Anahtar kelimeler: Açmaksızın Sayıldığı Verebileceği Hallerin Görüşü Fatura Sahte İzmir İstemleri Neticesinde

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Sahte fatura kullanma, sahte fatura düzenlemeHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozmaİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İzmir 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 12.05.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile "Sahte fatura düzenleyicisi firma yetkilileri hakkında düzenlenen vergi tekniği raporları celp edilerek, hakkında dava açılan fatura düzenleyicisi firma yetkilileri hakkındaki dava dosyalarının UYAP üzerinden celbi sağlanmış ise de bu işlemin bilirkişiden görüş alınmasından sonra yapılmış olması yanında; sahte belgenin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b-son maddesinde " Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge '' şeklinde tanımlanmış olması, dolayısıyla ticari faaliyetin açık veya gizli rıza ile bir başkası tarafından da gerçekleştirilebileceği, bu gibi durumlarda düzenlenen belgenin sadece bu nedenle sahte olarak kabul edilemeyeceği ve önemli olanın faaliyetin kim tarafından gerçekleştirildiğinden ziyade gerçek bir faaliyet olup olmadığı hususunun sahte fatura düzenleme suçunun yasal koşullarının oluşumu için önem arz ettiği dikkate alınarak, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından;1) İlk derece mahkemesinin hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunu tespit ederek birleştirme talebinde bulunduğu ancak talebinin reddedilmesi nedeniyle birleştirilemeyen, sanığın yetkilisi olduğu ... Dan. Araş. Gel. Mod. Rek. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin mükellefiyetinden dolayı açılan İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası ile sahte fatura düzenleyicisi firmalar hakkında açılan ve UYAP üzerinden celbi sağlanan dosyalardan karar verilip verilmediğinin araştırılıp, karara çıkanlar varsa kararların onaylı örneklerinin dosya arasına alınması,2) Sanık hakkında açılmış olan ve Vergi Usul Kanuna muhalefet suçlamasını içerdiği, UYAP üzerinde yapılan araştırma sonucu tespit edilen İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasının celp edilip, bu dosya ile hukuki veya fiili bağlantısı bulunup bulunmadığının tespiti, bağlantının mevcut olduğunun tespiti halinde yasal imkan bulunması halinde birleştirilmesi, bu yasal imkanın olmaması halinde dosyanın incelenip tutanağa bağlanması, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin alınması,3) Sanıktan mal ve hizmet alışında bulunan firmalar ile sanığa mal veya hizmet satışında bulunan firmalardan, kanaat oluşturacak sayıda yetkilisinin tanık olarak celbiyle, CMK'nın 48. maddesindeki çekinme hakları hatırlatılarak; sanıktan aldıkları veya sattıkları malları gösterir fatura içeriği mal veya hizmeti alıp almadıkları, sanığa satış yapıp yapmadıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları, mal veya hizmet alım veya satımı konusunda kiminle muhatap oldukları, ödemeyi kime yapıp, faturayı kimden aldıklarının sorulup, imkan dahilinde ödeme ve teslim belgelerinin aslı veya onaylı örneklerinin temini,4) Bu şekilde oluşturulacak dosyanın bir bütün halinde yeniden bilirkişiye tevdii ile sanığın 2016 yıllarında beyan ettiği alışların yaklaşık %87'sinin, 2017 yılında beyan ettiği alışlarının %91'nin esas faaliyeti komisyon karşılığı sahte fatura düzenlemek olan firmalardan yaptığı iddiasının doğru olup olmadığı, sahte olduğu iddia edilen fatura düzenleyicisi firmaların tespit edilen üretim kapasitesinin ve faaliyet konusunun fatura içeriği mal veya hizmeti üretmeye ve satmaya uygun olup olmadığı, faturaların düzenlendiği tarihler itibariyle faal olup olmadıkları yönünde yapılmış bir tespit bulunup bulunmadığı, herhangi bir taşıma veya nakliye belgesi ile ödeme belgesinin bulunup bulunmadığı, sanığın yaptığı ödemelerin fatura düzenleyicisi firmaların ticari kayıtlarına işlenip işlenmediği, suça konu faturaların basım tarihinin faturanın düzenlendiği tarihten önce olup olmadığı, fatura düzenleyicisi firmaların kayıtlarında yer alıp almadığının incelenip; sanığın alışlarının gerçek bir alım satıma dayanmayan firmalardan yapılması nedeniyle gerçek olmadığının tespiti halinde, iş yeri üretim kapasitesi de dikkate alındığında; sanığın gerçek olduğu kabul ve tespit edilen mal veya hizmet alımlarının toplam miktarı ile mal veya hizmet satışı sonucu düzenlediği faturalara konu miktarda mal veya hizmet üretimi veya satışı yapmasının mümkün olup olmadığı, sanığın düzenlediği faturaların sürdürülen faaliyet konusu ile uyumlu olup olmadığı, düzenlenen faturaların matbaa basım tarihinden sonra düzenlenip düzenlenmediği hususlarında görüş istenip, elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinin gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması," gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İzmir 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 21.02.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile "..Sanığın; vefat ettiği tespit edilen ... adına mükellefiyet tesis ettirip, ...'den aldığı geniş kapsamlı vekaletname ile bilfiil tüm ticari faaliyeti kendisinin yürüttüğü, bu faaliyeti sırasında da gerçek bir ticari mal veya hizmet alım veya satımı olmaksızın komisyon karşılığı, sahte fatura tanzim ederek karşıt mükelleflere verdiği, sanığın yürüttüğü ticari faaliyetin gerçek sahibi olması nedeni ile ... adına muvazaalı şekilde tesis edilen mükellefiyet üzerinden 2015-2016-2017 yıllarında, her yıl birden fazla ay içinde sahte faturalar düzenleyerek veya düzenleterek sahte fatura düzenleme suçuna işlemesi yanında; düzenlediği faturalardan doğan vergisel yükümlülüklerinden kaçınmak ve muhabese tekniği açısından işlediği fiilleri gizlemek için 20 16... yılları içinde, daha önce haklarında sahte fatura tanzim etmekten vergi tekniği raporu düzenlenmiş olan veya haklarında bu yönde incelemeler devam eden vergi mükelleflerinden aldığı sahte faturaları ticari defter ve kayıtlarına işlediği iddiasıyla açılan kamu davası sonucu, sanığın 01.11.2022 tarih ve ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████████ esas sayılı dosyası üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu 12.05.2023 tarih ve █████████ karar sayılı hükmü ile bozulmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda ilk derece mahkemesinin ████████ esas sırasına kaydı yapılarak yürütülen yargılama sonucunda da sanığın zincirleme sahte fatura düzenleme ve zincirleme sahte fatura kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın da sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemede;Yargıtay'ın önceki emsal nitelikteki kararlar ve uygulamalarına göre sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının ayrı suçlar olarak kabul edilmekteyken, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.10.2024 gün ve ███████-2 80... /279 sayılı kararı ile sahte fatura düzenleme veya sahte fatura kullanma suçlarının ayrı suçlar olmadığı kabul edilerek, düzenleme ve kullanma eylemlerinin birlikte gerçekleştiği durumlarda, TCK'nın 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın hukuki durumu yeniden değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi," gerekçesi ile tekrar hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, bozma kararları ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.02.2026 tarihinde karar verildi.