte yandan, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Hazine Müsteşarlığının, maddede belirtilen diğer görevler yanında, sigorta sektörüne ilişkin faaliyetleri düzenlemek, uygulamak, uygulamanın izlenmesi ve geliştirilmesine ilişkin esasları tespit etmek amacıyla kurulduğunun hüküm altına alındığı, bu bağlamda itiraz konusu kuralla, Hazine Müsteşarlığı'na sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların sigorta hukukunda veya sigortacılıkta belirli bir bilgi birikimi ve deneyime sahip kişiler tarafından çözülmesini sağlamak amacıyla verilen yetkinin, işin özelliğinden kaynaklanan, uzmanlık gerektiren, teknik konuları içeren, objektif bir düzenleme yetkisi olduğu; Kanun koyucunun, sigorta hakemlerinin; malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıllık deneyimi olması gerektiğini belirterek, bu kişilerde bulunması gereken niteliklerle ilgili asli düzenlemeyi yaptığı ve bu şekilde Hazine Müsteşarlığına verilen yetkinin çerçevesini belirlediği, buna göre, itiraz konusu kuralla sigorta hakemi olabilmek için sigorta hukukunda veya sigortacılıkta sahip olunması gereken deneyimin ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütlerin belirlenmesi yetkisinin sigorta sektörünü düzenlemekle görevli kılınan Hazine Müsteşarlığına verilmesinin, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasanın 7. maddesine aykırı olmadığı" gerekçesiyle kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verildiği,
Görüldüğü üzere, kanun koyucunun, sigorta hakemlerinin, malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşımaları, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olmaları ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıllık deneyimlerinin bulunması gerektiğini hüküm altına alarak, bu kişilerde hakemliğe kabul esnasında bulunması gereken niteliklerle ilgili asli düzenlemeyi yaptığı, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların sigorta hukukunda veya sigortacılıkta belirli bir bilgi birikimi ve deneyime sahip kişiler tarafından çözülmesini sağlamak amacıyla da sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirleme konusunda Hazine Müsteşarlığına yetki verdiği,
Davalı idare tarafından, Kanun'la verilen bu yetkiye dayanılarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 13. maddesinde █████/2013 tarihinde yapılan değişiklik ile, sigorta hakemliği için sınav koşulunun getirildiği, █████/2016 ve █████/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişiklikleri ile de sigorta hakemlerinde aranacak deneyim şartının belirlenmesinde esas alınacak ölçütlerin belirlendiği,
Davacı tarafından, 5684 sayılı Kanun'un sigorta hakemi olmak için aradığı şartlara sahip olduğu, Kanun'da sınav şartı aranmadığı, Kanun'a aykırı olarak Yönetmelik ile sınav şartı getirilmesinin hukuka aykırı olduğunun iddia edildiği,
Bilindiği üzere sınavın, kişinin belirli bir konu hakkında edindiği bilgiyi ölçmek için kullanılan, kişinin yeterliliğinin değerlendirilebilmesi ve birden çok aday arasında seçim yapılabilmesi için tercih edilen objektif bir yöntem olduğu,
5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendi ile sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye Hazine Müsteşarlığının yetkili kılındığı ve bu hükmün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunun Anayasa Mahkemesince reddedildiği dikkate alındığında; davalı idarenin sigorta hakemlerinin seçiminde deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkili olduğu, bu bağlamda sözü edilen bilginin tespit ve değerlendirilmesinin objektif bir yöntem olan sınav ile yapılmasının öngörülmesinde ve bu hususta Yönetmelik ile düzenleme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden;
Davacı tarafından, █████/2020 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğüne yapılan başvuruda, isminin sınavsız olarak hayat dışı sigorta hakemliği listesine kaydedilmesi talebinde bulunulduğu, söz konusu başvurunun, sınavsız hakem alımı yapılmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem ile reddedildiğinin anlaşıldığı,
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından yapılan başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte olan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te sigorta hakemi olabilmek için yapılacak sınavda başarılı olma şartı arandığından, davacının sınava girmeksizin sigorta hakemi olarak listeye kaydedilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacı tarafından █████/1990-█████/2012 tarihleri arasında sigortacılık sektöründe fiilen çalışmış olması nedeniyle sınav koşulunu ilk defa düzenleyen ve █████/2013 tarih ve 28717 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliğinden önce kazanılmış hakkının bulunduğunun ileri sürüldüğü,
Anayasa Mahkemesinin █████/2017 tarih ve 30056 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2017 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında "Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından biri kanunların hukuk güvenliğini sağlaması, bu doğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Bu nedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamu düzeninin gereği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden biri olup, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış hakları etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukuk devleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez." hususlarına yer verildiği,
Uyuşmazlıkta, davacının, sınav koşulunu ilk defa düzenleyen ve █████/2013 tarih ve 28717 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliğinden önce sigorta hakemliği listesine kaydedilmediği ve fiilen sigorta hakemliği yapmadığı, dolayısıyla bu tarih itibarıyla kesinleşmiş kişisel bir hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kazanılmış hakkının bulunduğu yönündeki iddiasına itibar edilmediği gerekçeleriyle,
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 13/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bakanlık, gerek görülen hâllerde sigorta hakemleri için sınav mecburiyetini kaldırabilir." cümlesinin iptaline, Yönetmelik'in 13/A maddesinin diğer kısımları, 13/B maddesi ve bireysel işlem yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:
Davacı tarafından, 5684 sayılı Kanun'da sigorta hakemliği için sınav yapılacağına ve sınavda başarılı olanların listeye kaydedileceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle sınav şartının Yönetmelik ile getirilmesinin Kanun'a aykırı olduğu, 1990 ile 2012 yılları arasında 22 yıl sigortacılık deneyiminin bulunduğu, dolayısıyla, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen sigortacılıkta en az 10 yıl deneyimli olma şartını taşıdığı, sigorta hakemliği için getirilen sınav şartının ise kendisi bu deneyim şartını sağladıktan sonra 2013 yılında getirildiği, dolayısıyla sınav şartının kendisine uygulanmasının mümkün olmadığı, Dairece yapılan duruşmaya katılınmasına rağmen lehine duruşmasız vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Yönetmelik'in 13/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bakanlık, gerek görülen hâllerde sigorta hakemleri için sınav mecburiyetini kaldırabilir." cümlesinin yargılama devam ederken 2021 yılında yapılan Yönetmelik değişikliği ile yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, 5684 sayılı Kanun'da, kimlerin hangi koşullarda hakemlikte belirtilen deneyime sahip olacağını belirleme konusunda idarelerine yetki verildiği, bu yetki uyarınca tesis edilen söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde, iptale ilişkin kısım yönünden oyçokluğu, davanın reddine ilişkin kısım yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtilmiş, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3/c bendinde, dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddesinin 1/b bendinde ise bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca; bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, ... tarih ve ... sayılı işlemi ile █████/2019 tarih ve 30749 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 5. maddesi ile asıl Yönetmeliğe eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Bakanlık, gerek görülen hâllerde sigorta hakemleri için sınav mecburiyetini kaldırabilir." düzenlemesinin, sınavsız olarak isminin sigorta hakemliği listesine kaydedilmesini isteyen davacının lehine bir düzenleme olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu düzenleme ile davacı arasında 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ihlali ilişkisinden söz edilemeyeceğinden, davanın bu kısmının ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının Yönetmeliğin 13/A maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!