Anahtar kelimeler: Zmss Saatte Gününün Olmadı Geldi Davetiye Dinlenerek Sözlü Dinlenildikten Kesinlik
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ Esas - ████████ Karar
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davalı ... vekili Avukat ... geldi. Davacılar tarafından gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan ve mülkiyeti davacılardan ...'a ait aracın, davacıların oğlu olan ... tarafından sevk ve idare edildiği sırada 21.05.2014 tarihinde dava dışı araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacıların oğlu ...'un vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma sebebiyle maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini ... için 84.699,93 TL, ... için 68.774,95 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2014 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacılardan ... için 68.774,95 TL, davacılardan ... için 84.699,93 TL olmak üzere toplam 153.474,88 TL destekten yoksun kalma nedenli maddi tazminatın dava tarihi olan 26.06.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalının sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 10.12.2014 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin, 10.10.2017 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile davacılardan ...'un sigortalı aracın maliki ve işleteni olduğu, davalının üçüncü kişilere verilen zararı teminat altına aldığı, işleten olan davacı ...'un talebinin teminat dışı olduğu, davacı ...'un destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiği, müteveffanın kamyon şoförü olarak çalışıp çalışmadığının ve ne kadar gelir elde ettiğinin tam olarak araştırılmadığı, gelire ilişkin taraf delilleri toplanılarak müteveffanın gerçek gelirinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 100.276,72 TL destekten yoksun kalma nedenli maddi tazminatın dava tarihi olan 26.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalının sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'un destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde desteğin tam kusurlu olduğunu, sürücünün kendi kusuru nedeniyle vefat ettiğini, davacıların tazminat talep edemeyeceklerini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı aracın sürücüsü olan davacıların oğlunun vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; bir davada mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş, öğretide kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve ███████ Esas, 1959/5 Karar sayılı ve 09.05.1960 tarihli ve ███████ Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir. Nitekim 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177/2 maddesinin son cümlesi ile "...Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." şeklinde düzenleme yapılmış olup bu düzenleme ile usuli kazanılmış hak müessesine yasal dayanak oluşturulmuştur.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesi, yargı kararlarında istikrarın sağlanması, yargılamanın hızlı sonuçlandırılması ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden bir müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Usuli kazanılmış hak esasen, Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren mahkemenin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. Mahkemece artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. Mahkemenin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dosyanın incelenmesinden; mahkemenin 10.12.2014 tarihli kararı ile davacı ... için 68.774,95 TL, davacı ... için 84.699,93 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği, kararın yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.10.2017 tarihli kararı ile davacı ...'un sigortalı aracın maliki ve işleteni olması nedeniyle talebi teminat dışı olduğundan anılan davacının destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği ve desteğin gerçek gelirinin tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle bozma kararı verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda desteğin gelirine yönelik ihtimalli hesaplamalar yapıldığı, asgari ücret esas alındığında davacı ...'un destekten yoksun kalma zararının 100.276,72 TL olarak belirlendiği, mahkemece de asgari ücrete göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek davacı ...'un destekten yoksun kalma tazminatı isteminin reddine, davacı ... için 100.276,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verildiği görülmektedir.
Mahkemenin 10.12.2014 tarihli kararı ile davacı ... için 68.774,95 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği ve kararın davacı tarafından temyiz edilmediği hususu gözetildiğinde mahkemenin 10.12.2014 tarihli kararı ile davacı ... yönünden hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmakta olup artık mahkemece ilk kararda hükmedilen 68.774,95 TL'den daha fazla tazminata hükmedilemez.
Şu durumda mahkemece; 10.12.2014 tarihli karar ile davacı ... için hükmedilen maddi tazminat miktarının, anılan kararın davacı ... tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleşmiş olması hususu dikkate alındığında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde 10.12.2014 tarihli kararda hükmedilenden daha fazla tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar desteğin sürücüsü olduğu araç ile dava dışı aracın çarpışması sonucu desteklerinin vefat ettiği iddiası ile destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi bozma kararına uyarak davacı ...’un işleten olması ve kendi aracının zorunlu mali sorumluluk sigortasından tazminat talep edemeyeceği gerekçesi ile reddine diğer davacı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bu kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacıların desteği kendisinin sevk ve idaresindeki araç ile yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazası yaparak öldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut dosyada ki uyuşmazlık, yüzde yüz kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilip edilmeyeceği ile ilgilidir.
Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluk riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ve sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır.
Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortacısının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Bu nedenle işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için bunların zararından trafik sigortası sorumlu değildir.
Sorumluluk sigortaları Türk Ticaret Kanunu’nun “Sorumluluk Sigortaları” başlıklı 1473 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 1473. maddesine göre; Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. Görüldüğü gibi bu maddede sorumluluk sigortalarında “sigortalı”, “sigortacı” ve “zarar gören” olarak üçlü bir ilişki belirlenerek sigortacının sigortalısının üçüncü kişiye verdiği zararı teminat altına aldığı açık bir şekilde hüküm altına almıştır.
Ayrıca, Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Bu durumda ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz.
Kaza tarihinde geçerli Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde ; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır.
Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nun 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse davalı zorunlu sorumluluk sigortasından da destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira bir zarardan işleteni sorumlu tutamadığımız durumlarda trafik sigortasını da sorumlu tutmamız mümkün değildir.
Bu gerekçelerle mahkemenin davanın reddine karar vermesi gerekirken kabul kararı vermesinin usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesi ile kararın bozulması gerekirken farklı gerekçelerle kararın bozulması yönünde verilen çoğunluk kararına katılmamaktayız.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!