Anahtar kelimeler: Fsekten Refi Meni Haklara Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Layihalar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: FSEK'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin Ergoterapi alanında akademik çalışmalarını yürüttüğünü, "4-6 Yaş Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocukların Oyun Beceri ve Davranışlarının İncelenmesi" isimli yüksek lisans tezininin █████/2018 tarihinde Hacettepe Üniversitesi’nde 5 kişilik bir jüri tarafından uygun bulunarak 2018 yılı içerisinde YÖK resmî sitesinde yayınlanarak umuma arz edildiğini, ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki tezinin yaklaşık 20 sayfasının, alıntılama kurallarına riayet edilmeksizin aynen kopyalanarak █████/2019 tarihinde ve 978-605-258-295-4 ISBN numarası ile davalı ... Yayınevi ... A.Ş. tarafından basılan, davalılardan ... ve ...'in editörü olduğu "..." adlı kitapta, diğer davalılar ..., ..., ... ve ...'ın yazarı olduğu "..." adlı bölümde, kitabın 43. Sayfasından itibarın yayınlandığını, müvekkili tarafından █████/2020 tarihinde Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Hukuk Müşavirliği’ne başvurulduğunu, bu başvurunun █████/2020 tarihinde 97354392-622.01-E21424 sayılı dilekçe ile ...’ne yazılı olarak bildirildiğini, ... Rektörlüğü Bilimsel Araştırma ve Yayın Etik Kurulu tarafından █████/2020 tarihinde düzenlenen inceleme raporunda, davalıların basımın hatalı olduğunun, yanlış olduğunun fark edilmesi üzerine yayınevi ile iletişimi geçilerek █████/2019 tarihinde kitabın tekrar basıldığının savunulduğu belirtilerek varılan kanaatle birlikte ... ve YÖK tarafından müvekkiline bildirildiğini, kitabın eski basımlarının yayınevlerinden toplatılmadığını, █████/2020 tarihinde satın alınan kitapta tecavüz unsurlarının aynen devam ettiğini, davalıların eyleminin, müvekkilinin FSEK'in 22. maddesinde düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali anlamına geldiğini ileri sürerek, FSEK uyarınca mali ve manevi haklara tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile hükmün en az üç gazetede ilanına, 15.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine, FSEK 68/1. kapsamında eserin rayiç bedelinin 3 katına hükmedilmesine, miktar belli hale geldiğinde rayiç bedelin 3 katı tutarında olmak üzere şimdilik 1.000,00-TL’nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, müvekkillerinden üçünün (..., ..., ...) ... Spor Bilimleri Fakültesinde Profesör Doktor, birisinin (...) ... Spor Bilimleri Fakültesinde Doktor Öğretim Üyesi, ikisinin ise (..., ...) ... Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yapmakta olduğunu, dava konusu olan kitap bölümünün yer aldığı "..." isimli kitabın, yazarlar tarafından sehven gönderilen hatalı bölümünün basıldığı tarihin █████/2019; yazarlar tarafından yayınevine durumun bildirilip bölümün düzeltilmesi için yayınevine gönderilerek yayınevi tarafından düzeltilmiş olarak aynı ISBN numarası ile basıldığı tarihin ise █████/2019 olduğunu, hatanın 15 günde düzeltildiğini, hatanın farkına varılması sonucu düzeltme yoluna gidilerek mağduriyetin ortadan kaldırıldığını, umuma arz edilmesini kabul eden yazarın, akademik ve bilimsel kurallara uygun olarak atıfta bulunulmak suretiyle eserin kullanılmasına da izin vermiş olduğunu; davacının, umuma arz ettiği yüksek lisans tezinin de birçok yazarın alıntı eserlerinden meydana getirilen bir çalışma olduğunu, mali ve manevi hakların ihlal edilmediğini, yayınevinin, çok kısa bir süre içerisinde eserin hatalı versiyonunu toplatıp hatasız versiyonunun basımını sağlamak suretiyle meydana gelen hatayı giderdiğinden herhangi bir tecavüzün varlığından söz edilemeyeceğini, davanın açıldığı tarihte ve sonrasında mevcut bir tecavüz bulunmadığından, FSEK'in 66-68 maddeleri arasında düzenlenmiş olan tecavüzün