Anahtar kelimeler: Cebeci Mahalde Abonesi Konkordato Sokak Ödememesinin Tesisatta Açtığını Bahsi Ödemediğini

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ E - ████████ KDAVANIN KONUSU
: KonkordatoKARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, Cebeci Mahallesi ... Sokak No: ... adresindeki ... hesap numaralı tesisatta müvekkili şirketin abonesi olduğunu, ilgili mahalde elektrik kullanımı gerçekleştirmesine rağmen ███████ ve ███████ dönemlerine ait fatura borçlarını ödemediğini, borcunu ödememesinin yanı sıra İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde █████████ Esası ile konkordato davası açtığını, davalının bahsi geçen dava ile kötü niyetli olarak, hukukun tanıdığı imkanlardan faydalanmak suretiyle, işlettiği iş yerinde yüklü miktarda iş yapıp bunun elektrik maliyetini rızası olmadığı halde Müvekkili şirket üzerinde bırakmaya çalıştığını, Mahkemece müvekkili şirketin alacağının bir kısmının kabul edilmediği konkordato projesinin tasdiki kararı ile bir anlamda davacı yanın kötü niyetli ve haksız iddiaları ödüllendirilmiş ve müvekkili şirketin, gönülsüz ve kar paysız ortak durumuna düşürülmüş olduğunu, Konkordato davasında; müvekkili şirket alacağının 379.306,30-TL kısmının konkordato talep eden şirketçe kabul edildiği, 338.779,22-TL'lık kısmının ise kabul edilmediği bildirilmiş ise de bunun kabulünün mümkün olmadığı, kabul edilmediği bildirilen bu kısmın konkordato talep eden şirketin müvekkili şirkete olan fatura borçlarının son ödeme tarihinden itibaren işleyen faizine ilişkin kısım olduğu, 6183 Sayılı yasa gereği asıl alacağa (fatura bedeline) değişecek oranlar üzerinden hesaplama yapılmak üzere gecikme faizi ve gecikme faizine %18 KDV uygulanması gerektiğinin açık olduğu, Müvekkili şirketin haklı alacağının kabul edilmemesi mümkün olamayacağı, alacağın tahsili amacıyla öncelikle, 6/███████ tarihli 7155 Sayılı Kanun 20. Maddesi ile TTK'ya eklenen 5/A maddesinde yer alan dava şartı arabuluculuk başvuru koşulunun yerine getirildiğini, ancak sürecin anlaşamama şeklinde sonuçlanmış olup anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, bu sebeplerle bu aşamada İİK 308/b kapsamında, çekişmeli alacak niteliği haiz olan alacağın İİK 308/b kapsamında konkordato nisabına dahil edilmesine, bu çerçevede kabul edilmeyen alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: davacı şirketin konkordato alacağını rüçhanlı alacak gibi değerlendirmeye çalıştığını , davanın açıkça kötü niyetli olduğunu,davacının alacağının açıkça konkordatoya tabi olduğu, davacının da bu durumu fiili ile doğrulayarak, alacağını konkordato alacağı olarak yazdırmış olduğunu, davacının, konkordato yargılamasının hiç bir aşamasında farklı bir beyanı olmadığı, alacak yazdırırken gerçek alacağından yüksek miktarda alacak yazdırmış olduğunu, davacının bir kamu kuruluşu olmadığı , özel şirket olduğu ve diğer konkordato alacaklılarından hiçbir farkı bulunmadığı, davacının alacağına kamu alacağına uygulanan faizin uygulanmasına yönelik bir Kanun bile olsa idi, davacının faiz istemesinin mümkün olamayacağı, zira davalı şirketin temerrüde düşürülmediği, davacının takip yapmamıştır ve ihtar çekmemiş olduğu,kaldı ki, konkordato alacağında temerrüt olsa bile faiz işletilemeyeceği, İİK'nun "Konkordatonun hükümleri" başlıklı 308/c maddesi hükmü : "...Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde mühletin etkileri, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam eder. Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir. 206. maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dahil olmak üzere, mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta masa borcu sayılır. Aynı kural karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir..." şeklinde olduğu, davacının alacağı açık ve kesin olarak konkordatoya tabi olduğu, davacı tarafından konkordatoya da itiraz edilmediği, itiraz etse idi bile, itiraz edilmiş olmasının, kesinleşmiş konkordato alacağına bir etkisi bulunmadığı, yani ... Perakende Satış Anonim Şirketi anaparası dışındaki faiz taleplerini artık davalıya yönlendiremeyeceği, bu talebi konkordato projesi içinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında değerlendirilmiş, alacak ve alacaklı çoğunluğu ve mahkeme kararı ile konkordato faizsiz olarak tasdik edilmiş olduğu, artık, davalının taksitlerini zamanında ödememesi dışında, bunun geri dönüşü bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin anaparaya ilişkin hükümleri zaten davalı şirketçe yerine getirilmiş ve alacağın kanun gereği ödenmesi gereken kısmının kabul edilmiş olduğu, İİK'nun “Çekişmeli alacaklar hakkında dava” 308 / b hükmü aşağıdaki gibidir: “ Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir" şeklinde olduğu, davacının , alacağının nisaba dahil edilmesini ve ayrıca alacağına hükmedilmesini talep etmiş ise de k dava dilekçesinden ne miktar talep ettiğinin dahi anlaşılamadığı, konkordatoda 1 aylık dava süresi bulunduğu, dava süresinde olsaydı bile, dava edilen tutar açıkça ne dava değeri olarak ne de sonuç kısmında süresinde bildirilmediğinden, davanın bu sebeple dahi reddi gerekli olduğu, zira yasal süre içinde hangi miktar için dava açıldığının açıkça bildirilmesi gerektiğini beyanla ,davanın reddini talep etmiştir.İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ;Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "davacı hem güvence bedelini hem de ödenmemiş fatura alacağını gecikmefaiziyle birlikte talep etmektedir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göreise güvence bedeli müşterinin ödenmemiş borcu olması ihtimalinde borca karşılık mahsupedilmek üzere talep edilir. Dolayısıyla davacının hem güvence bedelini hem de ödenmemiş fatura alacağını istemesi birbiriyle çelişen iki talep olup, her ikisinin birden davacı tarafından talep edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davalı tarafından konkordato dosyası olan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında davacı tarafın fatura alacağı davalı tarafından kabul edilerek konkordato projesine dâhil edilmiştir. Bu sebeple davacı tarafın fatura alacağının hâlihazırda mahkeme kararı ile teminat altına alındığından davalı tarafın ayrıca bir teminat borcu bulunduğunun kabulü mümkün olmadığı" gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu ;Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve beyanlar tekrar edilerek, Konkordato davasında; müvekkili şirket alacağının 379.306,30-TL kısmının konkordato talep eden şirketçe kabul edildiği, 338.779,22-TL'lik kısmının ise kabul edilmediği bildirilmiş ise de bunun kabulünün mümkün olmadığı, kabul edilmediği bildirilen bu kısım konkordato talep eden şirketin müvekkil şirkete olan fatura borçlarının son ödeme tarihinden itibaren işleyen faizine ilişkin kısım olduğu, . 6183 Sayılı yasa gereği asıl alacağa (fatura bedeline) değişecek oranlar üzerinden hesaplama yapılmak üzere gecikme faizi ve gecikme faizine %18 KDV uygulanması gerektiği, müvekkili şirketin fatura alacağının tamamının konkordato sürecine dahil edilmesi gerektiği, kaldı ki yerel mahkeme " davacı hem güvence bedelini hem de ödenmemiş fatura alacağını gecikmefaiziyle birlikte talep etmektedir. Davacının hem güvence bedelini hem de ödenmemiş fatura alacağını istemesi birbiriyle çelişen iki talep olup, her ikisinin birden davacı tarafından talep edilmesi mümkün değildir." demek sureti ile davanın reddine karar vediğini, oysaki güvence bedeli "Elektrik aboneliği yaptırırken; görevli tedarik şirketi tarafından elektrik kullanıcısından tahsil edilen ve abonelik sona erdiğinde güncel tutar üzerinden hesaplanarak borçların ödenmesi veya mahsup edilmesi sonrası iade edilen teminata" denildiği, huzurdaki davada abonelik süreci sona erdirilmediğinden güvence bedelinden mahsup edilecek bir borç bulunmadığı, bu nedenle alacağın tamamının konkordato sürecine dahil edilmesi gerektiği, bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava ; İİK 308/b maddesi uyarınca çekişmeli alacak kısmının tahsili talebine ilişkindir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; Davalı şirket, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E. Sayılı dosyası ile Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 ila 308/h md.) konkordato ilan etmiştir.