Anahtar kelimeler: Açmaksızın Manisa Sayıldığı Verebileceği Hallerin Görüşü İstemleri İzmir Neticesinde Sahte

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Sahte belge kullanmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozmaİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 25.04.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile "Düzeltme beyannamesi verilmeyen ve ticari kayıtlara işlenerek kullanılan ... ve ... firmasına ait faturaların indirilecek KDV 'ne oranının %29 gibi yüksek bir oranda olması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından;1) Başta düzeltme beyannamesi verilmeyerek ticari kayıtlarda faturaları kullanılmaya devam eden ... ve ... Ltd. Şti olmak üzere, tüm sahte fatura düzenleyici firma yetkilileri hakkında açılan davaların akıbetinin araştırılması, bu dosyaların gerekirse celb edilerek incelenip tutanağa bağlanması, birleştirme imkanının bulunması halinde birleştirilmesi, aksi takdirde; sahte fatura düzenleyicisi kişi veya firmalar hakkında açılan ve celbi sağlanan dava dosyalarında, sanığın kullandığı faturalara konu malzemenin nakliye ve teslim işlemlerine yönelik kayıtlar ile bu kayıtları destekleyici belgelerin ve fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin kayıt ve belgelerin bulunup bulunmadığı yönünden incelenmesi, gerekirse ayrıntılı ve karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması, kayıtlardan tespit edilecek teslime yönelik nakliyede kullanılan araçların şoförlerinden kanaat oluşacak sayıdaki şoförün tanık olarak beyanı alınarak faturaya konu malların nakliyesi konusunda kiminle muhatap olduğu, nakliye bedelini nasıl ve kimden aldığı, faturaya konu malları nereden alıp, nereye ve kime teslim ettiği, nakliye bedelinin tahsiline ilişkin elinde belge bulunup bulunmadığının sorulması,2) Fatura düzenleyicisi firmaların kayıtlarında da nakliye ve ödemeye ilişkin kayıt ve belgelerin olmadığının tespiti halinde bu hususun sanıktan sorulup açıklattırılması suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı,3)Yapılacak araştırma ve toplanılacak delil durumuna göre oluşacak kanaate göre suçun sabit olduğu kanaatine varılması halinde ise, hükümden sonra █████/2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun'un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 25.04.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Manisa 6.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.02.2026 tarihinde karar verildi.