ref'i talebinin reddedilmesinin gerektiğini, tecavüzün ref’i davası açılamamasının, talep edilen tazminat miktarı üzerinde çok önemli bir etkisinin olduğunu, FSEK 68/1. maddedeki tazminatın, ref’in bir sonucu olduğunu, bahsedilen özel tazminat türünün ancak tecavüzün ref'i durumunda talep edilebileceğini, 15 gün kadar kısa bir süre için ve hali hazırda umuma arz edilmiş bir esere ilişkin talep edilen tutarın fahiş olduğu ve manevi zararın ispatlanması gerektiğini, müvekkilleri tarafından 2020 akademik teşvik başvurularının, 2020 yılının Ocak Ayı içerisinde yapıldığını, ...’ın huzurdaki dava konusu ile ilgili daha önce ... Rektörlüğü’ne yaptığı başvuru neticesinde müvekkiller hakkındaki incelemenin başlatıldığı tarihin ise █████/2020 olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydı ile, hatalı basılan kitap sayısının 50 adet, bunun o tarih itibariyle piyasaya sunulan satış fiyatının 30,00-TL, kitabın içerisinde davacının tezinden yapıldığını iddia ettiği atıfların kitabın sadece 8 bölümünden birisi olan "..." bölümünde olması göz önüne alındığında, bir an davacının bütün iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi, davacının zararının 30x50=1500,00-TL, kitapta alıntı yapıldığı iddia edilen bölüm başına düşen değer 1.500TL/8=187,50-TL’yi geçmeyeceğini, bu bölüm çıkartılsa da eserin bütünlüğünün bozulmayacağını, bahse konu olayın "..." başlıklı kitap bölümünün, Prof. Dr. ...’in yüksek lisans öğrencisi tarafından kendisine gönderilen aynı başlıktaki bir ödevle karıştırılması neticesinde sehven kitap editörlerine gönderilmesi ve kendisine editörler tarafından gönderilen basılmamış ham metne sehven olur verilmesinden kaynaklandığını, kasıtlı olarak yapılmadığını ve davaya konu yayının herhangi bir şekilde akademik atama ve yükselme kriterlerinde kullanılmadığını savunarak, davanın reddine karra verilmesini istemiştir.
Davalı ... Yayınevi ... A.Ş. vekili, davacının davaya konu ettiği vakıalar üzerinde müvekkili yayınevinin hiçbir kusuru bulunmadığını, diğer davalılardan Prof. Dr. ...’in yapılan yanlışlığı yayınevine bildirmesi ile basılıp gönderilen nüshadaki yanlışlığın farkına varıldığını, 15 günlük bir zaman diliminde asıl basılması gereken bölümün tekrar basıldığını, müvekkilinin bütün eserleri satır satır inceleyip denetleme imkânı bulunmadığını, bu konuda bir yetkinliği ve akademik eğitiminin de olmadığını, eser içeriğindeki yanlışların düzeltilmesi için yeni bir ISBN alınması gerekmediğini, kısa bir süre içerisinde hatalı basılan toplam 50 kitabın toplatılması ve yerine hatasız halinin basılmasının herkesin menfaatine olduğunu, bu durumda davacının ileri sürdüğü gibi yeniden ISBN alınması prosedürünün işletilmesi halinde daha uzun süre boyunca eserdeki hatanın düzeltilemeyeceğini, kaldı ki bir an için davacının iddialarının doğru olduğu düşünülse dahi müvekkilinin yeni bir ISBN alması gerekirken almamasının ancak idari bir yaptırıma neden olabileceğini, hiçbir yayın evinden bu denli kapsamlı bir inceleme ve araştırma yapmasının beklenemeyeceğini, eserin içeriğine ilişkin bir yanlışlığın var olduğu ihtimalinde dahi bu konudaki sorumluluğun yayınevinde değil eser sahibinde olduğunu, kitabın yazarları ile müvekkili yayınevi arasında yapılan yayın sözleşmesinde de bu husustaki tüm sorumluluğun yazarlara ait olduğunun hüküm altına alındığını savunarak, müvekkili yayınevi açısından davanın husumet ve hukuki yarar yokluğundan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, editörler olan davalılar ... ve ...’