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirket tarafından başlatılan takip, yasal süresinde tahsil edemediği fatura alacağı, ve buna ilişkin gecikme faizi ile güvence bedelinden ibarettir. Davalı şirket, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E. Sayılı dosyası ile Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) konkordato ilan etmiştir. Davalı şirketin açmış olduğu Konkordato Projesinin tasdiki davasında görevlendirilen Konkordato komiseri tarafından 28.01.2020 tarihli tutanak ve eklerinde de davacı şirketin konkordato mehil tarihi itibari ile 379.306,30 TL alacağı olduğu kabul edilmiş, geri kalan 200.232,41 TL nin güvence bedeli olduğuna ilişkin 28.01.2020 tarihli “Tutanak” düzenlenmiştir. Davacı, kamu kurumu niteliğinde bir kuruluş olmaması sebebi ile diğer adi alacaklılardan hiçbir farkı yoktur. İİK'nun “Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları” başlıklı 294. Maddesinde; “..Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır. Hacizli mallar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde 186 ncı madde hükmü uygulanır. Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür. Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir...". şeklinde hüküm kurulmuştur. Davalı şirketin 19.11.2018 tarihinde geçici mühlet aldığı görülmektedir. söz konusu tarihte davacı şirketin alacak bakiyesi, 99.294,80.-TL ve 174.839.-TL değerindeki iki adet fatura bedelinden ibarettir" şeklinde görüş bildirmiştir.Bilirkişi heyetinin sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Konkordato projesine dahil edilmeyen alacağın, taraflar arasındaki sözleşmeye binaen ihtilaf konusu faturaların son ödeme tarihinden başlayarak işleyecek olan gecikme faizinden kaynaklı olduğu, Konkordato projesine dahil edilmeyen güvence bedelinin taraflar arasındaki sözleşmeye binaen düzenlenmiş olduğu fakat dosya münderecatından ödenme şekli ve zamanının anlaşılamadığı hem güvence bedelinin hem de ödenmemiş fatura bedelinin aynı anda talep edilemeyeceği, Davacının talep ettiği gecikme faizine 6183 sayılı Kanunda belirtilen oranın uygulanamayacağı, tarafların tacir olması sebebiyle bahse konu faturalara ticari temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, Şa Mahkemece, faizin faturaların son ödeme tarihinden geçici mühlet tarihine kadar işleyeceği kabul edilirse 379.306,30-TL esas alacağa ticari temerrüt faizi uygulandığında 6.505,49 TL faiz işleyeceği, şayet Mahkemece faizin faturaların son ödeme tarihinden kesin mühlet tarihine kadar işleyeceği kabul edilirse 379.306,30-TL esas alacağa ticari temerrüt faizi uygulandığında 37.509,89 TL faiz işleyeceği, tasdik edilen konkordato projesinde, adi alacaklara faiz işlemeyeceği kabul edildiğinden, dava konusu alacağa mühlet içerisinde gecikme faizi işlemeyeceği" şeklinde görüş bildirilmiştir.İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında ; davalı şirket yönünden konkordato projesinin tasdik talebinin kabul edildiği, mahkemenin kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği , Projede konkordatoya tabi borçlarının %100'ünün faizsiz olarak 20 taksit halinde ödenmesine karar verildiği ve mahkemece de bu yönde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.Mahkemece , İİK 294/3 maddesindeki düzenleme ile alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davalı tarafından konkordato kapsamındaki borçlarının faizsiz olarak ödenmesine karar verildiği, bu kapsamda davacı tarafın konkordatoya dahil edilen alacağına faiz işletilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Ayrıca ,dosya kapsamından temerrüt olgusunun da gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026