Anahtar kelimeler: Davala Satımdan Bam Satım Faturanın Yazim İstinaden Takibe İzmir Dayanak

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davala arasında ticari satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeye istinaden takibe dayanak faturanın düzenlendiği, ancak davalının faturayı iade ederek ödeme yapmadığı, bunun üzerine faturaya konu alacağın takibe konu edildiği, davalının takibe itiraz ettiği, itirazın haksız olduğunu belirterek takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, taraflar arasında 2018 yılından beri devam eden ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki uygulamaya göre teslim edilen ürünlerin irsaliye tarihinden 1 gün öncesine ait TCMB döviz satış kuru esas alınarak ödemelerin yapıldığı, davacının takibe konu ettiği faturanın █████/2021 tarihinde sevk edilen ürünlere ilişkin olduğu, davacının bu tarihteki kapanış kurunu esas alarak teamül ve sözleşmeye aykırı fatura düzenlediğini, bu nedenle faturanın iade edildiğini, söz konusu malların sevk tarihi olan █████/2021 tarihinden önceki güne ait Dolar kapanış kurunun 12,10 TL, sevk tarihi olan █████/2021 tarihine ait Dolar kapanış kurunun ise 12,68 TL olduğu, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
: "...Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;davacının, davalı aleyhinde Torbalı Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasında fiyat farkından kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya elektronik tebligat aracılığı ile █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun █████/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı borçlunun itirazının iptalinin talep edildiği, davacının, taraflar arasında ticari satım sözleşmesi bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve teamüllere göre davalının kendisine sevk ve teslim edilen malların döviz cinsinden bedelini teslimin yapıldığı günün kapanış kuru üzerinden yapması gerektiği, buna göre █████/2021 tarihinde davalıya teslim edilen malların bedelinin aynı tarihteki kur üzerinden hesaplanması gerektiği ve buna göre davalı tarafından yapılan ödemenin eksik olduğu ve fiyat farkı oluştuğunu ve takibe dayanak faturanın usule uygun olduğunu iddia ettiği, davalının ise taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini kabul ettiği, ancak taraflar arasındaki teamülün malın teslim edildiği tarihten önceki güne ait kapanış kuru üzerinden satış bedelinin ödenmesi şeklinde gerçekleştiği, düzenlenen fiyat farkı faturasının teamüle aykırı olduğunu savunduğu, taraflar arasında ticari satım sözleşmesi bulunduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlığın yabancı para cinsinden yapılan ödemelerde ödeme tarihi itibariyle hangi döviz kurunun esas alınacağı (malın teslim edildiği güne ait kurun mu yoksa malın teslim edildiği günden bir gün önceye ait kurun mu?), buna göre takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne olduğu hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından taraflar arasındaki yabanca para cinsinden yapılan alım satım işlemlerinde hangi tarihteki kurun esas alınacağına dair yazılı sözleşme sunulmadığından mahkememizce taraflar arasındaki ticari teamülün tespit edilmesi ve takip dayanağı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilmesi amacı ile tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda taraflara ticari defter ve kayıtları sunması veya bulunduğu yeri bildirmesi, bilirkişinin emek ve mesaisine karşılık ücret ödenmesi ve bilirkişi ücretinin davacı tarafından karşılanmasına karar verildiği ve bu konuda kesin süre verildiği, davacı tarafından süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu yerin bildirildiği, davalının ise ticari defter ve kayıtları mahkememize sunduğu, ancak davacının kesin süreye rağmen bilirkişi delil avansını yatırmadığı, bu nedenle mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği, her ne kadar davacı tarafından süresinden sonra bilirkişi ücreti yatırılmış ve dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi talep edilmiş ise de, mahkememizce davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nın 222 ve 324. maddesi uyarınca verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davacı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını mahkememiz veznesine depo etmeyen davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi uyarınca bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ve dosya mevcuduna göre değerlendirilme yapılmasını kabul ettiğinin gerektiği, davacı mahkemece belirlenen bilirkişi delil avansının tarife aykırı olduğunu ve yüksek olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkememizce davacı ve davalının defterlerinin birlikte incelenmesi ve taraflarca defterlerin sunulması yerine bulunduğu yerin bildirilmesi halinde mahallinde inceleme yapılması hususları nazara alınarak bilirkişinin sarf edeceği emek ve mesai ile 2022 yılında paranın satın alma gücünde yaşanan değer kaybı, bilirkişi ücretlerinden yapılan yasal kesintiler ve dosya kapsamı gözetilerek ücret takdir edildiği, nitekim bilirkişi ücret tarifesine göre de mahkemece bilirkişi ücretinin tarifeden aşağıda olmamak üzere bilirkişinin sarf edeceği emek ve mesaiye göre serbestçe belirlenebileceği, davacının davasını açarken delil avansı yatırmadığı, sadece 440,00 TL gider avansı yatırdığı, söz konusu avansın miktarı itibariyle mahkememiz ara kararında belirtilen delil avansı olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, davacının ara karara ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, taraflar arasında takibe dayanak faturaya konu malın █████/2021 tarihinde davalıya teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın █████/2021 tarihine ait Dolar kurunun mu █████/2021 tarihine ait Dolar kurunun mu esas alınacağına ilişkin olduğu, TCMB tarafından bir önceki güne ait kurun ertesi gün saat 15:30' da açıklandığı, malın teslim edildiği █████/2021 tarihinde sadece bir önceki güne ait kapanış kuru bilindiğine ve davacı █████/2021 tarihindeki kurun esas alınması gerektiğini iddia ettiğine göre █████/2021 tarihinde açıklanan kurun uygulanması gerektiğini ispatlaması gerektiği, dosya kapsamı itibariyle davacının hangi tarihteki kurun esas alınacağına ilişkin teamülü ispatlar herhangi bir yazılı delil sunmadığı ve iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davalı davacının kötüniyetli olduğunu savunmuş ve kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, davacının takipte haksız ve kötüniyetli olduğunun davalı tarafından ispatlanmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE,
-Davalının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi ücretini diğer ara kararların yerine getirilmesi esnasında gözden kaçırdıklarını, celse kaybına sebebiyet vermeden söz konusu bilirkişi ücretinin taraflarınca tamamlanarak mahkeme veznesine yatırıldığını, dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmesi gerekirken mahal mahkemece bu taleplerinin reddedilerek bilirkişi delilinden vazgeçtiklerine dair karar verildiğini, üstelik de bilirkişi ücretinin 2022 bilirkişi ücret tarifesinin neredeyse iki katından fazla olduğunu, taraflarınca dava ikamesi esnasında gider avansı ve bilirkişi ücretinin dosyaya yatırıldığının, fazla ücret talebine dair kısmın taraflarınca sonradan tamamlandığı dikkate alınmadığını, dosyada hiç bilirkişi ücreti yatırılmamış gibi bu delile dayanmaktan vazgeçilmesine dair karar verilmesinin adaletsiz olduğunu, eldeki davada tanık deliline dayandıklarını, dilekçeyle tanıklarını bildirdiklerini, taraflarınca bildirilen tanıkların dinlenmediğini, davalı tarafın acil mal ihtiyacı isteğiyle, davacı müvekkili şirket yetkilisini arayarak kendisine █████/2021 tarihinde sevk ve teslim edilmesi kararlaştırılan ürünlerin █████/2021 tarihinde sevk ve teslimini istemini, aksi durumda ciddi sorunlar yaşayacağını belirttiğini, müvekkili şirkette iş organizasyonundan ötürü nakil vasıtalarının müsait olmadığını, saatin 15:30'u geçmesinden ötürü o günün yani irsaliye faturasının düzenlendiği █████/2021 tarih ve saate göre kapanış kuru üzerinden fatura düzenlenebileceğini telefonla ilettiğini, davalı şirketin kabulü ve taraflar arasında süregelen cari ilişkiden kaynaklı güvenden ötürü müvekkili şirketin müşterisinin talebini geri çevirmeyerek dosyaya sundukları sipariş fişi ve müvekkili adına kesilen nakliye faturasına konu nakil aracını da kiralayarak davalı şirkete dosyaya sundukları 17:24:36 saatinde kesinleşen e-irsaliye faturası çerçevesinde teslimat yaptığını, 6100 Sayılı HMK'nun 188.maddesi gereğince davalının ikrarı nazara alındığında mahal mahkemesinin kararının isabetsiz olduğunun ortaya çıktığını, ayrıca tarafların, dolar döviz kuru üzerinden ödeme hususunda anlaştığını, taraflarınca ekte sunulu Merkez Bankasına ait sayfalardan da anlaşılacağı üzere T.C. Merkez Bankasının gösterge niteliğindeki kur kapanış fiyatlarının en geç 15:30'da belirlendiğini, mahal mahkemesince bir gün sonra yayımlanan Resmi Gazeteyi kapanış fiyatlarının en geç 15:30 olarak belirlendiğini, mahal mahkemesince bir gün sonra yayımlanan Resmi Gazeteyi esas alarak yapılan tespitin de isabetsiz olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, fiyat farkından kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
"Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90.maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı Kanun'un 94.maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir.
Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi mümkün değildir. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır.
Gerek öğreti ve gerekse yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, kanıtlama yükümlülüğü altında bulunan tarafa, kesin süre konusu usuli işlemler hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tek tek açıklanmalı, keşif veya tanık dinlenmesi için yapılması zorunlu olan giderler parasal olarak saptanıp bildirilmeli, ödeme için verilen süre belirtilmeli ve bu hususların yerine getirilmemesi halinde doğacak sonuçlar da ihtar olunmalıdır. Diğer yandan, ilgilisinin yokluğunda verilen ve aleyhe sonuçlar içeren ara kararlarının bildirilmesi ve bunun da 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılması gereken giderlerin ise, taraflardan alınması veya suçüstü ödeneğinden karşılanması gerekir.."(Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin ██████████ esas, ██████████ karar sayılı emsal ilamı) Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillere, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemenin bilirkişi incelemesine ilişkin kesin süre verilen ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktarda ücret yatırılacağının belirtilmesi, kesin süreye uymamanın sonucunun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması halinde mevcut kanıtlara göre karar verileceğinin açıkça bildirilmesi, dava değeri itibariyle tanıkla ispatın mümkün olmaması, mevcut delil duruma göre davacının davasını kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!