ın FSEK’in 10/3. maddesinde yer alan "Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez." düzenlemesi gereği eser sahipliği sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği; diğer davalılar yönünden, dava konusu taraflara ait tez ve kitabın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2. maddesi bağlamında ayrı ayrı ilim ve edebiyat eseri olduğu, davaya konu yüksek lisans tezi üzerinde davacının isminin yer alması karşısında davacının eser sahibi olduğu; davaya konu "..." isimli kitabın 43 ilâ 73. sayfalarında yer alan "..." isimli bölümünde ise, davalılardan ..., ..., ... ve ... isimlerinin yer alması, kitabın ilgili bölümünün, diğer bölümlerden ayrılmasının mümkün olduğu; ancak ismi geçen kişilerin hangi kısmı yazdığının net olarak ayrılamadığı görülmekle, ilgili bölümün eser sahibinin ..., ..., ... ve ... olduğu; davaya konu tez ve kitap bölümü üzerindeki hakların davacı ve davalılar ..., ..., ... ve ... üzerinde olduğu, somut olay açısından davalı öğretim üyelerine ait olan "..." adlı kitapta bulunan "..." adlı bölümün davalı yayınevi tarafından hatalı bir şekilde basıldığı, bu durumun baskıyı müteakip hemen fark edildiği, hatalı basım nüshaların dağıtıma sunulmadığı, hemen toplatılarak imha edildiği, davacının talebi ile Bitlis Eren Üniversitesi Kütüphanesinden mahkemece getirtilen nüshasında hatanın giderilmiş olmasının bu hususu doğruladığı, bununla birlikte davacının (çeşitli kütüphanelerde dava konusu eserin ilk basımının yer aldığı iddiasıyla) bir şekilde elde ettiği bir nüsha ile gerçeği yansıtmadığı anlaşılan bazı iddialara dayanarak dava açtığı, taraflar arasında düzeltilmiş nüshaya ilişkin herhangi bir çekişmenin bulunmadığı, taraflar arasındaki bandrole ilişkin tartışmanın bu uyuşmazlığın konusu olmadığı, davacı tarafın alınan 500 bandrole göre basım yapıldığına dair iddiasına yönelik ek bilirkişi incelemesi yapılması talebinden vazgeçtiği, sonuç itibariyle davacının ihlal edilen herhangi bir hakkının bulunmadığının kabul edildiği; aksi yöndeki beyan ve bilirkişi görüşlerine itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın ... ve ... bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin yüksek lisans tezinin eser vasfını haiz olduğunun bilirkişi raporunda ortaya konulduğunu, davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından yazılan bölümde müvekkilinin yüksek lisans tezinin kopyalanmış olmasına rağmen müvekkilinin eser sahipliğinden bahsedilmediğini, ilgili bölümde tezin 20 sayfalık kısmının kopyalanmak suretiyle kullanıldığını, bu bölümde müvekkilinin tek başına eser sahibi olduğunu, raporda tecavüze ilişkin detaylı ve karşılaştırmalı inceleme yapıldığını, müvekkiline ait olan bilgiler çıkartıldığında ilgili bölümün bütünlük arz edemeyeceğinin ve iktibas serbestisinin şartlarının oluşmadığının bilirkişi raporunda ifade edildiğini; karar gerekçesindeki davacının bir şekilde elde ettiği nüsha ifadesinin ne anlama geldiğinin anlaşılamadığını, söz konusu kitabın yetkili satıcıdan bizzat satın alındığını; dava dilekçesinde bahsedilen hususun bandrol değil ISBN numaralı olduğunu, "14.08.2020 tarihinde müvekkil tarafından ISBN numarası hakkında bilgi almak için Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ISBN Türkiye Ajansı'na ('....gov.tr'' mail adresine) mail atıldığını, 17.08.2020 tarihinde kendisine ''Eser içeriğinde yanlışların düzeltilmesi yahut bölüm başlıklarındaki çok küçük değişiklikler dışındaki metin değişiklikleri farklı bir ISBN atanmasını gerektirir. ... ISBN, uluslararası standart kitap numarası olup, herhangi bir ISBN tüm dünyada tek bir eseri tanımlar. Dolayısıyla, farklılaştırılmış bu eser dünya literatüründe yok hükmündedir...'' şeklinde cevap verildiğini, haklarında husumet yokluğundan ret kararı verilen ... ve ...’