Anahtar kelimeler: Vasıflı Paydaşı Oda Mevkiinde Talepli Bahse Parselde Beri Hissesini Paylı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 7. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı ve duruşma talepli olarak davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalının duruşma talebinden vazgeçmiş olması nedeniyle duruşma talebinin reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, 27 45... parselde kayıtlı oda vasıflı taşınmazın 07.07.1999 tarihinden beri paylı maliki olduğunu, davalının bahse konu taşınmazın 4,69 metrekare hissesini 02.12.2022 tarihinde paydaşlar ................, ve ................... 3.000.000,00 TL bedelle, 3,12 metrekare hissesini ise 27.12.2022 tarihinde .......... 1.600.000,00 TL bedelle satın aldığını, müvekkilin yasal ön alım hakkını kullanmasını engellemek için muvazaalı satış yapıldığını, satış bedelinin bir süre sonra arttırıldığını, bilirkişi marifetiyle belirlenecek bedel üzerinden ön alım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazdaki davalı hissesinin tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'nun dava dışı ...'nun kızı olduğunu, dava dışı ...'nun dava dışı hissedarlar ............................... ve ............. murisleri adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazdaki hisselerin intikali ve adlarına tescili konusunda danışmanlık hizmeti verdiğini, bu hizmet karşılığında 02.12.2022 tarihinde davalı adına tescilin gerçekleştirildiğini, bunun gerçek bir satış olmadığını, piyasa araştırması neticesinde ise piyasa rayicinin daha yüksek olması ve dava dışı taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde bu kapsamda bağlayıcı hüküm bulunması sebebi ile dava konusu gayrimenkul üzerindeki hisselerin satış değerinin Yeditepe Vergi Dairesi Başkanlığına verilen 19.12.2022 tarihli beyanname ile 5.100.000,00 TL'ye çıkarıldığını, davalının ilk satışla artık taşınmazda paydaş hâline gelmiş olması nedeniyle 27.12.2022 tarihli ikinci satışa karşı ön alım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça 02.12.2022 tarihli satışa istinaden vergi dairesine başvurularak satış bedelinin 5.100.000,00 TL olarak bildirildiği ve eksik harcın ikmal edildiği, davacı yanın bu hususa ilişkin muvazaa iddiasının bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ve satışı vekâleten gerçekleştiren ...'nun gayrimenkul danışmalığı yaptığı, ön alım davaları hakkında bilgisinin olduğu, taşınmazın konumu ve değeri göz önünde bulundurulduğunda davalının satış sonrası bedel artırımının ön alım davası açılmasını engellemek amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirdiği, kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak iddia edemeyeceği değerlendirilmekle 02.12.2022 tarihli satış bedelinin 3.000.000,00 TL olarak kabul edildiği, yine davalının söz konusu satışların gayrimenkul danışmanlığı sözleşmesi karşılığı olarak devrinin gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü, dosyada bulunan danışmanlık sözleşmelerinin tarafının ... olduğu, davaya konu satış sözleşmelerinin tarafının ise ... olduğu, iş bu sebeple sözleşme tarafı olmayan davalının devrin gerçek bir satışa dayalı olmadığı savunmasına itibar edilmediği, davalı tarafça davacıya söz konusu satışın noter kanalı ile ihbar edildiğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davalıya satış suretiyle pay temliki yapıldığı, aralarındaki sözleşme uyarınca hizmet bedelinin satış bedeline sayıldığı, bu nedenle ön alım hakkının kullanılabileceği, bilirkişi raporu ile davalının 02.12.2022 tarihli satış işlemi ile edinmiş olduğu 4,69 m²’lik hissesinin dava tarihindeki (18.01.2023) değeri 7.126.390,00 TL olarak belirlendiği, dava tarihi ile satış tarihi arasında uzun bir zaman bulunmadığı gözetildiğinde davalı tarafın gerçek değer olarak ifade ettiği toplam 5.100.000,00 TL’nin bilirkişi raporu ile tespit edilen değerin altında kaldığı ve davacı tarafın bedelde muvazaa iddiasının yerinde olmadığının görüldüğü, davacının muvazaa iddiası yerinde olmadığından toplam 6.834.000,00 TL ön alım bedeli üzerinden ön alım hakkının kullanılabileceğine göre iddia olunan ve harçlandırılan 3.975.000,00 TL bedel üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına, iddia olunan bedel ile kabul edilen ön alım bedeli arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına nisbi vekâlet ücreti takdiri ile harç dışında yargılama giderinin bu orana göre paylaştırılması gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ön alım bedelinin tapuda muvazaalı şekilde arttırıldığını, muvazaaya ilişkin hususların tanık beyanları ve sair hususlarla ispatlandığını, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda ilk satış işlemi yönünden gerçek bir satış söz konusu olmadığından ön alım hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını, ikinci satış işlemi yönünden ise davalının işlem tarihinde dava konusu taşınmazın hissedarı olması nedeniyle davacının ön alım hakkı bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.