ın da meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, zira editörlerin yayımlanan çalışmaların özgün olmasına dikkat etmekle yükümlü olduğunu, davalıların bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, FSEK 68/1. madde uyarınca tazminat takdiri için eylemin bilfiil devam etmesinin gerekmediğini, davalılarca gerçekleştirilen tecavüzün basım hatasına indirgenemeyecek düzeyde büyük olduğunu, yerel mahkeme kararında ''...davacı tarafın alınan 500 bandrole göre basım yapıldığına dair iddiasına yönelik ek bilirkişi incelemesi yapılması talebinden vazgeçtiği...'' denmişse de taraflarınca bilirkişi incelemesinden vazgeçilmediğini, eksiklikler tamamlanmadan düzenlenen raporun hiçbir anlam ifade etmeyeceğinden dosyanın bu şekilde bilirkişiye tevdiinin talep edildiğini, fakat mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, FSEK 68/1 kapsamında hesaplama yapılmak üzere öncelikle; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması ve bandrol talep formları ile matbaa yazısının dosyaya girişinin sağlanması, matbaadan dava konusu eserin basım adedinin sorulması ve eserin niteliksel özelliklerinin belirlenmesi, akabinde kitabın niceliksel incelemesinde esas alınmak üzere davalı yayınevine dava konusu kitabın basımına ilişkin diğer davalılar ile yayınevi arasında akdedilen sözleşmenin bir suretinin sunulması için kesin süre verilmesi gerekmekte iken bu hususların hiçbirinin dosyaya kazandırılmadığını, buna müteakip benzer nitelikte ve nicelikte bir eser bakımından yapılmış emsal sözleşmelerin araştırılması için Türkiye Yayıncılar Birliği'ne, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ile mahkemece uygun görülecek ve re'sen seçilecek, emsal araştırması yapılabilecek kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılması, Türkiye Yayıncılar Birliği'nden ve Türkiye Basım Yayın Meslek Birliğin'den dava konusu eser ile niteliksel ve niceliksel olarak benzer nitelikte olan emsal basım yayın sözleşme suretlerinin sunulmasının istenmesi gerekmekte iken yine bu hususların da dosyaya kazandırılmadığını; ancak bu sözleşmelerin sunulmasına müteakip varsayımsal sözleşme bedeli hakkında hesaplama yapılmak üzere dosyanın aynı bilirkişi heyetine ek rapor alınmak üzere tevdi edilmesi gerekmekte iken kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat ile ilan istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, dava, ... ve ... yönünden anılan davalıların eser sahipliğinin bulunmaması, diğer davalılar yönünden ise, hatalı basımın, baskıyı müteakip hemen fark edildiği, hatalı basım nüshaların dağıtıma sunulmadığı, hemen toplatılarak imha edildiği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davacıya ait yüksek lisans tezi ile dava konusu kitap bölümünün FSEK kapsamında ayrı ayrı "ilim ve edebiyat eseri" vasfını taşıdığı hususunda bir husumet bulunmamaktadır. Davacı tarafın iddiaları kapsamında, yüksek lisans tezinin bir kısmının "..." adlı kitabın 10.03.2019 tarihli hatalı ilk basımının 43. sayfasında bulunan "..." adlı bölümünde atıf yapılmaksızın yer aldığı hususu da çekişme konusu değildir. Yine, söz konusu kitabın █████/2019 tarihinde yeniden basıldığı ve bu basımda atıf ile ilgili bir eksikliğin bulunmadığı davacı tarafın da kabulündedir. Taraflar arasındaki çekişme, 10.03.2019 tarihli ilk basımın davanın FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal edip etmediği noktasındadır.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davaya konu kitabın hatalı olduğu belirtilen 10.03.2019 tarihli ilk baskısında yer alan ve davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından kaleme alınan "..." adlı 30 sayfanın 20 sayfası, davacıya ait yüksek lisan tezinin ilgili kısımları ile aynı olduğu ve bu kısımlar yönünden davacının yüksek lisans tezine atıfta bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda, söz konusu hatalı basımın, davacının eser/hak sahibinin umuma arz salahiyeti (FSEK 14. madde), adın belirtilmesi salahiyeti (FSEK 15. madde), eserde değişiklik yapılmasını menetme salahiyeti (FSEK 16. madde), çoğaltma hakkı (FSEK 22. Madde) ve yayma hakkını (FSEK 23. madde) ihlal ettiği açıktır.
Bununla birlikte, davalı tarafça ise, basıma sehven onay verildiği, █████/2019 tarihli basımdaki hatanın farkedilmesi üzerine yazarlar tarafından yayınevine durumun bildirildiği, bölümün düzeltildiği, düzeltilmiş hali ile kitabın █████/2019 tarihinde yeniden basıldığı, böylece davacının mağduriyetin giderildiği savunulmuştur. Ancak, davacı tarafça satış fişi ile birlikte dosyaya sunulan kitabın █████/2019 tarihinde basılan kitaplardan olduğu anlaşılmıştır. Aksi, davalı tarafça kanıtlanamamıştır. Davalı yayınevinin █████/2019 tarihli iç yazışmasında hatalı basımların depolarına iade edildiği belirtilmiş ise de, hatalı basılan bu kitapların bir şekilde satışa sunulduğu, aksi halde davacının bu hatadan haberdar olabilmesinin de mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Nitekim, dosya arasında hatalı basılan nüshaların imha edildiğine dair bir belge de bulunmamaktadır. Bu hale göre, davalılar ..., ... ile davalı yayınevi oluşan zarardan sorumludur.
Bunun yanında, ilk derece mahkemesince haklarındaki dava husumet yönünden reddedilen davalı editörler ... ve ...'ın da, kendilerinden beklenen tüm basireti ve özeni göstermemeleri, örneğin, davalı editörlerin bölümleri teslim alırken, güncel intihal tespit yazılımları ile taratmasının mümkün iken yapmamaları nedeniyle, diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, FSEK kapsamında mali hakları ihlal edilen davacı yönünden, tüm davalılardan, FSEK'in 68/1. maddesi kapsamında üç kat tazminat isteme şartları oluşmuştur.
Öte yandan, davalı tarafça sunulan 06.03.2019 tarihli faturaya göre dava konusu hatalı kitap, 52 adet basılmıştır. Bundan daha fazla basıldığı davacı tarafça kanıtlanmamıştır. Kitabın 28,00-TL satış bedeli ile telif ve alıntı oranı dikkate alındığında davalıların FSEK'in 68. maddesi kapsamı uyarınca ödemesi gereken tazminat tutarı 126,61'nin üç katı 379,83-TL'dir.
Yine, davalıların eylemi, davacının FSEK'in 15. maddesinden kaynaklanan manevi haklarını da ihlal etmiş olup, bu nedenle anılan Kanun'un 70/1. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edebilecek olan davacı için 5.000,00-TL takdirinin somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmış, Dairemizce anılan tutar, karar altına alınmıştır.
Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, █████████, 13.10.2009 tarih ██████████, 13.09.2011 tarih ███████████ ve HGK'nın 20.03.2002 tarih, ███████ sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiği takdirde taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana gelir. Bu durumda, davalının eylemi de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden; davacı hak sahibi farazi sözleşmenin kapsadığı kullanımın refini ve menini isteyemez. Açıklanan nedenle, FSEK'in 68. maddesi kapsamında tazminata hükmedildiğine göre artık yasal kullanım haline gelen davalıların kullanımlarının men ve ref'ine karar verilmesi talebi isabetli görülmemiştir. Somut uyuşmazlık yönünden, davacının FSEK'in 78. maddesi uyarınca hükmün ilanını talep edebileceği de tabidir. Dairemizce, davacının bu hususta menfaatinin bulunduğu kanatine de varılmıştır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2024 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
A) "..." isimli kitabın 10.03.2019 tarihinde 52 adet basılan hatalı nüshasının 43 ilâ 73. sayfalarında yer alan "..." isimli bölümünün davacının FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE,
B)379,83-TL maddi, 5.000,00-TL manevi tazminatın █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
C)Tecavüzün men'i ve ref'i isteminin REDDİNE,
3-Kararın kesinleşmesini müteakip, masrafı davalılardan alınarak, mahkeme kararının ulusal yayın yapan en yüksek tırajlı üç gazeteden birinde ilanına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 367,49-TL nispi karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 273,24-TL harcın mahsubu ile bakiye 94,25-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, kabul edilen maddi tazminat talebi bakımından belirlenen 379,83-TL, kabul edilen manevi tazminat talebi bakımından 5.000,00-TL ve kabul edilen diğer talepler bakımından 55.000,00-TL olmak üzere toplam 60.379,83-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, reddedilen maddi tazminat talebi bakımından 379,83-TL, istinaf edenin aleyhine karar verilemeyeceğinden reddedilen diğer talepler yönünden 40.000,00-TL olmak üzere toplam 40.379,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarih ve ███████ E.- ████████ K. sayılı kararı uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalılar yararına vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 685,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 405,00-TL tebligat ve posta gideri, 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 8.773,60-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre 2.950,02-TL'sine 273,24-TL peşin harç, 59,30-TL başvuru harcı eklenerek oluşan 3.282,56-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ile istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacılara iadesine (HMK m.333),
11-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 154,36-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!